Kayıtlar

Aralık, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ahmet Haşim - Akşam Yine Toplandı Derinde

Resim
  Cânân gülüyor eski yerinde Cânân ki gündüzleri gelmez Akşam görünür havuz üzerinde, Mehtâb, kemer tâze belinde Üstünde sema, gizli bir örtü Yıldızlar, onun gülüdür elinde...

Nadirebegim İbrahimova – Yazarın Ölümü (Hikâye)

Resim
Bir kez kalp krizini yenen yazarın gönlünü hoş tutmaya çalışıyorlardı ama o Nisan ayının tam ortasında kanserden öldü. O sırada, hastanede onun yanında hemşireden başka kimse yoktu. Hemşire nasıl olduysa yazarı tanıyordu. Hikayelerini okumuştu. Başka hastalardan daha fazla onun yanında bulunuyordu. Ağzından bir söz çıkar da bir isteği olur mu diye kendini parçalıyordu. Ona sorduğu son soru şu oldu: — Karınız geldi, içeri girsin mi? Yazar başını salladı ancak gözlerini kapıdan ayırmadı.

Mehmed Akif Ersoy - İstibdad (Safahat'tan - 20)

Resim
  Kardeşim Midhat Cemâl’e Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd, Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd! Diyor ecdâdımız makberlerinden: “Ey sefîl ahfâd , Niçin binlerce ma’sûm öldürürken her gelen cellâd, Hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd?

Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur (Roman Özeti)

Resim
ESERİN ADI: Huzur YAZARI: Ahmet Hamdi Tanpınar YAYINEVİ ve BASIM TARİHİ: İmge Yayınevi, 1998 KONUSU: Mümtaz’ın başından geçen olaylar ve Nuran’la yaşadıkları.

Kemalettin Kamu - Bingöl Çobanları

Resim
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.  Bu dağların en eski âşinasıdır soyum, Bekçileri gibiyiz ebenced buraların.  Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların  Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,  Her gün aynı pınardan doldurur destimizi  Kırlara açılırız çıngıraklarımızla... 

Fuzuli - Leyli vü Mecnun (Mesnevi)

Fuzûlî,  Destan-ı Leyli ve Mecnun 'u 1535-1536 yılları arasında yazmıştır. Bu Hazret-i İzzetden izhâr-ı hamd ile istimdâd-ı husûl-i metâlibdür ve Âsâr-ı şükr ile istid'â-yı setr-i Meâyibdür Elhamdü li-vâhib'il-mekârim, Ve'ş-şükrü li-sahibi'l-merâhim Veh've'l-ezeliyyü fi'l-bidâye, Veh've'l-ebediyyü fi'n-nihâye Kad şâa bi-sun'ihi beyâneh, Mâ a'zamu fi'l-bakâi şâneh Sübhânallah zihî hudâvend, Bî-şibh u şerîk u misl u mânend Meşşâta-i nev arûs-i âlem, Gevher-keş-i silk-i nesl-i Âdem

Oyhan Hasan Bıldırki - Bir Bıçağın Keskin Ucu

Resim
Haziran öğle sıcağının gözleri kamaştırdığı bir sırada, kır saçlı, kara kuru bir adam, burnuna inen gözlüklerini düzeltirken; - Buna da şükür! dedi. Kolay değil yaşadığımız günlerin değerini bilmek. Hani ne demiştin? Şu Romanyalı için İstanbul’da gece gündüz dolaşmış mı, ne? - Evet, öyle! - Dolaşır, dolaşır… Dolaşır ya, biz öylelerine deli gözüyle bakarız. Lâkin kazın ayağı öyle değil.

Mehmed Akif Ersoy - Acem Şahı (Safahat'tan - 19)

Resim
“Be-merdî ki mülk-i serâser zemîn Niyerzed ki hûnî çeked ber zemîn.” Sa’dî Gürz-i girân-ı zulmünü ey kanlı nâsiye; Eyvân-ı zer-cidârına as ziynetin diye! Al kanlı bir kefenle donat hayme-gâhını, Canlarla yak meşâil-i mâtem-penâhını! Makberlerin hufeyre-i muzlim-dehanları , Dendân-ı gayz u kahra şebîh üstühanları Yâd eylesin mezâlimini tâ ebed senin. Ey cebhesi kitâbesi bin kanlı medfenin! Ey bir hayâle tuhfe kılan bin hakîkati, Ey âhenîn eliyle kazıp kabr-i milleti, Nûr-i hayât ufuklarını herc ü merc eden! Leylin şedîd zulmetini rûha meze eden! Envâr-ı mihr-i fikri sen ey hâksâr eden, Meyyitlerin izâmı gibi târumâr eden! Ey hâdimi serâçe-i mâtem-feşânların ! Rahş-i akûr-i zulmüne pâmâl olanların Gül-gonce-i mezârı mıdır tâc-ı devletin? Tutmuşsa da avâlim-i efkârı şöhretin Zannetme ki hükûmetinin efseriyledir ... Sa’dî’lerin mezâr-ı çemen-ber-seriyledir. Sa’dî’lerin mezârı, evet, bir avuç türâb ... Tahtınsa bir cihan ki senin âsûmân-meâb! Lâkin o kabre bence fedâ taht ü efserin... Makbe...

Ataol Behramoğlu - Bu Dert Beni Adam Eder

Resim
Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda Benim annem güzel anem beni koyver Sağ yanımda bir sızı var, sol yanımda yandım aman altıpatlar Bu dert beni verem eder

İsmail Hakkı Yılanlıoğlu - Sepetçioğlu

Resim
  Bir ana bir yiğit doğurmuş denmiş, Her yana ününü sal Sepetçoğlu! Yârinde duvak tel, yanak güldenmiş, Ellere kaçırma al Sepetçoğlu! Sepetçoğlu doğmuş Haçatbeli’nde Diz vurmuş Ilgaz’a pala elinde Ünü bütün efelerin dilinde Efeler içinde kal Sepetçoğlu! Yaslandın dağlara, dağlar yasıldı, Arslanlar korkudan kaçtı bozuldu, Ak alnına neden kara yazıldı? Ara da yârini bul Sepetçoğlu! Ben bilirim senin yürek sızını, Kıramazlar, çeliktendir azını, Hiç gamlanma vur Haçat’a dizini, Zeybek havasına dal Sepetçoğlu! Sepetçoğlu Kastamonu uşağı, İnce bele sarmış tiftik kuşağı, Henüz inmiş, dağdan düze aşağı, Sedef kakma sazı çal Sepetçoğlu! Yılanlıoğlu dumanlı dağ durgundur, Koçyiğitin oyunları sargındır Efe Türk’e, Türk efeye uygundur Ünün dile destan bil Sepetçoğlu! (1942 Kastamonu, Yol Boyunca s. 56-57)

Kul Himmet Üstadım - Altının Kadrini Sarrafı Bilir

Resim
  Altının kadrini sarrafı bilir Açılmaz dükkânlar pazar mı ola Salını salını sevdiğim gelir İrakipler hile sezer mi ola

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

Resim
  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Oyhan Hasan Bıldırki - Yalnızlık

Resim
ÖMRÜMDE SÜKUT Çıngıraksız, rehbersiz deve kervanı nasıl, İpekli mallarını kimseye göstermeden, Sonu gelmez kumlara uzanırsa muttasıl, Ömrüm öyle esrarlı geçecek ses vermeden. Ve böylece bu ömür, bu ömür her dakika, Bir buz parçası gibi kendinden eriyecek. Semada yıldızlardan, yerde kurtlardan başka, Yaşayıp öldüğümü kimseler bilmeyecek. Cahit Sıtkı TARANCI             Can sıkıcı bir şey yalnızlık. Koca dünyada uçuk sarı, soluk bir renk. Yalnızlık, sevimsizlik… Yalnızlık, sevgisizlik…  Yalnızlık hemen her şeye sırtını dönmek, bütün kapıları sımsıkı bir şekilde başkalarının yüzüne kapatmaktır.       Bütün kapıları başkalarının yüzüne kapatan yalnızlık, hemen herkesin, arada bir bizim de kapımızı çalmaktan çekinmez. Boş bulunur;  “Kim o?”  bile demeden kapımızı aralarsak, yalnızlık içeri süzülür, en acımasız, hem de hiç çıkmayacak bir leke gibi yakamıza yapışır, konuğumuz olur.

Cho'lpon - Binafsha

Resim
Binafsha senmisan, binafsha senmi, Ko’chada aqchaga sotilgan. Binafsha menmanmi? binafsha menmi, Sevgingga, qayg’ungga tutilgan?

Mehmed Akif Ersoy - Kör Neyzen (Safahat'tan - 18)

Resim
Elinde, nevha-i mâtem kadar acıklı sadâ Veren bir eski kamış; koltuğunda bir yedici; Şu kör dilenci, bakardım, olunca nâle-serâ , Durup da merhameten dinleyen gelip gidici, Önünde boynunu bükmüş zavallı keşkülüne , Atardı beş para, onluk değilse bâri yine.

Mehmed Akif Ersoy - İnsan (Safahat'tan - 17)

Resim
“ Ve tez’umu enneke cirmun sağîrun, ve fike’ntave’I âlemu’l-ekber ” Hazreti Ali Haberdâr olmamışsın kendi zâtından da hâlâ sen, “Muhakkar bir vücûdum!” dersin ey insan, fakat bilsen... Senin mâhiyyetin hattâ meleklerden de ulvîdir: Avâlim sende pinhândır, cihanlar sende matvîdir : Zeminlerden, semâlardan taşarken feyz-i Rabbânî, Olur kalbin tecellî-zâr-ı nûrâ-nûr-i Yezdânî.

Ümit Yaşar Oğuzcan - Ayrılık Günü

Resim
Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı

Abdurrahim Karakoç - İsyanlı Sükut

Resim
Gitmişti makama arz-ı hâl için 'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını. Bir azar yedi ki oldu o biçim.. 'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Aşık Veysel - Bir Derd Ehli Bulsam

Resim
Bir derd ehli bulsam derdim söylesem İy'olmaz derdlerim halim n'olacak Hekimler derdime derman bulamaz Bir değil beş değil derd kucak kucak

Karacaoğlan - Bir Kız Bana Emmi Dedi Neyleyim?

Resim
  Değirmenden geldim beygirim yüklü Şu kızı görenin del'olur aklı On beş yaşında kırk beş belikli Bir kız bana emmi dedi neyleyim

Gevheri - Sözün Bilmez Bazı Nâdân Elinden

Resim
  Sözün bilmez bazı nâdân elinden Edep ağlar erkan ağlar yol ağlar Bülbülün feryadı gonca gülünden Gülşen ağlar bülbül ağlar gül ağlar

Hayrulla İsmetullayev - Babür'ün Bilinmeyen Vasiyetnâmesi

Resim
Babürname'nin dokuz yüz otuz altı (1529) yılı olayları arasında oğlu Humayun'un şiddetli bir hastalığa yakalandığı esnada geçen bir olay anlatılmaktadır:

Reşat Nuri Güntekin - Bir Kadın Düşmanı (Roman Özeti)

Resim
  ESERİN ADI: Bir Kadın Düşmanı YAZARI: Reşat Nuri Güntekin YAYIN EVİ VE ADRESİ: İnkılap ve Aka, 1990 BASIM YILI: 1997 1. ESERİN KONUSU : İlk evliliğinde yaşadığı kötü olaylar sonucu kadınlarn hepsine önyargılı bakan ve onları değersiz gören İskender ‘in başından geçenler anlatılmaktadır.

Mehmed Akif Ersoy - Seyfi Baba (Safahat'tan - 16)

Resim
Geçen akşam eve geldim. Dediler:         – Seyfi Baba Hastalanmış, yatıyormuş.         – Nesi varmış acaba? – Bilmeyiz, oğlu haber verdi geçerken bu sabah. – Keşke ben evde olaydım... Esef ettim, vah vah! Bir fener yok mu, verin... Nerde sopam? Kız çabuk ol! Gecikirsem kalırım beklemeyin... Zîrâ yol Hem uzun, hem de bataktır...         – Daha a’lâ, kalınız: Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalnız.

Fuzuli - Gazel - 22 (Şerbet-i lâ’lin ki derler çeşme-i hayvân ana)

Resim
  Şerbet-i lâ’lin ki derler Çeşme-i Hayvân ana Ol verir can dem-be-dem uşşâka vü ben cân ana Oklarından kim diken tek sancılıptır her taraf Gül-benidir Ham kadîm her gonce bir peykân ana Hâl ü hattır bilmem ol âyine-i ruhsârda Ya gözümden aks salmış merdüm ü müjgân ana Tutma ey kan dem-be-dem tuğyân edip ten çâkini Koy bu manzardan demi nezzâre kılsın cân ana Bahre lü’lü’ dişlerin vasfın meğer söyler sabâ Kim kulak tutmuş sadef içre dür-i galtân ana Gönlüme salmış hatın zevkin felek kanun duzup Tıfl tek kim okudurlar zecr ile Kur’ân ana Ey Fuzûlî ol sanem efgânına rahm eylemez Taşa benzer bağrı te’sir eylemez efgân ana

Maʼmura Zohidova - Shamol bilan suhbat

Resim
Shamollar, yo‘l bo‘lsin, sizga saharlab, Yo‘l olibsiz qay bir sokin joylarga? Mehmonni qarshilab charchamaydi hech, Bormasdan qo‘ymassiz G‘ovasoylarga?

Cho'lpon - Go'zal Turkiston

Resim
Go‘zal Turkiston, senga ne bo‘ldi? Sahar vaqtida gullaring so‘ldi. Chamanlar barbod, qushlar ham faryod, Hammasi mahzun. Bo‘lmasmi dil shod? Bilmam ne uchun qushlar uchmas bog‘chalaringda?

Orhan Şaik Gökyay - Bu Vatan Kimin?

Resim
  Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir.

Emine Işınsu - Canbaz (Roman Özeti)

Resim
  ESERİN ADI : CANBAZ ESERİN YAZARI : EMİNE IŞINSU YAYINEVİ : Bilge Kültür Sanat, İstanbul, 2013. ESERİN KONUSU : 1970’lerin Türkiyesini; çalkantılı, huzursuz ve  karmaşık görünümünü konu alan bir roman. ESER HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLERİMİZ : Her sayfasında memleketimizin insanlarının 1970’li yıllarda çektiği zorlukları görebileceğimiz bu eser, o dönem hakkında bilgi sahibi olunması bakımından herkes tarafından okunmalıdır.

Dilaver Cebeci - Sitare

Resim
  " Çeşmek Be-zen Sitare Ezmen Mekon Kenâre " Nerden çıktın karşıma böyle Sitare Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde Kirpiklerin yüreğime batıyor Telaşlı bir kalabalığın ortasında Ayaküstü konuşuyoruz Nedimin nigehban nergisleri gibi Üstümüzde bütün nazarlar Çok utanıyorum Sitare Dün oturup hesap ettim Sen doğduğun zaman Ben bir askeri mektepte talebeymişim Sen bilmezsin Sitare Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu Her akşam dokuzda yat borusu çalardı Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı Bir derin uykuya atardım kendimi Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım. Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum Gözlerin mi daha sıcak gülüyor Yoksa dudakların mı anlayamıyorum.

Ömer Lütfi Mete - Yiğidi Gül Ağlatır

Resim
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür Nice namert ava çıksa, tuzak kursa, kurşun atsa; Yiğidi çökertmezse kahır. Bir dem yar hüzünle baksa Bir gönül gözüyle baksa Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür. Düşman yılan olup soksa, Dokuz kavim taşa tutsa; Yiğidi çökertmez kahır. Bir dem yar hüzünle baksa, Bir gönül gözüyle baksa Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.

Ali Şir Nevai

Resim
  Soyca bir Uygur kabilesinden gelen Ali Şîr Nevâî 17 Ramazan 844 (9 Şubat 1441) tarihinde Herat’ta doğdu. Babası Kiçkine Bahadır (Kiçkine Bahşı) Timur’un torunlarının hizmetinde bulunmuş, en sonra Bâbür Şah’ın (Hindistan'da devlet kuran Zahirüddin Muhammed Babür değil; 1422-1457 yılları arasında yaşayan Ebu'l Kâsım Bâbür) sarayında da önemli bir mevki sahibi olmuştu. Annesinin dedesi Bû Said Çiçek ise Sultan Hüseyin Mirza’nın dedesi Baykara Mirza’nın uluğ beyi (beylerbeyi) idi. Şâhruh’un ölümüyle çıkan karışıklıklar üzerine Kiçkine Bahadır o sırada altı yaşlarında olan Ali Şîr’i yanına alarak Yezd üzerinden Irak’a gitti. Bu yolculuk sırasında  Ẓafernâme  müellifi Şerefeddin Ali Yezdî ile karşılaşan Ali Şîr, aralarında geçen konuşmayı daha sonra  Mecâlisü’n-nefâis  adlı eserinde anlatmıştır.

Orhan Pamuk - Beyaz Kale (Roman Özeti)

Resim
  ESERİN ADI: Beyaz Kale YAZARI: Orhan Pamuk YAYINCI: İletişim Yayınları, 1999. ESERİN KONUSU:   17.yy`da Türkler tarafından esir edilen astronomi,matematik ve tıptan anlayan bir Venedikli bilim adamının başından geçenler.

Mehmed Akif Ersoy - Azim (Safahat'tan - 15)

Resim
  Sa’dî, o bizim Şark’ımızın rûh-i kemâli, Bir ders-i hakîkat veriyor, işte meâli: “Vaktiyle beş on kâfile sahraya dizildik; Gündüz yürüdük hep, gece bir menzile geldik. Çok geçmedi, baktım, bir adam hâsir ü hâib Koşmakta... Meğer eylemiş evlâdını gâib . Bîçâre gidip haymelerin hepsine sormuş; Bir taş bile görmüşse, hemen oğluna yormuş. Âvâre peder, nerde bulursun onu! derken... Gördüm ki ciğer-pâresinin tutmuş elinden, Lebrîz-i meserret geliyor bizlere doğru, Taşmış da gözünden akıyor şimdi sürûru! Yaklaştı şütürbâna nihayet, dedi yekten: “Evlâdımı buldum... Nasıl amma? Onu bilsen... Karşımda ne görsem, “O!” dedim geçmedim aslâ. Aldatsa da tahmînimi binlerce heyûlâ, Azmimde fütûr eylemedim, ye’si bıraktım... Mâdâm ki dünyâdadır elbet bulacaktım... Kumlarda yüzüp, zulmetin a’mâkına daldım; Hep rûh kesildim... Ne boğuldum, ne bunaldım. Tevfîk-i İlâhî edip en sonra inâyet, Gördüm gözümün nûrunu karşımda nihâyet.”

Ahmet Hamdi Tanpınar - Kış Bahçesinden

Resim
  Ne güzeldi o kış bahçesinde Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu Sana bir bahar hazırlamak için.

Nilufar Ergasheva - Turon degan vatan

Resim
  Togʻday qanot soʻradim  Qanot bermadi qushlar.  Orzu boʻlib aldadi  Ertasi yorugʻ tushlar. Men shamol boʻlmoqchidim, Men ohang boʻlmoqchiydim, Labimga kulgu bosdim, Yovmit zafarlar quchmay.

Mustafa Tahsinoğlu - Katrana Tere Kokar

Resim
Gece birde Bir saat zırıltısı. Uykunun en tatlı yerinde Tam gecenin dik yarısı. Gözler isteksiz açılır, Çekilmez kırılası eller, Geçirmeyen bilmez Doyumuna varmadan gençlik gider. Katrana, tere kokar tütüncü, Gecesinde gündüzünde. Katrandır günleri, tökezler durur Yokuşunda düzünde. Doymamış mide, doymamış özlemler, Çökmüş avurtlar daha gencecik, Gecenin bir saatinde Tarlaya gider bir hayal incecik.

Ahmet Muhip Dıranas - Bin Dokuz Yüz Otuz Dokuz

Resim
  Bin dokuz yüz otuz dokuz: Karanlıkların içinde Ölülerle yaşıyoruz. Puslu havayı sever kurt; Kaplamakta gökyüzünü Kurşundan ağır bir bulut. Her şey uyuduğu zaman Kıracak zincirlerini Gecede uyanık duran.

Cahit Sıtkı Tarancı - Abbas

Resim
Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalb ağrısı. Şu ağacın gölgesinde olsun; Tam kenarında havuzun. Aya haber sal çıksın bu gece; Görünsün şöyle gönlümce. Bas kırbacı sihirli seccadeye, Göster hükmettiğini mesafeye Ve zamana. Katıp tozu dumana, Var git, Böyle ferman etti Cahit, Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan; Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

Ali Canip Yöntem - Sokak Feneri

Resim
  Ölü bir camdan ağlayan korku İniyor serseri ve boş geceye; Kaldırımlar bütün sükut, uyku... Her duvar, her kovukta şimdi niye Bir büyük göz niyaz eder, ağlar "Bitsin artık bu gizli şüphe!" diye? Korkarım... Saklanır heyulalar... Bana der: "İşte bir sahife oku, Sarı gölgemde hasta kalbin var!.." Ölü bir camdan ağlayan korku...

Mustafa Nejat Sefercioğlu (Seferî) - İbret

Resim
Ölümsüzüm diyen gâfil, anan nerde, atan nerde? Şânı ile şöhretiyle âlemleri tutan nerde? Konuşma öyle âfâkî, nerde Nâbî, nerde Bâkî? Devre uyup kadeh kadeh nerde mey dağıtan sâkî? Geçecektir gençlik çağı, çözülecek dizin bağı, Elde değil çare bulmak eriyecek yürek yağı. Sabredene dünya cennet, soğan ekmek büyük nimet, Bütün dünya senin olsa sabırsızsan büyük külfet. Yiğitlere bilek lazım, mangal gibi yürek lazım,  Hak’tan yardım dileyene geçerli bir dilek lazım. Seferî’ye devran gerek, dizlerine derman gerek Ulaşmak için menzile yola çıkmış kervan gerek.                            (İstanbul, 15.10.2024) 

Halit Ziya Uşaklıgil - Aşk-ı Memnu (Roman Özeti)

Resim
ESERİN ADI:  Aşk-ı Memnu. ESERİN YAZARI:  Halit Ziya Uşaklıgil. ESERİN KONUSU:  Bihter ve Behlûl arasındaki yasak aşkı anlatan bir romandır. YAYINCI:  İnkılap Kitabevi BASILDIĞI YER ve YILI: İ nkılap Kitabevi, İstanbul, 2017.   ESERİN KONUSU: Bihter ve Behlûl arasındaki yasak aşkı anlatan bir romandır.   ESERİN ÖZETİ: Roman Peyker ve Nihat Beyin evlenmesiyle başlar. Peyker ve Bihter'in annesi Firdevs Hanım duldur ve Adnan Beye gizliden ilgi duymaktadır. Ancak Adnan Bey Bihter'den çok hoşlanmaktadır. Onunla evlenir. Adnan Bey varlıklı , asil bir aileden gelmiştir. Annesi bu evliliği hiç kaldıramaz. Bir gün toplanıp pikniğe giderler, bütün aile oradadır. Adnan Beyin yeğeni Behlûl Peyker'e dayanamaz ve onu ensesinden ateşli bir şekilde öper. Peyker buna çok kızar çünkü kocasına çok bağlı birisidir. Behlûl Bihter'e göz koyar. Ondan çok hoşlanır, onun fiziki görünüşü Behlûl'u çıldırtma seviyesine getirir. Bihter'in kendisinden hoşlanmasını sağlar v...

Ahmet Erhan - Öylesine Bir Aşk

Resim
Gözlerin ipekyoludur ömrümün Akasya yüklü kervanlar geçer Çan sesleri arasında bir fener Yanar söner yanar söner yanar söner Gözlerin ipekyoludur ömrümün Kentin en kalabalık yerlerinde Dört nala koşan bir at gibi Çılgınlığa akan yalnızlığa ölüme Yazılmış şiirleri yeniden yazmak bütün Hayatı teğellemek yepyeni bir güne Ve sonra sökmek uzun uzun Gözlerin ipekyoludur ömrümün Yalnızlıktan gelir yalnızlıklara gider Düşülür her şeyin altına bir tarih Soluksuzum günlerdir geceler uzar Yaşamak dünyayı ödüllendirmektir artık Kendimi öldürdüğüm yerlerde beni kan tutar Başıma gelecekleri bile bile yürürüm Hilton Oteli'nde hu çekerim huu... İşte hırkam ben de bir dervişim Asamı vestiyerde bırakmak zorunda kalırım Nescafeyi konyakla kardığım günler gecelerdir Bakarım gözlerine eğnim silkelenir Döktüğüm acılar yıllar kederlerdir Alnıma bir avuç tuz atılır düşünemem Konuşamam ağlayamam bağıramam Neden gece her gecenin ardından gelir Gözlerin ipekyoludur ömrümün Gözlerin tarihçesi yaşayıp öldüğümü...

Namık Kemal - Vatan Şarkısı

Resim
Âmâlimiz efkârımız ikbâl-i vatandır Serhadimize kal'a bizim hâk-i bendedir Osmanlılarız ziynetimiz kanlı kefendir Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz Osmanlılarız can verir nâm alırız biz

Fuzuli - Gazel - 266 (Hâsılım yok ser-i kûyuñda belâdan gayrı)

Resim
  Hâsılım yok ser-i kûyuñda belâdan gayrı Garazım yok reh-i 'aşkıñda fenâdan gayrı Ney-i bezm-i gamım ey mâh ne bulsañ yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı Perde çek çehreme hicrân günü ey kanlı sirişk Ki gözüm görmeye ol mâh-likâdan gayrı Yetti bî-kesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgine gird-âb-ı belâdan gayrı Ne yanar kimse baña âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-i sabâdan gayrı Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl Koymadı hîç 'imâret bu binâdan gayrı Bezm-i 'aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu' bulunur bende sadâdan gayrı

Pablo Neruda - Atlar

Resim
  Pencereden atları gördüm. Berlin’deydim, kıştı. Işık Işıksızdı, gökyüzü yoktu gökyüzünde. Havanın aklığı ıslak bir ekmek gibi. Ve penceremden boş bir sirk Kışın dişleriyle kemirilmiş.

Ümit Yaşar Oğuzcan - Beni Unutma

Resim
  Bir gün gelir de unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma.

Oyhan Hasan Bıldırki - Çekirgeler (Hikaye)

Resim
   I.       Atmışlı yıllardan sonra, tek tük de olsa, sokaklarımızda veya caddelerimizde onlara rastlamaya başladık. Heybetli görünmelerine rağmen, hem utangaç, hem sıkılgandılar. Bu yüzden olmalı, sanki ışıktan, ulu orta meydanlardan kaçar gibiydiler. Yeni elbiselerinin üzerinde, iğreti duran şapkaları, boyunlarında da, bıraksan kaçıverecek gibi olan kravatları, papyonları vardı. Tıraş olmayı sevdiklerinden midir nedir, yüzleri ayna gibi parlıyordu. Yalnız bu aynada palabıyıklar, birer leke gibi duruyordu.

Arif Nihat Asya - Dağlar

Resim
Çekmece'den Maltepe'den ileri Gitmemiş Sâdâbâd çelebileri Alem tepesine Alemdağ derler... Böyle bilmiş böyle yazmış eserler.

Aşık Nihani ile Aşık Yaşar Reyhani'nin Atışması

Resim
  Âşık Nihâni usta ile Âşık Yaşar Reyhanî'nin atışması. İki ustaya da Allah, rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun. REYHANÎ: Hele bakın bu dünyanın işine Gözleri kan dolmuş figan gözetir Neredeyse varmış doksan yaşına Hâlâ gelmiş bennen meydan gözetir

Cemal Safi - Ağlarsın

Resim
  Kırdığın kadehte kalan ömrümden, Ağlarsın içtiğin yılları bilsen. Hicrinle sararıp solan ömrümden, Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.