Ana içeriğe atla

Mahir Ünlü - Şiir Nasıl Yazılır?

Şiirin edebiyat dünyası içinde ayrı bir yeri vardır. Şiir, insanoğlunun varlığı ile birlikte var olmuş, varlığını binlerce yıl devam ettirmiştir. İnsanı başka canlılardan ayıran özelliklerin başında söz gelir. Şiirin de özünde söz, sözün özünde de güzellik vardır.

"Şiir nasıl yazılmalı?" sorusunun tam bir cevabı üzerinde dünya asla anlaşamayacak. Çünkü şiirin tanımında bile ortak noktaya ulaşamayan şairler ve edebiyat tarihçilerinin bu soruya verilecek ortak bir cevapları da olmayacaktır. Bazı muhataplar, şiire bir tanım aranamayacağını, şiir yazmanın öğretilemeyeceğini söylemekle bu soruyu geçiştireceklerdir.Halbuki yüzlerce genç kalemi eline almış, ilham perisinin teşrifini gözetmektedir.

"Şiir tanımlanamaz" deseler de bu doğru değil. Sözde mana yükünün artması ve ahengin sağlanmasıyla elde edilen san'at eserine şiir demiyor muyuz? Farklı tanımlar da ortaya konulabilir elbette.

"Şiir yazmanın öğretilemeyeceği" söylenecektir. Bu yargı doğru gibi görülmektedir ama işin aslı öyle değildir. Siz öğretirsiniz, karşı taraf öğrenebilir veya öğrenemez. Bu hususta peşin hükümleri bir yana bırakmak gerek.

Genç şairler yazmadan önce çok şiir okumalılar. Yunus Emre, Aşık Veysel, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Fuzuli, Nedim, Nabi, Yahya Kemal Beyatlı, Faruk Nafiz Çamlıbel, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli, Dilaver Cebeci, Abdurrahim Karakoç, Bahattin Karakoç, Sezai Karakoç, Yavuz Bülent Bakiler.... Okunacaklar listesi uzayıp gider.

Genç şair yazmaya hece ölçüsüyle başlamalıdır. Önce az sözle çok şey ifade etmeyi hecenin dar kalıbı içinde öğrenmeli, kafiye ve redifle de ahengi tatmalıdır.

Kendine güvenen genç şair aruzu da denemeli. Aruzdaki beste ahengini okumakla kalmamalı, yazarak yaşamalıdır. İsterse yalnız bir beyit yazsın ama mutlaka yazmalıdır. Bundan sonra şairimiz istediği vezni veya serbest vezni kullanabilir. Bir manzumede bunların hepsini kullanacaklar bile çıkabilir.

Bu çalışma, genç şairlere bir uyarıdır. Uyarının objektif olduğu bu satırları yazanın çok kitap okumasına karşılık şiir yazmamasından anlaşılabilir. Çünkü şiir yazmak gayret kadar ilham ve kabiliyete de bağlıdır. Şiir yazma kabiliyetinin herkeste olması da beklenemez.

Montaigne “Şiirin orta hallisi veya kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir. Ama iyisi, yükseği, harikuladesi aklın kurallarını aşar. Onun güzelliğini tam ve sağlam olarak görenler, bir şimşeğin ihtişamına benzer bir parıltı görmekle kalırlar. Büyük şiir, muhakememizi tatmin etmez, allak bullak eder” diyor. Bu sözlerle anlatılan büyük şiire ulaşmanın şartı, öncelikle uzun yıllardan bu güne kadar elde edilen şiir bilgisini özümlemek ve şiire dönüştürmek olsa gerekir. Nasıl söylemiş büyük usta: "Sen kapları, testileri hele bir kır, sular nasıl bir yol tutar, gider..."

Şairlerimize kolay gelsin diyor, başarılar diliyoruz.

Kaynak: Milliyet Blog

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Mikayıl Müşfiq - Ana

Ana dеdim, ürəyimə yanar odlar saçıldı, Ana dеdim, bir ürpəriş hasil oldu canımda, Ana dеdim, qarşımda bir gözəl səhnə açıldı, Ana dеdim, fəqət onu görməz oldum yanımda.