Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Türk Halk Şiiri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aşık Veysel - Aldanma Cahilin Kuru Lafına

  Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın külü yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hâli yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kâmillik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır

Gevheri - Ey Benim Nazlı Cânânım

Ey benim nazlı cananım Severim kimseler bilmez Bir iştir geldi başıma Çekerim kimseler bilmez Bak şu kalbimin işine Saldı sevdayı başıma Gece gün aşk ateşine Yanarım kimseler bilmez Varın söylen şu hayına Girmesin benim kanıma Bir ateş düştü canıma Tüterim kimseler bilmez Gevheri ümidim Hak'tan Yandı bu bağrım firaktan Ey efendim derd-i aşktan Ölürüm kimseler bilmez

Yunus Emre - Allah Sana Sundum Elim

  Sensin kerim, sensin rahim, Allah sana sundum elim Senden artık yoktur emim, Allah sana sundum elim Ecel geldi vade erdi, bu ömrüm kadehi doldu Kimdir ki içmeden kaldı, Allah sana sundum elim

Aşık Yaşar Reyhani - Erzurumlu Gelin

Erzurumlu gelin düştü aklıma Çıkıp yollarıma bakanım oy oy Gözü sürme bilmez eller kınalı Üstünde şimşekler çakanım oy oy

Nesimi Çimen - Gel Göçelim Gönül, Gidelim Burdan

Bozuldu dünyanın lezzeti, tadı Gel göçelim gönül, gidelim burdan. Sevginin, saygının kalmadı adı, Gel göçelim gönül gidelim burdan.

Gevheri - Gidelim

Tazelendi alem nevbahar oldu Gel efendim Şam'a doğru gidelim Açıldı her taraf sebzezar oldu Gel efendin Şam’a doğru gidelim Tîg-i gam vurarak hasmını hakla Okunu düşmanın bağrında sakla Küheylan at ile kargı mızrakla Gel efendim Şam'a doğru gidelim Andelipsiz bağda hem gülşen olmaz Gönüller gamlıysa asla şen olmaz Bu diyarlar bana hem mesken olmaz Gel efendim Şam’a doğru gidelim Iyş edelim mest-i müdam olunca Çamlıbel’de çay kenarı bulunca Eğlenelim ruz-i kasım gelince Gel efendim Şam’a doğru gidelim Bilelim efendim aşk-ı giriftar Amma ara yerde olmaya ağyar Bir Gevheri bir sen bir de hizmetkar Gel efendim Şam'a doğru gidelim

Yorgansız Hakkı - Kastamonu Destanı

Ormanı mubandır, suları berrak, Lâtiftir havası Kastamonu’nun. Yeşillik, çemenlik def eder merak Bağ, bahçe safası Kastamonu’nun. Tepeler arası mevkii vardır; Asâr-ı atika kalesi vardır, Civarı fabrika, değirmen, hızardır Münbittir ovası Kastamonu’nun Meşhurdur elması, üryani erik Arpa, buğday, mısır, kendir ve çeltik Yumurta, pastırma, kereste, tiftik Biçilmez pahası Kastamonu’nun. Mantar, çilek, kiren salep de biter Ahalinin çoğu rençberlik eder Yaz çalışır, eker, kışın da yatar, Zükûr ve üna’sı Kastamonu’nun. Tavşan, tilki,porsuk, keklikle sansar, Zerdavayla kunduz, geyik, canavar Bir haftada dört gün pazarı durar Fazladır kurası Kastamonu’nun. Ilgaz, Yaralıgöz ve Ballıdağlar Her birinde ayrı ırmaklar çağlar Elekdağlı kasnak, süpürge bağlar, Vâsidir merası Kastamonu’nun Balında, yağında hep kekik kokar, Ortasından ufak bir de çay akar Dörtte biri ise hep urgan yapar Azdır avaresi Kastamonu’nun. Ersil ile Toklu, İnci, Temeli Yollarında söğüt, kavakla servi   Çokları da çalar...

Karacaoğlan - Döndüm Dolaştım Ben Gurbet Elleri

Döndüm dolaştım ben gurbet elleri Dünyaya çakmağa yol bulamadım Bahçelerde gördüm bir çok gülleri Sevdiğime benzer gül bulamadım Bıktım usandım da acı dillerden Ağılarla dolu uzun yıllardan İmdat umariken akan sellerden Kendim gibi akan sel bulamadım Yandım yakıldım ben ateşlere Vardım takıldım da ben bir neştere Delindi ciğerim serildi yere Beni kaldıracak el bulamadım Benim bu dünyaya geçmiyor nazım Felekten kalmadı gayri niyazım Halimi sen anla hey iki gözüm Derdimi diyecek dil bulamadım Bağıran çağıran aciz bülbülüm Ne kadar bağırsam duymuyor gülüm Karac'oğlan der ki imdatçin ölüm Mezardan gayrı bir yol bulamadım

Karacaoğlan - Bir Güzel İsterim Çalab'ım Senden

Divane gönlümü eğlemek için Bir güzel isterim Çalab'ım senden Düşmanlar bağrını dağlamak için Bir güzel isterim Çalab'ım senden Yare gideceğim yollar yokuşlu Ak gerdanında çifte benler nakışlı Üsküfün eğdirmiş şahin bakışlı Bir güzel isterim Çalab'ım senden Dilberler içinde geydiği belli Olsun Köroğlu'nun Ayvaz'ı dengi Bir karış gerdanlı püskürme benli Bir güzel isterim Çalab'ım senden

Karacaoğlan - Yeter

Turnam yavrusun aldırmış Havada çığrışıp öter Günde görürken yüzünü Ayda bir gördüğüm yeter Ne bakarsın melül olup İk'elin yanına koyup Dün gece seyrimde görüp Hayalin kurduğum yeter Benim sevdiğim mah deyü Saçı sünbül siyah deyü Her gördükçe bir ah deyü Sinemi döğdüğüm yeter Karac'oğlan dünya fani Veren Allah alır canı Dilberim sevmezse beni Ben onu sevdiğim yeter

Aşık Ömer - Gel Ey Canım Sana Bir Sualim Var

Gel ey canım sana bir sualim var Lütuf eyle bana şundan haber ver Hakk’ın mamur evi cennet cehennem Kiminçün yapıldı şundan haber ver Şeytan-ı lainin sözüne uyan Havva’dır cennette buğdayı yiyen Adem’in eğninden hülleyi soyan Cennetten çıktığı günü haber ver Balığın mekanı su ile taştır Anın ötesini anlamak güçtür Hazret-i Adem’in makamı kaçtır Yönü ne diyara şundan haber ver Yüz yirmi dört bin peygamber gelmeden Hak Muhammed habibini bilmeden Din İslam kafire kılıç çalmadan Dini kim zaptetti şundan haber ver Aşık Ömer hasmı ile görüşür Tenin turab hem aslına kavuşur Ay nereden doğar nerden kavuşur Gün neden halk oldu şundan haber ver

Gevheri - Başına Bir Hâl Gelirse

Başına bir hal gelirse Dağlara gel bağlara gel Seni saklar vermez ele Dağlara gel bağlara gel Bu canım aşka cinseli Aşk odu ile pişeli Yeşil dağlar menevşeli Dağlara gel bağlara gel Rakibe miktarın bildir Yanına civanlar uydur Zamane dostundan yeğdir Dağlara gel bağlara gel Gevheri düşmüş dillere Diyar-ı gurbet illere Billahi vermem ellere Dağlara gel bağlara gel

Karacaoğlan - Bir Yiğit Sıladan Gitmeli Olsa

Bir yiğit sıladan gitmeli olsa, Acısı yürekten gitmez sılanın. Eğlenip gurbette mekân bağlasa, Hayali gözünden gitmez sılanın. Ovalar, ovalar, engin ovalar, Gözyaşlarım birbirini kovalar. Gülistan içinde bülbül yuvalar, Çalısı, çırpısı güldür sılanın. Gidi rakip bana kasıtlı bakar, Bu garip hâlimi ateşe yakar. Her sabah, her sabah misk gibi kokar, Kayası, toprağı, taşı sılanın. Karac'oğlan der ki: Gelenler gider, Vadesi yetenler borcunu öder. Kuşlar yılda bir kez sılaya gider, Onlar da terkini komaz sılanın.

Aşık Ömer - Gel Efendim Gel

Çün dilek geçmedi sen peri-rûya Ko ben ağlayayım gel efendim gel Şemşir-i ahımı kastı aduya Açıp zağlayayım gel efendim gel Ben derdi mihnetle çekeyim gamı Tenhaca ellerle sen eyle demi Ateş-i hasretle dertli sinemi Yakıp dağlayayım gel efendim gel Çün adular seni benden ayırıp Tatlı canım gibi senden ayırıp Ben dahi gönlümü senden ayırıp Gayre bağlayayım gel efendim gel Arayım akranın dünya yüzünde Gahi karada gah derya yüzünde Taşkın sular gibi sahra yüzünde Akıp çağlayayım gel efendim gel Ömer'e elverir gelmezse sürür Varsın aleminde ol eyle huzur Mübarek hatıra irmesin hutur Tem ben ağlayayım gel efendim gel

Gevheri - Dost Bağının Meyveleri Erişti

Dost bağının meyveleri erişti Ayva benim alma benim nar benim Çeşmim yaşı ummanlara karıştı Cefakarım sitemkarım var benim Yedi derya boz-bulanık selinden Halk-ı alem aciz kaldı dilimden Ben bülbülüm ayrı düştüm gülümden Efgan benim matem benim zar benim Mail oldum kisvesine tacına Bend olmuşum siyah zülfü ucuna Mansur gibi asılırım saçına Kakül benim, perçem benim dar benim Gevheri der kime gönül katayım Gevherimi nadanlara satayım Dost bağında bülbül gibi öteyim Gülşen benim güller benim har benim

Köroğlu - Koçaklama (Mert dayanır namert kaçar)

Mert dayanır namert kaçar, Meydan gümbür gümbürlenir. Şahlar sahi divan açar, Divan gümbür gümbürlenir. Yiğit kendini övende Toplar menzili döğende Kılıç kalkana değende Kalkan gümbür gümbülenir. Ok atılır kal'asından Hak saklasın belasından Köroğlu'nun narasından Dağlar gümbür gümbürlenir.

Köroğlu - Mavili

Kimisi pınar başında Kimisi yolun dışında Al giyen on beş yaşında İlle mavili mavili Kimisi dağlarda gezer Kimisi incisin dizer Al giyen bağrımı ezer İlle mavili mavili Kimisi odun devşirir Kimisi kahve pişirir Al giyen aklım şaşırır İlle mavili mavili Köroğlu'm der ki n'olacak Takdir yerini bulacak Mavilim kaldı alacak İlle mavili mavili

Aşık Veysel - Bu Âlemi Gören Sensin

Bu âlemi gören sensin Yok gözünde perde senin Haksıza yol veren sensin Yok mu suçun burda senin

Karacaoğlan - Teferrüçte Gör Almayı*

Yazın evvel baharında Teferrüçte gör almayı Yel esip yere düşmeden Budağında kır almayı Almanın budağı ağlar Göz yaşı durmayıp çağlar Beyler paşalar ağalar Diz üstüne kor almayı Mevlam öğmüş de yaratmış Mor menevşe boynun eğmiş Yavrumun elleri değmiş Al yüzüne sür almayı Perişan gönlüm perişan Almadır aşıka nişan Almasız yare kavuşan Ah eder anar almayı Karac'oğlan kaynar coşar Aşk dalgası boydan aşar Bir kötüye yolu düşer Kadrin bilmez yer almayı --------------------------- teferrüç: Gezinti, eğlenmek için açık havada dolaşmak. alma: Elma.

Karacaoğlan - Dağlar Geçit Verin Konup Göçeyim

Dağlar geçit verin konup göçeyim Bir daha bu ile gelmeyesiye Bağrıma hançerin salan illeri Bir daha dönüp de görmeyesiye Eller göçün çekti ben göçemedim Yar elinden dolu bad-içemedim Yar bana gücenmiş kusur işledim Hesabın us yetip vermeyesiye Kavlim doğru benim demedim yalan Garip candan geri nem var ki kalan Bir avuç topraktır gözüme dolan Murada yeltenip ermeyesiye Dönem dolaşam bu gurbet illeri Saçıma doladım ben ak telleri Dostun bahçesinde açan gülleri Bir sabah yar gelip dermeyesiye Karacaoğlan der sen de ben gibi İkimiz de bir tepede gün gibi Yar eline kına yakmış kan gibi Boyasın yarama sürmeyesiye