Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Murat Çobanoğlu - Dertli Bülbül

Dertli bülbül olmuş deli Güle dolana dolana Bezirgan yolun şaşırmış Yola dolana dolana Çekme kulun davasını Yıkma kulun binasını Mecnun buldu mevlasını Çöle dolana dolana Çobanoğlu can çekildi Sinem tarlası ekildi Saç ağardı bel büküldü Bele dolana dolana
En son yayınlar

Sherzod Ortiqov - Tugallanmagan Kartina (hikoya)

Agar kapalak soʻzlaganda edi, hayotning qanchalik qadrli ekanligini bilardik. Bir yil deganda ijodxonamga kirdim. Kalitni burab, eshikni ochishim bilan anglab boʻlmas sogʻinch hissi yuragimni butunlay qamrab oldi. Sevimli maskanim yana qarshimda menga quchoq ochib, peshvoz turardi. Uning har bir burchidagi menga tanish va aziz boʻlgan narsa — buyumlar beixtiyor koʻzlarimda soʻngan ishtiyoqni qorachiqlarim orasiga qaytadan joylashga urinar, boʻsagʻada turgancha goh devorlardagi kartina va stol ustida sochilib yotgan eskizlarga, goh xona oʻrtasida turgan molbert va moviyrang pardasi tortib qoʻyilgan derazaga qararkanman, oʻzimni yoʻqotib qoʻygancha, hayajon taʼsirida ichkariga kirishni ham, kirmaslikni ham bilmasdim. Bir oz oʻtib, ichkariga kirdim. Qadrdon molbertim roʻparasiga borib  oʻtirdim. U rosa chang bosib ketgandi. Uning oldidagi kursi ustida-mis patnisda turgan boʻyoqlar qotib, poʻpanaklashgan, bir yil oldin men chizishni boshlagan kartina koʻrinishi uning atrofini quyuq qop...

Yunus Emre - 'Aşk makâmı 'âlîdür 'aşk kadîm ezelidür

'Işk makâmı 'âlîdür 'ışk kadîm ezelidür 'Işk sözini söyleyen cümle kudret dilidür Dinleyen ol işiden ol gören ol gösteren ol Her sözi söyleyen ol sûret cân menzilidür Sûret söz kanda buldı kanda sözi iş oldı Sûrete kendü geldi dil hikmetün yolıdur Sûretler ün diyemez söz kendüsüz söylenmez İşler hicâbsuz olmaz risâlet hâsılıdur Bu bizüm 'işretümüz oldur bu lezzetümüz İçüp esridügümüz 'ışk şerbeti gülidür Anı ana dirsin anun söyleyen ol söz anun Ol bizümdür biz anun gayri tesbîh dilidür Yûnus sözin tak kılan görmedi münkir olan 'Ömrin zulmete salan ma'rifet yohsulıdur 

Ozan Arif - Yalan Değil

Vah zavallı Türkiye'm! Soluyor yalan değil. Başa geçen onu yem Biliyor yalan değil. Ne yol aldık ne menzil Bugün dünden de rezil Halkın karnı yine zil Çalıyor yalan değil. Kuran kurmuş ağını Uzatmış ayağını Bal tutup parmağını Yalıyor yalan değil. Zengin zengindir bre Sırtı gelir mi yere? Olan yine fakire Oluyor yalan değil. Torpil ile masalar Rüşvet ile keseler Vurgun ile kasalar Doluyor yalan değil. Bir yer biri bakar Kıyamet ondan kopar Felaket apar topar Geliyor yalan değil. Devlet baba nerdesin? Ozan Arif neylesin? Babalık vasfın kesin Ölüyor yalan değil.

Pir Sultan Abdal - Bize Mihman Geldi Şad Oldu Gönlüm

Bize mihman geldi şad oldu gönlüm Mihman canlar bize safa geldiniz Kasavet kalmadı bahar yaz oldu Mihman canlar bize safa geldiniz Dua edin bize misafir gele Yavan yahşi yiyip yüzümüz güle Büyük küçük anı hep Hızır bile Mihman canlar bize safa geldiniz Misafir kapının iç kilididir Ev sahibi de anların kelbidir Misafir mihmandır mihman Ali'dir Mihman canlar bize safa geldiniz Kahrettiği yere misafir gelmez Çalışır çabalar ektiği bitmez Seğirtse de gitse menzile yetmez Mihman canlar bize safa geldiniz Pir Sultan Abdal'ım kayda verile Misafir kısmetin getirir bile Misafir mihmandır sen özün dile Mihman canlar bize safa geldiniz

Teslim Abdal (Mehmed)

Teslim Abdal'ın hayatı ile ilgili bilgiler kaynaklarda farklılık gösterir. Araştırmalarda, farklı yer ve zamanlarda yaşamış Teslim Abdal (lar) ve türbesi olduğu görülmektedir (Denizli, Çorum, Malatya, Trakya). Bunlardan en bilineni 17. yüzyılda yaşamıştır ve asıl adı Mehmed'dir. Sultan 4. Murad döneminin bir Bektaşi büyüğü, yeniçeri ocağının halife babasıdır ve Bağdad seferine katılmıştır. Alevi-Bektaşi şairleri içinde mümtaz bir yere sahiptir (Kaya 2002). 17. yüzyılda Çorum yöresinde yaşadığı düşünülen Teslim Abdal’ın hayatı hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Çorum'a bağlı Teslim köyü onun adını taşır. Kimi deyişlerinde Osmanlı ve İran devletleri arasında sürüp gelen siyasi ve askeri çekişmelerle ilgilendiği anlaşılmaktadır. Mezarı ve türbesi Çorum ili Mecitözü ilçesine bağlı Teslim köyündedir. Köyün önceki adı Teslim Abdal değildir. Mecitözü ilçesi Teslim köyündeki bu ozanın kimliği ile ilgili bilgilerden biri; Sivas Müzesinde bulunan “Bektaşi Tekkelerinin Teftişi” adlı def...

Gevheri

17. yüzyıl şairlerden olan Gevherî’nin doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Başta Fuad Köprülü olmak üzere pek çok araştırıcı Gevherî’nin bazı şiirlerinden hareketle, onun 17. yüzyılın ilk yarısında doğduğunu iddia ediyorlarsa da, bu görüşe katılmayanlarının varlığı da dikkatlerden kaçmamaktadır. Kaynaklarda Gevherî’nin asıl adı, Mustafa (Gevherî tâbirdir Mustafa ismim/ Bir katre meniden halk oldu cismim /Levh-i mahfuz üzre yazılmış resmim/ Hikmet-i Hüda’ya uğradım geldim]) (Köprülü 1929: 191), Mehmed (Gevherî mahrem-i aşkındır ebed / Çektiğim hicrâna yokturur ebed /Bir garib kulundur kemter Mehemmed/ Kurban ol der isen ferman senindir) (Elçin 1984: 11) ve Ali (Kendime kefilim Ali’dir ismim / Levh-i mahfuzda yazılmış resmim / Bir katre meniden eyleyip cismim/ Hikmet-i Hüda’ya uğradım geldim) (Yavuz 1983: 146) olarak geçmektedir. Bu hususta başka bir belge yoktur. Şiirlerin Gevherî’nin ölümünden sonra müstensihler tarafından yazıldığı düşünülürse, sorunun kaynağı daha iyi anlaş...

Gevheri - Hey Ağalar Zaman Azdı

Hey ağalar zaman azdı Düşmüşe il üşer oldu Küllükte sürünen eşek Cins atla yarışır oldu Palas üstünde yatmıyan Bıyığ'na pala batmıyan Porsuk ardından yetmiyen Ceylana ulaşır oldu Evlerinin önü tazı Yazılır turnası kazı Yaşına yetmedik kuzu Koç ile vuruşur oldu Gevheri der işle hata Katırlar baskındır ata Olur olmaz maslahata Çocuklar karışır oldu

Teslim Abdal - Hey Erenler Zaman Azdı

Hey erenler zaman azdı Bu dünya karışır oldu Tilki aslana kuyu kazdı Ha edip erişir oldu Oğuldur atanın hızı Dinlenmiyor ulu sözü Altı aylık olmayan kuzu Koç ile vuruşur oldu Ata sözü tutmaz uşak Deve yerin gözler köşük Küllükte tepinen eşek At ile yarışır oldu Palaz üstünde yatmayan Dudağı yala batmayan Porsuk ardından gitmeyen Ceylana erişir oldu Teslim Abdal zaman azgın Evlat babasından bezgin Kokmuş leşe konan guzgun Turnayla yarışır oldu

Aşık Yaşar Reyhani - Erzurumlu Gelin

Erzurumlu gelin düştü aklıma Çıkıp yollarıma bakanım oy oy Gözü sürme bilmez eller kınalı Üstünde şimşekler çakanım oy oy

Maʼmura Zohidova - Shamol bilan suhbat

Shamollar, yo‘l bo‘lsin, sizga saharlab, Yo‘l olibsiz qay bir sokin joylarga? Mehmonni qarshilab charchamaydi hech, Bormasdan qo‘ymassiz G‘ovasoylarga? Ortimdan ergashgan tog‘larga bo‘ylang, Qarsak chalib kutar sizni teraklar. Soylarga qo‘shilib men uchun kuylang, Axir sel bo‘ldi-ku bunda yuraklar. Dehqon otalarning yuzlarin silab, Bo‘y qizlar sochini o‘ynatib keling. Mevalarni to‘kib, shoxin qayirib, Bog‘bonni shoshirib, o‘ylatib keling. Shamollar, derazam siz uchun ochiq, Qaytishda kirarsiz bir ho‘plam choyga. Yomg‘irga qo‘l yuving, men tutay sochiq, Sizni o‘tqizayin eng baland joyga. Kelsangiz qurigay ko‘zimning nami, Yelpib yuboring dil ozorlarimni. Olib keling albat menga onamning Qalampirmunchoqli iforlarini.  

Yetik Ozan - Umut

Akça sakalımdan,akça saçımdan Kut bulup yaşıma eresi balam! Ben göremem, öyle geçer içimden, Azatlık gününü göresi balam! Son gülü kopardı güz toprağımdan, Kanmadı o kanlı göz toprağımdan, El için sürdüğüm öz toprağımdan Gün ola elleri süresi balam! Ben en yaşlı çınar sen en genç söğüt, Sana vereceğim anca bir öğüt: Kırıl da eğilme,yiğit ol yiğit; Böyledir Türklüğün töresi balam! Başın börklenende kayguya dalma, Aç,susuz kal ama umutsuz kalma. Büyüdükçe dalda şu kızıl elma, Büyüsün ülkünün yöresi balam!

Şeyh Galib - Kaside (Bir kasr-ı 'âlî binâ olundukda sultân-ı müşârün ileyhaya takdîm olunan kasîdedir.)

Zihî kâşâne-i şâhâne kim reşk-i bahârândır Zamân-ı ömr-i câvidân zemîni hâveristândır O rütbe revnâk-efzâdır ki zerrîn tâk-ı vâlâsı Meh ü mihr ile bu çarh-ı kebûd ol sakfa hayrândır Hakîkat neş’esidir nakşının bûy-ı gülistânı Meger esdâf-ı rengi sâgar-ı ser-şâr-ı irfândır Nice pür-şîve olmâz nergîs ol bâg-ı tasvîrin Elinde hâmesi Bihzâdının müjgânı hûbândır Müzeyyen lâciverd ü lâ’l ile bir tâze kişverdir Felek gûyâ ki ol kişverde bir kûh-ı Bedahşândır Cevâhîr genci bir altun kafesdir zer-ger-i subha Müzerkeş şemsesi müstaInî-i şems-i dırahşândır Görenler mevc-i reng-â-reng tasvîrin bîlirler kim Per-i tâvûs-ı cennet hâkrubî olsa şayândır Yagar bârân-ı zer ol künbed-i fîrûzeden gûyâ Der ü dîvârı her su selsebîl-i dürr ü mercândır Bu âlî kasra keştî keştî gevheri nakl ederdi hep Seped ber-dûş be-remz-i dûrîde deryâ-yı ummândır Gül-i tasvîr-i bâgı öyle bir şehîd-i halâvet kim Ana nisbetle müşgû-hâne-i zenbûr-ı nâlândır Kumâş-ı ferş-i pâkî bâl-i simurg-ı ma’ârifdir Harîm-i hâsına saff-ı sür...

Mahkam Mahmud - Qardoshlikning kuch-qudrati (2023)

“Turkiy tsivilizatsiyaning yangi davri: umumiy taraqqiyot va farovonlik sari” shiori ostida o‘tgan yil Samarqand shahrida o‘tkazilgan sammit davomida, Turkiy davlatlar tashkiloti doirasida ta’sis etilgan Alisher Navoiy nomidagi xalqaro mukofotga turkiy dunyo birligiga, xalqlar o‘rtasida do‘stlik rishtalarini mustahkamlashga munosib hissa qo‘shgan Chingiz Aytmatov loyiq ko‘rilgan edi. O‘zbekiston Respub­likasi Prezidenti Shavkat Mirziyoyev­ning 2018 yil 2 aprelda “Buyuk adib va jamoat arbobi Chingiz Aytmatov tavalludining 90 yilligini keng nishonlash to‘g‘risida”gi qarori adib asarlarini o‘zbek kitobxonlariga yanada keng targ‘ib qilishga asos yaratgan. Bu yil nishonlanayotgan adib tavalludining 95 yilligi munosabati bilan taniqli adabiyotshunos olim Mahkam Mahmud Andijoniyni suhbatga chorladik. – Mahkam aka, suhbatimizni Chingiz Aytmatov asarlarining o‘zbek tilidagi tarjimalari mavzusida boshlasak. –Chingiz Aytmatov ijodi O‘zbekistonda hamisha adiblar va munaqqidlarning e’tiborida bo‘li...

Şiir Nedir?

Şiir Nedir? Zengin semboller, çağrışımlar, ritimli sözler ve seslerin ahenkli kullanımıyla ortaya çıkan edebî türe şiir denir. Şiir, günlük dilden farklıdır; imgesel ve çok anlamlı bir dile sahiptir. Şiirde Anlam ve Dil Şiir Dili: Günlük dile göre daha yoğun, çağrışım gücü yüksek, imgelerle yüklü özel bir dildir. Tema: Şiirde okuyucuya aktarılmak istenen ana duygudur. Örnek: aşk, özlem, kahramanlık, doğa, mutluluk, hüzün, yalnızlık, ölüm vb. Konu: Tema somut olay ya da durum üzerinden işlenir. Şiirde Ahenk Unsurları Şiirde ahenk; dize, kelime, hece ve seslerin düzenli kullanımından doğar. Ahenk unsurlarını şu şekilde sıralayabiliriz: 1) Ölçü a) Hece ölçüsü Milli ölçmz olan “hece ölçs” dizelerdeki hece sayılarının eşit olması esasına dayanmaktadır. Şiir okunurken bazı yerlerde duraklama olur. Ölç kalıpları içinde durulan bu yerlere durak denir. Trk şiirinde en çok “7, 8 ve 11’li” hece ölçs kullanılmıştır. Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne âkilem ne divâne Gel gör beni aşk ne...

Yunus Emre - Gel Gör beni 'Işk Neyledi

Gönlüm düşdi bir sevdâya Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Başumı virdüm gavgâya Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Ben yürürem yana yana ‘Işk boyadı beni kana Ne ‘âkilem ne dîvâne Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Ben yürürem ilden ile Dost soraram dilden dile  Gurbetde hâlüm kim bile Gel gör beni ‘ışk n'eyledi   Benzüm sarı gözlerüm yaş Bagrum pâre yüregüm baş Hâlüm bilen dertlü kardaş Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Gurbet ilinde yürürem Dostı düşümde görürem Uyanup Mecnûn oluram Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Gâh tozaram yirler gibi Gâh eserem yeller gibi Gâh çaglaram seller gibi Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Akar sulayın çaglaram Dertlü cigerüm taglaram Şeyhüm anuban aglaram Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Yâ elüm al kaldur beni Yâ asluna irdür beni Çok aglatdun güldür beni  Gel gör beni ‘ışk n'eyledi Ben Yûnus- bîçâreyem Başdan ayağa yareyem Dost ilinde âvâreyem Gel gör beni ‘ışk n'eyledi