Ana içeriğe atla

Atatürk Döneminde Din Eğitimi


İslam Dini'nin temel hedefi, sadece insanlara uyacakları hazır davranış kalıpları kazandırmak değil, verdikleriyle aklın gelişmesini sağlamaktır. Canlılar arasında da insanı farklı ve üstün kılan şey onun öğrenme özelliğidir. Öğretmek ise elbette eğitimin işidir.

Din eğitimi, din kültürünün verilmesi, din kişiliğinin kazandırılması demektir. Kuru kuru ezbercilik hiçbir vakit din terbiyesini vermez. Dinî terbiye demek, eğitilenlerin ruhunda din hissiyatını yaşatmak demektir.  Yetişmekte olan nesli dürüst bir insan yapma yolundaki her çabaya katılma din eğitiminin hakkıdır ve görevidir. Genel eğitimin bütün insanlara karşı sorumluluğu olduğu gibi, din eğitiminin de bütün insanlara karşı sorumluluğu vardır. Bu yönü ile "Din Eğitimi", genel eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.

Din eğitimi, önceleri, medreseler tarafından verilmekteydi. “Medâris-i İlmiye” adı altındaki medreselerin sayısı vilayet, kaza ve köyler dâhil olmak üzere toplam 479’dur. Şeriye Vekâleti tarafından verilen ruhsatla bir müderris tarafından açılan bu medreselerin muallimleri, kadrosu ve programları yoktu. Binaları eski ve harap olup, eğitim için uygun değildi ve hiçbir kontrole de tabi tutulmamaktaydı.

Tevhid-i Tedrisât Kanunu ile medreseler kapatılmış, Türk Eğitim sisteminde ve dolayısıyla Din Eğitimi ve öğretimi alanında yeni bir dönem başlatılmıştır. Din işleri ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması gerekçesiyle, bütün okullardan din dersleri kaldırılma yoluna gidilmiştir. 1924 yılında 29 yerde ilkokula dayalı ve öğretim süreleri 4 yıl olan imam hatip okulları açılmış ve kapatılan medrese talebelerinden isteyenler, seviye tespit sınavına tabi tutularak, derecelerine göre bu yeni okullara alınmışlardır. Bu nedenle imam hatip okulları daha açıldıkları yıl mezun veren okullar haline gelmiştir. 

1924 yılında 29 olan imam hatip okulu sayısı 1925’te 26'ya, 1926’da 20’ye, 28-30 yılları arasında ise 2’ye düşmüş ve 1930’da tamamen kapatılmışlardır. 1930-1931 öğretim yılında yeni öğrenci kaydı yapmayan bu okulların 2. sınıfına geçmiş olan öğrencileri ortaokullara nakledilmiş, 3. ve 4. sınıfa geçmiş öğrencilerine ise okula devam ederek mezun olabilme imkânı sağlanmıştır. İstanbul ve Kütahya’daki son iki imam hatip okulu da fiilen 1932’de kapatılmıştır.

1923-1924 öğrenim yılı başında 29 İmam-Hatip okulunda 2258 öğrenci kayıtlı bulunuyorken, ders yılı sonunda bu okullardaki öğrenci sayısı 1822’ye düşmüştür. 1924 1925 Öğrenim yılında bu sayı 1442’ye 1925-1926’da 1009’a, 1926-1927’de ise 278’e inmiştir.

Öğrenci sayılarındaki azalma ve imam-hatip okullarının önemlerini gittikçe kaybetmesinin iki nedeni vardır. Birincisi; Cumhuriyet devri ile birlikte Türkiye’nin eğitimden tarıma, sağlığa ve teknik alanlara doğru büyük bir kalkınmaya girişmesinin gençlere daha geniş imkânlar sağlandığı ve buna mukabil yeni iş sahalarının ortaya çıkması ile de dini hizmetlere olan geleneksel yönelmeyi büyük ölçüde azaltmıştır. İkincisi ise devletin teknik ve genel öğretim kuramlarını yurt sathına geniş ölçüde yaymakta gösterdiği gayret ve bu okullarda öğrenimlerini yapacaklara sağladığı kolaylıklardır. 

1927-1928 ders yılının başında, ilkokullar için yeni bir müfredat programına geçilmiş ve bu program içerisinde din dersleri 3. sınıftan başlayarak haftada birer saate indirilmiştir. Talim ve Terbiye Kurulu’nun 30 Kasım 1929 tarihli kararıyla da "müfredat programlarındaki din derslerinin okutulacağı, fakat öğrencilerin imtihana tabi tutulmayacakları" belirtilmiştir.  28 Ekim 1930 tarihinde de Maarif Vekâletince; "İlkokul programları içerisindeki müfredatın ancak arzu eden öğrencilere ve Perşembe günleri öğleden sonra okutulabileceği" bildirilmiştir.

Ortaokullarda ise din dersleri 1927 yılında programdan çıkarılmıştır. Liselerde zaten bu dönemde din dersleri mevcut değildir. Öğretmen okullarında 1931 yılında yapılan değişiklik ile okul programlarından din dersleri çıkarılarak, yerine Yurt Bilgisi, Fen Bilgisi, Askerlik gibi dersler konulmuştur. 

Bunun yanında din dersleri ancak köy ilkokullarının programlarında, o da 1939 yılına kadar mevcudiyetini koruyabilmiştir. 

(Kaynak: Aydan Aydemir. Demokrat Parti Dönemi Din Eğitimi)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Yetik Ozan - Atmaca Uçurumu

Sarı Uygurların ardından Orda, Kansu'daki o yalçın yarda Bir aylak atmaca döner bunalır, Yorulup diplere doğru ağar da İnsan kokusuna konar bunalır. Bir sarı karanlık bastı basacak, Humma gibi sinsi, soluksuz, sıcak Yılan deliğine gizlenen bıçak Son diri ışıkta yanar bunalır. Bir dilsiz gece tek tanığı günün, Bakır yüreklerde paslanan kinin, Kanlı gerçeğini örtünce Çin'in Afyonlu düşüne iner, bunalır. O düşte bir yıldız azar, açılır, Beş ucundan kızıl hışım saçılır, Yeryüzü bir haşhaş kadar küçülür, Çizildikçe pınar pınar bunalır. İnsanlığa yumak çapaklı gözler Kara fenerlerle şeytanı izler, Ölüm bayramınca maskeli yüzler Çirkin gülüşlerde donar, bunalır. Kötürüm dağlara çarpan kör yollar, Sessizlik içinde boğulan göller, Uçurum başında titreyen güller O sonsuz düşüşü anar, bunalır. Gerçek bu, sanmayın bir Çin masalı, Beyaz güvercinler ürkek, tasalı, Atmaca ağzında bir defne dalı Kırılmış yerinden kanar, bunalır.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...