Ana içeriğe atla

Dertli - Sâkiyâ (Ey sâkî)!

Sakiyâ camında nedir bu esrar Kıldı bir katresi mestane beni Şarab-ı la'linde ne keyfiyet var Söyletir efsane efsane beni. Ref' et nikâbını ey vech-i enver Zulmette gönlümüz olsun münevver Şarab-ı la'linin lezzeti dilber Gezdirir meyhane meyhane beni. Aşıkın çok bela gelir başına Tahammül gerektir âdû taşına Şem -i ruhsarına aşk ateşine Yanmada seyretsin pervane beni. Bakmazlar Dertli'ye algındır deyu Hakikat bahrine dalgındır deyu Bir saçı Leyla 'ya mecnundur deyu Yazdılar deftere divane beni.

Sadık Vicdani - Parasız Risalesi (Müseddes)


1
Şimdi gökden yağmıyor da menn ü selvâ parasız 
Kimse vermez kimseye dest-i tevellâ parasız 
Olsa da yek-digere karşı temennâ parasız 
Uğramaz semt-i hayâle mâlîhülyâ parasız 
Çok uzunmuş geçmiyor şebhâ-yı yeldâ parasız 
Zannedersem kaldı dünyâ, ehl-i dünyâ parasız 
2 
Yüklenir bilmem kime vizr ü vebâli âlemin 
Para etmez elindeki mâl u menâli âlemin 
Parasızlıkdan müvellid her melâli âlemin 
Parasızlıkla diger-gûn oldu hâli âlemin 
Leyle-i hublâ-yı ümmîd ü hayâli âlemin 
Pek kısırdır eylemez tevlîd-i dünyâ parasız 
3 
Öyle müzmin şekle girmişdir ki bu dâu’n-nukûd 
Ölmüyormuş mikrobu telkîh ile taht’el-culûd 
Şâyet olmazsa şifâ âsârı az, çok rû-nümûd 
Der ki Mevlâ’ya yükselmezse esvât-ı dürûd 
Kış günü ehl-i maâşâta muhakkakdır cümûd 
Çünkü kalmışdır erâmille yetâmâ parasız 
4 
Eski sarfiyyâtımız hep bezr ü isrâfât imiş 
Hep o evsâf-ı civânmerdânemiz tâmât imiş 
Bezr ü isrâfın sonu eyvâh imiş, heyhât imiş 
Üss-i tedbîr maîşet-i iktisâdiyât imiş 
Yer yüzünde para hakkâ kâfil-i hâcât imiş 
Kalb-i âşıkda bile yanmaz süveydâ parasız
5 
Açdı bâb-ı ihtiyâcı ilm-i sarfı bilmemek 
Varta-yı iflâsa düşdük bâydan mihrâba dek 
Nahvî yoksa müflisin i’râb kabûl itmez dimek 
Çekdi erbâb-ı maâşı sîgâya kambur felek 
Sen de geç i’lâlden, idgâmdan geçme emek 
Şimdi mollam geçmiyor suğrâ ve kübrâ parasız 
6 
Doğmuyor mihr-i tesellâ matla’-i âmâldan 
Gelmiyor iksîr-i kimyâ nokta-i cemmâldan 
Çıkmıyor ümmîde uygun şey kitâb-ı fâldan 
Ders-i ibret almağa tâlib isen hemhâldan 
Ab-ı rû dökme efendi defter-i bakkâldan 
Kâbil olmaz bir zamân „anhâ vü minhâ parasız 
7 
Paradır hâkim übüvvetde, bünüvvetde bile 
Paradır nâfiz karâbetde uhuvvetde bile 
Paradır elhân-sebrâ sahn-ı mahabbetde bile 
Paradır fermân-revâ bezl-i mürüvvetde bile  
İtbâ’-i mesnûn iken, dûş-i hamiyyetde bile 
Gitmez oldu makbere tabut-ı mevtâ parasız 
8 
Para yoksa yok dimekdir kimsede nâd u zevâd 
Paradır dünyâda her şeye medâr-ı istinâd 
Çok mudur dinse ona: aslü’l-i’mâd adl ü dâd 
Paradır akdâ’l-kudât her diyâr ve her bilâd 
Mümkün olmaz parasız fasl-ı de’âvî-i ibâd 
Olsa da çokdan beri iftâ vü fetvâ parasız 
9 
Parasızlıkmış cihânda derd-i serdin a’zamı 
Parasızlıkmış yakan her cem ü ferd-i âdemi 
Parasızlıkmış yıkan gülğen-sarây-ı âlemi
Parasızlıkmış bütün îlâd iden hemm ü gamı 
Başladı pek dehşet-âver parasızlık mâtemi 
Para itmiş şimdi elfâz-ı tesellâ parasız 
10 
Nerde bilmem kâğıdı altun yapan simyâgerân 
Oldular da cümlesi birden bire gözden nihân 
Altunı kırtâsa tebdîl etdi ebnâ-yı zamân 
Sırr-ı fi-asra karŞı toplanub biz de hemân 
Diz çöküb tilmîz olurduk, el öperdik ân be ân 
Çıksa bir er eylese talîm-i simyâ parasız 
11 
Seyre dal, çengâl-i kasâba asılmış etleri 
Def-i cu‟un çâresi ancak odur şimdengeri 
İktifâ et şemme-i yekbâr ile dühn-teri 
Dâne-i zeytûn imiş cu’ân-ı fakrın dilberi 
Görme rüyâda bile simm ü zer hoş manzarı 
Çünkü kimse etmiyor tabîr-i rüyâ parasız 
12 
Parasızdır şimdi Vicdânî bütün ehl-i maâş 
Kaplamışdır hepsini sertâbpâ bir irtiâş 
İtmemek kâbil midir şu hâlete karŞı telâş 
Pey vuran yok çıksa da bâzâra minderle farâş 
Va‟de-i imhâl ehl-i sevk ise pek dilhırâş 
Koyma yâr Rab! Kimseyi dünyâda aslâ parasız 
-------

Âmin. 
Bursa 
23/24 Kanun-ı Evvel 1326
---------
(fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün / fâilün)
---------

İfâde-i Nâzım:
Eski jandarma kumandanlarından Âgah PaŞa merhum otuz bu kadar sene evvel bu vezn ve kafiyede  bir  manzume yazmışdır.  Merhum, zamanımızın  parasızlığını idrak  itmiş  olsa  idi; herhalde bir “parasız” divanı vücuda getirirdi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Cho'lpon - Go'zal Turkiston

Go‘zal Turkiston, senga ne bo‘ldi? Sahar vaqtida gullaring so‘ldi. Chamanlar barbod, qushlar ham faryod, Hammasi mahzun. Bo‘lmasmi dil shod? Bilmam ne uchun qushlar uchmas bog‘chalaringda?

Faruk Nafiz Çamlıbel - Sen Nerdesin?

Caddeden sokaklara doğru sesler elendi, Pencereler kapandı, kapılar sürmelendi. Bir kömür dumanıyla tütsülendi akşamlar, Gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... Son yolcunun gömüldü yolda son adımları, Bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları. Mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: Yanan alnım duvarda, sönen gözlerim camda, Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, Yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden, Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Saksıda incelendi yapraklar senin için, Söylendi gelmez diye uzaklar senin için... Saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, Saatler son gecemin geçti cenazesiyle, Nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, Sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Abdulhak Hamid Tarhan - Makber

  Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden.

Orhan Veli Kanık - Cımbızlı Şiir

Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya!

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

  Sevgili Özgeciğim, Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Süleyman Sani Axundov - Nurəddin

Qafqazda Hacı Nəsir adlı bir tacir sakin idi. Bu tacirin Həlimə adlı arvadı camalda gözəl olduğu kimi, xasiyyətdə də gözəldi. Bu arvadın dünyada övladsızlıqdan başqa bir qəm, qüssəsi yox idi. Axırda bunların bir oğlu oldu. Hacı Nəsir o gün oğlunun təvəllüdünü şadlıq edib, şəhərin fəqir-füqərasına pul və xörək payladı. Oğlunun adını Nurəddin qoydular. Bir dəfə Hacı Nəsir oğlu üçün kibrit qutusu irilikdə bir “Gülüstan” kitabı gətirmişdi. Həlimə bu qəribə şeyi haradan aldığını soruşduqda Hacı Nəsir cavab verdi: –Bir gün bazardan qayıdarkən, bir nəfəri körpü üstündə ağlayan gördüm. Mən dayanıb bunun səbəbini soruşdum. Kişi dedi: – Mən bir kasıb adamam. Əslim iranlıdır. Əldə xırdavat satmaqla üç yüz manat pul düzəldib buraya gəldim ki, mal alıb aparam. Bir saat bundan qabaq pulumun hamısını cibimdən çıxartmışlar. Bu kişinin halına ürəyim yandı. Cibimdən üç yüz manat çıxarıb dedim: – Al, kişi, bu sənin üç yüz manatın, get mal al, kəsbindən qalma. Qazanıb, sonra pulumu qaytararsan. İndi isə b...

Fuzuli - Kıt'a (Kıyl u kâl)

İlm kesbiyle pâye-i rif'at Ârzû-yı muhâl imiş ancak 'Aşk imiş her ne var âlemde 'İlm bir kıyl u kâl imiş ancak

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

O'tkir Hoshimov - Gilom paypoq (Hikoya)

Har yili dam olishga borganimda onamga gilam paypoq olib kelaman. Kavkaz tomonda koʻp boʻladi. Juba deyishadi, jurabi deyishadi. Oyim xuddi noyob narsaga ega boʻlgandek, uzundan-uzoq duo qiladi. Shundoq mehribon oʻgʻli borligini aytib qoʻshnilarga maqtanadi. Uning oyogʻi kasal. Salqin tushishi bilan shishib ketadi, ogʻriydi.