Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Edebiyat Dersleri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Нуриза Өмүрбаева - Сүтак уңу

Сүт ак деп, сүттүн өңүн ажыратып, Тынымсыз сайрап бир куш безеленет. Калп айтып түбөлүктүү жубайына, Кайгысын ырга айлантып алган дешет. Сүт ак деп чын билгенин айтса дагы, Жубайы кайрылбастан кеткен экен. Чындыкка ишене албай соңку кийин, Белгисиз алыс жакка безген экен. Сүтактын муңун тыңшап аяп кетем, Сезимим ушунчалык жаралуубу? Күйүттөн кушка айланып учуп кеткен, Сүйүүсү жаш келиндин аялуубу?..

Şiir Nedir?

Şiir Nedir? Zengin semboller, çağrışımlar, ritimli sözler ve seslerin ahenkli kullanımıyla ortaya çıkan edebî türe şiir denir. Şiir, günlük dilden farklıdır; imgesel ve çok anlamlı bir dile sahiptir. Şiirde Anlam ve Dil Şiir Dili: Günlük dile göre daha yoğun, çağrışım gücü yüksek, imgelerle yüklü özel bir dildir. Tema: Şiirde okuyucuya aktarılmak istenen ana duygudur. Örnek: aşk, özlem, kahramanlık, doğa, mutluluk, hüzün, yalnızlık, ölüm vb. Konu: Tema somut olay ya da durum üzerinden işlenir. Şiirde Ahenk Unsurları Şiirde ahenk; dize, kelime, hece ve seslerin düzenli kullanımından doğar. Ahenk unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz: 1) Ölçü a) Hece ölçüsü Milli ölçmz olan “hece ölçs” dizelerdeki hece sayılarının eşit olması esasına dayanmaktadır. Şiir okunurken bazı yerlerde duraklama olur. Ölç kalıpları içinde durulan bu yerlere durak denir. Trk şiirinde en çok “7, 8 ve 11’li” hece ölçs kullanılmıştır. Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne âkilem ne divâne Gel gör beni aşk ne...

Edebi San'atlar

  1. TEŞBİH : Aralarında ortak özellik bulunan iki kavramdan nitelik yönünden zayıf olanın güçlüye benzetilerek belirgin hale getirilmesidir.  Tam bir benzetmede dört öğe bulunur.  a-Benzeyen:Bir birine benzetilen kavramlardan nitelikçe güçsüz olanıdır.  b-Kendisine Benzetilen:Benzetilen kavramlardan nitelikçe güçlü olanıdır.  c-Benzetme Yönü:Benzeyenle benzetilen arasındaki ortak özelliktir.  d-Benzetme Edatı: Benzetmeyle benzetilen arasında ilişkiyi kuran edattır. (Gibi,kadar,sanki vb.)  

Edebiyatın Diğer Bilimlerle İlişkisi

Edebiyatın konusu insandır, edebiyat insanların iç dünyalarına, ilişkilerine, doğal ve sosyal çevrelerine, toplum yaşamına, ekonomik, siyasi ve sosyal değişmelere ayna tutan güzel sanatlar dalıdır. Edebiyat hem bu yönüyle psikoloji, sosyoloji, tarih, felsefe ve coğrafya gibi bilim dallarıyla yakından ilişkilidir hem de anlatım biçimlerini ve dili araç olarak kullanan bütün bilim dallarıyla benzer özellikler taşır. Edebiyat, ürünlerini ortaya koyarken bu özelliklerden dolayı çeşitli bilim dallarıyla ilişki kurar. 

Güzel Sanatlar Arasında Edebiyatın Yeri

Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır. Sanatın temelinde insan sevgisi, hoşgörü, yaratma özgürlüğü vardır. Sanatın amacı insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. 

Edebiyatın Bilimle İlişkisi

Edebiyatla bilim arasında çeşitli düzeylerde ilişki söz konusudur. Bu ilişkinin temel nedenleri edebiyatın insana ait hiçbir şeye kayıtsız kalmaması ve dilin hem edebiyatın hem de bilimin ortak ögesi olmasıdır. Edebî bir metinde yazar, temel konusu olan insanı anlatırken psikoloji, sosyoloji, tarih, coğrafya gibi sosyal bilimlerden yararlandığı gibi deneysel bilimlerden de yararlanabilir.

Edebiyat Nedir?

Edebiyat: Arapça “edep” kelimesinden türetilen bu kavram, ilk kez Şinasi tarafından günümüzdeki anlamıyla bir sanat türünün adı olarak kullanılmıştır.  Şinasi’den önce nazım türündeki eserlere "şiir" ve nesir (düz yazı) türündeki eserlere de "inşa" denilmekteydi. Günümüzde edebiyat kavramı şu anlamlarda kullanılmaktadır:   1) Düşünce, duygu, olay ve imgelerin insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımını amaç edinen sanat.   2) Bu sanatın ilkelerini, kurallarını, bu yolda oluşturulmuş ürünleri inceleyen bilim dalı. Değerlendirme çalışmalarıyla "edebiyat tarihi" adını alır.   3) Bir çağda, bir dilde yaratılmış, sözlü ya da yazılı, sanat değeri taşıyan yapıtların bütünü; Klasik edebiyat, 19. yüzyıl Türk edebiyatı gibi.   4) Herhangi bir bilim ya da sanat dalıyla ilgili eserlerin tümü: Tıp edebiyatı, Atatürk’le ilgili literatür… gibi. Türkçe’de bu anlamda genellikle “literatür” kelimesi kullanı...

Tanzimat Edebiyatı

Üç kıta üzerinde yüzlerce yıl köklü bir medeniyet kuran Osmanlı Devleti, dünyadaki değişimi kavrayamamış, büyük devlet olma sarhoşluğu ile bilim ve teknolojideki yenilikleri görememiş, siyasi, askeri ve ekonomik  gücünü kaybetmiş XIX. Yüzyılda büyük devletlerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır. 

Konularına Göre Şiirler ve Tema

Şiirde üzerinde durulan varlık, kavram, olay ya da duruma konu denir. Örneğin; şiir  bayraktan bahsediyorsa konusu bayrak, sudan bahsediyorsa su, aşkı anlatıyorsa aşktır. Şiirde anlatılmak istenen duyguya tema denir. Düzyazıdaki ana fikrin karşılığı şiirde temadır. Örneğin; anne sevgisi, okul heyecanı, vatan özlemi, gurbet vb. Her şiirin belli bir konusu, üslubu vardır. Kimi şiir aşk, ayrılık konusunu işler; kimisi ise okura bir bilgiyi özlü bir şekilde verir; kimi ise birini eleştirir. Şiirler konularına göre türlere ayrılır.

Zeki Çağlar - Türk Edebiyatında Şiir Akımları

ESKİ TÜRK EDEBİYATI Türk şiirinin halk ağzından derlenmiş en eski ürünlerinden bazıları Divân-ı Lügati't-Türk 'tedir. Çuçu adlı bir Türk şairinin adının da anıldığı bu kaynaktaki şiirler aşk, doğa, kahramanlık, ahlaksal öğütler gibi dünya şiirinin en eski ve yaygın konularını kapsar. Burada verilen örnekler hece vezniyle söylenmiş, uyaklı dörtlüklerden oluşur. VIII.-XIII. yüzyıllardan kalma manici ve buddhacı Uygurlar'a ait şiirler koşuğ, küğ gibi adlar taşır. Bazılarının adları (Aprınçur Tigin, Sıngku, Seli Tutung)da bilinen bu dönem şairlerinin ürünlerinde hece vezni ve uyak gibi öğelerin yanında dize başındaki uyaklardan, dize yenilemelerinden, aliterasyondan da geniş biçimde yaralanılmıştır. Şölen, sığır, yuğ gibi dinsel törenlerde kopuz eşiliğinde söylenen eski Türk şiiri İslam dininin benimsenmesinden sonra Türk halk şairlerin ürünlerinin prototipidir.. İslam uygarlığı çerçevsinde din, tasavvuf, konularını ele alan şiir yanında aşk, şarap temalarını işleyen din dışı ş...

Aruz Ölçüsü

ARUZ ÖLÇÜSÜNÜN BAZI ÖZELLİKLERİ a) Vasl (Ulama): Sonu ünsüzle biten bir kelimeyi ondan sonra gelen kelimenin ünlü harfine bağlamaktır. Ulama, ölçüde yan yana iki açık hece gerektiği zaman yapılır. Ulama yapılan kelimeler aralarına bir (  ̆ ) işareti konularak belirtilir. ÖR: Hürr  ̆   olmak  ̆   eğer ister  ̆   isen olma cihânın Zevkında safâsında gamında kederinde (Ziyâ Paşa, XIX. yüzyıl) Ölçüsü: — — . | . — — . | . — — . | . — — b) İmâle (Çekme) : Açık hecenin ölçüye uyması için biraz uzatılarak okunması, kapalı hece değerine getirilmesidir. İmâle aruzda bir kusur sayılır. Daha çok Türkçe hecelerde ve Farsça tamlamalarda (Servet-i Fünûn’da olduğu gibi) tamlama -i’sinde uygulanır. Açık heceyi belirten noktanın altına çizgi (—) konularak gösterilir.

Abdullah Azmi Bilgin* - Divan-ı Hikmet

Çağatay Türkçesi'yle hitabe tarzında yazılan dinî şiirleri içeren Dîvân-ı Hikmet, her biri büyük Türk mutasavvıfı Ahmed Yesevî'nin hikmet, nasihat ve iradelerini ihtiva eden altmış dokuz bölüme ayrılmıştır. İslamî Türk edebiyatının en eski eserlerinden biri olan Dîvân-ı Hikmet'in önemi Türk tasavvuf şiirinin ilk örneklerini içermesinden kaynaklanmakta, eserde dinin temel kuralları, Yesevîlik yolunun adap ve erkânı manzum bir şekilde anlatılmaktadır. Şiirler didaktik amaçla yazıldığı için sanat endişesi ön planda değildir. Yalın ve anlaşılır bir dil kullanılması da bu şiirlerin halk tarafından kolayca ezberlenip nesilden nesile aktarılmasında etkili olmuştur. Şiirler çoğunlukla eski Türk şiirinin devamı olarak dörtlük biçimindedir. Hecenin yanında, aruz vezniyle yazılmış olanları da vardır.

Anonim Türk Halk Edebiyatında Türler ve Özellikleri

Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır. Anlatım, sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenmiştir. Anonim Halk Edebiyatı Düzyazı (Nesir) Ürünleri:

Fecr-i Âti Edebiyatı ve Özellikleri

Fecr-i Âti, Servet-i Fünun sonrası boşluğu doldurmak isteyen gençlerin (Yakup Kadri, Fuat Köprülü, Ahmet Haşim, Aka Gündüz, Ali Canip, Celal Sahir, Refik Halit … ) Mart 1909’da, "Sanat, şahsi ve muhteremdir." anlayışıyla Hilal gazetesi matbaasında toplanıp oluşturduğu topluluktur. Birçok tenkitçinin, hatta bizzat mensuplarının da bir edebiyat akımı veya edebiyat grubu olarak kabul etmediği Fecr-i Âtî, II. Meşrutiyet sonrası ortaya dökülen çoğu siyasî nitelikte ve sanat endişesinden mahrum edebiyat mahsullerine tepki olarak doğmuş kısa ömürlü bir edebî topluluğun adıdır.

Servet-i Fünûn (Edebiyat-ı Cedide) Şiiri ve Özellikleri

27 Mart  1891  tarihinde Ahmed İhsan tarafından kurulmuş olan Servet-i Fünun dergisinin başına Tevfik Fikret geçer ve bu dergi etrafında toplanan yazar ve şairlerin Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) adını verdikleri edebi akım daha çok derginin adıyla anılr. Servet-i Fünûn Edebiyat yazar ve şairleri, Abdülhak Hamit‘in şekilde yaptığı yeniliği daha da genişletirler Fransız şiirinden “sone” ve “terzarima” gibi nazım türlerini alırlar. Müstezad (serbest nazım)ı, yaygın ölçüde kullanırlar. Kalıplaşmış vezinlerin dışına çıkarlar.

Anlatmaya Bağlı Edebi Metinler

  Anlatmaya bağlı edebı metinler destan, masal, halk hikayesi, mesnevi, manzum hikaye, hikaye ve romandır. Göstermeye bağlı edebı metinler de tiyatro genel başlığı altında toplanmaktadır. Geleneksel Türk tiyatrosundan ortaoyunu ve Karagöz, modern tiyatrodan da oyun, dram, trajedi göstermeye bağlı edebi metinlerdendir. Her iki gruptaki metinlerin ortak özellikleri, insana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkanlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi; bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekan, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır. Anlatmaya bağlı edebı metinler ile göstermeye bağlı edebı metinler arasındaki temel farklılık anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir. Anlatma esasına bağlı edebi metinler, yaşadığımız dünyada gerçekleşmiş veya gerçekleşen bir olayı, görünüşü olduğu gibi anlatmazlar. Sanatçı dış dünyadan aldığı gerçekliği, kendi duygusu, iç dünyası, yaşadığı dönemin özellikleriyl...

Deyimler ve Atasözleri

Deyimler: Bir olayı, bir durumu, bir kavramı daha etkileyici anlatmak için en az iki sözcüğün bir araya gelmesiyle oluşan ve çoğu zaman gerçek anlamdan uzaklaşıp kendine özgü anlam kazanan kelime gruplarına deyim denir. Deyimler, hem yazılarımıza hem de konuşmalarımıza derinlik katar. Anlattıklarımızı ilgi çekici hâle getirir. Birkaç cümleyle anlatabileceğimiz bir durumu iki üç sözcükten oluşan bir deyimle anlatabiliriz. Böylece kısa ve özlü anlatım sağlamış oluruz. (Sırtı yere gelmemek: Güçlü olmak, sarsılmamak, yerinden düşürülememek.)

Tiyatro Hakkında Genel Bilgiler

  Herhangi bir olay, durum veya tasarının sahnede canlandırılması amacı ile yazılmış eserlere “dramatik metinler” denir. Bu metinlerin sahnede canlandırılması ile ortaya çıkan sanat da tiyatro olarak adlandırılır. Tiyatro kelimesi Eski Yunan’da “bir oyunun oynandığı yer”i karşılamaktaydı. Tiyatro belirli bir metne dayalı olarak sahnelendiği için hem edebî bir tür hem de güzel sanatların bir dalı olarak değerlendirilir. Tiyatro metinleri genellikle sahnede canlandırılmak üzere yazılır ancak çok nadir de olsa sadece okunmak üzere kaleme alınmış tiyatro eserleri de bulunmaktadır.

Tiyatro Sanatı ve Doğuşu

Tiyatro, bir öykünün karakterlerin davranışı yoluyla bir düşünceyi aktarmak üzere, konuşma ve hareket yardımıyla, sahne üzerinde eyleme dönüştürülmesidir.  Tiyatro, bütün sanatları kullanıp bunları uyumlu bir biçime dönüştüren tek sanattır. 

Tekke Edebiyatı (Dini-Tasavvufi Türk Halk Edebiyat)

  Türkistan'da Hoca Ahmed Yesevi Türbesi Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet’in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Tasavvuf nedir? Her dinde ve millette farklı anlayış ve davranışları ifade eden tasavvufu değil de İslam dininde tasavvuf anlayışını en sağlıklı biçimde ele alan ve bu konuda "Risale" adlı bir de eseri bulunan Abdülkerîm el-Kuşeyrî  tasavvufun Arapça bir kökten geldiğini gösteren bir delile rastlanmadığını, unutulmuş bir lakap olmasının daha uygun görülebileceğini söyler . Ona göre Hz. Peygamber’in sohbetinde bulunanlara sahâbe, sahâbenin sohbetinde bulunanlara tâbiîn, onların sohbetinde bulunanlara tebeu’t-tâbiîn gibi unvanlar verilmiş, daha sonra dinin hükümlerine büyük bir dikkatle riayet edenlere “âbid” ve “zâhid”, zamanla ortaya çıkan bid‘atlara karşı her an Allah’la birlikte olma v...

Dinî-Tasavvufî Halk Edebiyatı (Tekke Edebiyatı)

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet’in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatına  Tekke edebiyatı  da denir. Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır. Dinî-Tasavvufî  Halk Edebiyatının En belirgin Özellikleri Şunlardır: Kurucusu 12. yüzyılda Türkistan’da yaşayan Hoca Ahmet Yesevi’dir. Tekke Edebiyatı, Anadolu’ya 13. y.y.’dan itibaren gelişmiştir. Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir. Nazım birimi genellikle dörtlüktür. Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır. Şiirlerin çoğu ezgilidir. Allah, insan, iman, doğruluk, Allah'a kulluk göre...