Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Namdar Rahmi Karatay - Karaman'ın Koyunu

Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni, Ağzını açma sakın açarsan aç keseni, En candan bildiklerin tefe koyarlar seni, Birer birer denedik olgununu toyunu, Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu.
En son yayınlar

Мағжан Жұмабаев - Көкшетау

Аспанменен тірескен, Тәңіріменен тілдескен Көкшетауым біп-биік. Қою қара көк бұлт Жайнап, ойнап, құлпырып, Көкшетауды тұр сүйіп. Көкшетаудың көзі жас, Ылғи мең-зең, айнымас Қалың тұман мұнардан. Инелік өтпес жіп-жиі, Оқтан түзу тал бойы Қарағайға оралған. Әлдеқайда, биікте Төніп төмен – киікке, Қанды көзді қыран жүр. Мен де Мұса болар ем, Тілдестірсе Тәңірімен, Көкше маған болып Тор1. Құшам Мұса аяғын, Өлеңім – ізгі таяғым, Көкшеге мен де шығамын. Аяқ басып Арсыға 2, Жүгіріп барып қарсына, Тәңірінің тілін ұғамын.

Orhan Seyfi Şirin - Kıvrımlı Nehirlerin Kunduzlarına Şiir

Ovalarda nehirler, Kıvrım kıvrım akardı. Baraj mühendisleri, Kunduzlar, set yapardı. Dalları, kütükleri Dizerlerdi geçide Daha büyük kütükler, Gelip takılsın diye. Böylece oluşurdu, Ahşap barajlar suda; Kunduzlar balık tutar, Bekleşirdi pusuda… Nazla akardı nehir, Doygun, kalın ve durgun Kıvrımları, hayatın Kutsal yüküyle yorgun. Kunduzların setleri, Nehirler taşırırdı. Kahverenkli, verimli Ovalar oluşurdu. Çocukken bir nehirde, Kunduzları izlerdim. Birkaç gün göremesem, Deli gibi özlerdim. Sazlıklar, fundalıklar, Tatlı su yosunları; Yaşatırdı bağrında, Nice tatlı canları. Türkçesi “allı turna” Olan flamingolar Binlerce yıl boyunca, Bu sulara kondular. Oradan beslenirdi, Kazlar, toylar leylekler, Yeşil başlı ördekler, Rengarenk kelebekler… Bir yudum bulanık su, Bir avuç kara toprak, On binlerce canlının Gücüyle canlanarak… Yapmıştı bu vatanı, Bir yeryüzü cenneti. Motor gürültüleri, Başlattı bir cinneti. Sinsi ve kurnaz beyler, Geldiler bir araya; Başlayıp yaygaraya, Koştular Ankara’ya…...

Anvar Suyunov - Cho'l tasviri

Sahroning qo‘ynidan ketdi chang, to‘zon. Shamollar ham tindi izsiz, bedarak. Yulg‘unlar ortiga inganday bo‘ron, Qushlar charx urmoqda samoda yuksak. Kengliklarda suzar muattar havo, Dilgir xayol misol sahroyi o‘lan. Chanqovuz puflaydi kayvoni momo, Ketgan lahzalarning hasrati bilan. Nizom torlarini chertmoqda shamol, Qumliklar bag‘ridan kelmoqda chorlov. Nimjo‘sh nurlarini qayraydi hilol, Cho‘pon yuragiga qalay,- deb olov. …Hali tong otadi ko‘rinar oftob, Olislarga ketar tanbal bulutlar. Soyaki davronlar chekinar shu tob, Chekinar maydondan sohibsukutlar. Yillar o‘taverar sarkash va shoyon, Sarobiy davronlar emas mangulik. Diltang lahzalarni do‘stu qadrdon! Sahroyi shamolga qiyos etgulik.

Cahit Sıtkı Tarancı - Bir Kapı Açıp Gitsem

Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben Ben öyle her insandan, o kadar uzağım ben Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan Bir ses bana: 'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem

Lütfü Şahsuvaroğlu - Bana Yaz Dedi Çağatay 12 Eylül'ü

‘Her şey ne kadar da değişti’ gibi yaparken Değişmek arzusunu dile getiren arkadaş, Değişmek sence bu mu? Bir çoban bile daha iyi değişir senden Sürüyü otlatırken her gün farklı bakar mala, davara, Kır çiçeklerine de… Köylülükten kurtulmanın yollarını gösteren Orta halli bir kasabanın orta halli yazarı, Bize şehrimizi anlatmıyor da, Şehrin kapılarını gecenin karanlığında istilacıya açanlar gibi Arkadan vuruyor kardeşini üç kuruşa. Anamızın yüzü nasıl da benzerdi şehrimizin yüzüne?! Şehrimizi şimdi başka bir şeye benzetenler, Aslında anamızı belliyorlar sinsice… Anamızı ve doğal olarak kendi anasını da… İki şey ancak ölümle unutulur diyordu Nâzım; İki şey: anamızın yüzü ve şehrimizin yüzü… Bu gelen nasıl bir ölüm ki… Bana yaz dedi Çağatay, on iki eylülü Ne yazayım, o zaman yazdım, başkaları gibi değil Şimdi değil otuz yıl sonra değil… O zaman… O zaman kaç kişiydik ki zâlimin karşısında susmayan?.. Şehir unuttu her şeyi, Şimdi dönüp başka şehir kuruyorlar, başka mâziler edinip ‘Zalimin k...

Ozan Arif - Muhasebe

Kaç yıl oldu 'Oniki Eylül' oldu olalı, İdareyi bu beyler ele aldı alalı, Senelerdir dinledik tantanayı mavalı Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Seven sevsin arkadaş sevene de karışmam, Alkışlayan alkışlar övene de karışmam, Önce sevip sonra diz dövene de karışmam Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Sahi niçin gelmişti Oniki Eylül niçin? Cümle alem bilir ki anarşi terör için Hepsi yine tastamam buyurun burdan için Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Dün Ülkücü vuranlar bugün asker vuruyor, Hemi de tek tek cemse cemse kırıyor, Gün geçtikçe anarşi daha da kuduruyor. Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Soruyorum' Oniki Eylül' neye yaradı? Herifler İstanbul'da karakolu taradı, Ülkücüyü ezmekmiş bu beylerin muradı Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı ...

Şeyh Galib - Gazel (Lutfi görülmez âh olıcak sîneden cüdâ)

Lutfi görülmez âh olıcak sîneden cüdâ Cevher nümâyiş edemez âyîneden cüdâ Ey kâş olaydı pertev-i mehtâb-ı câm ile Târîk-i riyâ şeb-i âzîneden cüdâ   Dil penbe-pûş-ı dâg u kâkum-bedûş olan Olmuş gurûr-ı hırka-i peşmîneden cüdâ   Tab’a şarâb-ı köhne bilen fikr-i pûhtesin Bir dem deIildir işret-i dîrîneden cüdâ   Bî-pîç ü tâb-ı gam olamaz tab’-ı pür-hüner Ef‘î olur mu hîç der-i gencîneden cüdâ   Ol söz ki pür-nikât ü mezâmin-i hüsn ola Anda tahayyül-i hat ü hâl-i neden cüdâ   Gâlib bu şir-i sâfını ahbâba eyle arz Etsin zamîr-i pâkların kîneden cüdâ

Ahmet Haşim - Müslüman Saati

İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilâların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza girişi oldu. “Saat”ten kastımız, zamanı ölçen âlet değil, fakat bizzat zamandır. Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre, dinden, ırktan ve ananeden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu üslub-ı hayata göre de “saat”lerimiz ve gün”lerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve nihayetini akşamın ziyaları tayin eder. Madenden sağlam kapaklar altında mahfuz tutulan eski masum saatlerin yelkovanları yorgun böcek ayakları tarzında, güneşin sema üzerindeki seyriyle az çok münasebetdâr bir hesaba tebaan, minenin rakamları üzerinde yürürler ve sahiplerini, zamandan takrîbî bir sıhhatle, haberdâr ederlerdi. Zaman nâmütenahi bahçe ve saatler orada açar, gâh sağa gâh sola mâil, güneşe rengârenk çiçeklerdi. Ecnebi saati iptilasından evvel bu iklimde, iki ucu gecelerin karanlığıyla simsiyah olan ve sırtı, muhtelif evkatın kı...

Mikayıl Müşfiq - Sеvgilər

Sеvgi vardır кi, dodaqlarda açar güllərini, Sеvgi vardır кi, bir az qar кimi, ruzgar кimidir. Sеvgi vardır oхudur qəlbidə bülbüllərini, Böylə bir sеvgi mənim ruhumu oхşar кimidir. Sеvgi vardır кi, uzaqdan bizə parlaq görünür, Ona yaхlaşmayalım, çünкi o zülmətlə dolu. Sеvgi vardır кi, düşər yеrlərə daim sürünür, Öylə bir sеvgi də min dürlü хəyalətlə dolu. Sеvgi vardır кi, bahardan bizə güllər gətirir İçi zəqqum və zəhər, qoхlama, qəlbin qanayar. Sеvgi vardır üzü хoş, daхili bir qorхulu yar. Sеvgi vardır bizə çoх dadlı əməllər gətirir, Fəqət həpsində qaranlıq gеcələr кölgəsi var. Sеvgilərdə qarışıq bilməcələr кölgəsi var.

Mithat Cemal Kuntay - Topkapı Arşivinde

Göğsüm değer üç asra bütün saltanatıyla, Maziyi dolaştıkça Süleyman'ın atıyla. Gönlüm tadar ummanı bütün şaşaasıyla, Sallar kayıp aktıkça Süleyman paşasıyla. Ruhum dolar, ömrün dolar orduyla, gemiyle. Fermanlar okudukça Selim'in kalemiyle... Hep sizdedir onlar: Aşan oklar, uçan atlar, Ey şemseli kaplar, çürümüş, eski kağatlar! ..

Нуриза Өмүрбаева - Ысык-Көлүм

Тартуулап эргүү, жыргал Ысык-Көлүм, Кошкондой болдуң өмүр өмүрүмө. Жаныңдан чыккыс болуп калбас белем, Жакканда бир уулуңдун көңүлүнө. Коштошуп кетээримде үйдүн ээси, Колумду кысып айтты келип тургун. Төрүндө Ысык-Көлдүн ушулардай, Төрөлбөй калганыма кейип турдум.

Orhan Veli Kanık - Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti.

Ahmet Haşim - Mukaddime

  Karaosmanzâde Câvide Hayri Hanımefendi'ye Zannetme ki güldür, ne de lâle Âteş doludur, tutma yanarsın Karşında şu gülgûn piyâle... İçmişti Fuzuli bu alevden, Düşmüştü bu iksir ile Mecnûn Şi'rin sana anlattığı hâle... Yanmakta bu sagârdan içenler, Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı Baştanbaşa efgân ile nâle... Âteş doludur, tutma yanarsın Karşında şu gülgûn piyâle!..

Rıfat Ilgaz - Güvercinim Uyur mu

"Güvercinim uyur mu, Çağırsam uyanır mı?" Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun O doyumsuz lapacı güvercinler Kurşun buğusu güvercinleri severim ben Kanat uçları çelik yeşili Kuş dediğin piyerlotisiz yaşamalı Adaksız avlusuz şadırvansız Buluttan süzmeli suyunu Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli Benim güvercinim tunç gagalı Kimlerin bakışı kardeşçedir Kimlerin bakışı düşmanca Kendisi hangi kavganın güvercinidir bilir Tüneyip acımanın saçaklarına Miskin sevilerle bitlenmez Kanadından çok pençesine güvenir Barış taklaları süzülmeler Gagalarda zeytin dalı Perendeler maviliklerde Tüm gösteriler resimlerde kalmalı Güvercin dediğin uyanık olmalı Tüyler duman duman öfkeden Yanıp tutuşmalı gözbebekleri Sevgiden tıpır tıpır bir yürek Özgürlüğünce dövüşken

Tarık Buğra - Yağmur Beklerken (Roman Özeti)

Kitabın Adı :Yağmur Beklerken Kitabın Yazarı :Tarık Buğra Yayın Evi Ve Adresi :Ötüken Neşriyat A.Ş. Klodfarer Cad. 40/7 Divanyolu/ İstanbul Basım Yılı :1987 Kitabın Konusu :Çok partili döneme geçişin halk üzerindeki etkileri.  Kitabın Özeti : Tek parti (Cumhuriyet Halk Fırkası) döneminde şirin bir Anadolu kasabasında halkın yararlanabileceği güzel bir park açılışı yapılır. Bu açılışla kasabalıların halk fırkasına olan güven ve sevgileri perçinleşir. Avukat Rahmi Bey kasabada büyümüş, küçük yaşta annesini ve babasını kaybedince hayatının sonraki dönemini amcası ve onun ailesiyle geçirmiş birisidir. Eşi ve iki çocuğuyla şirin kasabada sade ve huzurlu bir hayat sürmektedirler. Rahmi Beyin amcası Rıza  Efendi kasabanın sevilen ve sayılan bir simasıdır. Bu güzel geçen günlere gölge düşürecek, bu mutlu insanların arasına kırgınlıklar sokacak bir gelişme olur. Gazi Paşa’ nın bizzat kendi isteğiyle kurulacak olan yeni bir siyasi partiden bahsedilmeye başlanır....

Cahit Sıtkı Tarancı - Aşk Masalı

Nerde ne zaman bu hava çalınsa Hoş geldi geçmişteki güzel günler Nereye gidersen git günlük tasa Bırak biraz da şad olsun gönüller Beşiktaş'ta gün görmüş bir bahçede Nisan akşamlarının en tatlısı Sevdiceğim on dördünü sürmede Bende gönüllerin en kanatlısı Ben delikanlıyım o kız ve dilber Bahar kokan o yanıp tutuşan ben Şakadan derken dalmışız beraber Aşk bahçesine çıkılmaz içinden Ölüyorum senin için güzelim Nasıl gülüp sokuluyor sahi mi Saçlarını okşayan hangi elim Kollarımda o yarin kendisi mi Çöl olsa aşar dağ olsa yıkarım Bizi ayıran kalın duvarları Bu acı gerçeğe sonradan vardım Gök çoktan yeşildir,dal çoktan sarı Bir define var gitsem bulur muyum Öpüştüğümüz ağaçlar altında Sevmek devam eden en güzel huyum İnsan bir kere sever hayatında Ben değilim söz açan gelecekten Var mı yok mu alemde bir o akşam Hiçbir şey istemiyorum felekten Bir daha seninle beraber olsam

Ahmet Hamdi Tanpınar - Bursa Yangını

      Bursa yangını bazı gazetelerimizin bir milyara yakın tahmin ettiği maddi ziyanıyla, Ulucami etrafındaki tarihi eserlerde yaptığı tahribatla hakikaten milli bir felaket addedilebilecek hadiselerdendir. Bununla beraber son zamanlarda o kadar dikkatle tamir edilen Kapalıçarşı’da çıkması ve etrafa oradan yayılması bir tarafa bırakılırsa hiç de beklenmeyecek cinsten değildi. Bizim güzel Bursa, yeşil Bursa diye sevdiğimiz ve haklı olarak övündüğümüz şehrin asıl hayatının ve servetinin toplandığı bu çarşılar o kadar iç içe, üst üste, bir kav gibi tutuşmaya hazır binalardan müteşekkildi ki bu akıbet her an beklenebilirdi. Bundan birkaç sene evvel resmi bir vazife dolayısıyla birkaç arkadaşla beraber Ulucami’nin tamir işleri ve Kapalıçarşı’nın son vaziyeti hakkında bir fikir edinmek için Bursa’ya iki defa gitmiştim. Her ikisinde de bu çarşılarda heyet halinde ve tek başıma saatlerce dolaştım. Derhal söyleyeyim ki tamir işlerinin verdiği büyük hoşnutluğa rağmen ikisinden de i...

Ziya Osman Saba - Baharı Beklerken Yazılmış Şiir

O günü görmek için sade bekleyeceğiz, Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları. Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz, Bir sabah dökülecek baharların baharı. Bu bahar yalnız mesut günler taşımaktadır, Başbaşa kalacağız kenarında bir suyun, Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır, Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun. Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle, Bir melek ordan bize uzatacak elini. -Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle. Ümitlerin en güzelini!..

Şeyh Galib - Gazel (Nigeh-i çeşm-i çü şehbâz nümûn oldu bana)

Nigeh-i çeşmi çü şehbâz nümûn oldu bana Tâir-i rûh-i kuds sayd-ı zebûn oldu bana Eşk-i çeşmimle kızıl kana boyandı dünyâ Meh ü mihri felegin çeşme-i hûn oldu bana Dest-i efsûs olalı bâl ü per-i pervâzım Lâ-mekân mevki-i ârâm u sükûn oldu bana Zülf-i Leylîde ki zencîr belâsı Kays’ın Özge ser-rişte-i davâ-yı cünûn oldu bana Çeşm-i câdûsuna divâne olam ol şûhûn Dest-i endîşede âhû-yı füsûn oldu bana Zevk-i derdinde diriI eyledi şimdi dilden Hasret-i dâg aceb dâg-ı derûn oldu bana   Gireli halvet-i manâ-ya lafızdan Gâlib Bu zuhûrât kamu ayn-ı bütûn oldu bana

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...