Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şiir Antolojisi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Faruk Nafiz Çamlıbel - Mehmetçik'e Kaside

Ey milletimin lâhzada halkettiği ordu! Baktın ki bütün bir vatan elden gidiyordu, Boğdun coşarak düşmanının gayzını kanda Derler ki, esaret denilen halka cihanda Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin; Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin Dünyâ seni sehpâya çekerken gözü bağlı; Mağlûbu o gün gördü cihan gâlip edalı... Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından. Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla; Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla! Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda; Mademki cihan neş'eli, mademki bu anda Seyretmede bir kâfile Türk ordularından Şarkın ebedî fecrini İzmir sularından!

Halide Nusret Zorlutuna - Bayrak Merasiminde

"Hazırol! " emri... Selam... Sonra yürekler çarpar; Genç göğüsler kabarır, ruhları kaplar da bahar. Şafak üstünde gülerken güzelim "nazlı hilal" Yükselir bir heyecan dalgası... yüzler al al "Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır parlayacak, O benimdir, o benim milletimdir ancak! " Her çocuk bir koca arslan "o benimdir! " derken, Ona can vermeğe hazır bir işaret etsen' Her yürek aşkına tutkundur ezelden ebede: Şu küçük yavru, bu genç kız, o beyaz saçlı dede. Onun aşkıyla erir kalbleri örten kara yas; Bu kızıl gül dedemizden, atamızdan miras. Ona gül rengini vermiş dökülen kanlarımız: Sönmesin, ey yüce Tanrım, budur ancak varımız!

Sefil Selimi - Ah Edip Çırpınan Bülbüle Döndüm

Ah edip çırpınan bülbüle döndüm Biçare dolaşır güle varamam Aramaktan bitkin düştüm yorgunum Kendime gelip de dosta varamam Bilen var mı acep aşkın bağını Beyhude geçirdim gençlik çağını Aşmaya uğraştım karlı dağını Susuz bir çöldeyim göle varamam Sefil Selimi'yim can üze üze Sarpları geçtim de ulaştım düze Avcıyım basarım izlerden ize Hasbahçeye giden yola varamam

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu - Malazgirt Marşı

  Aylardan Ağustos, günlerden Cuma, Gün doğmadan evvel İklim-i Rum’a, Bozkurtlar ordusu geçti hücuma Yeni bir şevk ile gürledi gökler Ya Allah… Bismillah… Allahuekber!..

Ozan Arif - Kurtar Ya Rabbi

Bu gece mübarek kandil gecesi, Falanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Ey Allah'ım... Yücelerin yücesi... Filanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Falan, filan kim mi, diyelim hemen, Onlar mal sürüsü, biz ise çimen! Koynumda beslenen, kanımı emen, Yılanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Hamarat bir ateş, biz yanıyoruz, Ne bildiğimiz var, ne tanıyoruz, Kim Allah diyorsa inanıyoruz, Yalanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Dini madde olan riyakâr yobaz, Sanıyor ki onu kimse anlamaz!.. Sırf desinler diye beş vakit namaz, Kılanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Sana ayan kimin yoldan saptığı,  Kimlerin paraya,pula taptığı, Ehli namus geçinenin yaptığı, Talanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Oğlu,kızı,kendi ya da yakını, Çalıp çırpıp dolduruyor çıkını,  Minareyi çalıp kılıfı kını, Bulanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Bence onlar hırsızları azgını,  O yüzden onlara göster bozgunu, Sabi_sübyan yetimlerin rızkını, Çalanlardan bizi kurtar ya Rabbi!.. Kimisi Türk değil, ona hiç şaşman! Kimisi Türk ama,olma...

Aşık Veysel - Aldanma Cahilin Kuru Lafına

  Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın külü yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hâli yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kâmillik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır

Ahmet Haşim - Bir Yaz Gecesi Hâtırası

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle, Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb Oklar gibi saplanmada kalbe, Düştükçe semâdan yere mehtâb…   Bûseyle kilitlenmiş ağızlar Gözler neler eyler, neler işrâb; Uçmakta bu âteşli havâda Vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb. ----------------------- Şeb-i sevdâ: Sevda Gecesi Bî-hâb. Uykusuz mehtâb: Ay ışığı bûse: Öpme, öpücük işrâb: Şerbet, dolaylı anlatım, ima etme vuslat: Kavuşma Bî-tâb: Güçsüz.

İbrahim Agah Çubukçu - Bir Sır Bizi Çeker Durur

Bir oluktan gelen sular Şırıl şırıl akar durur Başlarda ki mahzun gözler Derin derin bakar durur Bitmez ateş girenleri Hakk'a gönül verenleri Hakikate erenleri Alev alev yakar durur Aşıkların nefesinde Bülbüllerin hoş sesinde Yıldızların ötesinde Bir sır bizi çeker durur Kör şeytanın hileleri Zalimlerin gülleleri Çaresizin çileleri Can evini yıkar durur Aşk ırmağı bizde doğar İki gözden yağmur yağar Aşk tarife nasıl sığar Kalpte şimşek çakar durur Gidenlerin adı yoktur Dertli gönlün tadı yoktur Avutacak dadı yoktur Dünya bizi sıkar durur Bu dünyada çoktur bela Agah girdi sırlı yola Sabah ola hayır ola Boş şeylerden bıkar durur

Yetik Ozan - Atmaca Uçurumu

Sarı Uygurların ardından Orda, Kansu'daki o yalçın yarda Bir aylak atmaca döner bunalır, Yorulup diplere doğru ağar da İnsan kokusuna konar bunalır. Bir sarı karanlık bastı basacak, Humma gibi sinsi, soluksuz, sıcak Yılan deliğine gizlenen bıçak Son diri ışıkta yanar bunalır. Bir dilsiz gece tek tanığı günün, Bakır yüreklerde paslanan kinin, Kanlı gerçeğini örtünce Çin'in Afyonlu düşüne iner, bunalır. O düşte bir yıldız azar, açılır, Beş ucundan kızıl hışım saçılır, Yeryüzü bir haşhaş kadar küçülür, Çizildikçe pınar pınar bunalır. İnsanlığa yumak çapaklı gözler Kara fenerlerle şeytanı izler, Ölüm bayramınca maskeli yüzler Çirkin gülüşlerde donar, bunalır. Kötürüm dağlara çarpan kör yollar, Sessizlik içinde boğulan göller, Uçurum başında titreyen güller O sonsuz düşüşü anar, bunalır. Gerçek bu, sanmayın bir Çin masalı, Beyaz güvercinler ürkek, tasalı, Atmaca ağzında bir defne dalı Kırılmış yerinden kanar, bunalır.

Ahmet Hamdi Tanpınar - Leyla

Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma; İpek saçlarını elimle ördüm, Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm. Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır. Kurmuş diye sevda yolunda pusu Döktüğü gözyaşı, çektiği ahdır. Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu. Bir damla inciydi kirpiklerinde, Aşkın ızdırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka alem ki ruhunun yası Sessiz incileşir kirpiklerinde.

Necmettin Halil Onan - Temenni

Ben ki sessiz, habersiz gönül bağladım size, Şimdi ne zaman dalsam derin gözlerinize, Birdenbire ruhumu çılgın arzular sarar, Atılmak ister gibi karanlık bir denize. Düşündüğüm sizsiniz her gün, her gece şimdi. Bu dünyâda saadet siz demek bence şimdi. Ruhunuz eş olmamış, diyorlar, benim gibi Size yalnız gönlünü veren bir gence şimdi. Aczimi anlasam da yolumdan dönmem geri. Tuttunuz can köşemde hükmedecek bir yeri. Bir kere gözlerime baksanız, anlardınız Sizin için kalbimde canlanan emelleri. Her aşk için, gönlünüz kapanmış bir saraymış; Sevenler, kapısında uzun yılları saymış. Ben de, bunu düşünüp diyordum ki: Allah'ım, Keşke, sizi bu kadar güzel yaratmasaymış.

Bahattin Karakoç - Beyaz Dilekçe

"Ve yalnızca Rabbine rağbet edip (O'ndan) iste."                                            (El- inşirah, Âyet 8)    Rahmân ve Rahîm olan adına sığınarak Açtım iki elimi : Kor gibi iki yaprak... Bir edep ölçeğinde umutlu ve utangaç, İşte dünya önümde; benim ruhum sana aç. Bu seğriyen ellerle senden seni isterim, Senden seni isterken canımdan çıkar terim. Sana âşık ruhumdur merceği yakan ışık, Gözlerim cemâlini görmeden de kamaşık. Bir mirasyediyim ben iflâsın eşiğinde; Hep sabrım ölçülüyor ihlâs bileşiğinde; Kimim? Kimlik ararken hem güler, hem ağlarım, Yükseklerden dökülen sular gibi çağlarım... Çok tuzlu bir denizim, her ânım med ve cezir, Sana âşık olalı yüreğim kutla esrir. Döşeğim kara toprak, yorganım kara bulut; Ben seninle doluyken vurgun yapamaz kunût. Her insan günah işler, senden saklanır mı sır? Tövbe dilekçesiyle sırttan kalkar bu nasır... Kâinatı yarattın...

Yunus Emre - Allah Sana Sundum Elim

  Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim Senden artık yoktur emim, Allah sana sundum elim Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Ahmet Haşim - Havuz

Akşam yine toplandı derinde... Cânân gülüyor eski yerinde Cânân ki gündüzleri gelmez Akşam görünür havz üzerinde, Mehtâb kemer tâze belinde Üstünde semâ gizli bir örtü Yıldızlar onun güldür elinde...

Aşık Yaşar Reyhani - Erzurumlu Gelin

Erzurumlu gelin düştü aklıma Çıkıp yollarıma bakanım oy oy Gözü sürme bilmez eller kınalı Üstünde şimşekler çakanım oy oy

Necip Fazıl Kısakürek - Sakarya Türküsü

  İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir. Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat; Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne, Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur, Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal. Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal, Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan. Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu...

Orhan Seyfi Şirin - Omuz Omuza

Yolda beyazlar allar Kınalıdır ak eller Hanımlar mendil sallar Beyler omuz omuza. Burası Anadolu Dağlar omuz omuza Gidenler toprak oldu Sağlar omuz omuza.

Munis Faik Ozansoy - Bezginlik

Bütün zevklerini tattım hayatın;  İçkiler tortulu, meyveler buruk;  Bir tat var içimde acıya yakın.  Beden zevklerinden kalan : Yorgunluk...  Nedir düşünceyi tutan havada?  Vücudu toprağa çeken ağırlık?  Bir sonsuz denizde bir küçük ada,  Yelkenler yırtılmış, kürekler kırık.

Ömer Lütfi Mete - Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır Ulu dilber kalesinin burcunda Muhteşem belaya nazır Topuklarım boşluğun avcunda Derin yar adımı çağırır Dikildim parmaklarımın ucunda Bir gamzelik rüzgâr yetecek Ha itti beni, ha itecek Uçurumun kenarındayım Hızır Civan hazır Divan hazır Ferman hazır Kurban hazır

Can Yücel - Dostluk

Dostlar ırmak gibidir Kiminin suyu az, kiminin çok Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya