Düştüm senin için gurbet ellere, Çektiğim yetmez mi kurban olduğum. Arkamdan gelirsin diye yollara, Baktığım yetmez mi kurban olduğum. Kader zehir etti şimdi aşımı, Kaldıramaz oldum garip başımı, Her gece yastığa akan yaşımı, Döktüğüm yetmez mi kurban olduğum. Düşürüyor beni bin türlü gama, Artık bu yüreğim tutmuyor yama, Bütün hüzünleri gönül tarlama, Ektiğim yetmez mi kurban olduğum. Felek bize ördü zülüm ağını, Zamansız mı bozduk gönül bağını, İçimde her gece umut dağını Yıktığım yetmez mi kurban olduğum. Aşığın dünyada kalmamış yeri, Ben bir çoban oldum dertlerim sürü, Yastığa koymadan sabaha diri, Çıktığım yetmez mi kurban olduğum. Gönlümdeki sızı vurur derinden, Bir ümidim kalmadı ki yarından, Şu gönlümü diri, diri yerinden, Söktüğüm yetmez mi kurban olduğum. Kalemim kırıldı yetmedi kâğıt, Gel de içimde ki efkârı dağıt, Maziye bakıp da binlerce ağıt, Yaktığım yetmez mi kurban olduğum.
Esrârını dil zaman zaman söyler imiş Hengâme-i gamda dâstan söyler imiş Işk ehli olub da mihnet-i hicrâne Ben sabr iderin diyen yalan söyler imiş (Gönül sırlarını zaman zaman söylermiş. Acıya düştüğü zamanlarda destan söylermiş. Sevgiye kapılıp da ayrılık acısına Ben sabrederim diyen yalan söylermiş.)