Tanzimat Edebiyatı

0


Üç kıta üzerinde yüzlerce yıl köklü bir medeniyet kuran Osmanlı Devleti, dünyadaki değişimi kavrayamamış, büyük devlet olma sarhoşluğu ile bilim ve teknolojideki yenilikleri görememiş, siyasi, askeri ve ekonomik  gücünü kaybetmiş XIX. Yüzyılda büyük devletlerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır. 


Dünyanın bu en önemli bölgesindeki Osmanlı devletinin topraklarını paylaşmak isteyen devletler arasında çıkar çatışmaları sürüp gitmektedir. Osmanlı devlet adamları gelişmelere ayak uydurabilmek için gelişmiş Batı ülkelerinin kurumlarını aynen almak gerektiği görüşüne varmışlardır. Böylece Batı ülkelerinin askerlik, eğitim, bürokrasi, sağlık ve kültürle ilgili kurumlarının benzerleri hızla kurulmaya başlamıştır.


3 Kasım 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı değişme ve batılılaşmanın dönüm noktası sayılmıştır. Batı tarzı okullar, resmî kurumların yeniden düzenlenmesi, ordunun ıslahı, ev ve aile hayatındaki hızlı değişme hep bu batılılaşma hareketinin Osmanlı sosyal hayatına yansımasıdır. Batı tarzı değişmenin kültür hayatımızda da hızla kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Batıda yayınlanan önemli kitapların çevirisi için yapılan çalışmalar, gazete ve dergi yayınının hızlanması, edebiyat çevrelerinde de bir canlılık ve yenileşmeyi ortaya çıkarmıştır. Yusuf Kâmil Paşa'nın Telemaque (Telemak) tercümesi, Sadık Rıfat Paşa'nın ve Mustafa Sami Efendi'nin Avrupa'daki gözlemlerini anlatan risaleleri Batı kültür ve edebiyat hareketlerinin ülkemize girişinin ilk işaretleridir. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın eserleri de Tanzimat devri edebiyatının birinci dönemini başlatan önemli örneklerdir.


XIX. yüzyılın ikinci yarısında, klâsik edebiyatımız varlığını sürdürürken, bazı şairlerimiz de yeni arayışlar içine girmişlerdir. Bu şairler özellikle Batıdan öğrenerek benimsedikleri hürriyet, demokrasi gibi yeni düşünceleri edebî eserlerinde kullanmak istemişlerdir. Şiirde şekil özelliklerine bağlı kalmakla birlikte, konu, tema ve kavramlarda köklü değişiklikler yapmaya başladılar. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal makalelerinde bu değişiklik isteklerini sık sık dile getirmişlerdir. 


Tanzimat döneminin bir başka özelliği de Batı şiirinden yapılan çevirilerdir. Bu çeviriler insanı birtakım sembollerle ve kendine has kavramlarla işleyen klâsik şiirimizin anlayışlarının değişmesinde büyük etkiler yapmıştır. Tanzimat şiirinin özelliklerini maddeler hâlinde sıralayalım:

1. Şekil ve muhteva özellikleri bakımından klâsik şiir geleneğine bağlı olan şiirlerin yazıldığını görüyoruz.

2.Batıdan yapılan şiir çevirileri yavaş yavaş dergilerde yer almaya başlar.

3. Şekil bakımından klâsik şiir geleneğine bağlı, konusu bakımından yeni şiirler de yazılır.

4. Şekil bakımından klâsik şiir kalıplarına kısmen bağlı olmakla beraber konu bakımından yeni olan şiirler de yazılır.

Yorum Gönder

0 Yorumlar

Yorum Gönder (0)

#buttons=(Çerezleri kabul et) #days=(20)

Sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Kabul
Çerezleri kabul et