Ana içeriğe atla

Mahir Ünlü - Kitap Tanıtım Yazıları Nasıl Yazılmalı

 

Kitap tanıtım yazısı yazarken ilk aklımıza gelen kitapta karar kılmamız sağlıklı olmaz. Birçok kitabı gözden geçirerek yayın tarihlerini, daha önce tanıtılıp tanıtılmadıklarını öğrenmeli, ilgi alanımıza girip girmediğini, o kitap türünün bize uygun olup olmadığını, kitabı tanıtabilecek donanıma sahip olup olmadığımızı tartmalıyız. Adı her yerde geçen popüler kitapları seçmemiz de doğru olmaz. Çünkü onları tanıtan zaten çoktur. Mühim olan çarşıdaki Yusufları toplamak değil, kuyudan Yusuf’u çıkarmaktır.

Yazımızı yazmadan önce yazımızın ana fikrini belirlemeli, kitabı hangi yönleriyle tanıtacağımızı belirlemeli, yazımızın ayrıntılı bir planını hazırlamalıyız.

Yazı, tanıtım yazısını yazan kişiye ait özgün bir açıyı sistemli ve tutarlı olarak dile getirmelidir. Bu açı, tanıtım yazısı yazanın kitabın bütünü karşısındaki konumunu yansıtmalıdır.

Tanıtım yazısının odağında yazar değil, eser olmalıdır. Ancak, yazarla ilgili bazı biyografik bilgilere ve edebi çevresi ile ilgili kısa hikâyelere de yer vermeliyiz. Yazarın hayatı ve eserlerinden söz ederken güvenilir kaynaklara başvurulmalı, gerekli bilgiler tam ve doğru olarak aktarılmalıdır. Eserin ve yazarın adı metinde ara sıra tekrarlanmalıdır.

Kitap değerlendirme yazısının başlığı önemlidir. Bu durumda editörlere büyük iş düşmektedir. Yazıyı en iyi ifade edecek bir kelime veya kelime grubu başlık olarak seçilmelidir. Başlığın ilgi çekici olması okuyucunun dikkatini daha fazla çeker. Kitabın çeviri olması durumunda orijinal adı da mutlaka verilmeli, çeviriyi kimin yaptığı belirtilmelidir. Hatta kitabın künyesi detaylı bir şekilde verilmelidir.

Kitabın ana fikri veya teması birkaç cümle ile verilmelidir. Bölümlere, bölümlerde neler anlatıldığına değinilmelidir. Kitabın teknik yönü ile ilgili bilgilere kısaca değinilmelidir. Okuyucuda merak uyandıracak kısımlar üzerinde durularak belirtilmelidir. Tabii tanıtmaya çalışırken kitaptaki her şeyi verip okuyucuda "kitabı okumasam da olur" intibaı da uyandırmamak gerekir…

Tanıtım yazısı, kitap özeti değildir; ancak, bazı özet bilgilerine de yer verilmelidir. Yazıda kitabın bütününü temsil etme yolunda bir gayret olmalıdır. Eserin hangi bölüm ya da alt başlıklardan oluştuğu belirtilebilir, ama hepsini saymak gerekmez. Yazının temel yaklaşımına göre bazı bölümler ve mısra veya paragraflar öne çıkarılmalıdır. Bunların bütünü ne ölçüde temsil ettiği dikkate alınmalıdır. Kitabın tek bir bölümü ya da paragrafı üzerine yoğunlaşmak hakkaniyetli olmaz. Kitabın baskı kalitesi ve kapak tasarımı ile ilgili görüşler özellikle verilmelidir. Kitap yazma, mizanpaj, kapak tasarımı ve hatta ciltleme birer sanat işidir. Sanat ise her türlü detayı önemsemeyi gerektirir. Kitap ile ilgili olan iş çirkin olmamalı. Kitap tanıtım yazılarını sonuçta yazarlar ve yayınevlerinin sahipleri de okuyordur. Neşrettikleri kitap ile ilgili eleştirileri görmeleri daha sonra neşredecekleri kitaplar için daha dikkatli olmalarına vesile olabilir.

Kitap tavsiye ediliyorsa tanıtımı yapılan kitabın neden okunması gerektiği kısmına özellikle vurgu yapılmalıdır: Bir kitabın neden okunması gerektiği bilinirse o kitabın tanıtım yazısı da kitabın kendisi de o kadar çok okuyucu bulur. Neden okunmalı kısmı bir paragraf ile anlatılabileceği gibi finalde bir cümle ile de verilebilir.

Okuyucunun, kitabın özgün dili ve üslubu konusunda fikir sahibi olabilmesi açısından tanıtılan eserden çeşitli alıntılar yapmak zorunda kalabiliriz. Ancak alıntılarda seçici olmalı, peş peşe uzun alıntılardan kaçınmalıyız. Kitaptan bir veya iki parça altını çizdiğimiz cümlelerin alınması yazıya zenginlik katabilir. Fakat bu hususta telif haklarına ve özellikle yazarın hakkına riayet etmek lazımdır. İyi veya kötü bir cümle bile olsa alıntı yaptığımız kısmı sayfa numarasıyla belirtmek zorundayız.

Kitap tanıtım yazısı yazarken kitabın türünden ve alanından söz etmeyi ihmal etmemek gerekir. Öte yandan, metinde bahsedilebilecekler konusunda bir sınırlama yoktur. Kapağından dizgisine, baskısından üslubuna kadar eserin her yönünden söz edilebilir.

Tanıtmaya çalıştığımız kitabı şahsi, fikri veya siyasi sebeplerle araç olarak kullanılmamalı; görüşlerimizi okuyucuya aktarmak için bir vesile kabul edilmemeli; kitabın sınırlarının ve tanıtım amacının dışına çıkılmamalıdır.

Değer ve duyguların anlatımında aşırılıklardan sakınılmalıdır. Abartılı övme ve yermeler, yazının ve hatta tanıtım yazısını yazan yazarın güvenilirliğini sarsar. Aşırı beğenme ve özdeşleşme sebebiyle anlatımımızı yazarınkine benzetmekten de kaçınmalıyız.

Tanıtım yazısı yazarken her paragrafta kendimizi önce eserin yazar veya şairinin yerine koymalıyız: “Böyle bir tanıtım yazısı bizim hakkımızda, eserlerimiz hakkında yazılsa kendimizi nasıl hissederdik?” sorusunun cevabını verdikten sonra sıra okuyucunun yerine geçmek olmalıdır: “Bu yazıyı okuduktan sonra eser hakkında ne kadar bilgi sahibi oluruz?”, “Okuyucu bu yazımızı ve eseri okuduktan sonra eser hakkında bizimle aynı düşüncelere mi sahip olurdu?” sorularının da cevabını kendimize vermeliyiz.

"Her şeyin sonunu düşünen kahraman olamaz" demişler. Benim gibi her şeyin detaylarını düşünürseniz korkarım ki bir yazınız bile olmayacak. Siz siz olun yine de bu kurallara azami ölçüde uyun. Varsın çok değil az yazınız oluversin. Böylece yazılarıyla geçinen bir yazar olup aç kalma tehlikesinden de kurtulursunuz.

Buraya kadar her şey tamamsa tanıtım yazımız hazır demektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Ali Şir Nevai - Gazel (Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülrû kelmedi)

  Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülr ū kelmedi Közlerimga kiçe ta ñ atkunçe uykū kelmedi. Lahza lahza çıktım ü çekdim yolıda intizâr Kildi cân ağzımga yu ol şâh-ı bedhū kelmedi. Ârazıdan aydın irkende ger etti ihtiyât Rūzgârım dek hem olganda karangū kelmedi. Ul perîveş hecridin kim yığladım divânevâr Kimse barmu kim anga körgende külgū kelmedi. Közleriñdin niçe suv kelgey deb öltürmeñ meni Kim, bârı kan irdi kilgen bu kiçe sū kelmedi. Tâlib-i sâdık tapılmes, yoksa kim koydı kadem, Yolga kim evvel kadem ma'şukı ötrū kelmedi. Ey Nevâî bâde birle hürrem et könglün üyin Ne uçun kim bâde kilgen üyge kaygū kelmedi.

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Mikayıl Müşfiq - Yenə o bağ olaydı

Yenə o bağ olaydı, yenə yığışaraq siz O bağa köçəydiniz. Biz də muradımızca fələkdən kam alaydıq, Sizə qonşu olaydıq. Yenə o bağ olaydı, səni tez-tez görəydim, Qələmə söz verəydim. Hər gün bir yeni nəğmə, hər gün bir yeni ilham, Yazaydım səhər axşam. Arzuya bax sevgilim, tellərindən incəmi? Söylə, ürəyincəmi?

Oyhan Hasan Bıldırki - Kaçak

     Gün, daha henüz ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı’nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce görünüyordu. Sabahın güzelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde sürüp giden renk dövüşünü kana kana görebilmek… Korkusuz olmak. Ne kadar güzelmiş değil mi?

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Esat Mahmut Karakurt - Vahşi Bir Kız Sevdim (Roman Özeti)

Eserin Adı: Vahşi Bir Kız Sevdim Yazarı: Esat Mahmut Karakurt Yayınevi: İnkılap Ve Aka Kitabevleri   Koll.Şti. Ankara Cad. No :95 – İstanbul. Basım Yılı: 1967 ( İlk baskı   1926 ). Eserin Konusu : Balkan harbi yıllarında bir   Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı. Eserin Ana Fikri : Gönül   ferman dinlemez. Eserin Özeti: Abdulhamid’in saltanatı sırasında Adil adında, otuz bir yaşında yakışıklı bir Türk subayı İstanbul’dan   Makedonya’ya Cisri Mustafa Paşa Tepesi’ni içine alan mıntıkada görevlendirilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çetenin terör faaliyetlerine son vermek üzere görevlendirilir.

Tarık Buğra - Küçük Ağa (Roman Özeti)

  Küçük Ağa ,  Tarık Buğra ‘nın 1964 yılında yayınlanan romanıdır. Kurtuluş mücadelemizin  Akşehir'de yaşanan bölümünü konu edinir. Zamanla cepheye ve Ankara'ya dair hususlara da girilir. KONUSU: Birinci Dünya Savaşı (1914) ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Romanda, bir Anadolu kasabası olan Konya ilinin bir ilçesi olan Akşehir’den yola çıkılarak, bütün zor koşullar altında millî kurtuluş mücadesi veren Kuva-yı Milliye konu edilmiştir. Olaylar Anadolu'nun küçük bir kasabasında başlar ve gelişir. ÖZET: Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah (Roman Özeti)

  ESERİN ADI           :MAİ ve SİYAH ESERİN YAZARI    :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL YAYINEVİ                 :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ BASIMYILI              :1980 1.ESERİN KONUSU: Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. 2.ESERİN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.