Söyle ey kilk-i sühanver bülbül-i gûyâ gibi
Böyle hâmûş olma nakş-ı gonca-i dîbâ gibi
Iyd vaktinde şeker bahşâyişi muʿtâddır
Nazmın olsun lezzet-âver kand-i müstesfâ gibi
Oldu mu yohsa meger tanbûr-veş târın şikest
Lüknetin mi var zebânında yahud Bebgâ gibi
Sûk-ı istiʿdâd germ-â-germ iken böyle neden
Tutmak enbân-ı sadefde gevherin yektâ gibi
Gül-fürûşan bûstânından gül ister sen ise
Böyle istiğnâ satarsın dil-ber-i raʿnâ gibi
Bâri dûş olsan yine bir aşka zîrâ kim senin
Nükhetin sûzişle hoşdur anber-i sârâ gibi
Gâh düşsen firkate gâhî ümmîd-i vuslata
Dem-be-dem cûş eylese sînen hum-ı sahbâ gibi
Ebr-i nisan-veş ser-i evrâka ol gevher-nisâr
Tâ ki kad çeksin nihâlân-ı hüner tûbâ gibi
Şöyle kim versin tarâvet Rûma şiʿr-i dil-keşin
Kişver-i Tebrîze revnak-bahş olan kâlâ gibi
Bezm-i ehl-i tabʿda devr eylesin elden ele
Nazm-ı şûhun tohm-ı pâk-i lâle-i hamrâ gibi
Künc-i uzletde çü ankâ âşiyan tutdunsa ger
Bâri tîğ-ı zer birun kıl beyzâdan tuğrâ gibi
Bir iki gün dîdeden oldunsa pinhan bâri gel
Bir neşât-âver haberle hüdhüd-i bînâ gibi
Söyle kim mülk-i Sebânın var mı bir pîrâyesi
Kasr-ı zerrin-tâk-ı Saʿd-âbâd-ı nev-peydâ gibi
Bâ-husûs ârâm ede sadrında bir mihr-i kemâl
Hazret-i Sultân Ahmed Hân-ı mülk-ârâ gibi
Hem onun dahı ola pîşinde bir bedr-i tamâm
Âsaf İbrâhîm Pâşâ-yı cihân-pîrâ gibi
Sadr-ı dânâ kim onun her nükte-i sencîdesi
Lâyık-ı tâc-ı şehândır gevher-i yektâ gibi
Pençe-i fermân-ı âlî-şânının her devresi
Zîb-i evc-i maʿdeletde gurre-i garrâ gibi
Sadr-ı İskender-haşem kim dergehine bir nice
Nâme-ber Tatarlar var Tuli vü Öktâ gibi
Âsaf-ı Nûşîrevân-mesned ki bezminde hezâr
Mûbid-i hüşyârlar var hâce-i dânâ gibi
Kâmetin ham-geşte kılmakda Direfş-i Gâviyân
Râ'yet-i mansûrunun pîşinde dâ'im râ gibi
Peşşeye nîrû-yı bâzû verse te'yîdi alır
Deste gürz-i gâv-sâz-ı Rüstemi elmâ gibi
Bahtı verse takviyet nahlin müseddes hânesi
Maʿden-i elmâs olurdu sîne-i hârâ gibi
Şekl-i evvelden bu devlet bir kıyâs olsa onun
Re'y-i pâki şartıdır külliyet-i kübrâ gibi
Mülke nâfiʿ nice konun ihtirâʿ etdi n'ola
Tıbda Kânun yazmadıysa Bû Alî Sînâ gibi
Bir vezîr olmaz Nizâmü'l-mülk-veş derdim eger
Dergehi açılmasa illâ-yı istisnâ gibi
Nazra-i hışmı dokunsa âhenîn âyîneye
Gird-bâd eylerdi peydâ dâmen-i sahrâ gibi
Feyz-i eltâfiyle bulsa terbiyet azm-i ramîm
Hurrem ü ser-sebz olur şâh-ı gül-i zîbâ gibi
Âsafâ sadr-ı felek-kadrâ hümâyun-mesnedâ
Ey ki zâtın lafz-ı lutf u cûdda maʿnâ gibi
Râsıdan fark edemezler irtifâʿ-yı kevkebin
Kılsalar bir kaç rasad bünyâd Uluğ Mirzâ gibi
Çûb-ı tîrin nesr-i tâ’irle bakılsa görünür
Hem-tulûʿ u hem-cenâh u hem-ser ü hem-pâ gibi
Destine alsan tüfengin cây eder her mühresi
Tâ ser-i mirrîhde endîşe-i sevdâ gibi
Yağdırır levh-i beyâna hûşe hûşe dürr-i nâb
Hâmeni engüşte alsan ebr-i gevher-zâ gibi
Habbezâ nevk-i kalem kim şûhdur her cünbişi
Tarf-ı ebrû-yı cüvânândan geçen îmâ gibi
Bendene dersin bırakdın safha-i eşʿârı sen
Tâk-ı nisyân üzre ser-meşk-i elif bâ tâ gibi
Âsafâ meşhûrdur kim söylemez üstâd lîk
Söyleyince böyle söyler gevher-i yektâ gibi
Bâ-husûs ol şâʿirim ki nazmımı bircîs-i çarh
Nâme-i sihr ü beyâna sebt eder imzâ gibi
Tâ Cihân-âbâda vardı Isfahân mülkün geçüp
Rûmdan pervâz eden şiʿr-i terim ankâ gibi
Nefʿî vâdî-i kasâidde sühan-perdâzdır
Olamaz ammâ gazelde Bâkî vü Yahyâ gibi
Mesnevî semtinde geçmişdir Atâyî cümlesin
Hâletî evc-i rubâʿîde uçar verkâ gibi
Hâsılı her biri bir vâdîde bulmuş imtiyâz
Müstezâd u şarkı vü tahmîs-i şevk-efzâ gibi
Hâme-i muʿciz-beyânım onların her birine
Bir cevâb ibrâz edüp vâzıh yed-i beyzâ gibi
Hem dahı Tâzî lisân üzre eder îcâd-ı nazm
Buhterî vü Ahtal u Bû Tayyib ü Bebgâ gibi
Lehçe-i Tâtârda kalmaz Nevâyîden pesîn
Fârisî söylerse söyler Sâib ü Rüknâ gibi
Himmet olursa eger mümkindir inşâ-yı sühan
Utbî vü Vassâfı meşhûr eyleyen inşâ gibi
Lâf derlerse eger işte kalem işte devât
Her sözüm isbât mümkin hendesî daʿvâ gibi
Hasma hüccetler nümâyân eyleyim kim her biri
Hatf-ı ebsâr eylesin berk-ı felek-peymâ gibi
Âsafâ bu kilki çok söyletmeyim zîrâ onun
Gâlibâ maksûdı çarh-ı dûn ile gavgâ gibi
Lîk ümmîdim budur kim lutf u ihsânın hemân
Erişir ihyâ-yı âmâle dem-i İsâ gibi
Şöyle leb-rîz-i sürûr eyler dil-i pür-cûşu kim
Hâletinden raksa başlar sâgar-ı sahbâ gibi
Saklayım gevherlerim gayri teşekkür vaktine
Tâ kasîdem ola ıkd-ı lü'lü-i lâlâ gibi
Var ise bir günde îcâd eyleyen gelsin beri
Bir kasîde bu müsellem nazm-ı bî-pervâ gibi
Gâyete erdi Nedîmâ söz duʿâ hengâmıdır
Destin aç rûhâniyân-ı âlem-i bâlâ gibi
Tâ ki her sâl eyleye ıydın neşât-ı makdemi
Sahn-ı Saʿd-âbâdı leb-rîz-i ferah me'vâ gibi
Şehriyâr-ı âlemin teşrîfi Sadr-ı aʿzama
Mâye-i ikbâl ola ıyd-ı sürûr-efzâ gibi
