Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Fuzuli etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Fuzuli - Rubai (Ey 'ukde-güşâ-yı 'Acem ü Türk ü 'Arab)

Ey 'ukde-güşâ-yı 'Acem ü Türk ü 'Arab Ressâm-ı rüsûm-i fazl u âsâr-ı edeb Mazmûn-ı hadîsün sebâk-ı her millet Da'vâ-yı kabûlün sened-i her mezheb -------------- Ey Acem'in, Türk'ün ve Arab'ın meselelerini çözen; edeb eserlerinin ve olgunluk belirtilerinin ressamı olan! Sözünün manası her milletin var oluş sebebi, kabul ettiğin davan her mezhebin dayanağıdır.

Fuzuli - Rubai (Ger kûyuna gönlüm güzer eyler güstâh)

Ger kûyuna gönlüm güzer eyler güstâh V'er kaddüne çeşmüm nazer eyler güstâh ‘Ayb eyleme reng-i çehre-i zerdüm gör Kim çohları ‘âlemde zer eyler güstâh ----- Mef ‘û lü / me fâ ‘î lü / me fâ ‘î lün / fa‘ Bugünkü Türkçemizle ifadesi: Ey sevgili, gönlüm mahallende küstahça gezerse ve gözüm boyuna bosuna küstahça bakarsa, sarı  yüzümün rengini gör de beni ayıplama. Çünkü sevgili, bu âlemde nicelerinin (benzini) sarartmıştır. Açıklama: Âşık, eğer gönlümün senin köyünde olmasını yani sende olmasını, gözümün boyuna bosuna takılmasını kınıyorsan şu sararmış solmuş yüzüme bak da bu hallerimi ayıplama ey sevgili, diyor. Sarı yüz âşıklık alâmetlerindendir. Bu durum, bu nedenle olağandır. Çünkü sevgili bütün âşıklarını bu hale getirmiştir. Boy bos da sevgilinin en önemli güzellik unsurlarındandır. Çoğu zaman serve, şimşada, bâlâya benzetilir. Ahmedî’ nin şu beyitinde de sevgilinin boyunun serve benzetilmesini ve âşığın hayal âlemini tuttuğu görülmektedir: Kaddün hayâli dutdu gözümde vatan belî ...

Fuzuli - Rubai (Biz ‘âlem-i ‘ışk ‘âlem-ârâlarıyuz)

Biz ‘âlem-i ‘ışk ‘âlem-ârâlarıyuz Mey-hâne-i derd dürd-peymâlârıyuz Gül-berg-i nedâmet çemenidür âlem Biz bu çemenün bülbül-i şeydâlarıyuz

Fuzuli - Rubai (Gül devri hoş ol ki duta gül-fâm kadeh)

Gül devri hoş ol ki duta gül-fâm kadeh Bezminde demi dutmaya ârâm kadeh Her subh ki hûr-şîd-sıfat kaldura baş Bezmin bezeyüp gezdüre tâ şâm kadeh ---------- Mef ‘û lü / me fâ ‘î lü / me fâ ‘î lü / fa ‘il Bugünkü Türkçemizle ifadesi: Gül zamanı gül renkli kadeh sunulursa güzeldir. Kadeh, senin meclisinde bir an olsun huzur bulmaz. (Kadeh) güneş gibi her sabah baş kaldırınca akşama kadar meclisini süsleyerek gezer. Açıklama: Klasik şiirin en önemli mevsimi bahardır. Bu sebeple sık sık bahçe tasviri yapılmakta ve sevgilinin güzellik unsurlarıyla benzerlik ilişkisi kurulmaktadır. Baharın gelişi âşıkların mutlu olması için tek başına yeterli değildir. Burada da bahar gelmiş, güller açmıştır ama bu gül devrinin âşıkları mutlu edebilmesi için gül gibi kızıl şaraplar sunması beklenmektedir. Öyle ki sevgilinin meclisinde zaman nasıl akıp gidiyor anlaşılmasın. Bu meşk sabahtan akşama kadar devam etmelidir. Âşık, zamanı da kendini de unutacak hale gelir. Kadehin havaya kaldırılması yahut başa çek...

Fuzuli - Rubai (Ey zâtına mümkinât bürhân-i vücub)

Ey zâtına mümkinât bürhân-i vücub Sâbit sana imtinâ’-i imkân-i uyûb Şayeste-i ni’met-i hayat-i ebedi Ervâh-i ma’rifinle ebdân-i kulûb

Fuzuli - Rubai (Ey feyz-i vücud şahid-i cûd sana)

Ey feyz-i vücûd şahid-i cûd sana V’ey şâhid-i cûd her ne mevcûd sana Ümmîd-i kabûl-i i’timâd-i keremin Merdûdunu etmiş yine merdûd sana -------- Mef ‘û lü / me fâ î lün / me fâ ‘î lün / fa‘ (Ey varlığının bereketi, cömertliğine şâhit olan! Varlık âleminde ne varsa cömertliğine şâhittir. Kabul edilme ümidi ve cömertliğine duyulan güven, kovduğunu yine sana döndürür.)

Fuzuli - Gazel - 269 (Aldı gül-zar içre su aks-i izâr-i âlini)

Aldı gül-zar içre su aks-i izar-i âlini Çekti güller suretin manzur edip timsâlini Adın etmiş gün alıp bir aks mir’ât-i felek Subh gösterdükde sen ruhsâr-i ferruh-fâlini Şerhe bir gün kıldığın bi-dâdı çekmez haşre dek Ol melek kim yazmak ister nâme-i a’mâlini Sey l-i hun hâlin hayâliyle bozup göz merdümin Merdüm etmiş çeşm-i hun-bâre hayâl-i hâlini Murg-i dil kalmadı kim sayd olmadı bir dem ana Sâkin et pervâzdan şeh-bâz-i müşgin-bâlini Koymadı bir kimse cevrin çekmeğe rahm et demi Men’kıl hun-rizlikten gamze-i kattâlini Gam günü üstümde senden özge yok ey dud-i âh Lütf edip benden götürme sâye-i ikbâlini Ey Fuzüli bes ki gam-nâk oldu ahvâlin soran Gamdan ölsen hiç kim sormaz dahi ahvâlini

Fuzuli - Gazel - 268 (Hayret ey büt sûretin gördükde lâl eyler beni)

Hayret ey büt sûretin gördükde lâl eyler beni Sûret-i hâlim gören sûret hayâl eyler beni Mihr salmazsan bana rahm eylemezsen bunca kim Sâye tek sevdâ-yizülfün pây-mâl eyler beni Zâ’f-i tâlî mâni’-i tevfîk olur her nice kim İltifâtın ârzû-mend-i visâl eyler beni Ben gedâ sen şâha yâr olmak yok ammâ n’eyleyim Ârzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler beni Tîr-i gamzen atma kim bağrım deler kanım döker Akd-i zülfün açma kim âşüfte-hal eyler beni Dehr vakf etmiş beni nev-res cevanlar aşkına Her yeten meh-veş esîr-i hatt u hâl eyler beni Ey Fuzûlî kılmazam terk-i târîk-i aşk kim Bu fazilet dâhil-i ehl-i kemâl eyler beni

Fuzuli - Gazel (Çünkim gözüme gelmedi hergîz hayâl-i hâb)

  Çünkim gözüme gelmedi hergîz hayâl-i hâb Sâkî getir piyâle vü doldur şârâb-i nâb Fursat durur bu gece gelin içelim meyi Şem ile mutrib ü ben (ü) sâki-i müşg-nâb Ma’mûr tut neşât ile cam (can) meskenin müdâm Nice nice bu dehr eder hâneler harâb Zerrâk zâhidin içelim kanını sabûh Mahrûm sofînin kılalım bağrını kebâb Hergîz zamâne kimseyi hoşnûd kılmadı Her fikr nâ-muvâkıf (u) her Fi’l nâ-sevâb Zâyi’ geçirme fursatını ağla her nefes Bu ömr-i nâzenin çu bilirsin kılar sitâb Gel ey harîf şimdi nasihat kabul kıl Cevr eyleme Fuzûlî’ye hâcet değil itâb ( Mef û lü fâ i lâ tü me fâ î lü fâ i lün)

Fuzuli - Gazel - 267 (Gördüm ol hurşîd hüsnün ihtiyârım kalmadı)

  Gördüm ol hurşîd hüsnün ihtiyârım kalmadı Sâye tek bir yerde durmağa karârım kalmadı Bir gün olmaz tal’atın görmek müyesser âh kim Zerrece ol gül yanında i’tibârım kalmadı Pâk kıldı sûretimden za’f dehr âyinesin Öyle mahv oldım ki bir zerre gubârım kalmadı Gam günü hem-demlerim gark oldular göz yaşıma Silmeğe göz yaşımı bir gam-güsârım kalmadı Rüzgârım hoş geçerdi âh kim devran dönüp Oldu ahvâlim harâb ol rüzgarım kalmadı Râh-i aşk içre bana ancak fenâ maksûd idi Şükr kim maksûda yettim intizârım kalmadı Ey Fuzûlî il kamu ağyârım oldu yâr için Sûz-i dilden gayrı bir dil-sûz yârım kalmadı

Fuzuli - Gazel - 22 (Şerbet-i lâ’lin ki derler çeşme-i hayvân ana)

  Şerbet-i lâ’lin ki derler Çeşme-i Hayvân ana Ol verir can dem-be-dem uşşâka vü ben cân ana Oklarından kim diken tek sancılıptır her taraf Gül-benidir Ham kadîm her gonce bir peykân ana Hâl ü hattır bilmem ol âyine-i ruhsârda Ya gözümden aks salmış merdüm ü müjgân ana Tutma ey kan dem-be-dem tuğyân edip ten çâkini Koy bu manzardan demi nezzâre kılsın cân ana Bahre lü’lü’ dişlerin vasfın meğer söyler sabâ Kim kulak tutmuş sadef içre dür-i galtân ana Gönlüme salmış hatın zevkin felek kanun duzup Tıfl tek kim okudurlar zecr ile Kur’ân ana Ey Fuzûlî ol sanem efgânına rahm eylemez Taşa benzer bağrı te’sir eylemez efgân ana

Fuzuli - Gazel - 266 (Hâsılım yok ser-i kûyuñda belâdan gayrı)

  Hâsılım yok ser-i kûyuñda belâdan gayrı Garazım yok reh-i 'aşkıñda fenâdan gayrı Ney-i bezm-i gamım ey mâh ne bulsañ yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı Perde çek çehreme hicrân günü ey kanlı sirişk Ki gözüm görmeye ol mâh-likâdan gayrı Yetti bî-kesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı Ne yanar kimse baña âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-i sabâdan gayrı Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl Koymadı hîç 'imâret bu binâdan gayrı Bezm-i 'aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu' bulunur bende sadâdan gayrı

Fuzuli - Gazel - 125 (Mesken ey bülbül sana geh şah-i güldür geh kafes)

  Mesken ey bülbül sana geh şah-i güldür geh kafes Nice âşıksın ki âhından tutuşmaz hâr ü has Yâr kuyunda müselmanlar ger olsaydı yerim Kâfirim ger Ravza-i Rıdvan'a eylerdim heves Kûh feryadı sadâsın verdi Ferhâd'ın demen Nakş-i Şirin'dir verip âvâz olur feryâd-res Nâka Leylî mahmilin çekmiş beyâban seyrine Eyle Mecnûn'ı bu hâletden haber-dâr ey ceres Bir nefes kalmış hayâtımdan habîbim subh tek N'ola ger bir mihr göstersen bana âhir nefes Hâli ettim dil-hevâ-yi ihtilât-i halktan Bezm-i gamda ney kimi hem-dem bana feryad bes Ey Fuzûlî ger sana cem'iyyet-i dildir murâd Bağla bir dil-dâre gönlün gayrdan peyvend kes

Fuzuli - Gazel - 50 (Gönlüm açılır zülf-i perişânını görgeç)

  Gönlüm açılır zülf-i perişânını görgeç Nutkum tutulur gonce-i handânını görgeç

Fuzuli - Gazel - 80 (Âh eylediğüm serv-i hırâmânun içündür)

   Âh eylediğüm serv-i hırâmânun içündür Kan ağladığum gonce-i handânun içündür Ser-geşteliğüm kâkül-i müşgînün ucundan Âşüfteliğüm zülf-i perişânun içündür Bîmâr tenüm nerkis-i mestün eleminden Hûnin ciğerüm lâ’l-i dür-efşânun içündür Yakdum tenümi vasl güni şem’ tek ammâ Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânun içündür Kurtarmağa yağma-yi gamundan dil ü cânı Sa’yim nazar-i nerkis-i fettânun içündür Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandur Cân içre seni sakladığum anun içündür Vâ’iz bize dün dûzahı vasfetdi Fuzûlî Ol vasf senün külbe-i ahzânun içündür

Fuzuli - Gazel - 67 (Yanan aşk âteşine âteş-i düzahtan iymindir)

  Yanan aşk âteşine âteş-i düzahtan iymindir Ne kim bir kez yanar yandırmak anı gayr-i mümkindir Bıraktım zevrak-i dil eşk bahrine sakın ey mâh Temevvüc vermesin teşvîş ana kim andan sâkindir Dehânın dürcünü hâl-i lebin gözden nihân etmiş Emânet gör ki Hindû mahzen-i lü’lü’ye hâzindir Gamım kim döktü kanım dilde pinhân olduğun bildim Ki halvet çekmeğin te’siri keşf-i sırr-i bâtındır Ciğer dâğına merhem oldu peykânın bî-hamdi’llâh Sa’adet kevkebine ahter-i bahtım mukârindir Ruhundân nûr uğurlar şem’ başın kesseler câ’iz Budur bir kul ser-encâmı ki sultânına hâ’indir Fuzûlî hâli olmaz sûret-i dil dost fikrinden Bu ma’niden ki Beytu’llâh derler kalb-i mü’mindir

Fuzuli - Gazel - 73 (Perîşân halk-i âlem âh ü efgân ettiğimdendir)

  Perîşân halk-i âlem âh ü efgân ettiğimdendir Perîşân olduğum halkı perîşân ettiğimdendir Ten-i zârımda derd-i aşk gün günden füzûn olmak Yeten bî-derde tedbîr ile dermân ettiğimdendir Gözüm kim bağrımın kanın döker pergâle pergâle Dem-â-dem ârzû-yi lâ’l-i cânân ettiğimdendir Değil bi-hûde ger yağsa felekten başıma taşlar Binâsın tîşe-i âhımla virân ettiğimdendir Kaçan rüsvâ olurdum kan yutup sabr edebilseydim Melâmet çektiğim bî-hûde efgân ettiğimdendir Hatâ senden değil cismim okundan bî-nasib olmak Habâb-i eşk-i gül-gûn içre pinhân ettiğimdendir Fuzûlî ihtilât-i merdüm-i âlemden ikrâhım Perî-veşler hayâlin mûnîs-i cân ettiğimdendir

Fuzuli - Kaside (Der Medh-i Hazret-i Şah-ı Velayet)

Gonce bağrı dehr bî-dâdiyle evvel kan olur Sonra yüz lûtf ile gönlü açılır handân olur Katre-i bâran ki bir müddet sadef hasbin çeker Yok iken kadri tapar kıymet dür-i galtân olur

Fuzuli - Gazel - 77 (Gubâr-i secde-i râhın hat-i levh-i cebînimdir)

  Gubâr-i secde-i râhın hat-i levh-i cebînimdir Sücûd-i der-gahın ser-mâye-i dünyâ vü dînimdir Eger azm-i reh etsem şevk-i vaslın hâdî-i râhını Ve ger ârâm hem tutsam hayâlin hem-nişînimdir Hevâ-yi ravza-i kûyun bahâr-i gül-şen-i cânım Nihâl-i kâmetin servim izarın yâseminimdir Yakînimdir ki maksûdum olur hâsıl sana yetsem Bi-hamdi’llah bana senden yana reh-ber yakînimdir Taleb-gâr-i visâlim müjde-i vaslın dirîğ etme Kim ol müjde ferah-bahş-i dil-i endûh-gînimdir Götürdü zevk-i vaslın hâtırımdan ravza pervâsın Sözün kevser münevver meclisin Huld-i Berîn’imdir Bana yüz gösterir her lâhza yüz bin şâhid-i devlet Çü mir’ât-i ruhun manzur-i çeşm-i pâk-binimdir Serir-i saltanat zevkinden efzundur bana ol söz Ki lûtf ilen demişsin bir gulâm-i kem-terinimdir Beri oldum Fuzûlî gayrdan ol dil-rübâ ancak Enîsim münîsim yârım nigârım nâzeninimdir

Fuzuli - Gazel -98 (Sülûk-i fakr etvârım mezâk-i aşk hâlimdir)

  Sülûk-i fakr etvârım mezâk-i aşk hâlimdir Tecerrüd alemi seyrinde âlem pây-mâlimdir Hayâlimde budur kim bulmuşum âlemde bir hilkat Ne âlem hansı hilkat sandığım bâtıl hayâlimdir Cünun feyziyle âzâd olmuşum kayd-i alâyıktan Kemâl ü fazl terki rütbe-i fazl ü kemâlimdir Benim şem’-i visâle yandıran pervâne veş varın Fenâ-yi mutlakım cânân ile bezm-i visâlimdir Tabîbâ kılmışım teşhis derd-i aşktır derdim Alâmet âh-i serd ü rûy-i zerd ü eşk-i âlimdir Hevâdan mevce gelmiş bahr-i derdim şâhid-i hâlim Dil-i pür-ızdırâb ü nâle-i bî-i tidâlimdir Fuzûlî âlem-ifakr ü fenâda mün’im-i vaktim Diyâr-i meskenet nakd ü kanâ’at mülk ü mâlimdir