Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mektup etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Süleyman Nazif - Mehmed Ali Ayni'ye Mektup

Bursa, 11 Temmuz 1324 Kardeşim, iki gözüm, 6 Temmuz tarihli uhuvvetname-i dilnüvazını dün, tebeddülü sadaret haberinden birkaç saat sonra aldım. Bu nüsha-i nefîse-i nüvazişin icabettiği hazz-ı kalbîyi ifhamdan evvel, müsaade et de, o haberin vicdân-ı enâmda ikaz ettiği inşirah-ı azimden benim de pek çok hisseyab olduğumu arzedeyim.

Oğuz Atay - Babama Mektup

Sevgili Babacığım, Belki hatırlamazsın ama bugün sen öleli tam iki yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım; bu fırsatı da kullanamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar, sen olmasaydın birçok şeyi yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım. Sana bazı şeyleri anlatamadım. Bir iki yıl daha yaşasaydın ya da dünyaya dönseydin -kısa bir süre için- her şey başka türlü olurdu sanki. Çaresizlik yüzünden birçok şeyin anlamı kayboluyor. Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar? Fakat ben artık bir meslek adamı oldum babacığım. Yakın çevremde seninle ilgili bir hatıramı anlattığım zaman, "Ne güzel" diyorlar, "Bunu bir yerde kullansana." Onun için, çok özür dilerim sevgili babacığım, seni de bir yerde, meselâ bu mektupta kullanmak zorundayım. Geçen zaman ancak böyle değerleniyormuş; insanın geçmiş yaşantısı ancak böylece anlam kazanıyormuş. Ben, seninle ilgili olayları anlatırken aslında senin nası...

Ali Canip'ten Ahmet Haşim'e Mektup

   “Ahmed Haşim Beye,        Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler…        Bundan bir kaç ay evvel, o zaman Bulgaristan hududunda bulunan arkadaşım Ömer Seyfettin’den bir mektup almaştım. Diyordu ki: Lisanımızdaki ecnebi kaidelerini atsak ve bunun için beraber çalışsak… Ben yazdığım cevapta: İyi dedim, fakat lisanımıza hiç bir noksan gelmiyecek mi?.. Sana Fernand Gregh'ten, Georges Rodenbach'dan, Emin Bülend’den, Ahmed Haşim Bey'den birer parça yolluyorum; hepsini saydığım, şartlar dahilinde gönder.. On gün sonra aldığım mektupta hepsini yeni lisanla yazmış ve göndermişti. Gerek kendim ve gerek kendi arkadaşlarım okuduk. Lisanımızın bu şartlarla ne kadar nefis olacağını anladık. Ömer Seyfettin'in...

Ziya Gökalp'in Kızlarına Mektubu

B u mektup sürgündeki şiir ve fikir adamı   Ziya Gökalp ’ındır. Kızları, 16 yaşındaki Seniha, 10 yaşındaki Hürriyet ve 11 aylık Türkan Hanımlara, 10 Kasım 1919’da Malta-Polverista’dan gönderilmiştir. 30 Ekim 1918’de imzalan Mondros ateşkes anlaşmasının,Osmanlı Devletinin kayıtsız şartsız teslim olma belgesiydi. 

Mektup

  Mektup, bir anlatım biçimi olmanın yanı sıra aynı zamanda bir edebî türdür. Başka birisiyle haberleşmek, ona bir maksadı bildirmek, birbirinden uzakta bulunan kimseler arasında olayları duyurmak veya ayrı düşmüş kişilerin duygu, düşünce ve isteklerini birbirlerine taşıyıp anlaşmalarını sağlamak amacıyla kaleme alınan ve genellikle zarfa konularak uzak, yakın kişi, kurum, kuruluş veya topluluğa postayla gönderilen imzalanmış kâğıt anlamına gelir. Arapçadan dilimize giren ve yaygın biçimde kullanılan “mektûb” kelimesinin Farsça ve Türkçedeki karşılıkları “nâme” ve “betik (bitig)”dir.

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

  Sevgili Özgeciğim, Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Mektup

Mektup, kişi ve kurumların birbiriyle çeşitli maksatlarla haberleşmek için yazdıkları yazılardır. Bir haber vermek, haber almak, bir şey sormak, istemek, bir duyguyu ya da düşünceyi paylaşmak, bir konuyu tartışmak gibi maksatlarla yazılır. Mektup türünün ortaya çıkmasındaki temel düşünce ‘paylaşma isteği” dir.

Mektup

Ahmed Haşim Beye,        Genç Kalemler tahrir heyeti namuslu gençlerdir; pek az zaman sonra meydana çıkacağı şüphesiz olan âdi bir hile ile kimsenin sukutunu hazırlıyacak derecede terbiyesiz ve ahmak olmadıkları gibi, sizi de böyle bir zanda bulunacak kadar küçük ve saf görmek istemezler…