Ana içeriğe atla

Нуриза Өмүрбаева - Сүтак уңу

Сүт ак деп, сүттүн өңүн ажыратып, Тынымсыз сайрап бир куш безеленет. Калп айтып түбөлүктүү жубайына, Кайгысын ырга айлантып алган дешет. Сүт ак деп чын билгенин айтса дагы, Жубайы кайрылбастан кеткен экен. Чындыкка ишене албай соңку кийин, Белгисиз алыс жакка безген экен. Сүтактын муңун тыңшап аяп кетем, Сезимим ушунчалык жаралуубу? Күйүттөн кушка айланып учуп кеткен, Сүйүүсү жаш келиндин аялуубу?..

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

 

Sevgili Özgeciğim,

Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Yalnız bazı yerlerinde – “helecan”dan olacak- kelimeleri eksik ya da fazla yazmışsın (‘göndelirmi‘mektubunuzu alınınca’ gibi) Bunlar önemli değil; asıl dilbilgisi -imla kurallarında bazı hatalar yapıyorsun; benim kızımın yazılarında böyle şeyler olmamalı.

Meselâ ‘Efendi’ye’ derken arada apostrof gerekli değil. Ayrıca “şık’ı” (roman adı) derken tek tırnak (‘ apostrof gibi) yazılırsa daha iyi olur ve asıl önemlisi tırnak içinde sadece özel isim bulunur -şık da büyük harfle başlar; yani şöyle olur: ‘Şık’ı, ya da senin gibi yazarsak: “Şık”ı. Sonra ‘İnglizce’ değil “İngilizce”. Ayrıca bazı OsmanlIca kelimeler kullanmışsın, olabilir; ama ‘cerzebe’ değil ‘cerbeze’ yazılır. Yazılışta kuşkun olursa hemen Yazım Kılavuzu’na ya da sözlüğe bakacaksın. (Ben bile cerbeze için hemen sözlüğe baktım şimdi.) Bir önemli nokta da, ‘dahi’ anlamına gelen ‘de’ ve ‘da’ların ayrı yazılması. Sen bazı yerlerde, özellikle özel isimlerden sonra bu kelimeleri apostrofla ayırmışsın-yanlış. Sadece ayrı yazılır. (“Ahmet Efendi’de romanın sonunu da başı kadar beğenmiş.” apostrafla olmayacak. “O zevat’ta” derken apostrof olmayacak ve ayrı yazılacak ve “ta” değil “da”.) “Müziğimde kırık değilmiş.” değil “Müziğim de kırık değilmiş. ” olacak. Sonra, başkalarının konuşmaları tırnak içinde verilirken, tırnak kapanmadan bir virgül konulur: Meselâ, “Bunu tamamla, sonra neşredelim,” demiş. (Ayrıca el yazısında [«] değil, [“] kullanılır.) Bu kadar eleştiriyorum diye bana kızmıyorsun, değil mi? Çünkü kazık kadar adamlar daha beter yazın hataları yapıyorlar: benim kızım zamanında öğrensin de onlar gibi olmasın istiyorum. Bir iki nokta daha var: Bir kere “ayın 23’de” değil, “ayın 23’ünde” olacak: en iyisi üşenmemek: “ayın yirmi üçünde” yazmak. Bir de -son olarak- çok uzun cümle yazmaya özeniyorsun: cümlenin başı sonunu tutmuyor. Bütün bunları senin daha doğru ve güzel yazman için söyledim. Yetenekli ve akıllı bir kızsın; böyle yanlışlar yüzünden yazdıklarının değeri azalsın istemiyorum.

Okulda derslerinin iyi gitmesine çok sevindim. Aferin benim çalışkan ve akıllı kızım! Benim burada bir yıl kalma işim olmuş diyorlar, fakat formaliteler bir türlü bitmiyor ve bana resmî bir yazı göndermiyorlar. İngiltere’de altı ay kalma iznim de bir ay sonra bitiyor. İngiltere hükümetinden tekrar izin alabilmem için de böyle bir yazıya ihtiyacım var. Geçen ay buradaki doktorum Mr. Morgan (Morgın) beni tekrar gördü, iyi buldu.

Gelecek hafta gene görecek ve film çektirerek kontrol edecek. Ben de daha iyi hissediyorum kendimi; ama daha -arada- baş ağrıları ve yorgunluklar oluyor. Doktor bunları da normal buldu. İlaçlarımı da azalttı. Televizyon seyrediyorum, sinemaya ve parklara gidiyorum. Biraz da okuyorum. İşte böyle canım kızım! Seni de çok özlüyorum. Bu mektubun bana çok iyi geldi. Söz verdiğin gibi sık sık ve uzun uzun yaz bana, olur mu? Seni hasret ve sevgiyle çok çok öperim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Cho'lpon - Go'zal Turkiston

Go‘zal Turkiston, senga ne bo‘ldi? Sahar vaqtida gullaring so‘ldi. Chamanlar barbod, qushlar ham faryod, Hammasi mahzun. Bo‘lmasmi dil shod? Bilmam ne uchun qushlar uchmas bog‘chalaringda?

Faruk Nafiz Çamlıbel - Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incelendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulhak Hamid Tarhan - Makber

  Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden.

Fuzuli - Kıt'a (Kıyl u kâl)

İlm kesbiyle pâye-i rif'at Ârzû-yı muhâl imiş ancak 'Aşk imiş her ne var âlemde 'İlm bir kıyl u kâl imiş ancak

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Orhan Veli Kanık - Cımbızlı Şiir

Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya!

Gülcan Havva Eraslan - Dünyanın İşleri: Ötkir Haşimov

Türkiye’nin gündemine giren “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı” manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Bugün Türkiye’nin gündemine giren  “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı”  manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Tabi bu tanışma, Özbekistan’ın dilinin asırlardır Türkçe olduğu, Çağatay Türkçesi olarak bildiğimiz Doğu Türkçesinin Uygur Türkçesi ile beraber temsilcisi olduğunu, dil çalışmalarında da Karluk grubu Türkçesi sınıfında yer aldığını söylememize engel değil.