Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Türk Klasik (Divan) Edebiyatı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sadık Vicdani - Parasız Risalesi (Müseddes)

1 Şimdi gökden yağmıyor da menn ü selvâ parasız  Kimse vermez kimseye dest-i tevellâ parasız  Olsa da yek-digere karşı temennâ parasız  Uğramaz semt-i hayâle mâlîhülyâ parasız  Çok uzunmuş geçmiyor şebhâ-yı yeldâ parasız  Zannedersem kaldı dünyâ, ehl-i dünyâ parasız  2  Yüklenir bilmem kime vizr ü vebâli âlemin  Para etmez elindeki mâl u menâli âlemin  Parasızlıkdan müvellid her melâli âlemin  Parasızlıkla diger-gûn oldu hâli âlemin  Leyle-i hublâ-yı ümmîd ü hayâli âlemin  Pek kısırdır eylemez tevlîd-i dünyâ parasız  3  Öyle müzmin şekle girmişdir ki bu dâu’n-nukûd  Ölmüyormuş mikrobu telkîh ile taht’el-culûd  Şâyet olmazsa şifâ âsârı az, çok rû-nümûd  Der ki Mevlâ’ya yükselmezse esvât-ı dürûd  Kış günü ehl-i maâşâta muhakkakdır cümûd  Çünkü kalmışdır erâmille yetâmâ parasız  4  Eski sarfiyyâtımız hep bezr ü isrâfât imiş  Hep o evsâf-ı civânmerdânemiz tâmât imiş  Bezr ü isr...

Şeyh Galib - Kaside (Mihr ü meh kim âlemi pür-nûr eder her rûz u şeb)

Mihr ü meh kim âlemi pür-nûr eder her rûz u şeb Encüm ü şebnemle hoş tesbîh ederler rûz u şeb Küfr ü îmân hem celâliyle cemâlin bendesi Mihr ü meh mengûş-ı gûşî iki çâker rûz u şeb Mihr ü mehdir şemse-i cildi kitâb-ı hamdinin Kudretinden muhtasâr bir hoşça defter rûz u şeb Mâh sakkâyı-yı safâdır çeşme-i mihre varıp Gülşen-i dehri eder irvâ-y" Kevser rûz u şeb Mihr keştî mâh sandâl âsumân bahr-i kerem Nakl ederler nimet-i Yezdânı yekser rûz u şeb Mihr ü meh gâhî ufûl ü geh gurûb ile geçip Dâimâ buhrân-ı “innî”ye verir fer rûz u şeb Mâh sevdâ-y" ubûdiyyetde mihr âteş-feşân Nûr-ı şevkıyle cihân pür-zîb ü zîver rûz u şeb Mihr şekerrîz–i midhat mâh şîrîn kam-ı şükr Birbiriyle oldular çün şir ü şekker rûz u şeb Mihr ü mehden sanmâ ey bîgâne-i tavr-ı edeb Gencefe-bâzî eder çarh-ı sitemger rûz u şeb Belki mihr ü mâh" etmişdir zebân ile dehân Pîr-i çârh âyât-ı lutfun eyler ezber rûz u şeb Mihr ü meh sanma felekde kûçegerd-i herze-tâz Hıdmet üzre iki tıfl-ı hâne perver rûz u şeb M...

Nabi - Muhammes

Bu gülistanda benimçün ne gül ne şebnem var Bu çarşude ne dadu sited ne dirhem var Ne kudret ü ne tasarruf ne biş ü ne kem var Ne kuvvet ü ne teayyum ne zahm ü merhem var Bu kârhânede bilsem neyim benim nem var Vücûd cud-i ilâhi hayat bahş-i kerim Nefes atiyye-i rahmet kelam fazl-ı kadim Beden bina-yı Hüda ruh nefha-i tekrim Kuva vedia-i kudret havas vaz-i hakim Bu kârhânede bilsem neyim benim nem var Bu kârhânede bir başka kâr ü barım yok Ne varsa cümle anındır bir özge varım yok Cihana gelmede gitmekle ihtiyarım yok Benim benim diyecek elde bir medarım yok Bu kârhânede bilsem neyim benim nem var Zemin bisat-i kader çerh hayme-i azamet Nücum-i sabit ü seyyar meş’al-i kudret Cihan netice-i cud-i hazain rahmet Sahaif-i suver-i kevn nüsha-i hikmet Bu kârhânede bilsem neyim benim nem var Vücud ariyetidir hayat emanettir İbade da’vi-i mülk iddia-yi şirkettir Kulun vazifesi teslimdir itaattir Bana kulum dediği lütfdur inayettir Bu kârhânede bilsem neyim benim nem var Benim fakir-i tehidest ...

Enderunlu Vasıf - Naat-i Şerif

Ben ol pervâne-i şem'-i firâkam yâ Resûlallâh Yanıp yakılmada her dem mezâkım yâ Resûlallâh Olaldan silsile-bend-i mahabbet gerden-i şevkam Senün 'aşkun ile Mecnûn-siyâkam yâ Resûlallâh Hevâ-yı nefs ile düşdükçe girdâb-ı mecâzibe Hurüş etmekdedir mevc-i merakım yâ Resûlallâh Reh-i Mi'râc-ı 'ışkımda ümîd-i pây-bûsunla Misâl-i rik pâmâl-i Burak'am yâ Resûlallâh Beni rü'yâda bâri eyle didârunla kâm-âver Kemâle erdi zîrâ iştiyâkım yâ Resûlallâh Kulun derviş Vâsıf gibi şehrâh-ı tarikatde Sevenlerle seni var ittifakım yâ Resûlallâh ---------- Mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün / mefâîlün

Fuzuli - Rubai (Ey feyz-i vücud şahid-i cûd sana)

Ey feyz-i vücûd şahid-i cûd sana V’ey şâhid-i cûd her ne mevcûd sana Ümmîd-i kabûl-i i’timâd-i keremin Merdûdunu etmiş yine merdûd sana -------- Mef ‘û lü / me fâ î lün / me fâ ‘î lün / fa‘ (Ey varlığının bereketi, cömertliğine şâhit olan! Varlık âleminde ne varsa cömertliğine şâhittir. Kabul edilme ümidi ve cömertliğine duyulan güven, kovduğunu yine sana döndürür.)

Nabi - N'at-i Şerif (Sakın Terk-i Edebden)

Sakın terk-i edebden kûy-i "Mahbûb-i Hudâ"dır bu Nazar-gâh-ı ilâhîdir "Makâm-ı Mustafâ"dır bu Felekde mâh-i nev "Bâbü’s-Selâm"ın sîne-çâkidir Onun  kandilidir hûr matlâ-i nûr u ziyâdır bu Habîb-i Kibriyânın hâb-gâhıdır hakîkatde Tefevvuk-gerde-i 'arş-ı "Cenâb-ı Kibriyâ"dır bu Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-ı 'adem zâil 'Amâdan açdı mevcûdat dü çeşmin tûtiyâdır bu Mürâ’ât-ı edeb şartıyla gir Nâbî bu dergâha Metâf-ı kudsiyândır bûse-gâh-ı enbiyâdır bu

Baki - Kaside (Der-İmzâ’-yı Dîvân-ı Sultân Süleymân Hân)

Cihân-ı ma’delet kân-ı mürüvvet Penâh-ı mülk ü millet nusratü’d-dîn Şeh-i ‘âdil Süleymân Hân-ı Gâzî Mu’izzü’d-devle sultânü’s-selâtîn Ne hoş kıldı görüñ âsâr-ı lutfı Cihân-ı sûret ü ma’nâyı tezyîn Virüp fazl u kemâli husrevâne Ma’ânî mülkine tertîb ü âyîn Yine nazm eylemiş bir ‘ıkd-ı gevher İder biñ kerre Hassân görse tahsîn Misâl-i hurde-i pîrûze hattı Mücellâ safhası bir levh-i sîmîn  Ya hod zîbâ ter ü tâze benefşe Der-âgûş eylemiş gül-berg-i nesrîn Beyâzı gurre-i subh-ı sa’âdet Sevâdı sürme-i çeşm-i cihân-bîn Sevâd-ı hatt içinde noktalardan Şeb-i târîk içinde şekl-i pervîn Egerçi noktadur sûretde anlar Velî ma’nâ yüzinde hâl-i müşgîn Edâsı Selsebîl-i bâg-ı Rıdvân Hurûfı ravzadan gelmiş reyâhîn Ne deryâdur bu şi’rüñ bahri yâ Rab Ki andan kâ’inât olmış güher-çîn Nice nâzükdür ol şi’r-i şeker-bâr Leb-i dil-ber gibi şîrîn ü rengîn Pes-i âyîne-i tab’ından itdi Yine tûtî-sıfat Bâkîye telkîn Şikâr itmek nedür ma’nâ hümâsın Bulınsa tab’-ı şâhî gibi şâhîn Kemâlin añlayup bir bir öñinde K...

Nabi - Gazel (Olmasa)

Vermezdi kimse kimseye nan minnet olmasa Bir maslahat görülmez idi rüşvet olmasa Halkın meyanesinde bulunmazdı ittihad Meşreblerine vasıta-i hisset olmasa Kendi vücudüne bile kıymazdı mâli halk Kasd-i nümayiş-i şeref ü şevket olmasa Yok bîgarez muamele ehl-i zemânede Kimse ibâdet etmez idi cennet olmasa Tahsil-i ilmin üstüne tercih eder mi nâs Tahsil-i mâl vasıta-i rif’at olmasa Gümyab idi miyan ile imandan imtizac Mabeynde alâka-i cinsiyyet olmasa Bad-i bürud ederdi füsürde bedenleri Nar-i tama’ müeddi-i germiyyet olmasa Etmez zuhur arsede bir kimseden kerem Zımnında kasd-i daiye-i şöhret olmasa Bakmazdı kimse ayine-i safa Nabiya Hodbînlik alâkasına âlet olmasa

Nef'i - Musammat Bahar Kasidesi (Der Medh-i Sultân Murâd Hân Aleyhi'r-rahmeti Ve'l gufrân)

(NESİB) Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem Erdi yine ürd-i behişt oldu havâ anber-sirişt Âlem behişt-ender-behişt her kûşe bir bâğ-ı İrem Gül devri ayş eyyâmıdır zevk u safâ hengâmıdır Âşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhunde-dem Dönsün yine peymâneler olsun tehî hum-hâneler Raks eylesin mestâneler mutrıbler etdikçe nagam Bu demde kim şâm u seher meyhâne bâğa reşk eder Mest olsa dilber sevse ger ma'zûrdur şeyhu'l-Harem Yâ neylesin bî-çâreler âlüfteler âvâreler Sâgar sunar meh-pâreler nûş etmemek olur sitem Yâr ola câm-ı Cem ola böyle dem-i hurrem ola Ârif odur bu dem ola ayş u tarabla mugtenem. (TEGAZZÜL) Zevkı o rind eyler tamâm kim tuta mest ü şâd kâm Bir elde câm-ı lâle-fâm bir elde zülf-i ham-be-ham Lutf eyle sâkî nâzı ko mey sun ki kalmaz böyle bu Dolsun sürâhî vü sebû boş durmasın peymâne hem Her nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mül Lutf et açıl dahi gül ey serv-i kadd-i gonca-fem Bu dürd ü bu sâfî deme ...

Nedim - Kaside (Iydıyye Der-Teşekkür-i Dâmen-bûs-ı Hazret-i Sultân Ahmed Be-Emr-i Hümâyûn)

Sabâh-ı ıyd kim âlem olup feyziyle nûrânî Sadâ-yı kûs u şevket eyledi pür-çarh-ı gerdânı Sarây-ı şehriyâr-ı âlem oldu maşrık-ı ikbâl Gelüp hep hâk-bûsa devlet-i ulyânın erkânı Kuruldu taht-ı âlî-baht tarz-ı dil-pesend üzre Döşendi pîşgâha ol murassaʿ ferş-i hâkânî Hezâran zîb ü ziynet sad hezâran ferr ü şevketle Cülûs etdi çıkup dehrin şehenşâh-ı cihânbânı Yesârında durup şehzâdegân izz ü saʿâdetle Sipihr-i haşmetin her biri oldu mihr-i tâbânı Denür sâhib-kırânın çârdır yanında şemşîri Görüp şehzâdegânı anladım bu râz-ı pinhânı Muʿammer eylesin yavuz nazardan saklasın Mevlâ Ki onlardır binâ-yı izz ü şânın çâr erkânı Yemîninde dururdu hâtem-âsâ âsaf-ı ekrem Olup rûh-ı mücessem âlemin gûyâ nigehbânı Vezîr-i pür-himem Dâmâd İbrahîm Pâşâ kim Eder İbnü'l-Amîdi dergeh-i cûdunda derbânı Cenâb-ı sadr-ı aʿzam gûyiyâ tefsîridir onun Şehenşâh-ı cihân bir mushaf ammâ resm-i Osmânî Erişmiş olsa bu vakte Alî Şîr-i Nevâyî ger Olurdu ol hidîv-i ekremin bî-şübhe sekbânı Vezîr-i aʿzamın da izz ü dev...