(NESİB)Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-demAçsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı CemErdi yine ürd-i behişt oldu havâ anber-siriştÂlem behişt-ender-behişt her kûşe bir bâğ-ı İremGül devri ayş eyyâmıdır zevk u safâ hengâmıdırÂşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhunde-demDönsün yine peymâneler olsun tehî hum-hânelerRaks eylesin mestâneler mutrıbler etdikçe nagamBu demde kim şâm u seher meyhâne bâğa reşk ederMest olsa dilber sevse ger ma'zûrdur şeyhu'l-HaremYâ neylesin bî-çâreler âlüfteler âvârelerSâgar sunar meh-pâreler nûş etmemek olur sitemYâr ola câm-ı Cem ola böyle dem-i hurrem olaÂrif odur bu dem ola ayş u tarabla mugtenem.(TEGAZZÜL)Zevkı o rind eyler tamâm kim tuta mest ü şâd kâmBir elde câm-ı lâle-fâm bir elde zülf-i ham-be-hamLutf eyle sâkî nâzı ko mey sun ki kalmaz böyle buDolsun sürâhî vü sebû boş durmasın peymâne hemHer nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mülLutf et açıl dahi gül ey serv-i kadd-i gonca-femBu dürd ü bu sâfî deme dönsün piyâle gam yemeKânûn-ı devr-i dâime uy sen de mey sun dem-be-demMeydir mihekk-i âşıkân âşûb-ı dil-ârâm-ı cânSermâye-i pîr-i mugân pîrâye-i bezm-i sanemMey âkili irşâd eder âşıkları dil-şâd ederSeyle verir berbâd eder dillerde koymaz gerd-i gamMey âteş-i seyyâleder mînâ kadehle lâledirYâ gonca-i pür-jâledir açmış nesîm-i subh-demSâkî meded mey sun bize câm-ı Cem ü key sun bizeRıtl-ı pey-â-pey sun bize gitsin gönüllerden elemBiz âşık-ı âzâdeyiz ammâ esîr-i bâdeyizÂlüfteyiz dil-dâdeyiz bizden dirîg etme kerem(GİRİZGÂH)Bir câm sun Allâh içün bir kâse de ol mâh içünTâ medh-i şâhenşâh içün alam ele levh u kalemO âfitâb-ı saltanat ol şehsüvâr-ı memleketCem-bezm ü Hâtem-mekremet memdûh-ı esnâf-ı ümemAblak-süvâr-ı rûzgâr-âşûb-ı Rûm u ZengbârLeşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Âferîdûn-alemPîrâye-i mülk ü milel sermâye-i dîn ü düvelK'olmuş nasîbi tâ ezel tâc-ı Ferîdûn taht-ı CemHâkân-ı Osmânî-neseb kim münderic zâtında hepİslâm-ı Fârûk-ı Arab ikbâl-i Pervîz-i Acem(MEDHİYYE)Sultân Murâd-ı kâmrân-efsürde vü kişver-sitânHem pâdişeh hem Kahramân sâhib-kırân-ı Cem-haşemŞâhenşeh-i ferhunde-baht ârâyiş-i dîhîm ü tahtBahtı kavî ikbâli saht İskender-i Yûsuf-şiyemŞâh-ı cihân-ârâ mıdır mâh-ı zemîn-pîrâ mıdırBehrâm-ı bî-pervâ mıdır yâ âfitâb-ı pür-keremŞâhâne-meşreb Cem gibi sâhib-kırân Rüstem gibiHem Îsî-i Meryem gibi ehl-i dil ü ferhunde-demDünyâ vü mâ-fîhâ nedir cennet olursa yâ nedirLutf eylemek zîrâ nedir yanında bir nakd u selemCümle hünerden bâ-nasîb sırr-ı aceb sun'-ı garîbMeclisde şûh u dil-firîb cenk edicek şîr-i ücemGâhî ki ol şîr-i yele hışm ile tîg alır eleOlur cihân pür-zelzele basdıkça meydâna kademOl dem ki kasd-ı ceng eder sahrâları gül-reng ederDünyâyı hasma teng eder olursa Sâm u GüstehemSürdükçe hasma yek-tene bakmaz silâh u cevşeneYer kalmaz aslâ düşmene illâ beyâbân-ı ademEy Husrev-i âlî-nijâd vey dâver-i pâk-i'tikâdEy şâh-ı sâhib-adl ü dâd ey pâdişâh-ı muhterem(FAHRİYYE)Sen bir şeh-i zî-şânsın şâhenşeh-i devrânsınYa'nî ki sen Hâkânsın devrinde ben hâkâniyimBen gerçi bir bî-hâsılım şâkird-i ders-i müşkilimHem mekteb-i ehl-i dilim halk olmadan levh ü kalemSözde nazîr olmaz bana ger olsa âlem bir yanaPür-tumturâk u hoş-edâ ne Hâfızım ne MuhteşemHâkânîyim ben Muhteşem yanımda serheng-i haşemHâfız olur leb-beste dem hâmem edince zîr ü bem(TAC)Nef'î yeter da'vâyı ko dünyâ ile gavgâyı koEflâke istiğnâyı ko hâke yüzün sür lâ-cerem(DUA)Kaldır elin eyle duâ buldu kasîden intihâŞimdi duâ etmek sana hem müstehabdır hem ehemNice kasîde bir kitâb mecmû'a-i pür-intihâbHer nüktesi Faslu'l-Hitâb her beyti bir genc-i hikemTâ kim cihân ma'mûr ola geh emn ü geh pür-şûr olaİkbâl ile mesrûr ola ol Husrev-i vâlâ-himemNef'î ( 1572 - 1635 )* * *İlkbahar rüzgârı esti, sabahleyin güller açıldı.Bizim de gönlümüz açılsın, saki, Cemşid'in kadehini sun.Yine Nisan ayı geldi, hava amber kokularına büründüDünya bir katmerli cennet haline geldi, her köşe bir cennet bağı oldu.Gül devri, yeme içme günleridir, zevk ve safa zamanıdır.Bu mübarek mevsim, aşıkların bayramıdır.Yine büyük kadehler dönsün, meyhaneler boşalsın.Çalgıcılar ahenkle çalarken sarhoşlar dansetsin.Bu zamandır ki akşam ve sabah meyhane, bahçeye gıpta eder.Eğer Haremin reisi mest olsa, güzel sevse mazurdur.Ya çaresizler, aşıklar, başıboş olanlar ne yapsın?Ay parçası gibi güzeller kadeh sunarsa içmemek zulüm olur.Sevgili var, Cemşid'in kadehi var, böyle neşeli bir vakit var.Arif odur ki bu vakitte yiyip içip eğlenmeyi ganimet bilir.Zevki, dörtbaşı mamur olarak o rind eyler ki: Sarhoş ve bahtiyar(olarak) bir elinde lâle renkli kadeh, ötekinde de kıvrım kıvrım zülüf tutar.Saki lûtfet, nazı bırak, şarab sun zira bu meclis böyle kalmaz.Sürahi ve testi dolsun; kadeh te boş durmasın.Her yeni yetişen gül fidanı, eline şarap kadehi aldı.Ey servi boylu, gonca ağızlı (güzel), lütfet açıl, sen de gül.Bu bulanık ve safi deme, piyale dönsün, gam yeme.Devr-i daim kanununa sen de uy, her an kadeh sun.Aşıkların kıstası (mihenk taşı) gönülleri coşturan, canlara huzur verenşaraptır. Zerdüştlerin sermayesi, güzeller meclisinin süsü şaraptır.Şarap akıllıya doğru yolu gösterir; âşıkları bahtiyar eder.Gönüllerde gam tozunu sele verir, berbat eder, bırakmaz.Şarap akıp giden bir ateştir, cam kadehte laledir,Ya da sabah rüzgarının açtığı üzeri çiy taneleriyle dolu bir goncadır.Sâkî, yardım et, bize şarap sun. Cem ve Key'in kadehini bize sun.Peşpeşe doldur sun bize ki gönüllerdeki gam gitsin.Biz özgür aşıklarız ancak şarabın esiriyiz.Aşıkız, güzellere gönül vermişiz, bizden ikramını esirgeme.Allah için bir kadeh sun. Bir kâse de o ay yüzlü sevgili için sunki padişahı methetmek için kağıdı, kalemi elime alayım.O saltanat güneşi, o büyük memleket süvarisi...Cemşid meclisli, Hatem gibi cömert, bütün milletlerin övdüğü...Devrin rüzgâr gibi at binicisi, Rum ve Zengibar ülkelerinin hakanı,ordular avlıyan bahtiyar sürücü, Feridun sancaklı Behram.Yurdun ve milletin süsü, dinin ve devletlerin sermayesi,Ki ta ezelde nasibi Feridun’un tacı ve Cemşid’in tahtı olmuş.Osmanlı soyunun hakanı ki şahsında hep hep Arabın Fârûk'unun(Hz. Ömer) müslümanlığı, Acemin Pervîz'inin baht açıklığı toplanmış.Bahtiyar Sultan Murat, taçlar veren, ülkeler alanHem padişah hem kahraman, Cemşid haşmetli kutlu hükümdar.Bahtı mübarek büyük padişah, tacın tahtın süsü,Talihi güçlü, ikbali sağlam Yusuf huylu İskender.Cihanı süsleyen hükümdar mıdır, Dünya'yı bezeyen ay mıdırKorkusuz Behram mıdır ya da cömertlikte sınır tanımayan güneş midir?Şahane huylu Cem gibi, muzaffer hükümdar Rüstem gibiHem de Meryem oğlu İsa gibi gönül ehli ve mübarek.Dünya ve dünya malı nedir hatta Cennet olsa nedirZira lutfetmek te nedir onun yanında bir nakit ve vadeli senet.Tüm hünerlerden nasibini almış, hayret veren bir fazilet ve yaratıcılıkMecliste şuh ve gönül çalan, cenk edince kükreyen aslan.O yeleli aslan bir hışımla kılıcını eline alıp meydana ayak bastı mıDünya baştan aşağı zelzele (ile sarsılır) olur.Savaşa kalkıştığı zaman ovaları gül rengi yaparKarşısındaki Sam ve Güstehem bile olsa dünyayı düşmanına dar eder.Tek başına atını düşman üstüne sürünce onun silahına ve zırhınaaldırmaz, düşmana yokluk çölünden başka yer kalmaz.Ey yüksek yaradılışlı hükümdar, ey temiz inançlı sultanEy adalet ve insaf sahibi, ey muhterem padişah.Sen şanlı bir padişahsın, zamanın padişahlar padişahısınYani sen hakansın, ben de senin devrinde sana tabi olanım.Gerçi ben malsız mülksüz bir adamım ama çetin bir dersin talebesiyim.İnsan kaderinin yazılı olduğu levha yazılmadan evvel gönül ehillerinin gittiği okuldanım.Dünya bir araya gelse, söz söylemede kimse bana eş olamaz.Ahenk ve parıltı dolu, hoş edalıyım. Ben ne Hafız’ım ne Muhteşem.Muhteşem'in hakanıyım, (o) benim yanımda saray çavuşu kalır.Ben şiir söyleyince Hafız’ın soluğu kesilir, dili tutulur.Nef’i, yeter, iddiayı bırak, dünya ile kavgayı bırak.Göklere kibirlenmeyi bırak, çaresiz yüzünü toprağa sür.Elini kaldır ve dua et, kasiden son buldu.Şimdi senin için dua etmek hem sevaptır hem de mühimdir.Bu kaside birçok seçkin eserin toplandığı bir kitap gibidir.Her ince manalı sözü bir Faslu’l-Hitâb, her beyti bir hikmet hazinesidir.Dünya bayındır olsun, bazen güvenli bazen de karışıklık içinde olsun.Himmetlerin yüce sultanı ikbal ile sevinç içinde olsun.* * *Kasidenin Bölümleri: Nesîb (Teşbîb): Kasidenin giriş bölümüdür. Bahar, kış, bayram gibi doğa olaylarının tasvir edildiği (teşbîb) veya âşıkane duyguların işlendiği (nesîb) 15-20 beyitlik kısımdır. Girizgâh: Nesib bölümünden asıl konu olan medhiyeye geçişi sağlayan, genellikle 1-2 beyitlik ustalıklı geçiş bölümüdür. Medhiye (Maksûd): Kasidenin yazılış amacı olan, din veya devlet büyüğünün övüldüğü, kasidenin en önemli bölümüdür. Tegazzül: Kasidenin ölçü ve uyak düzenine uygun olarak araya sıkıştırılan gazel bölümüdür. Fahriye: Şairin kendi sanatını, yeteneğini ve ustalığını övdüğü bölümdür. Taç Beyit: Şairin mahlasının (takma adının) geçtiği, genellikle Fahriye bölümünün sonlarında yer alan beyittir. Dua: Kasidenin sonunda, övülen kişi için Allah'tan sağlık ve uzun ömür dilendiği bölümdür. Kasideye İlişkin Bazı Terimler: Matla: Kasidenin ilk beytidir. Makta: Kasidenin son beytidir. Beytü'l-Kasid: Kasidenin en güzel beytine verilen isimdir.
Nef'i - Musammat Bahar Kasidesi (Der Medh-i Sultân Murâd Hân Aleyhi'r-rahmeti Ve'l gufrân)
Cumartesi, Mart 21, 2026
0
Tags
