Bakıp gözlerine ak geceleri Yiter belleğinin uzaklarında, Kürklü anıları dönerken geri Ayrılığın uzun kızaklarında. Açar; sırçalanır gözleri çay çay, Yüzünde bin parça olur dolun-ay... Kader bir buz dağı, umut deli tay; Gam bozkırın yorgun Kazaklarında Birden gök yüzünü yırtar ''alaş''lar, Yıldızlar ürperir, dünya yavaşlar... Ölüm-aşırı bir yolculuk başlar Zaman ölürken kurt tuzaklarında. En önde bir adam dağlardan ulu... Yüreğinde oba oba öç dolu. Bulmuş karanlıktan sıyrılan yolu; Tan Osman Batur'un göz aklarında
Şeyh Galib - Kaside ( Kaside-i mehtâbiyye der-vasf-ı şerîf-i Sultan Selîm Han-ı Sâlis ü şehîd neverallahu merkadahû)
O şeb ki leşker-i zulmetle cenk eder mehtâb Zemîn-i Gülşen-i nakş-ı pelenk eder mehtâb Gelirse cünbiş-i pervâze bâz eder eşheb-veş Sufûf-ı ebri katâr-ı külenk eder mehtâb Hemîm-i gül getirir bâga kârbân-ı bahâr Sadâ-yı ra’dı derâ-yı peşenk eder mehtâb Edip safâyile neşr-i füyûz-ı günâgûn Hevâ-yı Gülşen-i tâvûs-reng eder mehtâb Verip beyâz-ı arak-veş gül-i piyâleye tâb Misâl-i lâle-i ebri dû-reng eder mehtâb Eder hezâr hayâlât-ı bül-aceb ızhâr Surâhî-i meyi kalyon-ı benk eder mehtâb Soyup safâyile sâkiyi eyleyip âbdâl Piyâlesin necefî pâlehenk eder mehtâb Sipâh-ı encümi cem eyleyip şeb-i hûna Geceyle gâret-i iklîm-i zeng eder mehtâb Sipihr-i zulmet-i şeb eylese gubâr-âlûd Silip o âyîneyi ref'-i zeng eder mehtâb Durur ser-i reh-i encümde kâhramân-asâ Nâzar güdâzî-i ceyş-i Hûşenk eder mehtâb Kudûm-i Hâzret-i Sultân Selîme deryâda Hezâr şevk ile sûr-ı fişenk eder mehtâb Ederse veziş-i perhâş o şâh-ı dûr endâz Sebûyı mâhi ...