Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tarih etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayrulla İsmetullayev - Babür'ün Bilinmeyen Vasiyetnâmesi

Babürname'nin dokuz yüz otuz altı (1529) yılı olayları arasında oğlu Humayun'un şiddetli bir hastalığa yakalandığı esnada geçen bir olay anlatılmaktadır:

İsmail Yakıt - Mevlânâ'nın Milliyeti

  Niçin Bu Konu? Şehbal’ın ifadesiyle: “Kadirşinas milletlerden kadri bilinecek adamlar yetişir.” Bu sözden anlaşılan, kıymeti bilinecek büyük adamlar ile onu yetiştiren takdir bilir milletler arasında doğru bir orantı olduğudur. Bir millet ne kadar büyük adam yetiştiriyor, büyüklerine sahip çıkıyor, onlara müteşekkir oluyorsa, gelecek nesillerine o nispette önemli emanetler ve mesajlar tevdi etmekle birlikte milletçe ölümsüzlüğün temellerini güçlendiriyor demektir.

Mahir Ünlü - Semerkand Şehrinde Emir Temür’ün Bağları

Emir Temür , Türk tarihinde çok mühim yeri olan büyük bir asker ve devlet adamıdır. Bizim tarihçilerimiz arasında,Osmanlıdan kalma bir alışkanlıkla Emir Temür'ü pek fazla tanımadan karalayanlar veya unutulmasını arzu edenler vardır. Hatta onu Osmanlı hanedanına yakın olan tarihçi ve yazar Âşıkpaşazâde’nin bile yeterince kötülemediğini düşünerek Şam’da doğup Kahire’de ölmüş olan İbn Arabşah’dan öğrenip karalayanlar da vardır.

Mübahat S. Kütükoğlu* - Osmanlı Belgelerinin Tarihlerine Dâir

Osmanlı belgelerinin cinslerine göre hepsinin özellikleri farklı olduğu gibi tarihlerinin yazılış şekilleri de farklıdır. Bilindiği gibi Osmanlılar, Tanzimat sonrasına kadar, sadece gökteki ay esâsına dayanan  hicrî takvimi  kullanmışlardır. Ancak meselâ, bütçeler gibi mâlî konularda, XVII. asır istisna edilirse, güneş yılını esas almışlardır. Nisbeten az olmakla beraber, bazı belgeler ise hiç tarih ihtiva etmezler. Maliye ve Dîvân-ı Humâyûn’dan yazılan ferman ve beratlar ile kaza organlarınca düzenlenen îlâm gibi belgelerde tarihler tamamen Arapça olarak  “yevmü’s-sânî aşer min şehr-i saferü’lmuzaffer li-sene erba‘a ve selâsin ve mie ve elf”  (12 Safer 1134)[ 1 ] yahut  “Hurrire fi ihda ve’l-aşer min şehr-i şa‘bani’l-muazzam sene ihda aşer[ve] mieteyn ve elf”  (11 Şa‘ban 1210)[ 2 ] şeklinde yazılmışlar ve örneklerde de görüleceği gibi, ayların isimlerinin arkasından sıfatlarına[ 3 ] da yer verilmiştir. Dîvân-ı Humâyûn’dan yazılanlarda ise günün tarihi yeri...