Ana içeriğe atla

Ümraniye Belediyesi 22. Geleneksel Resim, Hikâye Ve Şiir Yarışması’na Başvurular Başladı


Ümraniye Belediyesi, Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir Yarışmalarının 22.sini başlattı. Yarışmalarda dereceye girenler, her yıl olduğu gibi para ödülünün ve çeşitli hediyelerin sahibi olacaklar.

Her yıl düzenlediği yarışmalarla edebiyat ve sanat dünyasına yeni yetenekler kazandıran Ümraniye Belediyesi, Geleneksel Resim, Hikâye ve Şiir Yarışmalarının 22.sini başlattı. Yarışmalarda dereceye girenler, para ödülü ve çeşitli hediyelerin sahibi olacaklar. Yarışmaların seçici kurulu ise, tanınmış sanatçı, edebiyatçı ve akademisyenlerden oluşmaktadır.


“KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL” Temalı Resim Yarışması

Ümraniye Belediyesi tarafından bu yıl 22.si düzenlenen Geleneksel Resim Yarışması’nda; birinciliği elde eden esere 90 bin TL, ikinciye 75 bin TL, üçüncüye 60 bin TL ve mansiyonların her birine 20 bin TL para ödülü verilecektir. Bu yılki teması “KÜLTÜR BAŞKENTİ İSTANBUL” olarak belirlenen yarışmada; İstanbul’un tarihte ve günümüzdeki önemine dikkat çekilmek istenmiş, sanatçı bakışıyla resim sanatının evrensel dilinin kullanılması ve böylece ortaya çıkacak eserlerle tarihe not düşülmesi hedeflenmiştir. Dereceye giren yarışmacılara ödülleri düzenlenecek bir törenle verilecektir.

Ödül alan eserler ve sergiye değer görülen eserler, Ümraniye Belediye Başkanlığı tarafından çeşitli mekânlarda sergilenecektir. Yarışma için son başvuru tarihi ise 4 Eylül 2026 Cuma günü (mesai bitimine kadar) olacaktır.

“SERBEST” Temalı Hikâye Yarışması

Hikâye alanında önemli bir marka haline gelen ‘Geleneksel Hikâye Yarışması’ bu yıl 22. kez yeni yeteneklere kapı aralayacak. Yurt içi ve yurt dışından önemli oranda katılımın gerçekleştiği hikâye yarışması bu yıl yine “SERBEST” temalı olacak. Hikâye yarışmasında birinciye 60 bin TL, ikinciye 50 bin TL, üçüncüye 40 bin TL ve mansiyonların her birine 13 bin TL para ödülü verilecektir. Ayrıca dereceye giren eserler Ümraniye Belediyesi tarafından kitaplaştırılarak edebiyat dünyasına kazandırılacaktır. Hikâye yarışması için son başvuru tarihi 31 Temmuz 2026 Cuma günü (mesai bitimine kadar) olacak.

“BAYRAK” Konulu Şiir Yarışması

Ümraniye Belediyesi’nin bu yıl 22.sini düzenleyeceği diğer bir yarışma ise ‘Geleneksel Şiir Yarışması’ olacaktır. Konusu “BAYRAK” olarak belirlenen şiir yarışmasında, birinciliği elde eden esere 50 bin TL, ikincilik alan esere 40 bin TL, üçüncülük alan esere 30 bin TL ve mansiyonların her birine 10 bin TL para ödülü verilecektir. Şiir yarışmalarında dereceye giren eserler, önceki yıllarda olduğu gibi kitaplaştırılacaktır.

Şiir yarışması için son başvuru tarihi 31 Temmuz 2026 Cuma günü (mesai bitimine kadar) olacaktır.

Bu sene 22.si düzenlenen Ümraniye Belediyesi Hikâye, Şiir ve Resim Yarışmaları ile ilgili Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım, bu yarışmalarla resim, hikâye ve şiir konularına gençlerin ilgisini çekmeyi amaçladıklarını belirtti. Başkan İsmet Yıldırım konuşmasında şu konuları vurguladı:

“Bu yarışmalar, potansiyel kabiliyetlerin kendilerini keşfetmeleri ve yeteneklerini ortaya koymak için önemli bir fırsattır. Gençlerin sanatsal yönlerini ortaya koymaları, onların özgüven kazanmalarına ve yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanır. Yetenekli bireylerin desteklenmesi, toplumun kültürel zenginliğini artırır ve geleceğin sanatçılarının yetişmesine zemin hazırlar. Gençlere sunulan her fırsat, onların potansiyellerini gerçekleştirmelerine ve topluma değer katmalarına yardımcı olur.

Sanat ise toplumların ruhunu yansıtan en güçlü ifade biçimlerindendir. Sanata verilen destek, toplumsal bilinçlenmeyi artırır ve bireylerin düşünce dünyasını zenginleştirir. Belediyemiz, bu yarışmalar aracılığıyla sanata olan ilgiyi artırmayı ve toplumda sanatsal farkındalık oluşturmayı da hedeflemektedir. Sanat, bireylerin empati kurmasını, farklı bakış açıları geliştirmesini ve duygularını estetik bir şekilde ifade etmesini sağlar.

Ezcümle, Bayrak ve Kültür Başkenti İstanbul gibi konular, genç yeteneklere destek vermek ve sanata katkı sağlamak amacı taşımaktadır. Son olarak, geleneksel yarışmalarımızın bu yıl da büyük bir ilgi uyandıracağına inanıyor; şimdiden tüm katılımcılara başarılar diliyorum.”

YARIŞMALARA 100 BİN’İ AŞKIN ESER GÖNDERİLDİ

Yurt içinden ve yurt dışından katılımların olduğu ve 22 yıldır aralıksız devam etmekte olan yarışmalar; hikâye, resim ve şiir alanlarında bu güne kadar toplamda 100 binin üzerinde eser gönderildi. Bu yarışmalar sonucunda 21 şiir kitabı, 36 hikâye kitabı ve 21 resim kataloğu yayımlanıp edebiyat ve sanat dünyasına armağan edildi.

Kaynak: Ümraniye Belediyesi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Sherzod Ortiqov - Stokgolm Oqshomlari (esse)

Mabodo hozir  Nelli Zaks hayot boʻlganida yoki men sal oldinroq tugʻilganimda undan, albatta intervyu olgan boʻlardim. Aytaylik, 1950 yilda tugʻilganimda  yoki u qazo qilmay hech boʻlmaganda yigirma birinchi asrning boshiga oʻtib qolganida bunga ulgurardim (shunday deb oʻzimga koʻp gapiraman. Bunga sabab frau [1] Nellining sheʼriyati taʼbimga mos kelib, judayam yoqqani uchun emas, balki uni yodimga olganimda yuragimni tinmay qiynaydigan bitta savolga undan javob olish uchun). Shu kunlarda bu haqida yana koʻp oʻyladim. Yuqoridagi ikkita farazni tasavvur qilib, ulardan biriga, aniqrogʻi ikkinchisiga toʻxtaldim. Yaʼni, “frau Nelli omonatini Yaratganga topshirmay, yigirma birinchi asrning boshiga oʻtganida undan qanday intervyu olardim?” degan xayol shuurimni qamrab oldi. Agar shunday boʻlganida, albatta birinchi galda Stokgolmga borish uchun rosa bir yil yemay-ichmay, yangi kiyim kiymay, dam olish uchun sihatgohlarga bormay, yoqilgʻiga pul ketmasin deb mashina haydamay gonorarla...