Ana içeriğe atla

Usmon Azim - Yashamoqdan qiynaldi odam


Yashamoqdan qiynaldi odam.
U oʼyladi — kun koʼrdi bekor.
Tashqarida oq edi olam,
Tashqarida yogʼar edi qor.

U oʼyladi — yengdi qishu kuz,
Yolvorsa ham qaytmaydi bahor.
Tashqarida oq libos nufuz,
Tashqarida yogʼar edi qor.

Yolgʼizlikning cheksizligida
Roʼzgʼorini koʼrdikim — afgor.
Nisbat topmay tengsizligiga,
Tashqarida yogʼar edi qor.

Odam maʼyus chiqdi hovliga...
Yorugʼ olam xonasidan tor.
Xush havoni bosib bovriga,
Tashqarida yogʼar edi qor.

Oʼrlamoqda koʼkka tutuni —
Bu uylarning nima dardi bor?
Butun jismi bilan toʼkilib,
Tashqarida yogʼar edi qor.

*     *     *
YAŞAMAKTAN YORULDU ADAM

Yaşamaktan yoruldu adam,
Düşündü kı boş geçmiş ömür.
Dışarıda bembeyaz âlem,
Dışarıda yağıyordu kar.

O düşündü – yenmış kış ve güz,
Yalvarsa da dönmez baharı.
Dışarıda kıyafet beyaz,
Dışarıda yağıyordu kar.

Yalnızlığın sonsuzluğunda,
Geçiniyor hayatı efkar.
Kıyas yoktur sonsuzluğuna,
Dışarıda yağıyordu kar.

Adam mahzun dışarı çıktı,
Aydın âlem odasından dar.
Hava güzel, hava hoş idi,
Dışarıda yağıyordu kar.

Dumanlandı semaya kadar,
Bu evlerin ne feryadı var?
Dökülüyor olduğu kadar,
Dışarıda yağıyordu kar.

Başın vurup ev duvarına,
Rezil etmiş, daha neler var?
Geçip kinli dünyalarından,
Kirlerine yağıyordu kar.

İşik yandi bakıp camlara,
İşitildi güzel sedalar.
Tren gibi evler bir yere,
Dizi dizi yola çıktılar.

Gidiyordu sevdiği yârı –
Bakışında bin türlü keder.
Paramparça olup, yaşlanıp,
Oynamadan yağıyordu kar.

(Türkiye Türkçesine çeviren: Gülbahar Sattarova)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Ümit Yaşar Oğuzcan - Acılar Denizi

  Ben acılar denizinde boğulmuşum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar