Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tekke Şiiri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yunus Emre - Dün gider gündüz gelür

Dün gider gündüz gelür gör niçesi uz gelür Emr-i Hakk'un ser-be-ser cihâna düp-düz gelür Karangulık sürilür ‘âlem münevver olur Karangulık yirine nûrıla gündüz gelür ‘İbrete kalmaz mısın ya hod anlamaz mısın Dinle kuşlar ünini niçe dürlü sâz gelür Kuş hod yumurtayıdı yuva hod perdeyidi Ün hod kudret ünidür bilmeyene kaz gelür Dinle sözüm ma'nîsin anlayayum dirisen ‘Ârifün kulagına kudret üni tîz gelür Bir bakgıl saga sola tagılma degme yola Kudret bâgından sana gör niçe âvâz gelür Söz issi sözin alur sûret toprakda kalur Her kim bu hâli bilür kendözinden vaz gelür ‘Aklum bu yola gitdi beni benden iletdi Yûnus'un yüki yitdi bilmeyene az gelür --- dün: Tün, gece. karangulık: Karanlık. hod: Bizzat, kendisi.

Hoca Ahmed Yesevi - On Altıncı Hikmet (Garipliğin çok değerini bildim ben işte)

Vah ne yazık, nasıl eyleyim gariplikte Gariplikte gurbet içinde kaldım ben işte. Horasan ve Şam ile Irak'a niyet eyleyip Garipliğin çok değerini bildim ben işte. Neler gelse, görmek gerek O Hüda'dan; Yusuf'unu ayırdılar o Ken'an'dan; Doğduğum yer o kutlu Türkistan'dan, Bağırıma taşı vurup geldim ben işte. Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere, Otuz üç bin sahabe ve arkadaşlara, Ebu Bekir, Ömer, Osman, Murtaza'a Gurbet değdi onlara hem, söyleyeyim ben işte. Gurbet değse, pişkin eyler çok hamları Bilge eyler, hem seçkin eyler çok sıradanları Giyer çul elbise, bulsa yer yemekleri Onun için Türkistan'a geldim ben işte. Gariblikte yüz yıl dursa, misafirdir Tahtı, bahtı, bağları zindandır Gariblikte kul oldu o Mahmud Sultan;   Ey arkadaşlar, gurbet içinde yandım ben işte. Gariblikte Arslan Baba'm arayıp buldu; Gördüğü sırları perde ile sarıp örttü; Allah'a hamd olsun, gördüm,"dedi, izimi öptü; Bu sırları görüp hayran kaldım ben işte. Arzuluyum akraba...

Hoca Ahmed Yesevi - On Beşinci Hikmet ("Allah'ı çok zikredin" diye ayet geldi)

"Allah'ı çok zikredin" diye ayet geldi Zikrin deyip ağlayıp yürüdüm ben işte. Cemalini aşıklara vaad etti Aşık yolunda canım verip yürürdüm ben işte. Sağlam aşıkı Allah sevip kulum dedi Ara yolda kalmasın deyip tasasını çekti Yalancılar cemalimi görmez dedi Aşk kapısında sağlam olup durdum ben işte. Akıllı isen kabristandan haber al Ben de şunlar gibi olmam deyip ibret al "Ölmeden önce ölünüz"e göre amel eyle Bu hadisi fikreyleyip öldüm ben işte. Haber verir "felizehu kalilen" diye Yine der "veleyebku kesiran" diye Bu ayetini anlamına göre amel eyle diye Bu dünyada hiç gülmeden yürüdüm ben işte. Amelsizler kahkahayla güler şen yürür Fermanına boynunu sunan gamla dolu yürür Gece gündüz gözleri yaş dolu yürür Gözyaşım derya eyleyip yürüdüm ben işte. Nefsden geçib sağlam aşıklar Allah dedi Seher tump dört dövünüp gözünü oydu Rahmeyleyip Allah özü nazar eyledi Ondan sonra derya olup taştım ben işte Zalim nefsim hiç bırakmadan ateşe attı Vücudum k...

Hoca Ahmed Yesevi - On Dördüncü Hikmet (Ey dostlar cahil ile yakın olup)

Ey dostlar cahil ile yakın olup Bağrım yanıp candan doyup öldüm işte ben Doğru söylesem eğri yola boynumu çeker Kanlar yutup gam zehrine doydum işte ben Cahil ile geçen ömrüm nar sakar Cahil olsan cehennem ondan çekinir Cahil ile cehenneme doğru kılmayın sefer Cahiller içinde yaprak gibi soldum işte ben Dua edin cahillerin yüzünü görmeyim Hakk Teala refik olsa bir dem durmayayım Hasta olsa cahillerin halini sormayayım Cahillerden yüzbin cefa gördüm işte ben Haykırsam Hakk imdadıma yetişir mi ki? Göğsümdeki paslarım gider mi ki? Bütün cahiller bu alemden gider mi ki? Cahillerden yüzbin cefa gördüm işte ben Hakk vuslatını arayıp bulmadan hayraneyim Durmadan ağlayıp gönlü harab divaneyim Halimi sorsan ben Sevgili'nin talibiyim Sevgili arayıp yok olup geldim işte ben Yer altına kaçıp girdim cahillerden Elim açıb dua isteyib merd kişilerden Garib canım yüz tasadduk bilgelerden Bilge bulmayıp yer altına girdim işte ben Cahilleri benden sorma göğüsüm çıka Hakk'dan korkub yas tutsam gü...

Hoca Ahmed Yesevi - On Üçüncü Hikmet (O Kadir'im kudret ile nazar eyledi)

O Kadir'im kudret ile nazar eyledi Mutlu olup yer altına girdim ben işte. Garip kulun bu dünyadan göç eyledi Mahrem olup yer altına girdim ben işte. Zikreden olup, şükreden olup Hakkı buldum; Dünya, ahiret haram eyleyip vurup teptim; Tutkun olup, rezil olup candan geçtim; Gamsız olup yer altına girdim ben işte. Kötülüğümden dağlar, taşlar çekiştirdi beni Açık dilde çekiştirip dedi armağanın hani? Aşık olsan, önce varıp Hakk'ı tanı Mahrem olup yer altına girdim ben işte. Sizi, bizi Hakk yarattı ibadet için; Ey acaip, içmek, yemek, rahat için; "Kalû bela" dedi ruhum sıkıntı için; Edhem olup yer altına girdim ben işte.  Nefsim beni çok yürüttü, Hakk'â bakmadan; Gece gündüz gamsız yürüdüm, yaşı akmadan; Hay u heves, ben-benlik ateşe yakmadan; Gamla dolu olup yer altına girdim ben işte. Kulu görsem, kulu olup hizmet eylesem Toprak gibi yol üstünde yolu olsam Aşıkların yanıp uçuşan külü olsam Hemdem olup yer altına girdim ben işte. Candan geçip sıkıntı çektim, kulum ded...

Hoca Ahmed Yesevi - On İkinci Hikmet (Allahu Teala aşıklara verdi aşkını)

Allahu Teala aşıklara verdi aşkını Şükreden olup tutuşup yandım ben işte İki alem gözlerime haşhaş tanesi Görünmedi yalnız Hakk'ı sevdim ben işte Candan geçip yalnız Hakk'ı cana kattım Ondan sonra derya olup dolup taştım Lamekan-ı seyrederek makam aştım Dünya ardında yüzbin talak koydum ben işte Hakk önünde en üstün akıl bile duramaz Aşk şiddeti coşsa bir an durmaz Kelebek gibi kor haline gelip kendini bilmez Bu sırları Sevgili'den duydum ben işte Tarikatın yollarının ötesi çok Temiz aşkını ele almadan yürüyüp olmaz Cemalini görse olmaz gece gündüz uyuyup Hiç uyumadan cemalini gördüm ben işte Tarikatın yolu çetin sonsuz şaştım Başım kurudu Pir-i Kamil'e kaçtım Pir eteğin tutup batın gözünü açtım Rezil olup yollar gezip yürüdüm ben işte Tarikatın yollarıdır çetin azap Bu yollarda nice aşık oldu toprak Aşk yoluna her kim girse hali harap Erenlerden yolu sorup yürüdüm ben işte Tarikatın yollarıdır sonsuz yüce Nasib kılan kuluna oldu yakın Zerresine dayanamaz yedi cehennem ...

Hoca Ahmed Yesevi - On Birinci Hikmet (Bu Dünyayı Düşman Tutup Yürüdüm)

Ey dostlar temiz aşkını ele aldım Bu dünyayı düşman tutup yürüdüm ben işte Yakam tutup hazretine sığınıp geldim Aşk kapısında Mansur gibi oldum ben işte Aşk yolunda aşık olup Mansur geçti Belini bağlayıp Hakk işini sıkı tuttu Melametler ihanetler çok işitti Ey müminler hem Mansur oldum ben işte Aşık Mansur "Enel Hakk' i dile getirdi Cebrail gelerek "Enel Hakk"ı beraber söyledi Cebrail gelerek başın ver deyip yola saldı Darağacına asılıp cemalini gördüm ben işte Mansur gelince darağacı eğilip kendi aldı Batın gözü açık olanlar hayran kaldı Işık salıp Allah kendisi nazar eyledi Ey sevgili deyip cemalini gördüm ben işte Nida geldi o darağacına çok boğma" diye "Sıkı dur her yan bakıp sen ağma"diye Taşa dedi "Emrimi tutup sen değmeyesin" Levh-i Mahfuz tahtasında gördüm ben işte Üçyüz molla yığılıp yazdı çok rivayet Şeriatdır ben de yazayım bir rivayet Tarikatda hakikatda haktır himaye etmek Başımı verip Hakk sırrını bildim ben işte "Enel Hakk...

Hoca Ahmed Yesevi - Onuncu Hikmet (Yere Girdi Kul Hâce Ahmed)

Hakk Teala fazlı ile ferman eyledi İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Altmış üç yaşta sünnetlerini sıkı tutup İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Yer üstünde ölmeden önce diri öldüm Altmış üç yaşta sünnet dedi işitip bildim Yer altında canım ile kulluk eyledim İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Erenlerden feyz ve fetih alamadım Yüzyirmibeş yaşa girdim bilemedim Hakk Teala'ya ibadelerini kılamadım İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Olur muyum Muhammed'in has ümmeti Ümmet dese asilerin hoş devleti Baldan tatlıdır bana bu mihneti İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Bizler için canlar çekti o Muhammed Ümmet olsan gam yemezsin sahte ümmet Gece gündüz elde ettikleri yeme-içme ve işret İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Elli yaşda ses geldi ölmek kolay Şartı odur sende olsan iman nuru Sabahla gitsen cemaline eyler konuk İşitip okuyup yere girdi Kul Hoca Ahmed Ey müminler bu dünyanın sonu yok Doğru bilirsen asla bunun yalanı yok Kim bilmese vallahi onun iman...

Hoca Ahmed Yesevi - Dokuzuncu Hikmet (Kabre Girdim)

Ey dostlar hasb-i halimi söyleyeyim Ne sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Gerçek dertliye bu sözümü bildireyim O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Kabir içinde gece-gündüz ibadet eyledim Nafile namaz kılıp âdet eyledim Her ne cefa gelse ona dayandım O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Kabir içinde Mustafa'yı hazır gördüm Selam verip edep ile şaşırıp kaldım Asi-cafi ümmetlerinin halini sordum O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Kabre girmek Rasulullah sünnetleri İbadet eylemek Hakk Rasulû'nün adetleri Gariplere rahmet eylemek şefkatleri O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Ümmet olsan gece-gündüz dinmeden ağla Bağrın pişip ciğerini deşip yürek dağla Ecel gelse mertler gibi belini bağla O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Bir gün senin ömrünün yaprağı sararınca Ecel gelmeden tevbe eyle ey cahil Meğer sana rahmet eyleye Azim Yezdan O sebepten Hakk'tan korkup kabre girdim Gerçek dertlinin işidir söz ve icraat Gözyaşıdır Hakk karşısı...

Esrar Dede - Na't-ı Nebi

Ey kitāb-ı ‘ilminiñ bir harfi dîvān-ı ḥikem ‘Aḳl-ı küll ‘indinde ṭıfl-ı nev-sebaḳḫān-ı ḥikem On sekiz bin ‘ālemiñ ümmü’l- kitābından seniñ Gūyiyā bir deste evrāḳ-ı perîşān-ı ḥikem Rūḥ-ı ‘ulyāya kemāl-i ma‘rifet taḥṣîline Āsmān-ı nüh-ḳıbāb oldu debistān-ı ḥikem Çār aẓdād-ı muṭalsamdan edip fażlın ‘ayān Rütbe-i ḥadd-i kemāle erdi erkān-ı ḥikem Şāddır ol kāleb-i bāḳî-nümā fānî-edā Kim edip ifnā-yı ṣūret oldu insān-ı ḥikem Noḳta-i ḥarf-i vefādır ẕāt-ı aṣḥāb-ı vefā Nüsḫa-i maṭlūbdur eṭvār-ı rindān-ı ḥikem Noḳtadır ammā özü mecmū‘a-yı taḥḳîḳdir Ẕātıdır ser-levḥa-yı tevḥîde ‘unvān-ı ḥikem Noḳta kim sırr-ı derūn-ı ārif-i āgāhdır Hep anıñ tefsîridir düşvār u āsān-ı ḥikem “Kenz-i lā-yefnā” dil-i ‘ārifdedir kim aşḳdır ‘Aşḳ ism-i ẕāt-ı ẕāt esrār-ı irfān-ı ḥikem Defter-i ẕātıñdan ancaḳ evvelîn ü āḫirîn Noḳta-i vāḥid görüp eylerler i‘lān-ı ḥikem Ma‘rifet ol rāzda ḥayretle ḳaldı mu‘terif ‘Aḳl-ı kül taḥḳîḳ edince oldu ḥayrān-ı ḥikem Ẕerre-i mihr-i cemāliñdir ‘uḳūl-i enbiyā Ḳatre-i baḥr-i kemāliñdir bu...

Bursalı İsmail Hakkı - Nutk-i Şerif

Sâye saldı ehl-i îman üstüne Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan Doğdu ol nûr ehl-i irfân üstüne Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan Bağlayıp şeytanı bende vurdular Cümleten ağyâr-ı Hakk’a sürdüler Ehl-i Hakk ol ayda Hakk’ı gördüler Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan Ehl-i cürmün Hak gözü yaşın siler Ağlayanlar şâd olur dâim güler Şerbet-i gufrân içerler âsiler Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan Kıl terâvihi safâlar bula gör Et tesâbihi vefâlar bula gör Zikr ü tâat nûru ile dola gör Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan Kalbi jeng-i mâsivâdan eyle ağ Bu vücudun zenbin andan kıl ferâğ Hakkı’yâ  nûr-ı Hudâ’dan yak çerâğ Hamdülillah geldi mâh-ı Ramazan

Hoca Ahmed Yesevi - 7'nci Hikmet (Görür müyüm?)

“Kul huva’llâh, Sübhâna’llâh!” vird eylesem, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Baştan başa, hasretinle feryâd eylesem, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Elli birde çöller gezip, otlar yedim. Dağa çıkıp, kulluk edip gözüm oydum. Cemâlini göremeden, cândan doydum, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Elli üçte vahdet meyin lütfeyledi. Yoldan sapmış mücrimi ıslah eyledi. “Allah” dedim,“Lebbeyk!” dedi söz aldı, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Yaşım elli iki, geçtim ev barktan, Ev ve bark ne demek, belki de cândan. Baştan, cândan geçtim, hatta imândan, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Elli dörtte bedenim ağlar eyledim. Ma’rifet meydanında seyrân eyledim. İsmail gibi, cânım kurbân eyledim. Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Elli beşte cemâl için saâil oldum. Kavruldum, yandım, lütfuna nâil oldum. Bi hamdillah, tâlib-i cemâl kul oldum, Bir ve Vâr’ım, cemâlini görür müyüm? Yaşım elli altı, dertlidir başım, Tövbe ettim, akar mı ki gözyaşım? Erenlerden olsa bir gönüldaşım, Bir v...

Yunus Emre - Ulu Ulu Günâhlarum Yüz Komadı Bana Çalap (16)

Ulu ulu günâhlarum yüz komadı bana Çalap Hiç kimse çâre kılmadı döndüm yine sana Çalap ‘Âlimlere sordum nedür dermân günâhlu derdüme Anlar dahı eyitdiler dermân ana yine Çalap Va‘de yitüp ölicegez ol sinleye varıcagaz Zebânîler gelicegez sen ‘inâyet eyle Çalap Zebânîler çün geleler beni yalınuz bulalar Bilmedügüm dil soralar sen yardım eylegil Çalap Gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi Biz de sana tutduk yüzi sen esirge bizi Çalap Sensün bu benüm sultânum bu cânlar içinde cânum Çokdur benüm günâhlarum sen meded eylegil Çalap Uçmakdagı Hûrîleri geymiş anlar nûr tonları Ne bahtılu mü'minleri bize nasîb eyle Çalap Turmayup söylerem sözüm günâhuma göyner özüm Günâhlu Yûnus'un sözin sen kabûl eylegil Çalap    Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün

Segâh Niyâz İlâhîsi

Şem’-i ruhuna cismimi pervâne düşürdüm Evrâk-ı dili âteş-i sûzâne düşürdüm Bir katre iken kendimi ummâne düşürdüm Hayfâ yolumu vâdi-i hicrâne düşürdüm Takrîr edemem derd-i derûnum elemim var Mevlâ’yı seversen beni söyletme gamım var Dinle sözüm sana direm özge edâdır Dervîş olana lâzım olan aşk-ı Hudâ’dır Âşıkın nesi var ise ma’şûka fedâdır Semâ safâ câna şifâ rûha gıdâdır Aşk ile gelin eyleyelim zevk u safâyı Göklere değin ir görelim Hû ile Hâyı Mestâne olup depredelim çeng ile nâyı Semâ safâ câna şifâ rûha gıdâdır Ey sûfî bizim sohbetimiz câna safâdır Bir cür’amızı nûşidegör derde devâdır Hak ile ezel ettiğimiz ahde vefâdır Semâ safâ câna şifâ rûha gıdâdır Aşk ile gelin tâlib-i cûyende olalım Şevk ile safâlar sürelim zinde olalım Hazret-i Mevlânâ’ya gelin bende olalım Semâ safâ câna şifâ rûha gıdâdır.

Yunus Emre - Ecel Ere Ölem Birgün

İy yârânlar iy kardaşlar ecel ire ölem birgün İşlerüme pişmân olup kendözüme gelem birgün Yanlaruma kona elüm söz söylemez ola dilüm Karşuma gele ‘amelüm n'itdümise görem birgün Oglan gider dânışmâna saladur dosta düşmâna Şol dört tekbîr namâzıla (vaktum) tamâm kılam birgün Beş karış bez durur tonum ılan-çıyan yiye tenüm Yıl geçe obrıla sinüm unıdılup kalam birgün Başuma dikeler hece ne irte bilem ne gice 'Âlemler ümidi hâce sana fermân olam birgün Yûnus Emre sen bu sözi dahı tamâm itmemişsin Tek yüriyeyin n'eyleyem üstâduma gelem birgün 

Eşrefoğlu Rumi - Gözü Seni Görenlerin

  Seni seven aşıkların Gözün yaşı dinmez imiş Seni maksud edinenler Dünya ahret anmaz imiş. Gönlün sana verenlerin Eli sana erenlerin Gözü seni görenlerin Devranları dönmez imiş. Ölmez imiş aşık canı Hiç çürümez imiş teni Aşk her kimi kıldı fani Ona zeval ermez imiş. Aşkına düşen canların Yoluna baş verenlerin Aşka bülbül olanların Kimse dilin bilmez imiş. Aşkın ile bilişenler Senin ile buluşanlar Sen maşuka erişenler Ezel ebed olmaz imiş. Eşrefoğlu Rumi senin Yansın aşk oduna canın Aşk oduna yanmayanın Kalbi safi olmaz imiş.

Yunus Emre - İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana (14)

İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur Bilmesi bunun zevk durur ‘aklıla fehm irmez ana 

Aziz Mahmud Hüdayi - Nutk-i Şerif

Ne sübhânsın şerîkin yok ilâhî Ne sultânsın vezîrin yok ilâhî

Kazak Abdal - Benim Pirim Hacı Bektaş Veli'dir

  Benim pirim Hacı Bektaş Veli'dir Pirim piri Şâh-ı Merdân Ali'dir Seyit Ali Sultan Kızıl Deli'dir Mürsel Baba oğlu Sultan Balı'dır

Eşrefoğlu Rumi - Nutk-i Şerif (Ey Allah'ım beni senden ayırma)

  Ey Allah'ım beni senden ayırma Beni senin dîdârından ayırma