Yürüyordum : Ağlıyordu ırmaklar; Yürüyordum : Düşüyordu yapraklar; Yürüyordum : Sararmıştı yaylalar; Yürüyordum : Ekilmişti tarlalar. Bir ses duydum, dönüp baktım, bir kadın; Gözler dönük, kaşlar çatık, yüz azgın; Derileri çatlak, bağrı kapkara; Sağ elinin nasırında bir yara; Başında bir eski püskü peştemal; Koltuğunda bir yamalı boş çuval! Ne o bacı? Ot yiyoruz, n'olacak! Tarlan yok mu? Ne öküz var, ne toprak. Bugüne dek ırgat gibi didindim; Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim. Bundan sonra... Kocan nerde? Ben dulum; Kocam şehit, bir ninem var, bir oğlum. Soyun, sopun? Onlar dahi hep yoksul! Ah efendi, bize karşı İstanbul Neden böyle bir sert, yalçın taş gibi? Taşraların hayvanlık mı nasibi? Hayır, hayır, bu nasibi almak için doğmadın. Onun için doğdun ki sen kadınlığın hakkıyle Ocağının karşısında saadete eresin; Göğüsünü kabarttıran anneliğin aşkıyle Evladına s...