Ana içeriğe atla

Fuzuli - Rubai (Gül devri hoş ol ki duta gül-fâm kadeh)



Gül devri hoş ol ki duta gül-fâm kadeh
Bezminde demi dutmaya ârâm kadeh
Her subh ki hûr-şîd-sıfat kaldura baş
Bezmin bezeyüp gezdüre tâ şâm kadeh

----------
Mef ‘û lü / me fâ ‘î lü / me fâ ‘î lü / fa ‘il

Bugünkü Türkçemizle ifadesi:

Gül zamanı gül renkli kadeh sunulursa güzeldir. Kadeh, senin meclisinde bir an olsun
huzur bulmaz. (Kadeh) güneş gibi her sabah baş kaldırınca akşama kadar meclisini
süsleyerek gezer.

Açıklama:

Klasik şiirin en önemli mevsimi bahardır. Bu sebeple sık sık bahçe tasviri yapılmakta ve sevgilinin güzellik unsurlarıyla benzerlik ilişkisi kurulmaktadır. Baharın gelişi âşıkların mutlu
olması için tek başına yeterli değildir. Burada da bahar gelmiş, güller açmıştır ama bu gül devrinin âşıkları mutlu edebilmesi için gül gibi kızıl şaraplar sunması beklenmektedir.
Öyle ki sevgilinin meclisinde zaman nasıl akıp gidiyor anlaşılmasın. Bu meşk sabahtan akşama kadar devam etmelidir.

Âşık, zamanı da kendini de unutacak hale gelir. Kadehin havaya kaldırılması yahut başa çekilmesi güneşin doğuşuna benzetilmiştir. Akşam vakti ise şarabın azalıp bitmesidir.
Zira şarabı biten âşık dertlerini hatırlayacak ve günü kararacaktır. Yani bu sefa, şarabın dolup boşalması arasındaki süreç olduğu gibi, gerçek zaman anlamında da sabahtan
akşama kadar kadehin sürekli dolup boşalması olarak da yorumlanabilir. Kadehin meclisi süsleyerek gezmesi elden ele dolaştırıldığının kanıtıdır. Şeyhülislam Yahyâ’ nın şu beyti de baharın gelişinin âşıklar için yeterli olmadığını ifade eder:

Erdi bahâr sen yine şâd olmadın gönül
Güllerle lâlelerle küşâd olmadın gönül

Hûrşîd, güneş demektir. Cemşîd ü Hurşîd mesnevisindeki sevgilidir. Aynı zamanda “Hurşîd ü Ferahşâd” adlı aşk hikayesinin kadın kahramanıdır. Mesnevide resim ve musikî
yoluyla âşık olanların sevgiliye kavuşamadığı, ancak kelâm ile âşık olanların vuslata erdiği ve ilahî aşkın çeşitleri anlatılır (Pala, 2008: 213-214). Sevgiliye hûrşîd denmesinin
sebebi ise güneş gibi parlak ve göz alıcı olmasıdır. O, meydandan çekilince âşık karanlıkta kalır ve onun merhamet ziyalarından mahrum olur.

Bezm içkili, eğlenceli meclis demektir. Sevgilisi, sâkisi, çalgıcısı ve gazel okuyucusuyla, içkisi ve mezesiyle meclis, şairlerin en rağbet ettikleri hallerden biridir. Bezmde herkes
yere bir daire oluşturacak şekilde yan yana otururdu. Sâkî elindeki ratl-ı girân (büyük kadeh) ile ortada döner ve herkese aynı içki kasesinden şarap ikram ederdi. Bazen ortada
dönen yalnızca peymâne olur ve herkes kederinden kurtulurdu. Bezmde musikî ve raks vardır. Ayrıca bir yanda mum yanar, bir yanda buhur tütsülenir, etrafa kokular yayılır ve
bezm sabaha dek sürerdi. Bezm sevgilinin yüzü, dünya, güzellikler vs. yerine de kullanılır.

Bezm kelimesinin kullanımı akla elest bezmini getirir. Zira ruhlar orada asıl sevgiliyi görmüş ve ona âşık olmuştur. Dünyaya geldikten sonra da hep onun özlemini çekmiş ve bu halin ızdırabına da ilahî bir iksir olan şarap ile son vermek
istemiştir. Kulun elest bezmindeki sarhoşluk hali dünyaya geldiğinde de onda etkisini sürdürür. Bu nedenledir ki hakîkî âşık, hiçbir zaman aklı başında hareket etmez.

Edebi san'atlar:

Rubaide geçen “subh, şâm” kelimelerinde anlamca zıtlık olduğu için tezat, “bezm, kadeh” kelimelerinde aralarındaki anlam ilişkisi nedeniyle tenasüp vardır. ‘Kadeh’ kelimesi birden fazla
kullanıldığı için tekrir vardır. Kadehin havaya kaldırılarak başa çekilmesi güneşin doğuşuna benzetildiği için teşbih sanatı vardır. Kadehin meclisi süsleyerek gezmesinde
ise teşhis vardır. Çünkü gezmek, insana ait bir özelliktir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979