Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Haziran, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aşık Yaşar Reyhani - Bahar Gelsin Şu Dağlara Gideyim

  Bahar gelsin şu dağlara gideyim Belki derdimize çare bir çiçek Toplayıp devşirip harman edeyim Açılan yaramı sara bir çiçek Çünkü o da bir çiçeğin delisi Kelebektir böceklerin alisi Yeşil yamaç tabiatın halısı Nakış dökmüş ara ara bir çiçek Kara taşta ala geyik sesi var O geyiğin ıssız taşta nesi var Kavalın bir acı inlemesi var Çobanı düşürmüş zara bir çiçek Ben de bir aşığım Reyhani adım Sorun çiçeklere az mı yalvardım Benim tabiattan bir tek muradım Götüreyim nazlı yara bir çiçek

Rıza Tevfik Bölükbaşı - Uçun Kuşlar

Sevgili oğlum Mehmed Said'e Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere Şimdi dağlarında mor sümbül vardır Ormanlar koynunda bir serin dere Dikenler içinde sarı gül vardır

Rıza Tevfik Bölükbaşı - Uçun Kuşlar

Sevgili oğlum Mehmed Said'e Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere Şimdi dağlarında mor sümbül vardır Ormanlar koynunda bir serin dere Dikenler içinde sarı gül vardır

Oktay Rifat Horozcu - Hürrem Sultana Gazel

Bu dünyayı seninle sevmişim, Hürrem! Öldürür diriltirsin, Mesih'im, Zühre'm! Karunca mal yığsam ben neylerim sensiz, Neylenir saltanat sensiz, gözüm, gözdem! Allar kuşan, has bahçeden güller takın, Bir düştür seyrettiğin aynadan madern! Gel kavuş akşamla, desinler: 'Ay doğmuş!' 'Dağılmış, müjdeler olsun, zülüf, perçem!' Yüzgörümlük Eflak ve Buğdan, dilersen Bu can var, esirgenmez, iste bir tanem!

Oktay Rifat Horozcu - Hürrem Sultana Gazel

Bu dünyayı seninle sevmişim, Hürrem! Öldürür diriltirsin, Mesih'im, Zühre'm! Karunca mal yığsam ben neylerim sensiz, Neylenir saltanat sensiz, gözüm, gözdem! Allar kuşan, has bahçeden güller takın, Bir düştür seyrettiğin aynadan madern! Gel kavuş akşamla, desinler: 'Ay doğmuş!' 'Dağılmış, müjdeler olsun, zülüf, perçem!' Yüzgörümlük Eflak ve Buğdan, dilersen Bu can var, esirgenmez, iste bir tanem!

Turgut Uyar - Göğe Bakma Durağı

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir...

Turgut Uyar - Göğe Bakma Durağı

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi aferin tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir...

M. Salahaddin Güngör - Ahmet Haşim Bey Hayatını Anlatıyor

          Göl Saatleri  şairi bir hafta evvel söz vermişti. Yalnız nerede buluşabileceğimizin tayinini bana bırakıyordu.            – Mesela matbaada görüşebiliriz. Her gün  İkdam ’dayım, dört ile beş arasında.          Bir gazetecinin gündelik hayatında bu saatlerin nasıl dakikası dakikasına taksim edilmiş olduğunu Ahmet Haşim Bey, bilmez değildi. Fakat ne yapsın ki onun da başka zamanı yoktu. Geçen akşam Ankara caddesinde karşılaştığımız zaman hatırlattım:          – Haşim Bey, bugün, mutlaka sizi görmeliyim.          Bermutat[1], “hay hay olur ne zaman isterseniz” deyip geçecekti. Fakat o kadar ısrar ettim ki:          – Durun öyle ise… demeye mecbur oldu. Bu akşam saat yedi buçukta Lebon’da olmaz mı?        ...

Bülent Ecevit - Pülümür'ün Yaşsız Kadını

  Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu yaşını sordum bir giz gibi güldü kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz yüzüne baktım bir giz gibi güldü bir asa vardı elinde bir solmuş kırallığın kadifeden harmanisi üzerinde bir hititliydi o bir selçukluydu bir ermeniydi bir kürttü bir türk yaşını sordum bir giz gibi güldü koluma girdi bir soylu kadınca tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini beni tek gözlü sarayına götürdü köy yapısı kulübesinin zamanı onda yitirdim ben yitik zamanlara onda eriştim en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim

Bülent Ecevit - Pülümür'ün Yaşsız Kadını

  Pülümürün bir dağ köyünde gördüm onu yaşını sordum bir giz gibi güldü kimi seksen dedi köylülerden kimi yüz yüzüne baktım bir giz gibi güldü bir asa vardı elinde bir solmuş kırallığın kadifeden harmanisi üzerinde bir hititliydi o bir selçukluydu bir ermeniydi bir kürttü bir türk yaşını sordum bir giz gibi güldü koluma girdi bir soylu kadınca tozlu köy yolunda sürüyerek eteğini beni tek gözlü sarayına götürdü köy yapısı kulübesinin zamanı onda yitirdim ben yitik zamanlara onda eriştim en soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayında bir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim

Saida Zunnunova - Hay-hay

  Yo‘qlamagan har kuning yilcha bo‘lurmi, hay-hay,  Shunchalik shafqat bilmas dilcha bo‘lurmi, hay-hay. Xush surating bir nafas tark etmas xayolimni,  Ko‘z shahlo-yu, qosh esa nilcha bo‘lurmi, hay-hay. Har so‘zda yuz andisha qilg‘um donolig‘ingdan,  Ko‘nglingning nozikligi qilcha bo‘lurmi, hay-hay. Goh xanjar, goh asaldek so‘zlaringdan dog‘damen,  Jon olib, jon berguvchi tilcha bo‘lurmi, hay-hay. Vaslingning umidida dunyodan o‘tib borgum,  Qanoatda Saida filcha bo‘lurmi, hay-hay. 1965

Saida Zunnunova - Hay-hay

  Yo‘qlamagan har kuning yilcha bo‘lurmi, hay-hay,  Shunchalik shafqat bilmas dilcha bo‘lurmi, hay-hay. Xush surating bir nafas tark etmas xayolimni,  Ko‘z shahlo-yu, qosh esa nilcha bo‘lurmi, hay-hay. Har so‘zda yuz andisha qilg‘um donolig‘ingdan,  Ko‘nglingning nozikligi qilcha bo‘lurmi, hay-hay. Goh xanjar, goh asaldek so‘zlaringdan dog‘damen,  Jon olib, jon berguvchi tilcha bo‘lurmi, hay-hay. Vaslingning umidida dunyodan o‘tib borgum,  Qanoatda Saida filcha bo‘lurmi, hay-hay. 1965

Saida Zunnunova - Qizlarjon

  Sevgi o’t tashlasa yuragingizga, Oydin tun bermasa tinchlik va uyqu. Olam kuylaganday ko’rinsa sizga Hamda asir etsa ajib bir tuyg’u Tasalli izlaysiz hislaringizga, G’azallar yodlaysiz varaqlab kitob. Guldek qalbingizni yashnatar shunda Sevgi satrlari bo’lib oftob. Shunday kezda, qizlar, pok ishqingizga Tarjimon bo’lolsa bironta baytim, Sirdosh bo’lib qolsam hamisha sizga, Shu mening orzuyim, shodligim, baxtim.

Saida Zunnunova - Cho'li Iroq

Tarixni so‘zlama menga, ey odam,  Bitta chalib bergin «Cho‘li iroq»ni.  Bitta chalib bergin, toki yana ham  Yaxshiroq ajratay qorani, oqni.

Usmon Nosir - Dengizga

  Oq dengiz, yaxshi qol! Yaxshi qol, Shimol! Ko‘nglimda ishqingni olib qaytaman. Sochimni o‘ynaydi muzdek sho‘x shamol, Men unga dardimni qanday aytaman?

Usmon Nosir - Yurak

  Yurak, sensan mening sozim, Tilimni nayga jo‘r etding. Ko‘zimga oyni berkitding, Yurak, sensan ishqibozim.

Anacan (xalq mahnısı)

  Anacan, bağrımı qan eyləmişəm mən, Gözlərimi giryan eyləmişəm mən. Bir ala gözlü yarın eşqi yolunda, Öz canımı qurban eyləmişəm mən.

Bahaeddin Karakoç - Aşk

  Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki, Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk. Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk. Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp, Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk. Sevgilinin otağını gökkusağına boyayıp gece-gündüz, Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk. Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak, Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk. İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa, Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk. Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer, Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk. İsrafil'in Sûr'unu ruhunda duymaktır aşk, Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.

Bahaeddin Karakoç - Aşk

  Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki, Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk. Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk. Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp, Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk. Sevgilinin otağını gökkusağına boyayıp gece-gündüz, Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk. Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak, Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk. İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa, Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk. Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer, Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk. İsrafil'in Sûr'unu ruhunda duymaktır aşk, Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.

Bahaeddin Karakoç - "Beyaz Dilekçe"den

  Rahman ve Rahim olan adına sığınarak, Açtım iki elimi: Kor gibi iki yaprak. Bir edep ölçeğinde umutlu ve utangaç, İşte dünya önümde; benim ruhum sana aç. Bu seğriyen ellerle, senden seni isterim, Senden seni isterken, canımdan çıkar tenim. Sana âşık ruhumdur, merceği yakan ışık Gözlerim, cemalini görmeden de kamaşık Bir mirasyediyim ben iflasın eşiğinde, Hep sabrım ölçülüyor, ihlas bileşiğinde. Kimim? kimlik ararken hem güler, hem ağlarım Yükseklerden dökülen, sular gibi çağlarım. Çok tuzlu bir denizim, her an'ım med ve cezir, Sana âşık olalı, yüreğim kut'la esrir. Döşeğim kara toprak, yorganım kara bulut, Ben seninle doluyken, vurgun yapamaz kunut. Her insan günah işler, Sen’den saklanır mı sır? Tövbe dilekçesiyle sırttan kalkar bu nasır. Kainatı yarattın, donattın, rızk verdin, Kimine sonsuz körlük, kimine ışık verdin. Yanlış adım atmayın diye indi her kitap, Sana açılan eli, geri çevirmezsin Rab. Ulu bir silsileden peygamberler gönderdin, Gökyüzüne yıldızlar, yere çiçekler...

Bahaeddin Karakoç - "Beyaz Dilekçe"den

  Rahman ve Rahim olan adına sığınarak, Açtım iki elimi: Kor gibi iki yaprak. Bir edep ölçeğinde umutlu ve utangaç, İşte dünya önümde; benim ruhum sana aç. Bu seğriyen ellerle, senden seni isterim, Senden seni isterken, canımdan çıkar tenim. Sana âşık ruhumdur, merceği yakan ışık Gözlerim, cemalini görmeden de kamaşık Bir mirasyediyim ben iflasın eşiğinde, Hep sabrım ölçülüyor, ihlas bileşiğinde. Kimim? kimlik ararken hem güler, hem ağlarım Yükseklerden dökülen, sular gibi çağlarım. Çok tuzlu bir denizim, her an'ım med ve cezir, Sana âşık olalı, yüreğim kut'la esrir. Döşeğim kara toprak, yorganım kara bulut, Ben seninle doluyken, vurgun yapamaz kunut. Her insan günah işler, Sen’den saklanır mı sır? Tövbe dilekçesiyle sırttan kalkar bu nasır. Kainatı yarattın, donattın, rızk verdin, Kimine sonsuz körlük, kimine ışık verdin. Yanlış adım atmayın diye indi her kitap, Sana açılan eli, geri çevirmezsin Rab. Ulu bir silsileden peygamberler gönderdin, Gökyüzüne yıldızlar, yere çiçekler...

Bahaeddin Karakoç - Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman (3)

  Saçlarına pütür pütür yapışmış, Gözlerinin rengi ile sıvanmış Bir avuç kuru çiçek topladım. Kırılıp dökülmesinler diye Sevgiyle, özenle tek tek topladım. Yürek fideledim zamana ve mekâna, Hasat vakti geldi yürek topladım. Belli ki bu yıl da vuslat gecikecek Aşıdır, serumdur, besindir her umut, Ey sevgili umudunu diri tut! ... Bedenim hür değil, mühlet ver bana, Er veya geç çıkıp geleceğim sana; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! ... Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın, Hep böyle dönüyor zaman tekeri. Biri gider, biri gelir mevsimlerin, Sonsuzluğu, diri aşklarla kucaklarsın. Acılardan damıtırsın şekeri, Sabrı da güzel olur çeyizi hazır kızların. En ışıltılı çağında yıldızların Kaç bıldır öteden göz kırpar bana, Her umut bir yoldaş, her dert âşina. Sorma ıhlamurlar ne zaman çiçek açar? ... Beni güneşin ortasına atsalar da Yanarım, pişerim, gelirim sana; -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman! ...