Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ziya Osman Saba - Bu Vakitsiz Giden Yaz

Bu vakitsiz giden yaz, erken inen akşamla, Kapanmış pancurlara dayıyarak başını, Dinle solgun bahçenin kalbe anlattığını, Ağacın yaprak yaprak, havuzun damla damla. Kuşlar sanki yaralı, benzin sararmış gamla, Duymak güneşin, rengin bizi bıraktığını, Günler günü vefasız leyleklerin akını. -Ah uzak palmiyeler... Kaçmak, seninle, yazla. Çardak altları bitti, bitti üzümün tadı, Artık ihtiyar çamlar, selviler saltanatı, İşte bir kere daha haraboldu bahçeler. Ürperen vücudunu yavaşça koluma ver. Gözlerinde okunan bütün hüznü eylülün, Karanlıktan, geceden, ölümden korkan gönlün.
En son yayınlar

Mahfuza Imomova - Musofir

Ketasan, yo‘llarga tomib borar dil, Ketasan, hech kim-la qilmay murosa. Odamlar manzilga tomon boradir, Sen hamon o‘tmishga tomon borasan. Elkangni ezgudek og‘ir kitoblar… Yuraging pichirlab allanima der. Imlasang, yuzlarin berkitib chorlar, Haydasang, ortingdan kelaverar she’r. Uying tor, qishloq ham… Sig‘maysan ko‘kka, Seni qay orzular qamrab boradi? Kimsasiz cho‘llarda, Tog‘lari ulkan, Yillarning shamoli yamlab boradi. Dadilroq qadam bos, umr so‘ngida Ko‘rinsin har bitta odamning izi. Boshingga qor tushsa, do‘l tushsa chidab Manzilga yetgaysan otamning qizi!

Bəxtiyar Vahabzadə – Gülüstan poeması

Azərbaycanın birliyi və istiqlaliyyəti  uğrunda   çarpışan Səttar xan,  Şeyx Məhəmməd Xiyabani  və Pişəvərinin əziz xatirəsinə  İpək yaylığıyla o, asta-asta Silib eynəyini gözünə taxdı. əyilib yavaşca masanın üstə Bir möhürə baxdı, bir qola baxdı. Kağıza həvəslə o da qol atdı, Dodağı altından gülümsəyərək. Bir qələm əsrlik hicran yaratdı, Bir xalqı yarıya böldü qılınc tək. Öz sivri ucuyla bu lələk qələm Dəldi sinəsini Azərbaycanın. Başını qaldırdı, Ancaq dəmbədəm Kəsdilər səsini Azərbaycanın. O güldü kağıza qol çəkən zaman, Qıydı ürəklərin hicran səsinə. O güldü haqq üçün daim çarpışan Bir xalqın tarixi faciəsinə. Əyləşib kənarda topsaqqal ağa, Hərdən mütərcimə suallar verir. Çevrilir gah sola, baxır gah sağa, Başını yellədib təsbeh çevirir. Qoyulan sərtlərə razıyıq deyə, Tərəflər qol çəkdi müahidəyə… Tərəflər kim idi? Hər ikisi yad! Yadlarmı edəcək bu xalqa imdad?! Qoy qalxsın ayağa ruhu Tomrisin, Babəkin qılıncı parlasın yenə. Onlar bu şərtlərə sözünü des...

Mohira Eshpo‘Latova - Qizil tufli

Madina shkaf ustidagi gipsdan yasalgan, chiroyli farishtaga o‘xshatib ishlangan haykalchaga uzoq tikilib yotdi. Umuman, uni har kuni ko‘radi. Ertalab uyqudan uyg‘onsa, birinchi unga ko‘zi tushadi. Onasining aytishicha, uni ichi to‘la eski tangalar emish, og‘irligidan u tengi bolalar ko‘tarolmasmish. O‘sha kundan beri bu alomat haykalchaga yanada qiziqishi ortdi. Ammo unga bo‘yi yetmaydi. Onasi esa birovning narsasiga so‘roqsiz teginish odobdan emas deb o‘rgatgan. Bu haykalcha uniki emas. Demak, tomosha qilish bor, qo‘l tekkizish yo‘q. Qaniydi taqiqlar shu ishni qilish jur’atini yenggani kabi qiziqishni ham yengolsa. “Birovniki baribir birovnikida”,-deb o‘yladi u. Qizcha har kuni ertalab bu haykalchaga tikilib yotadi. Bu qachondan beri davom etyapti bilmaydi. Onasi bilan bobosinikiga mehmonga kelganiga ancha bo‘ldi. Ko‘p qorlar yog‘di, o‘rtoqlari bilan ariqda cho‘milgan ko‘p yozlar o‘tdi. Shu yil kuzda esa buvasi aytganday “katta qiz” bo‘lib maktabga chiqadigan. Maktab haqida o‘ylasa, u...

Harika Ufuk - Oyhan Hasan Bıldırkı ile Röportajım

- “Sayın Oyhan Hasan Bıldırki sizi tanıyabilir miyiz?” diye bir soruyla başlayacağım ama maşallah Wikipedi’de sizin hakkınızda pek çok bilgi yazılı. Merak edenler oradan da bilgi edinebilirler. Yine de geleneği bozmadan inatla sorumu soracağım. “Sayın Oyhan Hasan Bıldırki, sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizi nasılanlatırsınız?” Oyhan Hasan Bıldırki; “Bir edebiyat adamı. Türkçe sevdalısı.”, “Gökkuşağı yedi renk. Birini de sen yakala…”özdeyişini kendisine ilke edinmiştir. “Şiir, bizim insan yanımız”, der. “ İkbâl peşinde koşanlarla ideal peşinde olanları ayırmak lazım” diye düşünür. Yaşadığımız çağa tanık olmak ister. Romancı, hikâyeci ve şairdir… “ Okudukça, yüce dağların üstünden aşan yolları”öğrenmiştir. Daima umut dolu bir yüreğin sahibidir. Bunu şu sözleriyle açığa vurur: “Umut, altın kuş olmalı, yaşamak için yakalamak istediğimiz.”, “Umut, çelikleşmiş hayatın gülen yüzüdür.” Sözün özü; Oyhan Hasan Bıldırki öğretmen… “Gürültüde konuşulmayacağına” inanır. - 10 Haziran 1947’de Aydın ili...

Namdar Rahmi Karatay - Karaman'ın Koyunu

Oğul sana bir öğüt vereyim, dinle beni, Ağzını açma sakın açarsan aç keseni, En candan bildiklerin tefe koyarlar seni, Birer birer denedik olgununu toyunu, Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu.

Мағжан Жұмабаев - Көкшетау

Аспанменен тірескен, Тәңіріменен тілдескен Көкшетауым біп-биік. Қою қара көк бұлт Жайнап, ойнап, құлпырып, Көкшетауды тұр сүйіп. Көкшетаудың көзі жас, Ылғи мең-зең, айнымас Қалың тұман мұнардан. Инелік өтпес жіп-жиі, Оқтан түзу тал бойы Қарағайға оралған. Әлдеқайда, биікте Төніп төмен – киікке, Қанды көзді қыран жүр. Мен де Мұса болар ем, Тілдестірсе Тәңірімен, Көкше маған болып Тор1. Құшам Мұса аяғын, Өлеңім – ізгі таяғым, Көкшеге мен де шығамын. Аяқ басып Арсыға 2, Жүгіріп барып қарсына, Тәңірінің тілін ұғамын.

Orhan Seyfi Şirin - Kıvrımlı Nehirlerin Kunduzlarına Şiir

Ovalarda nehirler, Kıvrım kıvrım akardı. Baraj mühendisleri, Kunduzlar, set yapardı. Dalları, kütükleri Dizerlerdi geçide Daha büyük kütükler, Gelip takılsın diye. Böylece oluşurdu, Ahşap barajlar suda; Kunduzlar balık tutar, Bekleşirdi pusuda… Nazla akardı nehir, Doygun, kalın ve durgun Kıvrımları, hayatın Kutsal yüküyle yorgun. Kunduzların setleri, Nehirler taşırırdı. Kahverenkli, verimli Ovalar oluşurdu. Çocukken bir nehirde, Kunduzları izlerdim. Birkaç gün göremesem, Deli gibi özlerdim. Sazlıklar, fundalıklar, Tatlı su yosunları; Yaşatırdı bağrında, Nice tatlı canları. Türkçesi “allı turna” Olan flamingolar Binlerce yıl boyunca, Bu sulara kondular. Oradan beslenirdi, Kazlar, toylar leylekler, Yeşil başlı ördekler, Rengarenk kelebekler… Bir yudum bulanık su, Bir avuç kara toprak, On binlerce canlının Gücüyle canlanarak… Yapmıştı bu vatanı, Bir yeryüzü cenneti. Motor gürültüleri, Başlattı bir cinneti. Sinsi ve kurnaz beyler, Geldiler bir araya; Başlayıp yaygaraya, Koştular Ankara’ya…...

Anvar Suyunov - Cho'l tasviri

Sahroning qo‘ynidan ketdi chang, to‘zon. Shamollar ham tindi izsiz, bedarak. Yulg‘unlar ortiga inganday bo‘ron, Qushlar charx urmoqda samoda yuksak. Kengliklarda suzar muattar havo, Dilgir xayol misol sahroyi o‘lan. Chanqovuz puflaydi kayvoni momo, Ketgan lahzalarning hasrati bilan. Nizom torlarini chertmoqda shamol, Qumliklar bag‘ridan kelmoqda chorlov. Nimjo‘sh nurlarini qayraydi hilol, Cho‘pon yuragiga qalay,- deb olov. …Hali tong otadi ko‘rinar oftob, Olislarga ketar tanbal bulutlar. Soyaki davronlar chekinar shu tob, Chekinar maydondan sohibsukutlar. Yillar o‘taverar sarkash va shoyon, Sarobiy davronlar emas mangulik. Diltang lahzalarni do‘stu qadrdon! Sahroyi shamolga qiyos etgulik.

Cahit Sıtkı Tarancı - Bir Kapı Açıp Gitsem

Ben bu dünyaya yanlış gelmiş olacağım ben Ben öyle her insandan, o kadar uzağım ben Yine bu gözlerimdir okşanacak şey arar Yoksa içimde başka bir dünya hasreti var Uyanır gibi birden bir korkulu rüyadan O içimden sevdiğim, benim olan dünyadan Bir ses bana: 'Gel! ' dese, ben o sesi işitsem Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem

Lütfü Şahsuvaroğlu - Bana Yaz Dedi Çağatay 12 Eylül'ü

‘Her şey ne kadar da değişti’ gibi yaparken Değişmek arzusunu dile getiren arkadaş, Değişmek sence bu mu? Bir çoban bile daha iyi değişir senden Sürüyü otlatırken her gün farklı bakar mala, davara, Kır çiçeklerine de… Köylülükten kurtulmanın yollarını gösteren Orta halli bir kasabanın orta halli yazarı, Bize şehrimizi anlatmıyor da, Şehrin kapılarını gecenin karanlığında istilacıya açanlar gibi Arkadan vuruyor kardeşini üç kuruşa. Anamızın yüzü nasıl da benzerdi şehrimizin yüzüne?! Şehrimizi şimdi başka bir şeye benzetenler, Aslında anamızı belliyorlar sinsice… Anamızı ve doğal olarak kendi anasını da… İki şey ancak ölümle unutulur diyordu Nâzım; İki şey: anamızın yüzü ve şehrimizin yüzü… Bu gelen nasıl bir ölüm ki… Bana yaz dedi Çağatay, on iki eylülü Ne yazayım, o zaman yazdım, başkaları gibi değil Şimdi değil otuz yıl sonra değil… O zaman… O zaman kaç kişiydik ki zâlimin karşısında susmayan?.. Şehir unuttu her şeyi, Şimdi dönüp başka şehir kuruyorlar, başka mâziler edinip ‘Zalimin k...

Ozan Arif - Muhasebe

Kaç yıl oldu 'Oniki Eylül' oldu olalı, İdareyi bu beyler ele aldı alalı, Senelerdir dinledik tantanayı mavalı Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Seven sevsin arkadaş sevene de karışmam, Alkışlayan alkışlar övene de karışmam, Önce sevip sonra diz dövene de karışmam Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Sahi niçin gelmişti Oniki Eylül niçin? Cümle alem bilir ki anarşi terör için Hepsi yine tastamam buyurun burdan için Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Dün Ülkücü vuranlar bugün asker vuruyor, Hemi de tek tek cemse cemse kırıyor, Gün geçtikçe anarşi daha da kuduruyor. Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim. Soruyorum' Oniki Eylül' neye yaradı? Herifler İstanbul'da karakolu taradı, Ülkücüyü ezmekmiş bu beylerin muradı Ben 'Oniki Eylül'üm nesini seveceğim Sevmediğim gibi de devamlı ...