Ahmet Haşim - Mehtâbda Leylekler

0

Kenâr-ı âba dizilmiş, sükûn ile bekler,

Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler…

 

Havâda bir gölü tanzîr eder semâ bu gece,

Onun böcekleri gûyâ nücûmdur yekser…

 

Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok?

Bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?

 

Eder bu hikmete gûyâ ki vakf-ı rûh u nazar

Füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler…

 


(Göl Saatleri, 1921)

 

Vezin: Mefâilün / feilâtün / mefâilün / feilün (fâ’lün)


Kenâr-ı âb: Su kenarı.

Füsûn-ı mâh: Ayın şaşırtıcı büyüsü.

Tanzîr etmek:  Benzetmek, nazire yapmak.

semâ: Gökyüzü.

nücûm: Doğmak, görünmek. Yıldızlar.

gûyâ: Sözde.

yekser:  Anzısın. Baştanbaşa. Tek başına.

haşr: Toplanmak, yeniden diriltilmek, kıyamet.

huveynât: Çok küçük hayvancıklar, yemlik.

hikmet: Sırlar., tefekkür, düşünce.

vakf: Durdurmak, kımıldatmamak, alakoymak.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Kabul
Çerezleri kabul et