Süleyman Nazif - Mehmed Ali Ayni'ye Mektup

0

Bursa, 11 Temmuz 1324

Kardeşim, iki gözüm,


6 Temmuz tarihli uhuvvetname-i dilnüvazını dün, tebeddülü sadaret haberinden birkaç saat sonra aldım. Bu nüsha-i nefîse-i nüvazişin icabettiği hazz-ı kalbîyi ifhamdan evvel, müsaade et de, o haberin vicdân-ı enâmda ikaz ettiği inşirah-ı azimden benim de pek çok hisseyab olduğumu arzedeyim.


Ferid Paşa bugün nasıl takdir olunursa olunsun, âtiyen huzur-ı tarihe İbşir Paşalar, Abaza Paşalar veya Portekizli Frankolar, filanlarla bir silsile-i takbih ve lanete merbut olduğu halde çıkacaktır.


Jorj San der ki:

“Zamanı, mekânı, libası , gıdayı, lisanı, usulü maişet ve muaşereti ve bunlardan mütevellid tefavüt-i zahirîyi kaldırın, altından daima aynı insanın çıktığını görürsünüz.” Ferid Paşa da, bu kaidenin daire-i şümulüne dâhildir. Yalnız Ferid Paşa İbşir Paşa’dan daha “monoman” ve Abaza, Ferid Paşa’dan daha kahramandı.


Yirminci asr-ı temeddünü , Avrupa ile Asya’nın mülteka-yı nazik ve hassasını, Avrupa müvazenesini , Avrupa murakabesini , müfredât-ı umura kadar dikkat ve ihtimam ile iştigal ve takip buyuran bir hükümdar-ı muazzamın teyakkuzât-ı mütevaliyesini kavanini , mahakimi, matbuatı bir tarafa bırakırsak, zatından hırçın, haris, nefsinden başka hiçbir şeyi düşünmez, herkesle uğraşmak hastalığına doğduğu günden beri müptela, yalancı, müraî , ihtilalcilikle casusluk arasında lağzişdâr-ı tereddüd, sadrazamların adam öldürmeye mezun bulundukları zaman bu dünyaya ve mevki-i iktidara gelmediği için talihine, halikine söven bir herifin pek iğrenç bir sima-yı mahiyeti bütün hutut-ı eşkâliyle görürüz. Bu o kadar şaşkın bir garazkar idi ki mesela Yanya Kalesi bodrumunda mahpusen ölen ceddinin haremini Tepedenli Ali Paşa’nın firaş-ı tegallüp ve izdivacına iskat veya i‘la etmiş olmasından mütevellid hiss-i intikamı tatmin için bütün Yanya vilayetini Ulah mektebi, Ulah mabedi, Ulah müessesâtıyle imla etmek isterdi. Balya madeninin kuyuları ne kadar derin olursa olsun, Ferid Paşa’nın vesaiki irtikâbını nazardan setr ü ihfa edemez. Bu muhakkaktır ki herkesten ziyade mürtekipti . Defolup gittiğine herkes sevinsin. 


Liranın on dört kuruş eksiğini göndermen için sana yazmamıştım. İmam-ı Gazali’nin rüya-yı meşhurunda olduğu gibi, temdid-i dem-i musahabetle tezyid-i zevk ü haz için seninle mümkün olduğu kadar çok beraber bulunmak isterim. Mükatebe de konuşmak, beraber bulunmak değil midir?


Hasan Tahsin levhayı geçenlerde gönderdi. Kâğıt ve zarfları birkaç güne kadar takdim ederim. Benim cümle nihayetlerine ait olan kaidem, hakikaten ahenkperveranedir . Dikkat edersen bir siyakta biten cümlelerin ne kadar samia-geza olduğunu görürsün.


“Baki ne diyem k’olmaya malumu şerifin” ucubesini kimin yumurtlamış olduğunu ben de bilmiyorum. “Ki olmaya” yazmış isen de aslı, yani nâzımının tarz-ı muhtarı benim yazdığım gibidir. Baki seni birçok öperim iki gözüm.


Kardeşin:

Süleyman Nazif


Kardeşim,

Bu mektubu yazdıktan sonra dünyanın en mühim ve şimdiki halde en namemul bir haberiyle bir hayret-i latife içinde kaldım. İadeten ihsan buyrulan Meclis-i Mebusan inşaallah buhran-ı hâzıra çaresâz-ı tadil olur. Her ne olursa olsun, bu bir hatve-i terakkidir . Yalnız bu adımın bir uçuruma doğru atılıp atılmamış olduğunu zaman tayin edecek. “Cenab-ı Allah bu memlekete ve bu halka muin olsun.”


Tags

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Kabul
Çerezleri kabul et