Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Safahat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mehmed Akif Ersoy - Hakkın Sesleri / Âyet Meâli / A’râf, 155 - (Safahat'tan - 62)

“ İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım... ” (Kur’an, A’râf, 155) Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! “Yandık!” diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun! Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında, Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında, Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm; Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm ! Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn’i, En sonra, salîb ormanı görmek Haremeyn’i!.. Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicâz’ın, Âteşli muhîtindeki sûzişli niyâzın, Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta; Çan sesleri boğsun da, gömülsün mü sükûta? Sönsün de, İlâhî, şu yanan meş’al-i vahdet, Teslîs ile çöksün mü bütün âleme zulmet? Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban? Enfâs-ı habîsiyle beş on rûh-i leîmin, Solsun mu o parlak yüzü Kur’ân-ı Hakîm’in? İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet? Yâ Rab, bu ne hüsrâ...

Mehmed Akif Ersoy - Hatıralar - Bakara Suresi, 286 - (Safahat'tan - 61)

"Tâkat getiremeyeceğimiz yükü bize yükleme, Allah’ım..." Ey bunca zamandır bizi te’dîb eden Allah; Ey âlem-i İslâm’ı ezen, inleten Allah! Bizler ki senin va’d-i İlâhîne inandık; Bizler ki bin üç yüz bu kadar yıl seni andık; Bizler ki beşer bir sürü ma’bûda taparken, Yıktık o yaman şirki, devirdik ebediyyen; Bizler ki birer hamlede evhâmı bitirdik, Ma’bedlere Ma’bûd-i Hakîkî’yi getirdik; Bizler ki senin ismini dünyâya tanıttık... Gördükse mükâfâtını, yâ Rab, yeter artık! Çektirmediğin hangi elem, hangi ezâdır? Her ânı hayâtın bize bir Rûz-i Cezâ’dır! Ecdâdımızın kanları seller gibi akmış... Maksadları dîninle beraber yaşamakmış. Evlâdı da kurbân olacakmış bu uğurda... Olsun yine, lâkin bu ışık yoksulu yurda, Bir nûr-i nazar yok mu ki baksın bacasından? Bir yıldız, İlâhî? Bu ne zulmet! Bu ne zindan! Hâlâ mı semâmızda gezen leyle-i memdûd? Hâlâ mı görünmez o seher-pâre-i mev’ûd? Ömrün daha en canlı, harâretli çağında, Çalkanmadayız ye’s ile hirman batağında! Kâm aldı cihan, biz ...

Mehmed Akif Ersoy - Fatih Kürsüsünde - Vaiz Kürsüde - (Safahat'tan - 60)

Vâizin söze başlamadan önce yaptığı giriş, Hazreti Peygamber’e dua ve salâvat kısmı: “Allah’a sığınırım, kovulmuş şeytandan. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım. Allah ve melekleri Peygamber’e salât edip onun şânını yüceltmektedir.” (Kur’an, Ahzâb, 56); “Ey mü’minler, siz de ona salât ve selâm edin... Ey Allah’ım, o Ümmî Resûl’e, onun yakınlarına ve dostlarına selâm olsun; onların şanlarını yücelt.” اَوَلَمْ يَنْظُرُوا ف۪ي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۙ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْۚ فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ “Onlar, Allah’ın göklerdeki ve yerdeki hükümranlığını görmüyorlar mı?..” (Kur’an, A’râf, 185) Tutun da “zerre”lerinden, çıkın “sehâbiyye” Denen yığın yığın eşbâh-i âsûmâniye; Hülâsa, âlem-i imkânı devredin; o zaman Şühûda bağlı bir îmanla hükmeder vicdan: Ki hilkatin ne kadar şekli varsa: Ulvîsi, Kesîfi, müdriki, uzvîsi , gayr-ı uzvîsi ; Kemâl-i şevk ile mahkûmu aynı kânûnun... Bütün şu’ûn-i avâlim...

Mehmed Akif Ersoy - Fatih Kürsüsünde - İki Arkadaş Fatih Yolunda - (Safahat'tan - 59)

– Vapur yanaştı mı?         – Çoktan!                 – Demek ki Köprü’deyiz... – Aman, şu yolcular insin!..         – Fakat bilir misiniz, Yadırgıyor, hani, insan o eski tekneleri! “Yanaş” denildi mi, nazlım, gider gider de geri, Gelince hışm ile bir tos vururdu Köprü’ye ki: Zavallının deşilen karnı sağlam altı çeki Odun yutar da biraz sancıdan bulurdu aman... – Hekim getirmeye koşsan, hekim de yok o zaman! – Tımarcılar, bereket versin, usta şeylerdi: Elinde balta, gelir, üç keser, beş eklerdi... “Dayan o yanki başından Ömer! Tutundu Memiş!” Bakardınız ameliyyâta çarçabuk bitmiş! Amasra sâhili çok eski bir müessesedir; Uşakların topu cerrâh olur... Hemen kestir! Bugünden ormanı göster kılağlı baltasına: Temizleyip çıkıversin, bırakmasın yarına! – Biraz da dikmeyi öğrenseler..         – Adam sen de! Düşündüğün...