Ana içeriğe atla

Hoca Ahmed Yesevi - Sekizinci Hikmet (Yere Girdim)

Pazartesi sabah erken yere girdim.

Mustafa’ya matem tutup ben yere girdim.

Altmış üç yaş sünnettir, işitip bildim.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Yeryüzünde dostlarım matem tuttu.

Tüm âlem “Sultanım!” deyip nara attı.

Hakk’ı bulan gerçek sûfi kanlar yuttu.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Elvedayla yer altına bastım ayak,

Gün yüzünü nefsime harâm kılarak,

Zikredip yalnız yanıp, yalnız olarak,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


“Taha” okudum gece gündüz kâim oldum,

Gece namaz, gündüzleri sâim oldum.

Bu hâl üzre yer altında dâim oldum,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Altmış gece, altmış gündüz, bir kez taam,

Sabaha dek namaz kılıp, bir kez selâm,

Altmış üçte oldu ömrüm elhak tamam,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Hak Mustafa ruhu gelip imam oldu.

Tüm melekler yer altında köle oldu.

Çok ağladım, Resulullah nimet verdi.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Leyl-i Mirâç; “Gözüm nuru evlat!” dedi.

Elim tutup; “Ümmetimsin Ümmet!” dedi.

“Sünnetimi sıkı tut, gönül ver!” dedi.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Kıyamette yolsuz kalsan yol veririm,

Muhammed der ; “ Arar isen el veririm.”

Evladım der, cennetine yol veririm,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Ey dostlar bu sözü duydum şevkim arttı.

“Ümmet!” dedi, içim dışım nura battı.

Nuru yayıp, Hak cemâlin lütfetti.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Cemâlini gördüm, ruhum arşa kondu.

Musa gibi varlığım tutuştu yandı.

Mecnûn gibi eş ve dosttan kaçıp saklandı.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Yer altında çok eziyet, zorluk çektim,

Yastık döşek taştan yapıp, mihnet çektim,

Ey dostlarım! Bu dünyada, elem çektim,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Böyle zorluk çekmeyince vusul olmaz,

Hizmet ehli olmadan dertler kalkmaz,

Cânı Hakk’a vermedikçe kemâl bulmaz,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Nefsimden geçerek, yer altına girdim,

Gözüm açtım Mustafa’yı hazır gördüm,

Âsi olan ümmetlerin hâlin sordum,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


“Ey evladım! Benden sorsan hani ümmet?”

“Ümmet” dedi göğsüm dolu elem, hasret.

“Ümmetim adına çektim, Hakk’tan külfet”,

Mustafa’ya hasret duyup, ben yere girdim.


“Her cuma günâhların, affet ümmetim!”

İşte geldim Ya Muhammed! Sana ülfetim.

“Rabbim affet! Ağladım, secde eyledim.

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


“Cuma günü affetsen, ümmetin günâhını.”

Ya Muhammed! Yol göster, şaşırtmasın râhını.

Ümmetlerin ne yapar Ahmed senin?

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


“Ben melekten hayâ ettim, Ey Ümmetim!”

Yaradan’dan korkmaz mısın, himmetsizim!

Gece yatmadan taat et, hoş devletim,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Yer altına iradesiz girdim dostlar,

“Âmin!” deyin âl ve ashab, çehâr-yâr.

Ümmetin günâhın affet, Ey Perverdigâr!

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.


Hoca Ahmed sözümü, defter sâniden dedim,

İki cihân nimetin, mey u meze eyledim.

Ölmeden cân acısın gördüm, zehrini tattım,

Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979

Pir Sultan Abdal - Dostum

  Bin cefâlar etsen almam üstüme Gayet şirin geldi dillerin dostum Varıp yad ellere meyil verirsen Kış ola bağlana yolların dostum İlâhi onmaya yardan ayıran Bahçede bülbüller ötüyor uyan Kula gölge olsa Allah’a ayan Senden ayrılalı gülmedim dostum Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler Bu şirin canıma nasıl kıymışlar İster isem dünya malın vermişler Sensiz dünya malın neylerim dostum

Ordu Marşı

Ordumuz etti yemin, titredi hak-i zemin Milleti etti emin, açıldı râh-i nevin      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Terk-i arâm eyledik, neşr-i meram eyledik Cehd-i ikdâm eyledik, Hakk'a kıyâm eyledik      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Şanlı Türk ahfadıyız, biz vatan evlâdıyız Milletin efradıyız, hürriyet eşhadıyız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız Tarihleri dolduran, dünyaya karşı duran Düşmanları yıldıran, şanlı Türk ünvanımız      Sancağımız şanımız, yüce Türk ünvanımız      Vatan bizim canımız, feda olsun kanımız

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Feyzi Halıcı - İstanbul Caddesi

Bu cadde İstanbul Caddesi, Aziziye minaresinde çifte ezan Nal sesleri, motor gürültüleri Arasında kaybolursunuz bazan.

Sherzod Ortiqov - Knyaz Andrey Bolkonskiy (esse)

Bolaligimda onamning sheʼrlar daftari boʻlardi. Muqovasiga oq atirgulning rasmi yopishtirilgan. Undagi sheʼrlarni tushunmasam-da, koʻpincha daftarni qoʻlimda ushlab oʻtirardim. Sakkiz yashar bolaga unda nimalar yozilganining deyarli ahamiyati boʻlmas, men faqat varaqlardim, qiziqishim sheʼrlarni hijjalab oʻqish va har bir sheʼrga ilova qilingan suratlarni  tomosha qilish bilan cheklanardi, xolos.

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...