Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Gültekin Sâmanoğlu - Sevmek Sevilmek Üstüne

Çiçek misin, kuş musun; rengin, kokun ve sesin Varla yok arasında; hayaldesin düşdesin. Ellerin yeşil ışık, sonrası hep kırmızı; Sabahlarımda şiir, akşamları bestesin. Gel desem geliversen pür heyecan, pür neş'e; Ah bir söyleyebilsem: "Eller ne derse desin! .." Bu çağrı hangi nazı getirmezdi insafa? Naz değil o, anladım: Çaresiz boş hevesin. Sevmişsin ya ne çâre, böylesi sevildin mi? "Sevilmek kâfi" diye, verdiğin karar kesin. Sevmenin, sevilmenin doruğundasın, tamam; Sevdiğine kul köle, candan sevene nesin? Hayatı kucaklayan doyumsuz yorgunlukla, Yorgun gönül gözüme inen en son perdesin. Bunca yıl sonrası bu, kırk bir kere maşallah! Bırak artık bu rüzgâr nasıl eserse essin...
En son yayınlar

Coşkun Ertepınar - Ceviz Ağacı

H. Fethi Gözler'e Bir ceviz ağacı tanıyorum çok eskilerden Onunla biliyorum çocukluğumu. Daha, kuru kabuk bir kozken Toprağa ellerimle atmıştım İçinde dallar saklayan tohumu. İlkten uzun bir unutuş, Sonra kar, tipi, yağmur, rüzgâr.. Sonra da pencerelerde gülen aydınlık İlkbahar. Derken kabaran toprak, sıcacık bir yaz günü, İki yeşil yaprak selâmladı Mavi tablo gökyüzünü.. Ve güneş ve ay ve yıldızlar Ne kadar güzeldi ne kadar. Yaprakçıkları taşıyan dallar Hevesle, aşkla uzadı, boy verdi.. Sevdi yanıbaşındaki fındık ağacını, O garibe önce kokusunu iletti, nereden gelmişse, Sonra yapraklarını dokundurarak belli etti Komşuluk sevincini.. Bu hal içinde çok yazlar, baharlar geçti, Dost çocukla, dost ceviz Birlikte büyüdü, gelişti, Birbirine karıştı düşleri, dilekleri.. Ağırdı havası ceviz ağacının, Gölgesi koyuydu. Kokusu bayıltıcı, yeşili acı, Dalları güçlü, diri, Ulu ulu sallanırdı boşlukta geceleri.. Kendi üzerine kendisi gerilen bir kanattı sanki Onu kozken avuçlarında tutan çocuk gi...

Edebiyat Nedir?

Edebiyat: Arapça “edep” kelimesinden türetilen bu kavram, ilk kez Şinasi tarafından günümüzdeki anlamıyla bir sanat türünün adı olarak kullanılmıştır.  Şinasi’den önce nazım türündeki eserlere "şiir" ve nesir (düz yazı) türündeki eserlere de "inşa" denilmekteydi. Günümüzde edebiyat kavramı şu anlamlarda kullanılmaktadır:   1) Düşünce, duygu, olay ve imgelerin insanlarda estetik duygular uyandıracak bir biçimde, dil aracılığıyla, söz ve yazıyla anlatımını amaç edinen sanat.   2) Bu sanatın ilkelerini, kurallarını, bu yolda oluşturulmuş ürünleri inceleyen bilim dalı. Değerlendirme çalışmalarıyla "edebiyat tarihi" adını alır.   3) Bir çağda, bir dilde yaratılmış, sözlü ya da yazılı, sanat değeri taşıyan yapıtların bütünü; Klasik edebiyat, 19. yüzyıl Türk edebiyatı gibi.   4) Herhangi bir bilim ya da sanat dalıyla ilgili eserlerin tümü: Tıp edebiyatı, Atatürk’le ilgili literatür… gibi. Türkçe’de bu anlamda genellikle “literatür” kelimesi kullanı...

2027 Emine Işınsu Roman Ödülü Başvuruları

Merhum Yazar Emine Işınsu adına düzenlenen 2027 Roman Ödülü için başvurular gelmeye başladı. Ödülü kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs 2027’de açıklanacak. Ödül Tertip Komitesi Başkanı ve Yazar Emine Işınsu’nun eşi Prof. Dr. İskender Öksüz, ilki 2023 yılında, ikincisi de 2025 yılında düzenlenen ödülün üçüncüsü için yeni roman başvurularının gelmeye başladığını bildirdi. Prof. Dr. Öksüz’ün verdiği bilgiye göre, ödüle, daha önce yayımlanmamış eserlerle başvurulacak ve konusu serbest olacak. Ödülü kazanan yazar, 2 cumhuriyet altınıyla ödüllendirilecek, ayrıca romanın tertip komitesi tarafından yayımlanması sağlanacak. Jüri, ödülü kazanan roman dışında, başvuranlar arasında övgüye değer başka eserleri de ilan edebilecek. Eserlerin, en geç 1 Şubat 2027 tarihine kadar, “emine.isinsu.roman@gmail.com” adresine gönderilmesi gerekiyor. Ödül kazanan eser, Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs’ta açıklanacak. Bu konuda daha detaylı bilgiye, “https://emineisinsu.com” adresinden ulaşılab...

Shahriyor Shavkat - Begunoh

Men seni kechirdim, isming isingan Mehribon daraxtlar haqqi-hurmati. Men seni kechirdim, o‘sha tun singan, Sinmagan qadahlar haqqi-hurmati. Devona orziqish, Qish kabi choyshab, Bo‘lingan,  Ulangan,  Unutilgan gap…  Men seni kechirdim, tonggacha yig‘lab, Qizargan nigohlar haqqi-hurmati. Ko‘rnamak hislarning gardani og‘rir, Ulkan tun. Iztirob. Bo‘lmadi oxir… Men seni kechirdim, yengil-u og‘ir Ham shirin gunohlar haqqi-hurmati. Kechirdim.  Ko‘zingni ko‘zim tinglagan. Giloslar panglagan, Uzum zanglagan. Sen menga aytmagan, o‘zim anglagan Iqror-u izohlar haqqi-hurmati. Umidim cho‘kkanda qo‘lladi cholg‘u, Ohimda simillab yetildi og‘u. Men seni kechirdim,  “Cho‘li Irog‘”u, “Ushshog‘”-u,  “Segoh”lar haqqi-hurmati…. Men seni kechirdim, isming isingan Begunoh daraxtlar haqqi-hurmati… * * * Sadafday kunlarni yo‘lma-yo‘l sochib,  To o‘lim, gupurib menda oqarsan. Silasang, qoraysa oqargan sochim,  Silasang, qoraygan sochim oqarsa!  Yuragim – qip-qizil toz...

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu - Ahmed Yesevi

Ufkuma saldığın sesten Yeşerdi bir ulu destan Hazret-i pir-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî! Kişnedikçe eşkin atlar Tayfuna döndü imbatlar... Külahında şu kümbetler Koca Ahmed Yesevî! Çözdün kör düğüm sırları Kurdun gönül kasırları... Kucakladın asırları Yüce Ahmed Yesevî Dediler, ışıklı izler Silinince söndü özler... Dediler, Kûm'da gündüzler Gece Ahmed Yesevî! Diledi Ulu Yaradan Dağlar çekildi aradan... Ve yürüdü mâverâdan Nice Ahmed Yesevî!

Orhan Veli Kanık - Kumrulu Şiir

Duydugum yoktu ne vakittir Güvercin sesi, kumru sesi, pencerede; İçime gene Yolculuk mu duştu, nedir? Nedir bu yosun kokusu, Martıların gurultusu havalarda; Nedir? Yolculuk olmalı, yolculuk.

Ziya Osman Saba - Bu Vakitsiz Giden Yaz

Bu vakitsiz giden yaz, erken inen akşamla, Kapanmış pancurlara dayıyarak başını, Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını, Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla. Kuşlar sanki yaralı, benzin sararmış gamla, Duymak güneşin, rengin bizi bıraktığını, Günler günü vefasız leyleklerin akını. -Ah uzak palmiyeler... Kaçmak, seninle, yazla. Çardak altları bitti, bitti üzümün tadı, Artık ihtiyar çamlar, selviler saltanatı, İşte bir kere daha haraboldu bahçeler. Ürperen vücudunu yavaşça koluma ver. Gözlerinde okunan bütün hüznü eylülün, Karanlıktan, geceden, ölümden korkan gönlün.

Mahfuza Imomova - Musofir

Ketasan, yo‘llarga tomib borar dil, Ketasan, hech kim-la qilmay murosa. Odamlar manzilga tomon boradir, Sen hamon o‘tmishga tomon borasan. Elkangni ezgudek og‘ir kitoblar… Yuraging pichirlab allanima der. Imlasang, yuzlarin berkitib chorlar, Haydasang, ortingdan kelaverar she’r. Uying tor, qishloq ham… Sig‘maysan ko‘kka, Seni qay orzular qamrab boradi? Kimsasiz cho‘llarda, Tog‘lari ulkan, Yillarning shamoli yamlab boradi. Dadilroq qadam bos, umr so‘ngida Ko‘rinsin har bitta odamning izi. Boshingga qor tushsa, do‘l tushsa chidab Manzilga yetgaysan otamning qizi!

Bəxtiyar Vahabzadə – Gülüstan poeması

Azərbaycanın birliyi və istiqlaliyyəti  uğrunda   çarpışan Səttar xan,  Şeyx Məhəmməd Xiyabani  və Pişəvərinin əziz xatirəsinə  İpək yaylığıyla o, asta-asta Silib eynəyini gözünə taxdı. əyilib yavaşca masanın üstə Bir möhürə baxdı, bir qola baxdı. Kağıza həvəslə o da qol atdı, Dodağı altından gülümsəyərək. Bir qələm əsrlik hicran yaratdı, Bir xalqı yarıya böldü qılınc tək. Öz sivri ucuyla bu lələk qələm Dəldi sinəsini Azərbaycanın. Başını qaldırdı, Ancaq dəmbədəm Kəsdilər səsini Azərbaycanın. O güldü kağıza qol çəkən zaman, Qıydı ürəklərin hicran səsinə. O güldü haqq üçün daim çarpışan Bir xalqın tarixi faciəsinə. Əyləşib kənarda topsaqqal ağa, Hərdən mütərcimə suallar verir. Çevrilir gah sola, baxır gah sağa, Başını yellədib təsbeh çevirir. Qoyulan sərtlərə razıyıq deyə, Tərəflər qol çəkdi müahidəyə… Tərəflər kim idi? Hər ikisi yad! Yadlarmı edəcək bu xalqa imdad?! Qoy qalxsın ayağa ruhu Tomrisin, Babəkin qılıncı parlasın yenə. Onlar bu şərtlərə sözünü des...

Mohira Eshpo‘Latova - Qizil tufli

Madina shkaf ustidagi gipsdan yasalgan, chiroyli farishtaga o‘xshatib ishlangan haykalchaga uzoq tikilib yotdi. Umuman, uni har kuni ko‘radi. Ertalab uyqudan uyg‘onsa, birinchi unga ko‘zi tushadi. Onasining aytishicha, uni ichi to‘la eski tangalar emish, og‘irligidan u tengi bolalar ko‘tarolmasmish. O‘sha kundan beri bu alomat haykalchaga yanada qiziqishi ortdi. Ammo unga bo‘yi yetmaydi. Onasi esa birovning narsasiga so‘roqsiz teginish odobdan emas deb o‘rgatgan. Bu haykalcha uniki emas. Demak, tomosha qilish bor, qo‘l tekkizish yo‘q. Qaniydi taqiqlar shu ishni qilish jur’atini yenggani kabi qiziqishni ham yengolsa. “Birovniki baribir birovnikida”,-deb o‘yladi u. Qizcha har kuni ertalab bu haykalchaga tikilib yotadi. Bu qachondan beri davom etyapti bilmaydi. Onasi bilan bobosinikiga mehmonga kelganiga ancha bo‘ldi. Ko‘p qorlar yog‘di, o‘rtoqlari bilan ariqda cho‘milgan ko‘p yozlar o‘tdi. Shu yil kuzda esa buvasi aytganday “katta qiz” bo‘lib maktabga chiqadigan. Maktab haqida o‘ylasa, u...

Harika Ufuk - Oyhan Hasan Bıldırkı ile Röportajım

- “Sayın Oyhan Hasan Bıldırki sizi tanıyabilir miyiz?” diye bir soruyla başlayacağım ama maşallah Wikipedi’de sizin hakkınızda pek çok bilgi yazılı. Merak edenler oradan da bilgi edinebilirler. Yine de geleneği bozmadan inatla sorumu soracağım. “Sayın Oyhan Hasan Bıldırki, sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizi nasılanlatırsınız?” Oyhan Hasan Bıldırki; “Bir edebiyat adamı. Türkçe sevdalısı.”, “Gökkuşağı yedi renk. Birini de sen yakala…”özdeyişini kendisine ilke edinmiştir. “Şiir, bizim insan yanımız”, der. “ İkbâl peşinde koşanlarla ideal peşinde olanları ayırmak lazım” diye düşünür. Yaşadığımız çağa tanık olmak ister. Romancı, hikâyeci ve şairdir… “ Okudukça, yüce dağların üstünden aşan yolları”öğrenmiştir. Daima umut dolu bir yüreğin sahibidir. Bunu şu sözleriyle açığa vurur: “Umut, altın kuş olmalı, yaşamak için yakalamak istediğimiz.”, “Umut, çelikleşmiş hayatın gülen yüzüdür.” Sözün özü; Oyhan Hasan Bıldırki öğretmen… “Gürültüde konuşulmayacağına” inanır. - 10 Haziran 1947’de Aydın ili...

Namdar Rahmi Karatay - Karaman'ın Koyunu

Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni, Ağzını açma sakın açarsan aç keseni, En candan bildiklerin tefe koyarlar seni, Birer birer denedik olgununu toyunu, Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu.

Мағжан Жұмабаев - Көкшетау

Аспанменен тірескен, Тәңіріменен тілдескен Көкшетауым біп-биік. Қою қара көк бұлт Жайнап, ойнап, құлпырып, Көкшетауды тұр сүйіп. Көкшетаудың көзі жас, Ылғи мең-зең, айнымас Қалың тұман мұнардан. Инелік өтпес жіп-жиі, Оқтан түзу тал бойы Қарағайға оралған. Әлдеқайда, биікте Төніп төмен – киікке, Қанды көзді қыран жүр. Мен де Мұса болар ем, Тілдестірсе Тәңірімен, Көкше маған болып Тор1. Құшам Мұса аяғын, Өлеңім – ізгі таяғым, Көкшеге мен де шығамын. Аяқ басып Арсыға 2, Жүгіріп барып қарсына, Тәңірінің тілін ұғамын.

Orhan Seyfi Şirin - Kıvrımlı Nehirlerin Kunduzlarına Şiir

Ovalarda nehirler, Kıvrım kıvrım akardı. Baraj mühendisleri, Kunduzlar, set yapardı. Dalları, kütükleri Dizerlerdi geçide Daha büyük kütükler, Gelip takılsın diye. Böylece oluşurdu, Ahşap barajlar suda; Kunduzlar balık tutar, Bekleşirdi pusuda… Nazla akardı nehir, Doygun, kalın ve durgun Kıvrımları, hayatın Kutsal yüküyle yorgun. Kunduzların setleri, Nehirler taşırırdı. Kahverenkli, verimli Ovalar oluşurdu. Çocukken bir nehirde, Kunduzları izlerdim. Birkaç gün göremesem, Deli gibi özlerdim. Sazlıklar, fundalıklar, Tatlı su yosunları; Yaşatırdı bağrında, Nice tatlı canları. Türkçesi “allı turna” Olan flamingolar Binlerce yıl boyunca, Bu sulara kondular. Oradan beslenirdi, Kazlar, toylar leylekler, Yeşil başlı ördekler, Rengarenk kelebekler… Bir yudum bulanık su, Bir avuç kara toprak, On binlerce canlının Gücüyle canlanarak… Yapmıştı bu vatanı, Bir yeryüzü cenneti. Motor gürültüleri, Başlattı bir cinneti. Sinsi ve kurnaz beyler, Geldiler bir araya; Başlayıp yaygaraya, Koştular Ankara’ya…...