Ana içeriğe atla

Yusuf Ziya Ortaç - Yeni Şiir

Kastamonu’dan bir mektup aldım. Güzel bir mektup. Altındaki imza bir kadın ismi: Gülgûn Kurtoğlu. Bu daha güzel.


Okuyucum, benim «Gecekondu San’at» isimli fıkram üstünde konuşuyor.


Bu mektupta, kalemlerimizi beyaz kâğıda değmeden, hürmetle durduracak güzel bir hakikat var: İstanbul - Ankara gibi Üniversiteler şehri, büyük fikir ve sanat merkezlerinden uzak vatan köşelerinde bile, yazılarımız üstünde anlayışla konuşacak bir mümtaz insanlar nesli yetişmiştir. Onları, Gülgûn Kurtoğlu’nun şahsında en bahtiyar saygımızla selâmlarız.


Muhterem okuyucum, galiba iki ana düşüncede yanılıyor:


1 - Orhan Veli realist şairdir. Bu zor yaşanılan dünyada elbet Nedim gibi kahkahalar atamaz!

2 - Her yeni, eskinin hücumuna uğramıştır.


Cevap vereyim:


1 - Bizim eski şiirimiz de baştan başa kahkaha değildir. Fuzulî, galiba gülümsemez bile!


Eğer şiirde realizm "Süleyman Efendi" merhumun "Nâsır"ından bahsetmek olsaydı:

"Köpek, sen benden âlâsın ki kürkün eskimek bilmez!" mısraı, Dîvân şiirinin ölmez eserleri arasında yaşardı.


Meyhanede yediği ciğer tavasının parasını veremeyen eski Tavukpazarı şairinin bir başka masadaki zengin dostuna gönderdiği beyti bilir misiniz?

"Tuzladı ahçı odiyle ciğerim yâresini,
Ciğerim pâresi, gel ver ciğerin paresini!
"

İşte şikâyet yüklü iki realist mısra daha... Lütfen kendi kendinize cevap veriniz: Şiir mi bu?..


Eğer bütün günlük sıkıntılarımızın sesi şiir olsaydı, edebiyat dünyamız Sandal Bedestanına dönerdi!


2 - Eskinin yeniyi çekememesi, aslâ yeni olmamış küçük yaratıkların işidir:

Tevfik Fikret’in Ahmet Hâşim’e hücum ettiğini ben bilmiyorum. Mehmet Akif, Orhan Seyfi’yi ezber okurdu. Cenab Şehabettin, Faruk Nâfiz’e sahiden hayrandı.

Cahid Sıdkı Tarancı’yı son devrin Sultanüşşuara’sı seçenler eskiler değil midir?


Hayır... Realiteyi ham maddesiyle mısraa koyarsak şiir yazmış olmayız. Onu, göz nurumuzla yıkamak, durulaştırmak... İşte Tevfik Fikret’in:

"Kolay bu, öyle mi?..."

Diye âdeta can acısiyle sorduğu büyük, çetin iş!


Elbet her şair kendi çağının sesini verir. Ama, Safiye Aylâ'nın bülbül sesiyle. Kaldırımdaki yoğurtçunun gırtlak dolusu çığlığiyle değil.

29.5.1955

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979

Pir Sultan Abdal - Dostum

  Bin cefâlar etsen almam üstüme Gayet şirin geldi dillerin dostum Varıp yad ellere meyil verirsen Kış ola bağlana yolların dostum İlâhi onmaya yardan ayıran Bahçede bülbüller ötüyor uyan Kula gölge olsa Allah’a ayan Senden ayrılalı gülmedim dostum Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler Bu şirin canıma nasıl kıymışlar İster isem dünya malın vermişler Sensiz dünya malın neylerim dostum

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Ordu Marşı

Ordumuz etti yemin, titredi hak-i zemin Milleti etti emin, açıldı râh-i nevin      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Terk-i arâm eyledik, neşr-i meram eyledik Cehd-i ikdâm eyledik, Hakk'a kıyâm eyledik      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Şanlı Türk ahfadıyız, biz vatan evlâdıyız Milletin efradıyız, hürriyet eşhadıyız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Tarihleri dolduran, dünyaya karşı duran Düşmanları yıldıran, şanlı Türk ünvanımız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız

Feyzi Halıcı - İstanbul Caddesi

Bu cadde İstanbul Caddesi, Aziziye minaresinde çifte ezan Nal sesleri, motor gürültüleri Arasında kaybolursunuz bazan.

Sherzod Ortiqov - Knyaz Andrey Bolkonskiy (esse)

Bolaligimda onamning sheʼrlar daftari boʻlardi. Muqovasiga oq atirgulning rasmi yopishtirilgan. Undagi sheʼrlarni tushunmasam-da, koʻpincha daftarni qoʻlimda ushlab oʻtirardim. Sakkiz yashar bolaga unda nimalar yozilganining deyarli ahamiyati boʻlmas, men faqat varaqlardim, qiziqishim sheʼrlarni hijjalab oʻqish va har bir sheʼrga ilova qilingan suratlarni  tomosha qilish bilan cheklanardi, xolos.

Victor Hugo - Geldim, Gördüm, Yaşadım

Değil mi ki o derin acılarımla şimdi Buna destek olacak tek bir kolda yoksunum Ve çocuklara bile zorlukla gülüyorum Ve açmıyor içimi çiçekler renkleriyle Anlamalıyım artık : Yaşadın yeterince!

Həcər Atakişiyeva - Zaur Ustac yaradıcılığında folklor motivləri və ənənə

Həcər Atakişiyeva “Yazarlar” jurnalının redaktoru və  Yaradıcılıq Komissiyasının sədri,  ədəbiyyatşünas-tənqidçi   Məqalədə yaradıcılığında folklor motivləri və milli ənənələrin bədii ifadə xüsusiyyətləri araşdırılır. Müəllifin poeziyasında xalq yaradıcılığından gələn obrazlar, atalar sözləri, deyimlər, milli-mənəvi dəyərlər və folklor elementlərinin poetik funksiyası təhlil edilir. Tədqiqat göstərir ki, Zaur Ustac folklor irsindən yalnız mövzu mənbəyi kimi deyil, həm də bədii-estetik düşüncə tərzinin əsas komponenti kimi istifadə edir.