Akça sakalımdan,akça saçımdan Kut bulup yaşıma eresi balam! Ben göremem, öyle geçer içimden, Azatlık gününü göresi balam! Son gülü kopardı güz toprağımdan, Kanmadı o kanlı göz toprağımdan, El için sürdüğüm öz toprağımdan Gün ola elleri süresi balam! Ben en yaşlı çınar sen en genç söğüt, Sana vereceğim anca bir öğüt: Kırıl da eğilme,yiğit ol yiğit; Böyledir Türklüğün töresi balam! Başın börklenende kayguya dalma, Aç,susuz kal ama umutsuz kalma. Büyüdükçe dalda şu kızıl elma, Büyüsün ülkünün yöresi balam!
Şeyh Galib - Kaside (Bir kasr-ı 'âlî binâ olundukda sultân-ı müşârün ileyhaya takdîm olunan kasîdedir.)
Zihî kâşâne-i şâhâne kim reşk-i bahârândır Zamân-ı ömr-i câvidân zemîni hâveristândır O rütbe revnâk-efzâdır ki zerrîn tâk-ı vâlâsı Meh ü mihr ile bu çarh-ı kebûd ol sakfa hayrândır Hakîkat neş’esidir nakşının bûy-ı gülistânı Meger esdâf-ı rengi sâgar-ı ser-şâr-ı irfândır Nice pür-şîve olmâz nergîs ol bâg-ı tasvîrin Elinde hâmesi Bihzâdının müjgânı hûbândır Müzeyyen lâciverd ü lâ’l ile bir tâze kişverdir Felek gûyâ ki ol kişverde bir kûh-ı Bedahşândır Cevâhîr genci bir altun kafesdir zer-ger-i subha Müzerkeş şemsesi müstaInî-i şems-i dırahşândır Görenler mevc-i reng-â-reng tasvîrin bîlirler kim Per-i tâvûs-ı cennet hâkrubî olsa şayândır Yagar bârân-ı zer ol künbed-i fîrûzeden gûyâ Der ü dîvârı her su selsebîl-i dürr ü mercândır Bu âlî kasra keştî keştî gevheri nakl ederdi hep Seped ber-dûş be-remz-i dûrîde deryâ-yı ummândır Gül-i tasvîr-i bâgı öyle bir şehîd-i halâvet kim Ana nisbetle müşgû-hâne-i zenbûr-ı nâlândır Kumâş-ı ferş-i pâkî bâl-i simurg-ı ma’ârifdir Harîm-i hâsına saff-ı sür...