-Abdurrahim Karakoç Ustaya-
Turnalarla dosta giden selâmlar
Pangunuta pula kaldı üstadım
Başlamadan bocalayan kalemler
Tetik çeken ele kaldı üstadım
Biz yazarken derdimizi hep suya
Eller vardı geldi Merih’e Ay’a
İçimiz riyakâr, dışımız boya
Samimiyet role kaldı üstadım
Tüterse de acı tüter bacalar
Karısına gebe gezer kocalar
Gözümüzde devleşeli cüceler
Ahvalimiz fala kaldı üstadım
Ekmeğin derdinde doğmadık yavru
Devir oldu çıkar devri, puşt devri
Özü sözü dürüst olan sipsivri
Ortalıkta kalakaldı üstadım
Kimi yer ararken kendine dipte
Üstte çıkanların hepsi tek tipte
İp mi cambazdadır, cambaz mı ipte?
Sırma saçlar kele kaldı üstadım
İp üzengi, tahta kılıç, iş çürük
Gürgen kadı, pelit müftü, baş yarık
Din dedi mi bildiğimiz saç sarık
Kerametler kıla kaldı üstadım
Popçu cazcı dadanalı türküye
Halay horon tutsak oldu korkuya
Operayı belledi de Türkiye
Bir tasamız bale kaldı üstadım
Çoğumuzun derdi zoru sade top
Gaye oldu mide, şehvet, bir de cep
El âleme özenerek hayat hep
Bir belirsiz hâle kaldı üstadım
Modaya uyalı baharlar kışlar
Permadan ibaret yaşmaklı başlar
Ne hilal kirpikler ne kalem kaşlar
Ne de gözü ela kaldı üstadım
Saatte kaç güneş doğup batıyor
Sevginin koynunda yılan yatıyor
Menfaat bitti mi aşk da bitiyor
O sevdalar çöle kaldı üstadım
Gücü olan tepeleyip geçiyor
Para desen her kapıyı açıyor
Kız kocayı zengin ise seçiyor
Şimdi rağbet mala kaldı üstadım
Taş devri yaşarken feza çağında
Umuda çığ düştü gönül dağında
Torpilin rüşvetin zalim ağında
Geçim başa bela kaldı üstadım
Dolarınan borcu çıkar doğanın
İpi hazır zülfüyâre değenin
İmralı’da beslediğ’miz boğanın
Düveleri döle kaldı üstadım
Gerçeklere sağır oldu kulaklar
Hem akıllı hem revaçta salaklar
Her makamdan fasıl geçen yalaklar
Çevremize dolakaldı üstadım
Dert içinde türlü dertler türedi
Kuzu postlarında kurtlar türedi
Aslı haramzade mertler türedi
Mert namerde köle kaldı üstadım
Şerefsiz şerefe kurmuş bin pusu
Haklının haksıza çıkmıyor sesi
Namus diyen iğfal etti namusu
Her fırıldak kula kaldı üstadım
KURTOĞLU ’yum uzun lafın kısası
Bu değildi Hak yolunun yasası
Âşıklara düştü gamı tasası
Yine bize çile kaldı üstadım
