Ana içeriğe atla

Нуриза Өмүрбаева - Сүтак уңу

Сүт ак деп, сүттүн өңүн ажыратып, Тынымсыз сайрап бир куш безеленет. Калп айтып түбөлүктүү жубайына, Кайгысын ырга айлантып алган дешет. Сүт ак деп чын билгенин айтса дагы, Жубайы кайрылбастан кеткен экен. Чындыкка ишене албай соңку кийин, Белгисиз алыс жакка безген экен. Сүтактын муңун тыңшап аяп кетем, Сезимим ушунчалык жаралуубу? Күйүттөн кушка айланып учуп кеткен, Сүйүүсү жаш келиндин аялуубу?..

Tanzimat Edebiyatı

Üç kıta üzerinde yüzlerce yıl köklü bir medeniyet kuran Osmanlı Devleti, dünyadaki değişimi kavrayamamış, büyük devlet olma sarhoşluğu ile bilim ve teknolojideki yenilikleri görememiş, siyasi, askeri ve ekonomik  gücünü kaybetmiş XIX. Yüzyılda büyük devletlerin saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır. 


Dünyanın bu en önemli bölgesindeki Osmanlı devletinin topraklarını paylaşmak isteyen devletler arasında çıkar çatışmaları sürüp gitmektedir. Osmanlı devlet adamları gelişmelere ayak uydurabilmek için gelişmiş Batı ülkelerinin kurumlarını aynen almak gerektiği görüşüne varmışlardır. Böylece Batı ülkelerinin askerlik, eğitim, bürokrasi, sağlık ve kültürle ilgili kurumlarının benzerleri hızla kurulmaya başlamıştır.


3 Kasım 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı değişme ve batılılaşmanın dönüm noktası sayılmıştır. Batı tarzı okullar, resmî kurumların yeniden düzenlenmesi, ordunun ıslahı, ev ve aile hayatındaki hızlı değişme hep bu batılılaşma hareketinin Osmanlı sosyal hayatına yansımasıdır. Batı tarzı değişmenin kültür hayatımızda da hızla kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Batıda yayınlanan önemli kitapların çevirisi için yapılan çalışmalar, gazete ve dergi yayınının hızlanması, edebiyat çevrelerinde de bir canlılık ve yenileşmeyi ortaya çıkarmıştır. Yusuf Kâmil Paşa'nın Telemaque (Telemak) tercümesi, Sadık Rıfat Paşa'nın ve Mustafa Sami Efendi'nin Avrupa'daki gözlemlerini anlatan risaleleri Batı kültür ve edebiyat hareketlerinin ülkemize girişinin ilk işaretleridir. Şinasi, Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın eserleri de Tanzimat devri edebiyatının birinci dönemini başlatan önemli örneklerdir.


XIX. yüzyılın ikinci yarısında, klâsik edebiyatımız varlığını sürdürürken, bazı şairlerimiz de yeni arayışlar içine girmişlerdir. Bu şairler özellikle Batıdan öğrenerek benimsedikleri hürriyet, demokrasi gibi yeni düşünceleri edebî eserlerinde kullanmak istemişlerdir. Şiirde şekil özelliklerine bağlı kalmakla birlikte, konu, tema ve kavramlarda köklü değişiklikler yapmaya başladılar. Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal makalelerinde bu değişiklik isteklerini sık sık dile getirmişlerdir. 


Tanzimat döneminin bir başka özelliği de Batı şiirinden yapılan çevirilerdir. Bu çeviriler insanı birtakım sembollerle ve kendine has kavramlarla işleyen klâsik şiirimizin anlayışlarının değişmesinde büyük etkiler yapmıştır. Tanzimat şiirinin özelliklerini maddeler hâlinde sıralayalım:

1. Şekil ve muhteva özellikleri bakımından klâsik şiir geleneğine bağlı olan şiirlerin yazıldığını görüyoruz.

2.Batıdan yapılan şiir çevirileri yavaş yavaş dergilerde yer almaya başlar.

3. Şekil bakımından klâsik şiir geleneğine bağlı, konusu bakımından yeni şiirler de yazılır.

4. Şekil bakımından klâsik şiir kalıplarına kısmen bağlı olmakla beraber konu bakımından yeni olan şiirler de yazılır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Cho'lpon - Go'zal Turkiston

Go‘zal Turkiston, senga ne bo‘ldi? Sahar vaqtida gullaring so‘ldi. Chamanlar barbod, qushlar ham faryod, Hammasi mahzun. Bo‘lmasmi dil shod? Bilmam ne uchun qushlar uchmas bog‘chalaringda?

Faruk Nafiz Çamlıbel - Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incelendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulhak Hamid Tarhan - Makber

  Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden.

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

  Sevgili Özgeciğim, Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Fuzuli - Kıt'a (Kıyl u kâl)

İlm kesbiyle pâye-i rif'at Ârzû-yı muhâl imiş ancak 'Aşk imiş her ne var âlemde 'İlm bir kıyl u kâl imiş ancak

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Orhan Veli Kanık - Cımbızlı Şiir

Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya!

Gülcan Havva Eraslan - Dünyanın İşleri: Ötkir Haşimov

Türkiye’nin gündemine giren “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı” manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Bugün Türkiye’nin gündemine giren  “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı”  manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Tabi bu tanışma, Özbekistan’ın dilinin asırlardır Türkçe olduğu, Çağatay Türkçesi olarak bildiğimiz Doğu Türkçesinin Uygur Türkçesi ile beraber temsilcisi olduğunu, dil çalışmalarında da Karluk grubu Türkçesi sınıfında yer aldığını söylememize engel değil.