Dağ demez, taşdır demez çağlar, nasıl kandır bu kan?
Kan değildir, kan kesilmiş bir nesildir çağlayan...
Sormak isterdim esâtîr ufkunun merrîhine,
Hiç nasîb olmuş mudur bir milletin tarihine.
Böyle akmakdan yorulmaz kan, bu îman böyle şan?
Bir aşılmaz dağla bir sızlar kemikdir çarpışan.
Bir kemikdir, hıncı lâkin yıldırımlardan şedîd;
Bir şehîdin göğsüdür, lâkin ne müdhiş bir şehîd:
Kan sızan ağzında parlar bir alev ulviyyeti;
Ürperen bir fecri söyler hurduhâş olmuş eti.
Çarparak bir devri sarsar, titretir, aydınlatır;
Nâşi en satvetli bir destâna en bitmez satır.
