Kayıtlar

Nisan, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Resim
Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Mehmed Akif Ersoy - Tevhîd Yâhud Feryâd (Safahat'tan - 4)

Resim
  Ey nûr-i ulûhiyyetinin zılli avâlim , Zıllin bile esrâr-ı zuhûrun gibi muzlim ! Kürsî-i celâlin -ki semâlarla zeminler Bir nokta kadar sahn-ı muhîtinde tutar yer- İdrâkin eder gâye-i ümmîdini haybet ... Yâ Rab, o ne dehşettir, İlâhî, o ne heybet! Pervâzına yetmez gibi pehnâ-yi avâlim, Gâhî seni bulsam diye, âvâre hayâlim Bir şevk ile lâhûta kadar yükseleyim der. Lâkin nasıl olsun ki bu mi’râca muzaffer? Nâsût muhîtinde henüz çalkalanırken, Bir dest-i tecebbür dayanıp göğsüne birden; Hüsranla iner öyle sefîl, öyle muhakkar : Hâlâ o sükûtun küreden tozları kalkar! Yalnız o mu? Bin fikr-i semâvî bu zeminde, Bîtâb-ı taharri kalarak âh ü eninde! Eşbâha mı kurbün olacaktır cevelângâh ? Ervâh bütün mündehiş-i “sümme radednâh!” Sun’undaki esrâra teâlî bize memnû’ Olmaz mı, ridâ-pûş dururken daha masnû’ ? Hurşîd-i ezelden nasıl ister ki haberdâr Olsun daha bir zerreyi derk etmeyen efkâr? Ey nâmütenâhî sana nisbet ile mahdûd , Mahsûr-i muhît-i kaderindir ne ki mevcûd. Dîbâce-i evsâfını alm...

Osman Çeviksoy - Keçi (Hikaye)

Resim
“Yıllar önce şeytana uyup bir keçinizi çaldım. Kendi keçimmiş gibi kestim, kızarttım, arkadaşlarımla yedim. Sonra unuttum. Arada bir hatırladığım oldu, önemsemedim. Kırk yaşımdan sonra hemen her gün aklıma düştü. Bir süre sonra aklımdan çıkmaz oldu. Pişmandım. Huzursuzdum. Tövbeler ettim olmadı. Fakir fukaraya sadaka dağıttım, olmadı. Bir türlü aklımdan atıp rahatlayamadım. Uykularım kaçtı. Gittim, müftüye danıştım. “Dünyada helalleş. Öbür tarafa bırakırsan, kendine yazık edersin. Çık karşısına, açıkça anlat! ‘Ödeyeceğim!’ de. Öde, kurtul!” dedi. Keçinizin karşılığını ödeyip helalleşmeye geldim. Öte yana borçlu gitmek istemiyorum.”  “Güzel! Keçimin karşılığını ödersen helalleşmiş oluruz.”    “Ödeyeceğim, miktarı söyleyin.”  “Önce bir hesap yapmam gerek!”  “Elbette… Bir, iki, üç, beş keçi deyin vermeye hazırım.” “Keçimi kaç yıl önce çaldınız?” “Tam yirmi dört yıl oluyor.” “Dördünü silelim yirmi yıl olsun. Keçimiz, yirmi yılın on yılında on yavru yapmış olsa… bunl...

Fuzuli - Gazel - 42 (Bahr-i aşka düştün ey dil lezzet-i cânı unut)

Resim
Bahr-i 'ışka düştün ey dil lezzet-i cânı unut Bâliğ oldun gel rahimden içtiğin kanı unut

Fuzuli - Gazel - 40 (Tılısm-ı genc için bin ism-i a’zam yâd tuttun tut)

Resim
  Tılısm-ı genc için bin ism-i a’zam yâd tuttun tut Tılısmı sındurub genci bozup ismi unuttun tut Döküp mey câmini mey tutmak temennâsın çıkar baştan bugun kanlar töküp âlemde çok hûn-âbe yuttun tut Şarâb-i nâb zevkinden ne hâsıl Çün değil bâki riyaz ömre binkez su verip âhir kuruttun tut Çü ne Cemşid bulmuştur bakâ keyfiyyetin ne Cem Bu bezm içre Cem ü Cemşid elinden câm tuttun tut Fuzûlî kıl kıyâs-i hâlin ehl-i dehr hâlinden Kumârı mekr ü tezvir ü hiyel ehlinden uttun tut

Mehmed Akif Ersoy - Hasta (Safahat'tan - 3)

Resim
“Vak’a Halkalı Ziraat Mektebi’nde geçmiştir.” – Bence, doktor, onu siz bir soyarak dinleyiniz; Hastalık çünkü değil öyle ehemmiyyetsiz, Sâde bir nezle-i sadriyye mi illet? Nerde! Çocuğun hâli fenâlaştı şu son günlerde. Ameliyyâta çıkarken sınıf on gün evvel, Bu da gelmez mi, dedim: “Kim dedi, oğlum, sana, gel? Nöbet üstünde adam kaçmalı yorgunluktan, Hadi yavrum, hadi söz dinle de bir parça uzan.” O zamandan beridir za’fı terakkî ediyor; Görünen: Bir daha kalkınması artık pek zor. Uyku yokmuş; gece hep öksürüyormuş; ateşin Olmuyormuş azıcık dindiği...

Abdurrahim Karakoç - Kısa Soruya Uzun Cevap

Resim
“Eski dostlar nasıl?” diye sorarsın Dostluk nasıl bir şey? Nerede kaldı? Kimi ata binip aştı dağlardan Kimisi ahırda, harada kaldı. Nurettin’in mumu yanmadan söndü Baki palavrayla köşeyi döndü. Gaffar çok kurnazdı, Sadık çok bön’dü Fermanı şaşırdı arada kaldı. Şeytan kaçtı, cin yetişti imdada. Harun İnternet’te, Hayri simya’da Tayyar gökdelende, Mahdum villada Mülayim bir çıkmaz derede kaldı. Serdar yukarıda madik atıyor Hicabî pazarda marul satıyor Alişan Lara’da kumda yatıyor Sadullah tipide, borada kaldı. Süleyman silahı duvara asmış Selami herkesten selamı kesmiş Hidayet kahrından dünyaya küsmüş Zafer çekte, Zeki kirada kaldı. Hayrettin haraca bağladı yurdu Erdal eroinden voleler vurdu Behçet İstanbul’a karargâh kurdu İkram Muş’ta, Zülküf Zara’da kaldı. Dost most bırakmadı çaldı seneler Aklı, iradeyi aldı seneler Yaprağı, çiçeği yoldu seneler Yeşillik sadece serada kaldı. Gazanfer gün boyu gökte uçuyor Şarabı bıraktı, viski içiyor. Kamber denizlere yelken açıyor Zavallı Muharrem ka...

Tevfik Fikret - Millet Şarkısı

Resim
Çiğnendi yeter, varlığımız cehl ile kahre, Doğrandı mübarek vatanın bağrı sebepsiz. Birlikte bugün bulmalıyız derdine çare Can kardeşi, kan kardeşi, şan kardeşiyiz biz. Millet yoludur, hak yoludur tuttuğumuz yol Ey hak, yaşa, ey sevgili millet, yaşa, varol!

Ömer Seyfeddin - Büyücü

Resim
  Büyük Selahaddin Eyyubi, kendisinden aman dileyen Kudüs'ü aldıktan sonra hiç durmamıştı. Şam'da "biraz dinlenelim!" diye isteklerini bildiren askerlerine: — Ömür kısadır. Ecelimizin ne zaman geleceğinden emin değiliz, cevabını verdi.

Ömer Hayyam - Rubai

  İnsan yiyeceksiz, giyeceksiz edemez:   Bunlar için didinmene bir şey denmez.   Ondan ötesi ha olmuş, ha olmamış:   Bu güzelim ömrünü satmaya değmez.   (Çeviren : Sabahattin Eyuboğlu)

Ömer Seyfeddin - Yalnız Efe

Resim
Sabahtan beri yürüyorduk. Düşe kalka geçtiğimiz sarp keçi yolları bazen sel yarıkları içinde kayboluyor, bazen sık fundalıklardan ayrılarak, dibinde sivri sivri çam tepeleri görünen karanlık çukurlara sapıyordu. Ayı avına gidiyorduk. Kılavuzum Kumdere köyünün en namlı nişancılarındandı. Beraber tırmanacağımız yüksek ormanlı dağların daha çok uzağındaydık. Vakit vakit ince bir yağmur serpeliyordu. Güneş yoktu. Nihayetsiz mor bir kubbeyi andıran dumanlı gökten sonsuzluğun geçmiş saatlerini hatırlatır gamlı guguk sesleri aksediyordu. Artık iyice yorulmuştum. Omzumdaki martin gittikçe ağırlaşıyordu.             — Biraz dinlensek, dedim.             Kılavuzum güldü. Onun kır çember sakallı şen çehresi pembeleşti:             — Kesildin mi? diye sordu.             Sırt...

Yavuz Bülent Bakiler - Turan

Resim
  -Sadık Kemal Tural kardeşimize- Ben Altay dağlarından koparak geldim Yüreğimde Türkistan'dan binbir nakış var Çok şükür aslım da neslim de belli Türküm müslümanım o dağlar kadar.

Uçraşganda

Resim
 Söz: Abdurehim Ötkür Beste: Abdurehim Heyit Seher körgen çeğim közüm sultanini Didim "Sultan musen?", o didi "Yoq-yoq" Seher körgen çeğim közüm sultanini Didim "Sultan musen?", o didi "Yoq-yoq" Közleri yalqunluq, qolleri xeniliq Didim "Çolpan musen?", o didi "Yoq-yoq" Didim "İsmin nime?", didi "Ayhandur" Didim "Yurtun qayer?", didi "Turpandur" Didim "Başindiki?", didi "Hicrandur" Didim "Heyran musen?", o didi "Yoq-yoq" Didim "Ayğa oxşar", didi "Yüzüm mu?" Didim "Yultuz kebi", didi "Közüm mu?" Didim "Yalqun saçar", didi "Sözüm mu?" Didim "Volqan musen?", o didi "Yoq-yoq" Didim "Qiyaq nedur?", didi "Qaşimdur" Didim "Qunduz nedur?", didi "Saçumdur" Didim "On beş nedur?", didi "Yaşimdur" Didim "Canan musen?...

Ali Mümtaz Arolat - Bir Gemi Yelken Açtı

Resim
Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine, Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine; Hayâl iklimlerine bir gemi yelken açtı. Beyaz yelkenlerinde ölgün bir kızıllığın Titrek son akisleri dalgalandı belirsiz; Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz. Ufuklarda solarken altın şafak gülleri Yabancı âlemlerden sâadetler, emeller, İhtiraslar bekliyen kimsesiz gönülleri Gizlice sıkıyordu kızgın demirden eller. En katı yüreklinin bile bu sabah iki, Üç damla yaş kurudu solgun yanaklarında; Açılan yolcuların hepsi hissetmişti ki Bugün de erişilmez o diyâra, yarın da... Mâdem ki o iklime erişmeye imkân yok, Neden böyle vakitsiz enginlere çıkışlar? Bulutlar toplanıyor, ufukta dalgalar çok, Kış geliyor, yelkenler emin bir yerde kışlar! Yolcular diyorlar ki: -Erişmek ümidi az; Biliriz dalgaların her biri bir mezarlık. Belki de içimizden hiçbiri ayak basmaz, Lakin yolunda ölmek, bu da bir bahtiyarlık! Ufkun dört duvarına ka...

Ahmet Erhan - Bugün de Ölmedim Anne

Resim
Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım Kahvelerde oturdum, çocuklarla konuştum Sıkıldım, dertlendim, sevgilimle buluştum Bugün de ölmedim anne. Kapalıydı kapılar, perdeler örtük Silah sesleri uzakta boğuk boğuk Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük Bugün de ölmedim anne. Üstüme bir silah doğruldu sandım Rüzgâr, beline dolandığında bir dalın Korktum, güldüm, kendime kızdım Bugün de ölmedim anne. Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir, nereye gider? Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar Bugün de ölmedim anne.

O'zbekiston Respublikasining Davlat Madhiyasi (Özbekistan Milli Marşı)

Resim
Shoir: Abdulla Oripov   Bastakor: Mutal Burhonov Serquyosh hur o'lkam, elga baxt, najot, Sen o'zing do'stlarga yo'ldosh, mehribon! Yashnagay to abad ilmu fan, ijod, Shuhrating porlasin toki bor jahon!

100. Yıl Marşı

Resim
  Söz: İlker Kömürcü Beste: Yusuf Yalçın Parlayan yıldızı Anadolu'nun Çağlayan sel gibi şanlı Ulus'un Türkiye yüzyılı titretiyor dünyayı Sarsılmaz bir inançla kalpte tutukusu Bu toprak, bu deniz, bu bayrak bizim Tarihe sığmayan destanlar bizim Türklüğün yazgısı yazılıyor koynunda Kalplere kazınmış bu vatan bizim Yüzyıllarca kutlanacak Cumhuriyetimiz Her zaman aydınlık mavi göklere uzanacak ellerimiz Yüzyıllarca kutlanacak Cumhuriyetimiz Gazi'nin açtığı bu kutlu yolda yürüyeceğiz hepimiz Özgürlük tutkusu damarlarımda Çelikten her nefer semalarımda Sarmaşık dal gibi sarılmışız biz bize Tek yürek bu millet en zor anında Düşmanlar bir olsa yağsa göklerden Denizler köpürse taşsa dağlardan Kimseye eğmedik boynumuzu eğmeyiz Kahraman yarattı Türkü yaratan Yüzyıllarca kutlanacak Cumhuriyetimiz Her zaman aydınlık mavi göklere uzanacak ellerimiz.

Kazak Abdal - Taşlama (Ormanda Büyüyen Adam Azgını)

Resim
  Ormanda büyüyen adam azgını Çarşıda pazarda insan beğenmez Medrese kaçkını softa bozgunu Selâm vermek için kesan beğenmez Âlemi ta'n eder yanına varsan Seni yanıltır bir mesele sorsan Bir cim çıkmaz eğer karnını yarsan Câmiye gelir de erkân beğenmez Elin kapısında kul kardaş olan Burnu sümüklü hem gözü yaş olan Bayramdan bayrama bir tıraş olan Berbere gelir de dükkân beğenmez Dağlarda bayırda gezen bir yörük Kimi tımar sipah kimi ser-bölük Bir elife dili dönmeyen hödük Şehristâna gelir ezân beğenmez Bir çubuğu vardır gayet küçücek Zu'm-ı fâsidince keyif sürecek Kırık çanağı yok ayran içecek Kahvede fağfuri fincân beğenmez Yaz olunca yayla yayla göçenler Topuz korkusundan şardan kaçanlar Meşe yaprağını kıyıp içenler Rumeli bohçası duhân beğenmez Aslında neslinde giymemiş hâre İş gelmez elinden gitmez bir kâre Sandığı gömleksiz duran mekkâre Bedestene gelir kaftan beğenmez Kazak Abdal söyler bu türlü sözü Yoğurt ayran ile hallolmuş özü Köyden şehre gelen bir köylü kızı İ...

50'nci Yıl Marşı

Resim
  Söz: Bekir Sıtkı Erdoğan Beste : Necil Kâzım Akses Müjdeler var yurdumun toprağına, taşına; Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına! Bu rüzgârla şahlanmış dalga dalga bayrağım, Başka bir tuğ yaraşmaz Türk'ün özgür başına. Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu, Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu... Yılları bir çığ gibi aşarak hafta hafta, Koşuyoruz durmadan kadın-erkek bir safta... Elimizde meşale; ilke ilke Atatürk, Işıklarla donattık ülkeyi her tarafta... Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu, Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu... Aynı kandan feyz alır bunca toprak, bunca taş... Kılıç tutan bilekler, verdi sabanla savaş. Tekniğin dev nabzında her adım, her dakika, Çarklarda aynı tempo, yüreklerde aynı marş... Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu, Atatürk'ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu... Biz yürekten bağlıyız elli yıldır bu yola, "Yurtta barış" ilk hedef, "Cihanda sulh" parola Koparamaz hiçbir güç bizi millî birlikten; At...

Fuzuli - Gazel - 41 (Ey esîr-i dâim-i gam bir koşe-i mey-hâne tut)

Resim
  Ey esîr-i dâim-i gam bir koşe-i mey-hâne tut Tutma zühhâdın muhâlif pendini peymâne tut

Fuzuli - Gazel - 24 (Ey nâvek-i şevkin siperi sîne-i ahbâb)

Resim
  Ey nâveg-i şevkin siperi sîne-i ahbâb Zülfün hamı erbâb-i vefâ saydına kullâb Mihrâbda şekl-i ham-i ebrû-yi lâtîfin Vâcib bu cihetten kamuya secde-i mihrâb Sûzum der idim şem’ sana eyleye rûşen Nezzâre-i ruhsârına yok şem de hem tâb Hur-şîd-i cemâlinden ol ay saldı nikâbın Subh oldu dur ey baht nedir bunca şeker hâb Dün subh yetirdim feleğe mevc-i sirişkim Gark etti felek üzre olan ençümü gird-âb Sâkî meger ol lâ’l sözün der mey-i nâba Kim düştü ayağına elin öptü mey-i nâb Cem’iyyet-i esbâba gönül verme Fuzûlî Kim tefrîkadır hâtıra cem’iyyet-i esbâb ( Mef û lü me fâ î lü me fâ î lü fe û lün)

Ziya Paşa - Terci' Bend

 - I - Bu kârgâh-ı sun' aceb dershânedir, Her nakş bir kitâb-ı ledünden nişânedir. Gerdûn bir âsiyâb-ı felâket-medârdır, Gûyâ içinde âdem-i âvâre dânedir. Mânend-i dîv beççelerin iltikâm eder, Köhne ribât-ı dehr aceb âşiyânedir. Tahkîk olunsa nakş-ı temâsîl-i kâinât, Ya hâb ü ya hayâl ü yâhud bir fesânedir. Müncer olur umûr-ı cihân bir nihâyete, Sayfın şitâya meyli, bahârın hazânedir. Kesb-i yakîne âdem için yoktur ihtimâl, Her i’tikâd akla göre gâibânedir. Yârab! Nedir bu keşmekeş-i derd-i ihtiyâç? İnsanın ihtiyâcı ki bir lokma nânedir. Yoktur siper bu kubbe-i fîrûze-fâmda, Zerrât cümle tîr-i kazâya nişânedir. Asl-ı murâd hükm-i ezel bulmadır vücûd, Zâhirdeki savâb ü hatâ hep bahânedir. Bir fâilin meâsiridir cümle hâdisât, Ne iktizâ-yı çerh ü ne hükm-i zamânedir.             Subhâne men tahayyera fî sun’ihi’l-ukûl,             Sub...

Recai Kapusuzoğlu - Pir Sultan Abdal'ın Şiirlerinde Telmih Sanatı

Resim
Pîr Sultan Abdal hakkında tarihî kaynaklarda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Pir Sultan Abdal ismini kullanan sekiz- on ozanın var olduğu biliniyor. Bunlar arasında asıl Pir Sultan Abdal’ın, 1510 (?)-1589 yılları arasında yaşadığı tahmin ediliyor. Sivaslıdır. Alevi- Bektaşi şiir geleneğinin en ünlü saz şairidir. Pîr Sultan Abdal, hem Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı (Tekke Şiiri) hem de Aşık Edebiyatı temsilcisi sayılabilecek bir halk ozanıdır.

Söylem 3. Uluslararası Filoloji Sempozyumu / Akyaka, 24-26 Mayıs 2024

Resim
Söylem Uluslararası Filoloji Sempozyumu; dil ve edebiyat alanındaki farklı disiplinleri bir araya getirmek, farklı ülke ve kurumlarda çalışan araştırmacıların etkileşimini sağlamak, genç ve kıdemli akademisyenleri yan yana getirerek deneyim paylaşımına olanak sağlamak amacını güden; Günce Yayınları, Söylem Filoloji Dergisi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Akyaka Uygulama Oteli iş birliğiyle düzenlenen uluslararası bir etkinliktir. Sempozyum, 24-26 Mayıs 2024 tarihleri arasında Muğla'nın Akyaka beldesinde MSKÜ Akyaka Uygulama Otelinde yüz yüze gerçekleştirilecektir. Oturumlar ilk iki güne yerleştirilecek, son gün katılımcıların dinlenme ve yolculuk hazırlıklarına ayrılacaktır. Sempozyuma  uzaktan katılım  mümkündür. Bu durumun özet gönderimi sırasında belirtilmesi ve telefon numaralarının mutlaka bildirilmesi gerekmektedir. Araştırmacılar tarafından gönderilen bildiriler, bilim kurulu üyeleri tarafından incelenecek, kabul edilen bildiriler, hem sitemizde yayıml...