Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yunus Emre etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yunus Emre - Dün gider gündüz gelür

Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür Karangulık sürilür ‘âlem münevver olur Karangulık yirine nûrıla gündüz gelür ‘İbrete kalmaz mısın ya hod anlamaz mısın Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen ‘Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür ‘Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür --- dün: Tün, gece. karangulık: Karanlık. hod: Bizzat, kendisi.

Yunus Emre - Gâfil olma aç gözüni hâlüne bak öleni gör (22)

Gâfil olma aç gözüni hâlüne bak öleni gör Kürelik itme dünyede yazuklarun dileni gör Niçe yatur düşübeni ılan çıyan üşübeni Sünükleri çagşabanı çüriyüben ulanı gör Kimi âh idüp kılur zârı günehdür elinde varı Göçmiş yatur kara yiri miskînleri güleni gör Sorma hâlin kimisine varma Irahman'suzına Kim isine gövdesine ulşup yeni yolanı gör Kanı Muhammed Mustafâ hüküm itdi Kâf'dan Kâf'a Dünye kime kıldı vefâ aldanuban kalanı gör Aldanma mâla davara kulluk eyle Hakk'a yara Seviyile bile vara bâkî yoldaş olanı gör Yûnus bu sözleri çatar halka ma'ârifet satar Kendüsi ne kadar dutar söyledügi yalanı gör 

Yunus Emre - Gideridüm Ben Yol Sıra (21)

Gideridüm ben yol sıra yavlak uzamış bir agaç Böyle latîf böyle şîrîn gönlüm eydür bir kaç sır aç Böyl'uzamak ne ma'nîdür çünki bu dünyâ fânîdür Bu fuzûllık nişânıdur gel beri miskînlige geç Böyle latîf bezenüben böyle şîrîn düzünüben Gönül Hakk'a uzanuban dilek nedür neye muhtâc Agaç karır devrân döner kuş budaga bir kez konar Dahı sana kuş konmamış ne gügercin ne hod duraç Bir gün sana zevâl ire yüce kaddün ine yire Budaklarun oda gire kaynaya kazan kıza saç Er sırrıdur sırrun senün er yiridür yirün senün Ne yirdedür yirün senün sana soraram iy agaç Yûnus Emre sen bir niçe eksükligün yüz bin anca Kur'agaca yol sorunca teferrüclen yoluna geç 

Yunus Emre - 'Işk İmâmdur Bize Gönül Cemâ'at (20)

'Işk imâmdur bize gönül cemâ'at Kıblemüz dost yüzi dâimdür salât Cân dost mihrâbına secdeye vardı Yüz yire uruban ider münâcât Biş vakt tertîbümüz bir vakte geldi Biş bölük oluban kim kıla tâ'at Şerî'at eydür bize şartı bırakma Şart ol kişiyedür ider hıyânet Dost yüzin göricek şirk yagmâlandı Anunçün kapuda kaldı şerî'at Münâcât gibi vakt olmaz arada Kim ola dostıla bu demde halvet Kimsene dînine hilâf dimezüz Dîn tamâm olıcak togar mahabbet Erenler nefesidür devletümüz Anunçün fitneden olduk selâmet Kâlû belî didük evvelki demde Dahı bugündür ol dem ü bu sâ'at Togrılık bekleyen dost kapusında Gümânsuz ol bulur İlâhî devlet Yûnus öyle esîrdür ol kapuda Diler ki olmaya ebedî râhat 

Yunus Emre - Niteligüm Soran İşit Hikâyet (19)

Niteligüm soran işit hikâyet Su vü toprak od u yil oldı sûret Dört muhâlif nesneden dört dîvârun Sâzikâr eyledi virdi kerâmet Yil ile toprağı kıldı mu'allak Su içinde odı dutdı selâmet Rızk-ı ‘ömri tamâm eyledi henüz Şeş cihet olmadın tutduğı kisvet Rûhumdan kimsene haber viremez Emrdür kâdırlığı virür hareket Bâkî tertîblerümi şerh ideyüm 'İnâyet mevcûdı sem' ü basâret  'Aklumun haberi bugünki degül Anı er dirisen evvelki âyet Su'âl cevâb kelecisi buna degindür Bundan böyle cihânum bî-nihâyet Yûnusıla buna denlü nasîbüm Gönül dost turagı dilüm şehâdet 

Yunus Emre - Sen Bu Cihân Mülkini Kâf'dan Kâf'a Tutdun Tut (18)

Sen bu cihân mülkini Kâf'dan Kâf'a tutduñ tut Yâ bu ‘âlem mâlını oynayuban ütdüñ tut Sen Süleymân köşkinde taht kurup oturduñ bil Dîv ü perîye düp-düz hükümler eyledüñ tut Sen Ferîdûn haznesin Nûşirevân gencile Kârûn mâlını dahı sen mâluna katduñ tut Bu dünyâ bir lokmadur agızdadur çeynenmiş Çeynenmişi ne dutmak hâ sen anı yutduñ tut 'Ömrün delim bir okdur yay içinde toptolu Tolmış oka ne turmak hâ sen anı atduñ tut İş bu cihân mülkinden ansuzın ün iderler Ansuzını şimdi bil yaraklanup gitdüñ tut  Çün denize gark oldun bogazuna geldi su Delü bigi talbınma iy bî-çâre batduñ tut Her gâh ki nefes gelür ol kîsenden eksilür Çün kîse ortalandı sen anı düketdüñ tut İş bu ecel şerbetini elbet dadısarsın Dadışuña şek yokdur şimdi anı datduñ tut Âhir bir gün ölürsiñ ölüm vardur bilürsiñ Kamulardan ayrılup varup sinde yatduñ tut   Yüz yıllar hoşluğıla ‘ömrüñ olursa Yûnus Soñucı bir nefesdür geç andan da ötdüñ tut 

Yunus Emre - Dîn ü Millet Sorarısan 'Âşıklara Dîn Ne Hâcet (17)

  Dîn ü millet sorarısa ñ  ‘âşıklara dîn ne hâcet 'Âşık kişi harâb olur âşık bilmez dîn diyânet 'Âşıklaru ñ  gö ñ li gözi ma'şûkın isteyü gider Ayruk sûretde ne kalur kim kılısar zühd ü tâ'at Tâ‘at kılan uçmağıçün dîn tutmayan Tamu içün Ol ikiden fâriğ olur neye benzer bu işâret  Her kim dostı severise dostdan yana gitmek gerek İşi güci dost olıcak cümle işden olur âzât Anu ñ  gibi ma'şûkanun haberini kim getürür Cebrâîl-i mürsel sığmaz anda olıcak münâcât Sorı hisâb olmayısar dünyâ âhiret koyana Münker ü Nekir ne sorar terk olıcak cümle murâd Havf ü recâ nice gelür varlık yokluk bırağana İlm ü ‘amel sığmaz anda ne terâzû ne hod sırat Ol kıyâmet bâzârında her bir kula baş kayısı Yûnus sen ‘âşıklarıla hîç görmeyesi ñ  kıyâmet    ---  Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün

Yunus Emre - Ulu Ulu Günâhlarum Yüz Komadı Bana Çalap (16)

Ulu ulu günâhlarum yüz komadı bana Çalap Hiç kimse çâre kılmadı döndüm yine sana Çalap ‘Âlimlere sordum nedür dermân günâhlu derdüme Anlar dahı eyitdiler dermân ana yine Çalap Va‘de yitüp ölicegez ol sinleye varıcagaz Zebânîler gelicegez sen ‘inâyet eyle Çalap Zebânîler çün geleler beni yalınuz bulalar Bilmedügüm dil soralar sen yardım eylegil Çalap Gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi Biz de sana tutduk yüzi sen esirge bizi Çalap Sensün bu benüm sultânum bu cânlar içinde cânum Çokdur benüm günâhlarum sen meded eylegil Çalap Uçmakdagı Hûrîleri geymiş anlar nûr tonları Ne bahtılu mü'minleri bize nasîb eyle Çalap Turmayup söylerem sözüm günâhuma göyner özüm Günâhlu Yûnus'un sözin sen kabûl eylegil Çalap    Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün

Yunus Emre - Bu cümle erkânı koyup birlik yolun tutan benem (212)

Bu cümle erkânı koyup birlik yolun tutan benem Hırs u tama‘ bende ırak hem arduma atan benem Bakan benem gören benem alan benem viren benem Ne Cebrâîl ne Mikâîl İsrâfîl'i kılan benem Yidinci kat yirlerde (ben) sekizinci kat göklerde (ben) Bu söylenen dillerde (ben) hükmi tamâm kılan benem Emrile bulut oynadan yirde bereket kaynadan Elümde kudret şinigi halka rızkın viren benem Bir karâra tutdum karâr benüm sırruma kim irer Câhil beni kanda görür gönüllere giren benem Çagram himmet leşkerine dirile dost işigine ‘Arş önünde ‘aklumıla hıdmet kılup turan benem Gök yüzinde ferişteler Yûnus ne kasd ider bular Dek turmazsa ferişteler ‘Arş'a çomak uran benem Delü oldumıdı Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz Hazret'e degin yalunuz yüzi süri viren benem     (Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün)

Yunus Emre - Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm (214)

Ger râzumı söylerisem kimse dilüm bilmez benüm Eger sabır eylerisem gönlüm karâr kılmaz benüm İy uslular iy uslular siz eyidün ben n'ideyüm Ol dost yüzin göreliden ‘aklum başa gelmez benüm Bunun gibi tertîbile işüm niçe başa vara Elümden iş kaldıyısa cânumdan iş kalmaz benüm Ne usluyam ne delüyem neye benzer işüm benüm ‘Işk denizine gark olup gönlüm gözüm toymaz benüm Bu mahabbet odı benüm yüregümde yana durur Denize gark olurısam söynüp hatâ kılmaz benüm Yıl on iki ay ‘ışk odı içümde uş yanup durur Yandugunca artar kokum devrüm geçüp solmaz benüm Cümle Hak'a yol vardılar sabrıla Hakk'a irdiler ‘Işkun aslı oddan durur sabrumıla olmaz benüm Niçe eyitdüm gönlüme var sabır eyle dek otur Şol dem dahı bed-ter olur ögüdümi almaz benüm Bu Yûnus'un çün sûreti ölüp toprak olurısa Bâtınumdan ‘ışk sevgüsi bilün ki hîç gitmez benüm      Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün Müstef‘ilün

Yunus Emre - 'Aceb bu benüm hâlüm yir altında ahvâlüm (15)

'Aceb bu benüm cânum âzâd ola mı yâ Rab Yohsa yidi Tamu'da yana kala mı yâ Rab 'Aceb bu benüm hâlüm yir altında ahvâlüm Varup yatıcak yirüm akreb dola mı yâ Rab Allah olıcak kâzî bizden ola mı râzî Görüp Habîb'i bizi şefî' ola mı yâ Rab Cân hulkuma geldükde ‘Azrâîl'i gördükde Yâ cânumı aldukda âsân ola mı yâ Rab Yûnus kabre vardukda Münker-Nekir geldükde Bana su'âl sordukda dilüm döne mi yâ Rab 

Yunus Emre - Ecel Ere Ölem Birgün

İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün İşlerüme pişmân olup kendözüme gelem birgün Yanlaruma kona elüm söz söylemez ola dilüm Karşuma gele ‘amelüm n'itdümise görem birgün Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna Şol dört tekbîr namâzıla (vaktum) tamâm kılam birgün Beş karış bez durur tonum ılan-çıyan yiye tenüm Yıl geçe obrıla sinüm unıdılup kalam birgün Başuma dikeler hece ne irte bilem ne gice 'Âlemler ümidi hâce sana fermân olam birgün Yûnus Emre sen bu sözi dahı tamâm itmemişsin Tek yüriyeyin n'eyleyem üstâduma gelem birgün 

Yunus Emre - İy dost ‘ışkun denizine girem gark olam yüriyem

İy dost ‘ışkun denizine girem gark olam yüriyem İki cihân meydân ola devrânum sürem yüriyem Girem denize gark olam ne elif ü mim dal olam Dost bâgında bülbül olam gülleri direm yüriyem Bülbül olubanı ötem gönül olam cânlar ütem Başumı elümde tutam yoluna varam yüriyem Bülbül olubanı gidem iy niçe gönüller güdem Yüzüm ‘ışkıla dem-be-dem topraga sürem yüriyem Şükür gördüm dîdârunı aşdum visâlün yarını Bu benlik senlik şârını terkini uram yüriyem Yûnusdur ‘ışk âvâresi bî-çâreler bî-çâresi Sendedür derdüm çâresi dermânum soram yüriyem 

Yunus Emre - İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana (14)

İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur Bilmesi bunun zevk durur ‘aklıla fehm irmez ana 

Yunus Emre - Her kim bana ağyârısa Hak Tanrı yâr olsun aña (13)

Her kim ba ñ a ağyârısa Hak Ta ñ rı yâr olsun a ñ a Her kancaru varurısa bâğ u bahâr olsun a ñ a Ba ñ a ağu sunan kişi şehd ü şeker olsun aşı Gelsün kolay cümle işi eli irer olsun a ñ a Önümce kuyı kazanı Hak tahtın ağdursun anı Ardumca taşlar atanı güller nisâr olsun a ñ a Acı dirligüm isteyen tatlu dirilsin dünyede Kim ölümüm isterise bin yıl ‘ömür virsün a ñ a Her kim diler ben hâr olam düşmen elinde zâr olam Dostları şâd u düşmânı dost u agyâr olsun a ñ a Her kim diler ise benüm o dostumdan ayrıldugum Gözlerinden hicâb gitsin dîdâr ayân olsun a ñ a Miskîn Yûnusun dünyede güldügini işitmeyin Agladugum isteyene gözüm pı ñ ar olsun a ñ a  -------- Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün 

Yunus Emre - Bir kez göñül yıkduñısa bu kılduğuñ namâz degül

  Bir kez göñül yıkduñısa bu kılduğuñ namâz degül Yitmiş iki millet dahı elin yüzin yumaz degül

Yunus Emre - Benem ol ‘ışk bahrîsi denizler hayrân bana (12)

  Benem ol ‘ışk bahrîsi denizler hayrân bana Deryâ benüm katremdür zerreler ‘ummân bana

Yunus Emre - Ol kişinün yokdur yâri iş bu cihân zindân ana (11)

Ol kişinün yokdur yâri iş bu cihân zindân ana Dimesün kim ben şâdıyam ya şâdılık kandan ana

Yunus Emre - ‘Aceb ‘aceb ne nesnedür bu derdile firâk bana (10)

‘Aceb ‘aceb ne nesnedür bu derdile firâk bana  Cânumı serhoş eyledi ‘ışk agusı tiryâk bana 

Yunus Emre - Tehî görmen siz beni dost yüzin görüp geldüm

          Tehî görmen siz beni dost yüzin görüp geldüm           Bâkî devrân-rûzigâr dostıla sürüp geldüm                Ne var söylenen dilde varlık Hakk'undur kulda          Varlıgum hep ol ilde ben bunda garîb geldüm