Tinmay tun-kun gul shoxida sayrab turg‘on mungli qush, Ayt-chi, sening sayrashingni gul ham bir oz sezarmi? Sezgan choqda sening shunday qizg‘onichli holingg‘a Ko‘mak etib islaridan bir ozgina socharmi? Sening har kun tong sahardan erta turub, uyg‘onib, Ochilmagan g‘uncha uzra qo‘nib hamda munglonib Aytgan butun sirlar bilan ohlaringni tinglag‘och, Yashil yaproq orasidan senga kulib boqarmi? Agar anglab barcha ishing kulib boqsa, mungdoshim, Baxtli sen, butun umr qayg‘urmag‘il, yo‘ldoshim. Agar sening hollaringni anglamasa, boqmasa: Oqsun tinmay ko‘zlarimdan sening uchun qon yoshim… 1920
Bırak deli Haydar, bırak be gardaş, Kafayı bozmaya değmez bu dünya. İster hızlı dönsün isterse yavaş, Sen seni üzmeye değmez bu dünya. Fâni diyen varsın desin sana ne, Gönül veren gitsin versin sana ne, Haydut vursun, hırsız yesin sana ne, Gücenip kızmaya değmez bu dünya. Nerde kan akıtıp kavga verenler, Nerde şimdi sefasını sürenler, Ne götürdü kucağına girenler, Bir yırtık çizmeye değmez bu dünya. Hayâller kur, tespih tanesi farzet, Hepsi de senindir otuz üç adet, Bırak kalsın orda, hiç çekme zahmet, İpliğe dizmeye değmez bu dünya. Kulpu yok ki neresinden tutasın, Sana göre lokma değil yutasın, İçine gireni Allah kurtarsın, Üstünde gezmeye değmez bu dünya. Gel gitme kal desem kalamazsın ki, Ortadan böl desem bölemezsin ki, Git tekrar gel desem gelemezsin ki, Aldanıp azmaya değmez bu dünya. Almak-satmak, tapu-senet nafile, Toplayıp yığdığın servet nafile, Sıla nafiledir, gurbet nafile, Yağmaya tozmaya değmez bu dünya. Sınırlar çizilmiş konulmuş yasak, Beş para etmezdi bizler olmasak, ...