Dağıttın hâb-i nâz-i yârı ey feryâd neylersin
Edüp fitneyle dünyâyı harâbâbâd neylersin
Dil-i mecrûhuma rahmeyle kalsun dâm-i zülfünde
Şikeste-bâl olan mürgu edüp âzâd neylersin
Edersin gerçi her derde tabîbim bir devâ ammâ
Cünûn-i ehl-i aşk olunca mâder-zâd neylersin
Varup gîsü-yi yârı öyle biribirine kattın
Yine bir fitne tahrik eyledin ey bâd neylersin
Şehîd-i aşk-i tîğ-i yârdır sercümle-i âlem
Urup şemşîre dest ey gamze-i cellâd neylersin
Bahâyîveş değilsin kabil-i feyz-i safâ sen de
Tekellüf bertaraf ey hâtır-i nâşâd neylersin
-------------
Mefâîlün / Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün
GÜNÜMÜZÜN TÜRKÇESİYLE SÖYLEYİŞ
1 Ey feryat! Sevgilinin naz uykusunu dağıttın; bu yaptım nedir? Onu uyandırıp, dünyayı o fettan gözlerin fitnesiyle bir harabeye çevireceksin de ne kazanacaksın?
2 Sevgilim! Yaralı gönlüme acı da, zülfünün tuzağında kalsın; kırık kanatlı kuşu salıvermekten ne çıkar?
3 Doktorum! Gerçi her derde bir ilâç bulup onu iyileştirirsin ama, âşıkların çılgınlığı anadan doğma olunca, ona ne yaparsın?
4 Ey rüzgâr! Gidip sevgilinin saçını öyle biribirine katıp dolaştırdın ki!.. Gene bir kargaşalık uyandırdın; bu yaptığın nedir?
5 Herkes sevgilinin kılıcının aşk şehididir. Ey cana kıyan yan bakış! Bir de sen kılıca el atıp ne yapacaksın?
6 Ey tasalı gönül! Sen de Behâî gibi neşenin nimet ve saadetini anlıyacak kabiliyette değilsin. Samimi olarak konuşalım, söyle, bu halin ne olacak?
