Türk Edebiyatı: İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı: İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2024 Perşembe

İslamiyet Öncesi Yazılı Türk Edebiyatı

 

İslamiyet’in kabulünden önceki dönemde Türklerin yazılı edebiyatı, genellikle sözlü gelenekler yoluyla aktarılan şiir ve destanlardan oluşuyordu. Bu edebi eserler, Türk kültürünün ve yaşam tarzının zengin bir yansımasıdır. Ancak, dünyada yazılı eserlerin sayılı olduğu; milletlerin ve dillerinin tam olarak teşekkül etmediği yüzyıllarda Türk edebiyatının yazılı eserleri de çoktur.

20 Ekim 2024 Pazar

1 Nisan 2024 Pazartesi

Bilinen İlk Türk Şairi: Aprın Çor Tigin


Maniheist dönem Uygur edebiyatının bir temsilcisi olan Aprın Çor Tigin'in nerede ve ne zaman doğduğuyla, ailesiyle, aldığı eğitimle ya da mesleğiyle ilgili herhangi bir bilgi mevcut değildir. Buna rağmen, adındaki tigin, onun bir şehzade olduğuna işaret etmektedir. Kendisiyle ilgili bilinenler, şiirlerinin yazılı olduğu yaprağın başındaki [başlantı] aprın çor [tigin kügi t]akşutları ile her iki şiirinin sonunda yazılmış bulunan [t]ükedi [a]prın çor tigin kügi ifadelerinden ibarettir. Dolayısıyla kaynaklarda, hangi muhitte yaşadığı ya da nerede öldüğüyle ilgili olarak da herhangi bir bilgi yer almamaktadır.


Aprın Çor Tigin, şairi belli ilk Türkçe şiirlerin yazarı olarak kabul edilir ve Maniheist dönem Uygur edebiyatından günümüze ulaşan sekiz şiirden ikisini o yazmıştır (Ercilasun 2008: 226-227). Şiirlerinden ilki Mani övgüsüyle ilgilidir. "Sevgili" adıyla tanınan diğer şiiri ise, Türk edebiyatının bilinen ilk aşk temalı lirik şiiridir. Şairin Mani övgüsünü konu edinen ilahi niteliğindeki şiiri, dörtlükler şeklinde düzenlenmiştir ve mısra başı kafiyelidir. Toplamda 12 mısradan oluşan bu şiirin her mısrasındaki hece sayısı ortalama 12'dir. "Sevgili" adı verilen diğer şiiri de dörtlüklerden oluşmaktadır ve yine mısra başı kafiyelidir. Buna rağmen, şiirin üçlüklerden oluştuğuna dair görüşler de mevcuttur (Arat 1960: 38); fakat mısra başı kafiyeler göz önünde bulundurulduğunda, dörtlüklerden oluşuyor olması daha muhtemel görünmektedir.

Aprın Çor Tigin'in şiirleri Turfan'da bulunan metinler arasında yer almaktadır ve bunlar 24x15.5 cm büyüklüğündeki T. M. 419 yer işaretli, bazı kısımları eksik ya da yer yer hasarlı bir kâğıt üzerine Uygur harfleriyle yazılmıştır. Onun Mani övgüsüyle ilgili şiiri ilk olarak transkripsiyonlu bir şekilde, tercümesiyle beraber Albert August von Le Coq, ikinci şiiri ise, aynı şekilde Willy Bang tarafından neşredilmiştir. Türkiye'de ilk olarak Reşid Rahmeti Arat, Talat Tekin ve Osman Fikri Sertkaya gibi araştırmacılar Aprın Çor Tigin'in şiirleri üzerine inceleme ve değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Bunlardan Arat, Aprın Çor Tigin'in, şiirlerinin genel ahengini kuvvetlendirmek için sık sık benzer hecelerin tekrarına başvurduğunu belirterek, düzgün bir vezin sırası takip ettiğini vurgular ve her iki şiirini de detaylıca tahlil eder (1965: 19, 1960: 37-38). Tekin, şairin, şiirlerindeki dizeleri olduğu gibi veya çok az farkla tekrar ettiğini, bunun da anlamı pekiştirip manzumeye ayrı bir ahenk kattığını ifade eder (1986: 13). Sertkaya ise, şiirler üzerine yapılan çalışmaları topluca değerlendirir (1986: 60-61). Aprın Çor Tigin'in şiirleri en erken 8. en geç 9. yüzyılla tarihlendirilmiş olsa da, konuyla ilgili kesin bilgilere ulaşmak mümkün görünmemektedir.


Sevgili

kasınçıgımın ö[yü]

kadgurar men

kadgurduk[ça] kaşı körtlem

kavışıgsayur men

öz amrakımın öyür men

öyü evirür men ödü…çün

öz amrak[ımın]

öpügseyür men

barayın tiser

baç amrakım

baru yime umaz men

bagırsakım

kireyin tiser

kiçigkiyem

kirü yime urnaz men

kin yıpar yıdlıgım

yaruk tengriler

yarlıkazunın

yavaşım birle

yakışıpan adrılmalım

küçlüg priştiler

küç birzünin

közi karam birle

k[ül]üşüp[en] oluralım

Tekin, Talat (1986). "İslam Öncesi Türk Şiiri". Türk Dili Dergisi, Türk Şiiri Özel Sayısı I 409: 3-42.

Mani'ye Övgü

[bizing tengrimiz ed]güsi redni tiyür

[bizing tengrimiz ed]güsi redni tiyür

[redni]de yig mening edgü [tengr]im alpım begrekim

rednide yig mening tengrim alpım begrekim

bilegüsüz yiti vaj[ır ti]yür

bilegüsüz yiti vajı[r tiyür]

vajırda ötvi biligligim tüzünüm yarukum

vajırda ötvi biligligim bilgem yangam

kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem

kün tengri yarukın teg köküzlügüm bilgem

körtle tüzüm tengrim külügüm küzünçüm

körtle tüzün tengrim burkanım bulunçsuzum

Arat, Reşid Rahmeti (1987). Makaleler (hzl. Osman Fikri Sertkaya). Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yay. 478-479.

6 Mart 2024 Çarşamba

Orhun (Köktürk) Abideleri

 “Türk, Oğuz beyleri, kavmi, işitin yukarıda gök basmasa, asağıda yer delinmese Türk milleti ülkeni, töreni kim bozar?”

Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu’nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölününü güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.

İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı

 Başlangıcından, İslamiyet’in edebiyatımızı etkilemeye başladığı 11. yüzyıla kadar ki dönemi kapsar. Sözlü ve yazılı edebiyat olmak üzere iki kolda ilerlemiştir.

a) Sözlü Edebiyat

Türklerin yazıyı kullanmasından önceki dönemleri kapsar. Kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa geçerek günümüze kadar gelmiştir.

Sözlü Edebiyatımızın Özellikleri

1. İlk manzumeler yuğ, sığır ve şölen adı verilen dinsel törenlerden doğmuştur.
2. Kahramanlık konuları destanlarla; aşk ve doğa konuları ise koşuklarla aktarılır.
3. Manzumeler, ulusal ölçümüz olan hece ölçüsüyle ve arı Türkçeyle söylenmiştir.
4. Nazım birimi olarak dörtlük kullanılmıştır.
5. Yarım uyak temel tutulmuştur.
6. Anonim olup şiir ile musiki iç içedir.
7. Ozanlar, önce hekimlik, büyücülük, rahiplik gibi meslekleri üstlerinde toplamışlar ve toplumun üstün kişileri sayılmışlardır. Bu ozanlara “şaman, baksı, kam, ozan, oyun” gibi adlar verilirdi.

SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ ÜRÜNLERİ

  • Sav
  • Sagu
  • Koşuk
  • Destan

b) Yazılı Edebiyat

Türkler arasında yazının nasıl ve ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Tarih kaynakları IV. yüzyıldan itibaren Türkler’in yazıları olduğunu bildiriyorsa da elimizde örnek yoktur.

Yazılı Edebiyat Özellikleri:

1. İki tür dil kullanılmıştır: Göktürkçe (Kuzey Türk lehçesi), Uygurca (Güney Türk lehçesi).
2. İki tür anlatım yolu izlenmiştir: Halk diliyle anlatım, sanatlı ve söylev diliyle anlatımdır.
3. İki tür yazı kullanılmıştır: Göktürk yazısı, Uygur yazısı.
4. İki konuda yapıtlar verilmiştir: Edebiyat geleneklerine bağlı olarak din dışı konularda, dinsel konularda.
5. Manzumelerde hece ölçüsü ve çoğunlukla yarım uyak kullanılmıştır.
6. Bazı yapıtlarda aliterasyonlar kullanılmıştır.
7. Atasözleri ve bazı destanlar bu dönemde yazıya geçirilmiştir.
8. Elimizdeki en eski metinler 8. yüzyılda yazılan Orhun abideleridir.