Kazak Abdal

0

Asıl adı Ahmed olan ve Kazak Abdal mahlasıyla şöhret kazanan bu şairin hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. Sadeddin Nüzhet Ergun, Üsküdarda “Selim Ağa” kütüphanesinde “40” numaralı mecmuada “Kazak Ahmed Baba” namına kayıtlı bir nefes olduğunu ve bunun da Kazak Abdal mahlasıyla şöhret bulan aynı kişiye ait olabileceğini belirtir. 


Kazak Abdal, on yedinci yüzyılın ikinci yarısında yaşamış Bektaşi şairlerinden olup Romanya Türklerinden olduğu tahmin edilmektedir. 


Kazak Abdal’ın ancak birkaç şiiri tespit edilebilmiştir. Bu şiirlerin birinde, Bektaşiliğin kurucularından Balım Sultan’dan övgü ve sevgi ile söz etmekte, onun giyiniş ve yürüyüşünü ayrıntılarıyla belirtmektedir: “Arslan gibi apul apul yürüyen/Kendi özün Hakk sırrına bürüyen/Kepeneğin yanı sıra sürüyen/ Mürsel Baba oğlu Sultan Balı’dır”. Bu mısralara bakarak Kazak Abdal’ın 1516’da ölen Balım Sultan’la aynı çağda (yani XVI. yüzyılda) yaşadığı ve onun tarikatına bağlandığı öne sürülmüştür. Şu örnek de bunu pekiştirmektedir: “Benim pirim Hacı Bektaş Veli’dir/Pirim piri Şâh-ı Merdân Ali’dir/Seyit Ali Sultan Kızıl Deli’dir/Mürsel Baba oğlu Sultan Balı’dır”. 


17. asrın sonlarında yazılan bazı mecmualarda da bu şairin Balım Sultan hakkındaki methiyesine tesadüf edilmektedir. Diğer şiirleri ise daha sonraki zamanlarda vücuda getirilmiş mecmualarda görülmektedir.


Kazak Abdal hakkında diğer araştırmacılardan farklı olarak Turgut Koca rivayete dayalı şöyle bir bilgi aktarmaktadır: Kazak Abdal’ın, Bektaşi gelenekleri içinde, hayat hikayesi ilgi çekicidir. Şöyle ki: Rus Çarı’nın kızı bir çocuk doğurur. Fakat bu çocuk, annesinden süt emmez. Bu duruma ne hekimler, ne de papazlar çare bulabilir. Sonunda Deliorman Dergâhı’ndan, Rusya’dan tuz parası almak üzere gelen Demir Baba’ya: “Sen keramet ehli bir azizsin. Bu çocuğu tutulduğu hastalıktan kurtar, diye yalvarırlar. Demir Baba da: “Bu çocuğun süt emmesini sağlar isem, tekkeme nezreder misiniz?” der. Kabul ederler. Demir Baba çocuğa, “Em!” der. Çocuk, anasının memesini emer. Çocuk delikanlılık çağına erince, çocuğu Demir Baba Dergâhı’na gönderirler. Böylece Demir Baba çocuğu evlat edinir. Adını Ahmed koyar. Bu çocuk daha sonraları Balım Sultan’a giderek, el alır ve adı da Kazak Abdal olur. Kazak Abdal’ın ucu tenteneli ve taşlaşmış bir mendili, Demir Baba dergâhında bulunduğunu, Deliorman’dan gelen göçmenler söylemektedir. Kazak Abdal, Denizli’deki dergâhında yatar. 


Kazak Abdal'ın doğum tarihi gibi ölüm tarihi de bilinmemektedir.


Yazma dergilerde, cönk ve mecmualarda Kazak Abdal’ın şiirlerine rastlanılmaktadır. S. N. Ergun, Bektaşî-Kızılbaş Alevî Şairleri ve Nefesleri adlı eserinde üç şiirini nakletmektedir. Kazak Abdal’ın bütün şiirleri henüz derlenmemiştir.


Bektaşi ruhuyla yazılmış tasavvufi şiirleri yanında tasavvufla ilgisi olmayan şiirleri de bulunmaktadır. Kazak Abdal’ın bilhassa satirik mahiyetteki iki manzumesi epeyce şöhret kazanmıştır. Bazı yanlarıyla Azmî’yi ve Kaygusuz Abdal’ı hatırlatan şiirlerinde yergi ve gülmece öğeleri ağır basmaktadır. Türkçesi temizdir. Kendine özgü bir deyişi ve gerçekçi bir bakışı vardır. Kaba softaların, ham sofuların tutarsız kişilerin çelişkili davranışlarını ustalıkla taşlamaktadır. Şiirleri nükteli ve bol mecazlıdır. Dili sadedir ve rahat okunur. Kazak Abdal, usta bir ozan izlenimi bırakmaktadır.

 

Kazak Abdal’ın hayatı ve edebî kişiliği hakkında cönk ve mecmuarın okunması ile yeni bilgiler elde edilebilir. Tespit edilebilen “Balım Sultan” a yazdığı şiiri, “Eşeği saldım çayıra” ve “Ormanda büyüyen adam azgını” ile başlayan taşlamaları çok meşhurdur. “ 


Eşeği Saldım Çayıra” diye başlayan taşlaması Cem Karaca, Erkan Oğur-İsmail H. Demircioğlu ve Kıraç gibi birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir.




Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Kabul
Çerezleri kabul et