Ana içeriğe atla

Erkin Vahidov - Anadilim Ölmez

Hatip dedi:

“Kader bu,

Bu dünyevi irade!

Tüm diller unutulur,

Tek dil kalır dünyada”.


“Ey vaiz, haddini bil:

Bu nasıl bir iddia?!”

Nevaî ile Puşkin

Kabirden kalktı birden.


Kimi şaşkın 

Kimi kızgındı,

Gelmişti ona göre.

Dante, Şiller ve Bayron,

Firdevsi, Balzac, Tagore.


“Birader, sesini kes,

Bu dediğin hiç olmaz!”

Dediler ki hep herkes,

“Ana dilim hiç ölmez!”


"Hey, bu nasıl söylemdir?!"

Elinde kutsal bir cam,

Güzel Farsça hakkında 

Rubai bitti Hâyyam.


İhtirasli, coşkulu, 

Biranje sordu ancak:

– Demen o ki, Fransızca 

Kullanımdan çıkacak?!


Neruda, Lorca o an

Servantes'in yanında:

– Hançeri kim sapladı 

Ana dilim canına?


Fuzuli de dert yandı:

Dilim gül gibi solmaz!

Hep beraber dediler:

“Ana dilim hiç ölmez”.


Gökkuşağına benzer 

Sanat, dil de rengarenk.

Bunun için savaştık,

Hayal olmasın bir tek.


Değeri kaybolmasın,

Dil milletin özüdür!

O an bozuldu, eyvah,

Mezarlıklarda huzur!


“Faus” yanıp tutuştu, 

“Hamsa” ateşe düştü.

Bir ses geldi yankısı

Yayıldı, dağlar aştı.


Şöyle ki o ses bir an

Dinmeyecek, yok olmaz.

Cümle alem diyor ki,

Ana dilim hiç ölmez!


Türkiye Türkçesine aktaran: Gülbahar Sattarova

-----------------

ONA TILIM O’LMAYDI


Notiq dedi:

«Taqdir shul,

Bu jahoniy iroda.

Tillar yo’qolur butkul,

Bir til qolur dunyoda».


«Ey voiz, pastga tushgin,

Bu gap chiqdi qayerdan!»

Navoiy bilan Pushkin

Turib keldi qabrdan.


Kim darg’azab,

Kim hayron,

Chiqib keldilar qator:

Dante, Shiller va Bayron,

Firdavsiy, Bal`zak, Tagor.


«Va’zingni qo’y, birodar,

Sen aytganing bo’lmaydi».

Barcha dedi barobar:

«Ona tilim o’lmaydi».


— Hey, bu qanday aqida! —

Qo’lida tabarruk jom,

Go’zal forsiy haqida

Ruboiy aytdi Xayyom.


 

Ehtirosli, otashdil

Beranje so’rdi nolon:

— Nahotki, farangi til

Yo’qolgusi bir zamon!


Neruda, Lorka turdi

Servantesning yoniga:

— Kim qasd etib tig’ urdi

Ona tilim joniga!


Fuzuliy yondi:

— Ozar

Tili guldek so’lmaydi.

Barcha dedi barobar:

«Ona tilim o’lmaydi».


Kamalakdek rango-rang

Bo’lsin deb san’at, tillar,

Asrlarcha qildik jang,

Armon qildik ming yillar.


Beqadr bo’lsa, nahot,

Tillardagi tarovat!

Yo’qoldi bu kun, hayhot,

Qabrlarda halovat!


«Faust» yondi gurillab,

«Hamsa» o’tga tutashdi.

Bir sado jahon bo’ylab

Taraldi, tog’lar oshdi.


Bu sado yangrar hamon,

Sira ado bo’lmaydi.

Olam aytar:

Hech qachon

Ona tilim o’lmaydi!


Erkin VOHİDOV

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Mikayıl Müşfiq - Ana

Ana dеdim, ürəyimə yanar odlar saçıldı, Ana dеdim, bir ürpəriş hasil oldu canımda, Ana dеdim, qarşımda bir gözəl səhnə açıldı, Ana dеdim, fəqət onu görməz oldum yanımda.