Ana içeriğe atla

Nef'î - Gazel (Neylesin)

Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdır n'eylesin Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n'eylesin Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n'eylesin N'ola ta'yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n'eylesin Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n'eylesin N'ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n'eylesin Olmasa Nef'î n'ola dil-beste zülf-i dilbere Tab'-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n'eylesin

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

 


Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

Yazarı: Peyami Safa

Yayınevi: Ötüken Yayınları

Basım Tarihi: 1999

Eserin Konusu: 15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası.

Romanın Özeti:

Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Çocuk kötü haberi annesine söylememek için eve bile gitmek istemez; ne var ki gidecek başka yeri de yoktur. Eve gider ama her şeyi annesine olduğu gibi anlatamaz.

Çocuğun ailesi yoksul olduğu için doktorların söylediği gibi rahat yaşaması imkansızdır. Bu yüzden Erenköy’de oturan uzaktan akrabaları olan bir paşa, çocuğu yanına, köşke alır. Çocuk, küçüklüğünden beri arkadaş oldukları kendisinden dört yaş büyük olan paşanın kızı Nüzhet’e aşık olur. Aşkı karşılıksız kalmaz. Ne var ki Nüzhet’i Dr. Ragıp adında biri daha istemektedir. Dr. Ragıp otuz beş yaşındadır. Aile Nüzhet’i doktora verme konusunda ikiye bölünmüştür. Paşa vermek istememekte, karısı ise vermek istemektedir.

Paşanın karısı çocukla Nüzhet’in arasındaki yakınlaşmayı fark eder. Kızını çocuktan ayırmak için çocuğun hastalığının mikrobik, bulaşıcı bir hastalık olduğunu söyler. Bir rastlantı sonucu bu konuşmayı çocuk duyar, bundan çok etkilenir. Hemen o gece köşkten ayrılmaya karar verir. O sırada annesi de köşke geldiği için birkaç gün daha orada kalmak zorunda kalır.

O akşam Dr. Ragıp ve annesi yemeğe gelir. Yemekte çocuk, doktor ve paşanın fikirlerine muhalefet eder. Paşayla çocuğun araları açılır.

Felaketler peş peşe gelir. Yıkılan, morali bozulan çocuğun hastalığı iyileşme yolundayken tekrar azar. Dizindeki veremin ciğer veremine dönüşmesi ihtimali olduğundan ameliyat edilmesi, gerekirse bacağının dizinden kesilmesi söz konusu olur.

Çocuk ameliyat için 9. Hariciye Koğuşuna yatırılır. Doktorların olağanüstü gayretiyle bacağı kesilmekten kurtulur ama biraz kısalmıştır. Bunun yanında hastalığı tamamen iyileşmiştir.

Hastaneden çıkacağı gün yaklaşmıştır çocuğun. Bu sırada Nüzhet’in Doktor Ragıp’la evlendiğini öğrenir.

Ana Fikir: İnsanlar kendilerine verilen öğütleri her zaman ciddiye almalı ve faydalı öğütlere uymalıdır.

Kişiler: 

1- Burhan 

 Romanın ana karakteri olan Burhan, 15 yaşında bir çocuktur. 7 yaşından beri dizinden hasta olan Burhan, içine kapanık biridir. Bunun nedeni hayatının büyük bir kısmının hastanede geçmesidir. Ailesine çok düşkün olan Burhan, bir yandan ailesine bakmaya çalışırken bir yandan etkisi altında olduğu hastalıktan kurtulmaya çalışır. 

 2- Nüzhet 

 El bebek gül bebek yetiştirilen Nüzhet, köşkte yaşayan zengin bir kızdır. Buna karşın çevresindeki yaşıtlarından çok daha olgundur. Piyano ve Fransızca eğitimi alan Nüzhet, çevresindeki insanlara karşı duyarlıdır. Yardımsever ve anaç bir karakter olmasının yanı sıra, asi ve özgürlüğüne düşkün olduğu için kendi kararlarını kendi vermek ister. Ancak bu ailesiyle, özellikle annesiyle çatışmasına neden olur. 

 3- Doktor Ragıp 

 35 yaşındaki Doktor Ragıp, hayatta her istediğini elde etmiş, hırslı ve başarılı bir adamdır. 

Eser Hakkındaki Fikir ve Kanaatimiz: Türk edebiyatında psikolojik tahlillerin en güzel örneklerini bu romanda bulduğumu düşünüyorum.

Yazar Hakkında Bilgiler:

Peyami Safa, Türk edebiyatında şaheserlere imza atmış gazeteci, hikâye ve roman yazarıdır. Geçim sıkıntısı çekmemek için Server Bedi takma adıyla basit macera romanları da yazan  yazar, romanlarının yanı sıra, fikrî eserleri, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile tanınır.

1899’da İstanbul’da doğdu. İki yaşında iken, babası şair İsmail Safa’nın sürgünde olduğu Sivas’ta ölmesi nedeniyle çocukluğu kardeşi ve annesiyle birlikte akrabalarının yanında geçti. Çocukluk yaşlarında geçirdiği hastalık nedeniyle düzenli bir eğitim göremedi, kendi kendini yetiştirdi. Geçim sıkıntısı sebebiyle Vefa Lisesini yarıda bırakmak zorunda kalan Peyami Safa, açılan sınavı kazanarak Posta ve Telgraf Nezareti’nde çalışmaya başladı. Rehber-i İttihat Mektebinde öğretmenlik yaptı.

1918 yılında ağabeyi İlhami Safa ile birlikte çıkardıkları Yirminci Asır gazetesinde Asrın Hikâyeleri adlı öykülerini yayınlayarak gazetecilik ve yazı hayatına başladı. Daha sonraları Son Telgraf, Tasvir-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman gazetelerinde çalıştı. Kültür Haftası ve Türk Düşüncesi dergilerini yayımladı.

Cingöz Recai adlı macera romanları, felsefe ve mistik dünya görüşüne yönelen bir gencin hikayesini anlatan Matmazel Noraliya’nın Koltuğu romanı ve genç bir hastanın psikolojisini yansıtan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu en tanınmış eserleridir. Mahşer, Şimşek, Fatih-Harbiye ve Biz İnsanlar adlı romanlarında da Doğu-Batı meselesini ve halkın yaşadığı çelişkileri somutlaştırarak kaleme almıştır.

15 Haziran 1961 tarihinde öldüğünde Son Havadis gazetesinin başyazarıydı.

Yorumlar


Site Planı
Etiketler yükleniyor...

Çok okunanlar:

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Ali Şir Nevai - Gazel (Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülrû kelmedi)

  Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülr ū kelmedi Közlerimga kiçe ta ñ atkunçe uykū kelmedi. Lahza lahza çıktım ü çekdim yolıda intizâr Kildi cân ağzımga yu ol şâh-ı bedhū kelmedi. Ârazıdan aydın irkende ger etti ihtiyât Rūzgârım dek hem olganda karangū kelmedi. Ul perîveş hecridin kim yığladım divânevâr Kimse barmu kim anga körgende külgū kelmedi. Közleriñdin niçe suv kelgey deb öltürmeñ meni Kim, bârı kan irdi kilgen bu kiçe sū kelmedi. Tâlib-i sâdık tapılmes, yoksa kim koydı kadem, Yolga kim evvel kadem ma'şukı ötrū kelmedi. Ey Nevâî bâde birle hürrem et könglün üyin Ne uçun kim bâde kilgen üyge kaygū kelmedi.

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Mikayıl Müşfiq - Yenə o bağ olaydı

Yenə o bağ olaydı, yenə yığışaraq siz O bağa köçəydiniz. Biz də muradımızca fələkdən kam alaydıq, Sizə qonşu olaydıq. Yenə o bağ olaydı, səni tez-tez görəydim, Qələmə söz verəydim. Hər gün bir yeni nəğmə, hər gün bir yeni ilham, Yazaydım səhər axşam. Arzuya bax sevgilim, tellərindən incəmi? Söylə, ürəyincəmi?

Oyhan Hasan Bıldırki - Kaçak

     Gün, daha henüz ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı’nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce görünüyordu. Sabahın güzelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde sürüp giden renk dövüşünü kana kana görebilmek… Korkusuz olmak. Ne kadar güzelmiş değil mi?

Esat Mahmut Karakurt - Vahşi Bir Kız Sevdim (Roman Özeti)

Eserin Adı: Vahşi Bir Kız Sevdim Yazarı: Esat Mahmut Karakurt Yayınevi: İnkılap Ve Aka Kitabevleri   Koll.Şti. Ankara Cad. No :95 – İstanbul. Basım Yılı: 1967 ( İlk baskı   1926 ). Eserin Konusu : Balkan harbi yıllarında bir   Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı. Eserin Ana Fikri : Gönül   ferman dinlemez. Eserin Özeti: Abdulhamid’in saltanatı sırasında Adil adında, otuz bir yaşında yakışıklı bir Türk subayı İstanbul’dan   Makedonya’ya Cisri Mustafa Paşa Tepesi’ni içine alan mıntıkada görevlendirilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çetenin terör faaliyetlerine son vermek üzere görevlendirilir.

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Tarık Buğra - Küçük Ağa (Roman Özeti)

Küçük Ağa ,  Tarık Buğra ‘nın 1964 yılında yayınlanan romanıdır. Kurtuluş mücadelemizin  Akşehir'de yaşanan bölümünü konu edinir. Zamanla cepheye ve Ankara'ya dair hususlara da girilir. KONUSU: Birinci Dünya Savaşı (1914) ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Romanda, bir Anadolu kasabası olan Konya ilinin bir ilçesi olan Akşehir’den yola çıkılarak, bütün zor koşullar altında millî kurtuluş mücadesi veren Kuva-yı Milliye konu edilmiştir. Olaylar Anadolu'nun küçük bir kasabasında başlar ve gelişir. ÖZET: Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah (Roman Özeti)

  ESERİN ADI           :MAİ ve SİYAH ESERİN YAZARI    :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL YAYINEVİ                 :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ BASIMYILI              :1980 1.ESERİN KONUSU: Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. 2.ESERİN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.