Ana içeriğe atla

Ziya Gökalp - Ala Geyik


Çocuktum, ufacıktım,

Top oynadım acıktım.

 

Buldum yerde bir erik,

Kaptı bir ala geyik.

 

Geyik kaçtı ormana,

Bindim bir akdoğana.

 

Doğan yolu şaşırdı,

Kaf Dağı’ndan aşırdı.

 

Attı beni bir göle,

Gölden çıktım bir çöle.

 

Çölde buldum izini,

Koştum, tuttum dizini.

 

Geyik beni görünce,

Düştü büyük sevince.

 

Verdi bana bir elma,

Dedi : “Dinlenme, durma,

 

Dağdan yürü, kırdan git,

Altın Köşk’e çabuk yet,

 

Seni bekler ezelî

Orda dünya güzeli...

 

Bin yıllık çile doldu!”

Bunu dedi, sır oldu…

 

       *    *    *

 

Yedim sırlı elmayı,

Gördüm gizli dünyayı.

 

Gündüz oldu geceler;

Ak sakallı cüceler,

 

Korkunç devler hortladı;

Cinler cirit oynadı.

 

Kesik başlar yürürdü,

Saçlarını sürürdü.

 

Bir de baktım melekler

Başlarında çiçekler,

 

Devlere el bağlıyor,

Gizli gizli ağlıyor,

 

Kılıcımı çıkardım,

Perileri kurtardım.

 

Kurtardığım periler,

Adım adım geriler,

 

Kanadını açardı,

Selâm verir kaçardı.

 

      *    *    *

 

Az uz gittim, dolaştım,

Altın Köşk’e ulaştım.

 

Bir kapısı açıktı,

Öteki kapanıktı.

 

Kapalıyı açarak,

Açığa vurdum kapak.

 

At önünde et vardı,

İt, ot yemez, ağlardı.

 

Otu, ata yetirdim,

Eti, ite yedirdim.

 

Açtım bir elmas oda,

Dev şâhını uykuda

 

Gördüm, kestim başını,

Dedim : “Ey ifrit, hani

 

Nerde, dünya güzeli?”

Dedi : “Elinde eli!”

 

Döndüm, baktım bir Kırgız

Elbiseli güzel kız

 

Durmuş bakar yanımda,

Şimşek çaktı canımda...

 

Güldü, dedi : “Türk Beyi

Tanıdın mı geyiği?

 

Kimse beni bu devden

Alamazdı, ancak sen

 

Kaya deldin, dağ yardın,

Geldin, beni kurtardın!”

 

Âh, o imiş anladım,

Sevincimden ağladım…

 

Dedim : “Turan meleği!

Türk’ün yüce dileği!

 

Yüz milyon Türk bu anda

Seni bekler Turan’da.

 

Haydi, çabuk varalım,

Karanlığı yaralım,

 

Sönük ocak canlansın,

Yoksul ülke şanlansın!”

 

İndik iti okşadık,

At sırtına atladık.

 

Geçtik nice dağ, kaya,

Geldik Demir Kapı’ya.

 

Kapanması çok yıldı,

“Açıl!” dedim açıldı.

 

Yol verince gizli yurt

Aldı bizi bir Bozkurt,

 

Kaf Dağı’ndan geçirdi

Türk iline getirdi.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Mikayıl Müşfiq - Ana

Ana dеdim, ürəyimə yanar odlar saçıldı, Ana dеdim, bir ürpəriş hasil oldu canımda, Ana dеdim, qarşımda bir gözəl səhnə açıldı, Ana dеdim, fəqət onu görməz oldum yanımda.