Atasözleri

0

Atasözleri efsaneler, destanlar, türküler, ağıtlar, menkıbeler, hikâyeler, fıkralar, mâniler, deyimler gibi

"anonim tefekkürü" ifade eden, belirli bir şahsın ürünü olmayan, halkın tamamına ait söz varlıklarıdır.

Atasözleri kural koyucu ve rehberlik özellikleriyle çocuk eğitiminden insanlar arası ilişkilere kadar pek

çok konuda yol göstericidir.


Türk atasözleri eğitim açısından oldukça zengin malzemeler barındırmakta, Türkler'in eğitim anlayışı ve

metodu hakkında önemli bilgiler sunmaktadır.


Geleneksel kültür, insanların birbirine danıştığı, sorduğu, akıl verdiği, nasihat ettiği ve bunu bir görev

olarak gördüğü bir kültürdür. "Akıl akıldan üstündür", "Bin bilsen de bir bilene danış", "Arı söğüdü, akıllı

öğüdü sever" gibi atasözlerinde bu eğitim biçimine işaretler vardır. Danışmamak, sormamak cahillik

alameti olarak görülür. Onlarda ibret ve nasihat, tembih ve ikaz vardır. Atasözlerindeki uyarı, uyaranın

öznel dünyasından değil, atasözlerinin de içinde yer aldığı kişiler üstü bir özelliğe sahip olan "ortak

hafıza"dan gelir. Söyleyen kişinin kendi sözleri değildir onlar. Söyleyen kişi, sosyal bir bağlam ve yaşantı

üzerine bu ifadelerin yalnız hatırlatıcısı ve yorumcusudur. Atasözleri o anda, orada hazır bulunanlar

tarafından bilinmediği için değil, daha ziyade bilindiği için söylenir; söylenerek herkesin kendisine

katıldığı ortak akla, ortak bilince, ortak tecrübe ve anlam alanına referansta bulunulur.


Bugün eğitimle ilgili olarak kullanılan bazı Türk atasözlerinin yazılı tarihi Orhon yazıtlarına kadar geri

götürülebilir. "Ağaç yaş iken eğilir" atasözü, Orhon yazıtlarında, "Yufka iken delmek kolaymış, ince olanı

kırmak kolaymış, yufka kalın olursa delmek zormuş, ince yoğun olursa kırmak zormuş" şeklinde ifade

bulur. Bu tecrübe, Türk kültürünün temel eserlerinden bir başkası olan Dîvânü lügâti't-Türk'te de "Kuruğ yıgaç egilmes" (Kuru ağaç eğilmez) diye ifadesini bulur. Ağacın eğilmesinin eğitilebilirlikle ilgisi kurulur ve bunun için elverişli

zamana dikkat çekilir. Eğmek fiilinin "meyil ettirmek" anlamı, eğitme etkinliğinin niteliğine dair de bir

işarettir. Meyil, "meyletme" temelinde sevgi olan içten bir yönelimin ama aynı zamanda da yer çekimi

gibi tabii bir yasanın ifadesidir.


"Cahil adam meyvesiz ağaca benzer", "Cahilin dostluğundan âlimin düşmanlığı yeğdir" gibi bilginin ve

bilmenin önemini vurgulayan atasözleri vardır. Eğitim kişiye değer kazandıran, içindeki yetileri

geliştirerek onu kendisi ve çevresi için faydalı hale getiren bir işleme, kötü özellik ve fazlalıklardan

arındırma faaliyetidir. Bir başka atasözü "Elmas yontularak, insan yoğrularak değer kazanır" der

atasözü. Bu süreçte kişisel yetiler ve özellikler yok edilmez, bastırılmaz. Zira eğitim zihinsel, duygusal ve

bedensel açıdan insan bütünlüğünü yok etme, bastırma, sindirme, susturma etkinliği değil, bu yetileri

ortaya çıkarma, geliştirme, denge ve âhenk kazandırma anlamında bir "iyileştirme, güzelleştirme,

olgunlaştırma" ve "kişilik kazandırma" eylemidir.


Eğitimin en önemli kavramlarından biri olan öğrenme konusunda da atasözleri vardır. "Bilmemek ayıp

değil öğrenmemek ayıp" bunlardan biridir. Kişi, çeşitli sebeplerden ötürü bilgisiz olabilir, bu mazur

görülebilecek bir durumdur; ancak bu eksikliği giderme yönünde bir çaba içinde olmayışı mazur

görülemez. Buna göre, bilmek, bilmediğini bilmekle başlar.


Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Kabul
Çerezleri kabul et