Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Roman Nedir?

Resim
Olmuş, yaşanmış ya da olabilir, yaşanması mümkün olan  olayları ve konuları ele alan edebî türe roman denir. Diğer türlerden ayrılan en önemli özelliği, uzunluğudur. Romanlarda, toplumsal olaylar ve ilişkiler gerçeklere uygun bir tarzda ele alınır. “Roman” kelimesi, Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan halk kitlelerinin konuştuğu halk Lâtincesine verilen addır. Sonraları herkesin anlayabilmesi için bu dille yazılan destan ve hikâyelere “roman” adı verilmiştir. Kelimenin aslı buradan gelir.  İyi bir roman ilgi çekici olmalı, herkesi ilgilendiren insancıl bir tema taşımalıdır. Romandaki olaylar arasında dengeli bir sıralama ve bağ bulunmalıdır. Olaylar akla yakın olmalı, romanın konusundan doğmalıdır. Romandaki varlıkların kişilikleri baştan sona dek konuya uygun nitelikte olmalı, birbiriyle çelişmemelidir. Roman yazarı; romanda yarattığı kişilerini kendi kişiliği içinden görebilmelidir. Romandaki davranışlar ve konuşmaların, kişilerin karakterlerinden çıkmasını sağlamalı...

Yavuz Bülent Bakiler Ebediyete Uğurlandı

Resim
Türk edebiyatının tanınmış şahsiyetlerinden biri olan şair, yazar ve hukukçu Yavuz Bülent Bakiler, İstanbul'dan son yolculuğuna uğurlandı. 89 yaşında hayatını kaybeden Bakiler için ikindi ezanını müteakip Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde 29 Eylül 2025 günü öğle namazından sonra cenaze namazı kılındı.

Faruk Nafiz Çamlıbel - Ölümü Hatırlatan Kadın

Resim
  Kayalıklarda gördüm seni,bir sisli günde, Fırtınadan saçların çözülmüş bir demetti. O kayalıklarda ki bir yıl evvel üstünde Çöllerden aşık dönen bir genç intihar etti...

Najmiddin Ermatov - Kelma

Resim
  Kelma! Sog‘inchni o‘ldirar sening tashrifing, Diydorga to‘yishdan qo‘rqaman, kelma.

Faruk Nafiz Çamlıbel - Kıskanç

Resim
Sakın bir söz söyleme...Yüzüme bakma sakın! Sesini duyan olur,sana göz koyan olur. Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın, Anan bile okşarsa benim bağrım kan olur...

Muhammad Yusuf - Iqror

Resim
O, ota makonim. Onajon o‘lkam, O‘zbekiston, jonim to‘shay soyangga. Senday mehribon yo‘q, Seningdek ko‘rkam. Rimni alishmasman bedapoyangta.

Fazlı Köksal - 70 Yaşını Geçmiş Bir Ademin Bir Günü

Resim
  Hâlâ Talas’taki bağ evindeyiz. Ekim ayının sonuna kadar da burada kalırız herhalde. Sabah kalkıp tuvalete giderken saate göz attım, altıyı gösteriyordu.  Elimi yüzümü yıkayıp dışarı çıktım. Elmacık (saka kuşu) sesi duyunca şaşırdım. Ses ne taraftan geliyor diye bakındım kestiremedim. Epeydir elmacık yoktu civarda. Epeydir derken onlarca yıldan bahsediyorum. Bahçeleri bağları musluk suyuna mahkum ettikten, etrafı beton yığınlarıyla doldurduktan sonra ne elmacık kaldı ne florya ne iskete ne de bülbül. Serçeler bile azaldı. Meydan kargalara kaldı. Alasıyla karasıyla kargalara.  Biraz elmacık sesini dinledim zevkle. Üşüyordum “bir daha ne zaman elmacık sesi duyacaksın, dur” diyen yanımla “üşütüp hasta olacaksın! ” diyen yanım resmen kavga ediyordu. Biraz dirensem de, hasret kaldığı güzel sesi duymak isteyen kulağım üşüyen vücuduma yenildi içeri girdim. Yatağın sıcaklığı beni çağırıyordu. Biraz daha uzanayım dedim ama uyumuş kalmışım, uyandığımda saat yediyi geçiyo...

Muhammadsharif So‘fizoda - Vatan

Resim
  Vatan holindan o‘tru ko‘zlarim saqfinda qon og‘lar, Na yolg‘iz ko‘zlarim majruh o‘lan jismimda jon og‘lar. Salohi xonim on fikrinda og‘lar xonadonlar cho‘x, Faqat bai oshkoro og‘laram, onlar nihon og‘lar. Qiroatxona-u sho‘rodag‘i maktab-la har balda, Bu kun ma’mur ekan Farg‘ona benomu nishon og‘lar.

Ziya Gökalp'in Kızlarına Mektubu

Resim
B u mektup sürgündeki şiir ve fikir adamı   Ziya Gökalp ’ındır. Kızları, 16 yaşındaki Seniha, 10 yaşındaki Hürriyet ve 11 aylık Türkan Hanımlara, 10 Kasım 1919’da Malta-Polverista’dan gönderilmiştir. 30 Ekim 1918’de imzalan Mondros ateşkes anlaşmasının,Osmanlı Devletinin kayıtsız şartsız teslim olma belgesiydi. 

Mektup

Resim
  Mektup, bir anlatım biçimi olmanın yanı sıra aynı zamanda bir edebî türdür. Başka birisiyle haberleşmek, ona bir maksadı bildirmek, birbirinden uzakta bulunan kimseler arasında olayları duyurmak veya ayrı düşmüş kişilerin duygu, düşünce ve isteklerini birbirlerine taşıyıp anlaşmalarını sağlamak amacıyla kaleme alınan ve genellikle zarfa konularak uzak, yakın kişi, kurum, kuruluş veya topluluğa postayla gönderilen imzalanmış kâğıt anlamına gelir. Arapçadan dilimize giren ve yaygın biçimde kullanılan “mektûb” kelimesinin Farsça ve Türkçedeki karşılıkları “nâme” ve “betik (bitig)”dir.

Faruk Nafiz Çamlıbel - Veraset

Resim
Ninem beşyüz altına satılmış bir esirdi, Dedem beşyüz altını sayan bir derebeyi: Köpek kanı, kurt kanı biri birine girdi, İkisinden meydana çıktı bir kurt köpeği.

Erkin Vohidov: “Navoiy — So‘zni malham deb bilgan daho” (1988)

Resim
Jurnalning mazkur sonini (“Yoshlik”, 1988/2) tayyorlash chog‘ida redaktsiya xodimi Nurullo Otaxonov sevimli shoirimiz Erkin Vohidovning xonadonida bo‘lib, «Alisher Navoiy va zamondoshlarimiz» mavzusida o‘zini qiziqtirgan savollar bilan murojaat etdi. O‘sha suhbat hukmingizga havola qilinmoqda.

Tiyatronun Tanımı ve Özellikleri

Resim
Herhangi bir olay, durum veya tasarının sahnede canlandırılması amacı ile yazılmış eserlere “ dramatik metinler ” denir. Bu metinlerin sahnede canlandırılması ile ortaya çıkan sanat da  tiyatro  olarak adlandırılır. Tiyatro kelimesi Eski Yunan’da “bir oyunun oynandığı yer”i karşılamaktaydı. Tiyatro belirli bir metne dayalı olarak sahnelendiği için hem edebî bir tür hem de güzel sanatların bir dalı olarak değerlendirilir. Tiyatro metinleri genellikle sahnede canlandırılmak üzere yazılır ancak çok nadir de olsa sadece okunmak üzere kaleme alınmış tiyatro eserleri de bulunmaktadır. Namık Kemal'in "Celaleddin Harzemşah" adlı eseri bunlar için güzel bir örnek olabilir.

Hoji Muin - Nima edik, nima bo‘ldik, nima qilaylik?

Resim
«Nima edik, nima bo‘ldik?» so‘rog‘i Esimizga keladi har chog‘i. «Nima qilmoq kerak edi?» derlar, Bizdagi kambag‘al ishchi-erlar. Ilgari bizlarga matlab bor edi, Yangi maktab, eski maktab bor edi. Chiqar edi bir-ikki ro‘znoma, O‘qir edi uni xosu omma. Yoshlarda dard ila g‘ayrat bor edi, Xalqda ozgina himmat bor edi.

Mehmed Akif Ersoy - İstiğrak (Safahat'tan - 45

Resim
Tasavvur et ki muzlim bir şeb-i ecrâm-ı nâpeydâ: Yatar heybetli âgûşunda dûrâdûr bir feyfâ; Düşen gümrâh için yol bulma yok emvâc-ı zulmetten; Gidilmez... Her adım attıkça bir girdâb olur rehzen; O rîkistâna batmış, çalkanan seyyâh-ı âvâre, Nasıl müştâk ise bir nûra, bir necm-i rehâkâre , Sana ey lem’a-i ümmîd ben de öyle müştâkım; Görün bir kerre, zîrâ pek karanlık oldu âfâkım!

Ahmet Hamdi Tanpınar - Sonbahar

Resim
Durgun havuzları işlesin bırak Yaprakların güneş ve ölüm rengi, Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Sıdkı Baba - Devriye

Resim
  Çatılmadan yerin göğün binası Muallâkta iki nura düş oldum Birisi Muhammed birisi Ali Lahmike lahmide bire düş oldum

Yağmur Atsız - Günlerimiz

Resim
Çözülen bir yün yumağı Akıp giden günlerimiz Mezar taşlarından suskun Telaşsız sessiz sitemsiz

Hacıbey Özbey - Nankör Olma Emekli

Resim
Nankör olma emekli ne istiyorsun, Aldığın her nefes, soluk bedava, Utanmadan bir de "açım" diyorsun, Parklarda çeşmeler, suluk bedava

Ozan Arif - Türküler

Resim
Türkü demek, Türk demektir hemşehrim, O sebepten bizde boldur türküler... Ben onu bilirim onu söylerim, Türklerdeki özel haldır türküler...

Aşık Veysel - Kara Toprak

Resim
Dost dost diye nicesine sarıldım  Benim sadık yarim kara topraktır  Beyhude dolandım boşa yoruldum  Benim sadık yarim kara topraktır 

Aşık Yaşar Reyhani - Elleri Koynunda Bir Gelin

Resim
Elleri koynunda pınar başında Almanya'ya doğru bakar bir gelin Yedi çocuğu var dördü peşinde Feleğe dişini sıkar bir gelin Zavallıya hayat olmuş işkence Ona zehir olmuş zevk ü eğlence Dışarıdan bir erke sesi duyunca Postacı zanneder çıkar bir gelin Sorunca derdini söylemez dili Yirmibeş yaşında bükülmüş beli Hatıra aldığı kirli mendili Gözünün yaşıyla yıkar bir gelin Yıkık avlusuna hasır sererek Körpe yavrusuna göğüs gererek Yıldızlarda haber var mı diyerek Akşam dam üstüne çıkar bir gelin Çaresi yok derdi düşmüş derine Uykusu yok hasret vurmuş serine Kemerini vermiş borcun yerine Belini iplikle sıkar bir gelin Aylar geçer senesinden habersiz Kitap okur manasından habersiz İplik düşmüş iğnesinden habersiz Dikeceği yerde söker bir gelin Gücü yetse kanunları bozarmış Kazma alıp toprakları kazarmış Küçük oğlu babasına benzermiş Umutla yüzüne bakar bir gelin Reyhani der gel bu gelini kına On yıldır elleri görmemiş kına Sofrada Mehmed'i gelir aklına Çorbayı yemeden döker bir gelin

Osman Çeviksoy - Zor Günler ve Nişli Salih

Resim
Hasan Paşa’nın içi yanıyor, canı sıkılıyor, ne yapabilirim sorusuna bir türlü cevap bulamıyordu. Kendisini hiçbir zaman bu kadar çaresiz hissetmemişti. Asker kışlaya çekilip de hayat normale dönünce karakoldan ayrıldı. Güvendiği haber kaynaklarıyla görüşerek olup bitenleri öğrenmek, halkı dinlemek istiyordu. Olanları bilirse, olacaklar konusunda akıl yürütebilirdi. 

Yunus Emre - İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana (14)

Resim
İy pâdişâh-ı Lem-yezel kıldum yönüm senden yana İş bu yüzüm karasıyla vasl isterem senden yana Sensin bu gözümde gören sensin dilümde söyleyen Sensin beni var eyleyen sensin hemin öndin sona Sen kim didün yâ Rab bana ben yakınam senden sana Çün yakınsın benden bana görklü yüzün göster bana Niçe yakınsın bana sen müştâk u hasret sana ben Dün-gün seni gözleyüben göremezem kaldum tana Her gelen oldur giden ol görinen oldur gören ol Ulvî vü süflî cümleten oldur ger bana görine Yûnus bu sır Hak durur bu dilile gelmek yok durur Bilmesi bunun zevk durur ‘aklıla fehm irmez ana 

Aşık Yaşar Reyhani - Eski Hatıralar (Bir Kara Gözlü)

Resim
  Bir kara gözlü yar yıllarca evvel Berrak bir pınarın başında idi Peri kadar saçlı huriden güzel Durgun yüzlü on dört yaşında idi Tam on dört gecelik ayın yarısı Pembe tül altından sızan sansı Adım adım takip eden birisi Her dakka her saat peşinde idi Sonra onu ben yitirdim el buldu O zaman gönlümde yol iki oldu Üç yıl sonra sordum dediler öldü Hayali bir mezar taşında idi Ben yine o yüzü görürüm bazı Başka zaman değil çalınca sazı Satırıma yazdığım gün o kızı İlham hızı çatık kaşında idi Reyhani'yim derdim izah etmeye Yüz yıl yazsam imkanı yok bitmeye Bülbülümü koymadılar ötmeye Mevsim elli birin kışında idi...

Sezai Karakoç - Kapalı Çarşı

Resim
  Kendi yastıklarına gölge salmasın Çocuklarının öpüşleri onlara anlat Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar Ruhların içindeki müzikle karşılıklı Kapalı çarşı içinde bir sigara Bir keman kılıfı senin saçlarına sürünen yağ Onlara anlat kadınların gözlerinin içinden geçer Kapalı çarşı ve kapalı çarşıyı götüren saat

Özbek Yazar Şehadet Uluğ'un Romanı Türkiye'de

Resim
  Özbek Yazar Şehadet Uluğ 'un Harzemşahlar serisindeki üç romandan birincisi Avrasya Yazarlar Birliği işletmesi Bengü Yayınları tarafından Türk okurlara sunuldu.

Ömer Seyfeddin - Topuz

Resim
Karaman'ın koyunu, Sonra çıkar oyunu... (Atasözü) Küçük başkentin karışık sokakları bugün çok kalabalıktı. Tıpkı ilkbaharda bir bayram gibi... Bütün kadınlar, bol beyaz yenli sırma yelekli pazar kıyafetlerini giymişler, beyaz poturlu dinç erkeklerin dolu testilerle sundukları şarapları içerek coşuyorlardı. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk... Nihayetsiz bir "hurra" zinciri, bağırarak, sallanarak kalabalığın içinden geçiyor, canlı bir girdap dalgası hâlinde döne döne sarayın meydanında birikiyordu. Kilisenin çanları uğulduyordu. Saray kapısının önünde cesur Boyar [1] atlıları saf saf olmuş, bekliyorlardı. Sabahtan beri çektiği şaraplarla epeyce başı dönen meşhur kumandan tolgasının siperini geri itti. Atının ağır üzengileri üstünde biraz kalktı, ileriye baktı. Yanındaki kıdemli subayına: — Daha görünmüyorlar... dedi.

Yunus Emre - Her kim bana ağyârısa Hak Tanrı yâr olsun aña (13)

Resim
Her kim ba ñ a ağyârısa Hak Ta ñ rı yâr olsun a ñ a Her kancaru varurısa bâğ u bahâr olsun a ñ a Ba ñ a ağu sunan kişi şehd ü şeker olsun aşı Gelsün kolay cümle işi eli irer olsun a ñ a Önümce kuyı kazanı Hak tahtın ağdursun anı Ardumca taşlar atanı güller nisâr olsun a ñ a Acı dirligüm isteyen tatlu dirilsin dünyede Kim ölümüm isterise bin yıl ‘ömür virsün a ñ a Her kim diler ben hâr olam düşmen elinde zâr olam Dostları şâd u düşmânı dost u agyâr olsun a ñ a Her kim diler ise benüm o dostumdan ayrıldugum Gözlerinden hicâb gitsin dîdâr ayân olsun a ñ a Miskîn Yûnusun dünyede güldügini işitmeyin Agladugum isteyene gözüm pı ñ ar olsun a ñ a  -------- Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün / Müstef'ilün 

Aşık Yaşar Reyhani - Gidirem*

Resim
  Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum Çaresiz dişimi sıktım gidirem Gafillerden darbe yedi gururum Çaresiz dişimi sıktım gidirem Selam olsun ecdat ile abaya Abdurrahman Gazi, Habip Baba'ya Tuz ektiler çalıştığım çabaya Kaderime boyun büktüm gidirem Benim canım feda idi bin cana Bin can az derlerse iki bin cana Kırk senelik gözyaşımı fincana Kattım Karasu'ya aktım gidirem Kırılmış sazımı astım tavana Çevirdim yönümü döndüm divana Gurbet kelepçedir yurdu sevene Bilerek koluma taktım gidirem Nazar ettim solu ile sağına Sanki matem düşmüş yar otağına Seyreyledim Palandöken dağına Üç kez geri döndüm baktım gidirem Yel devirsin sebeplerin kökünü Sırtıma verdiler sitem yükünü Kırk senedir beklediğim ekini Harmana dökmeden yaktım gidirem Alnımız apaçık yüzüm karasız Buna rağmen kuyladılar yarasız Tambura köyünden Emrah çaresiz Ben de Erzurum'dan çektim gidirem Reyhani'yim aşk ateşim dinmedi İftira darbesi cana sinmedi Zeynel Horasan'a gitti dönmedi Bu da benim kara bahtım gidi...

Victor Hugo - Sefiller (Roman Özeti)

Resim
  Eserin Adı :Sefiller Orijinal Adı: Les Miserables Yazarı :Victor Hugo Çeviri: Volkan Yalçıntoklu Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları  Basıldığı Yer ve Yıl:İstanbul - 2020 Eserin Konusu : Romanda bir kürek mahkumunun on dokuz yılını harcadığı eski günlerine geri dönmemek için sürekli kaçışını ve kaçarken de çektiği sefalet, yaşadığı acılar ile 1800’lü yıllarda Fransız halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar anlatılıyor.

Hikaye (Öykü) ve Özellikleri

Resim
  Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya haz verecek şekilde anlatıldığı kısa edebî yazılara “hikâye (öykü) denir. Hikâye, insan yaşamının bir bölümünü, yer ve zaman kavramına bağlayarak ele alır. Hikâyede olay ya da durum söz konusudur. Olay ya da durum kişilere bağlanır; olay ya da durumun ortaya konduğu yer ve zaman belirtilir; bunlar sürükleyici ve etkileyici anlatımla ortaya konur.

Nahit Ulvi Akgün - Yağmurda Düşünceler

Resim
  Aldım kendimi karşıma,  Sen böyle miydin dedim,  Bir yağmur yağmaya görsün,  Yerinde durabilir miydin. 

Ahmet Haşim - Bir Ağaç Karşısında

Resim
  Soğuk bir kış günü karanfil almak için çiçekçi dükkanına girdim. Tatlı bir yaz hararetiyle ısıttırılan bu yerin havası, nebati usarelerin (1) hafif, sert ve yeşil tebahhuratıyle (2) meşbû (3) idi. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar bana gösterilen, sandalyede oturdum. Mesut bir insan hayalhanesi gibi iklim, mevsim, yer ve zaman haricinde meyil ve hevesin arzu edebileceği her türlü renkte otlar, yapraklar ve çiçeklerle dolu adeta sihirli dükkânda, sessiz bir hayat ile teneffüs ettiği hissedilen karanlık yapraklı, bodur bir hurma ağacından başka hiç bir şeyle meşgul olmadım. Hayalim sanki aciz bir sinekti ve nebati örümcek onu birden ağlarında avlamıştı...

Anonim Türk Halk Edebiyatı

  Söyleyeni belli olmayan, halkın ortak malı sayılan ürünlerin oluşturduğu, sözlü geleneğe dayalı edebiyattır. Sözlü olduğu için, ürünler; halk arasında dilden dile geçtikçe zaman, kişi, yer unsurlarına bağlı olarak değişikliğe uğramıştır. Anlatım, sözlü edebiyat geleneklerine uygundur. Süsten uzak, açık, net, anlaşılır bir dil kullanılmıştır. Daha çok; aşk, hasret, yiğitlik, ölüm gibi tüm insanlığı ilgilendiren konular işlenmiştir.

Orhan Şaik Gökyay - Sitem

Resim
  Ay geçti, yıl döndü unuttu beni Üstüne adını yazdığım ağaç Açtın dertlerini kanattın beni Atında türküler düzdüğüm ağaç Sendeki yemişler böyle değildi.

Edgar Allan Poe - Annabel Lee

Resim
Seneler,seneler evveldi; Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz İsmi Annabel Lee; Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten Sevmekden başka beni.

Omon Matjon - Umr o'tar

Resim
Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979

Hüseyin Nihal Atsız - Geri Gelen Mektup

Resim
  Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Cho'lpon - Go'zal

Resim
Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Gülcan Havva Eraslan - Dünyanın İşleri: Ötkir Haşimov

Resim
Türkiye’nin gündemine giren “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı” manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Bugün Türkiye’nin gündemine giren  “Özbekistan Türkçe kullanma kararı aldı”  manşetleri tam bir kara cehalet örneği. Niçin böyle derseniz, Özbek edebiyatının en sevdiğim yazarlarından birini size tanıtarak cevap vermek isterim. Tabi bu tanışma, Özbekistan’ın dilinin asırlardır Türkçe olduğu, Çağatay Türkçesi olarak bildiğimiz Doğu Türkçesinin Uygur Türkçesi ile beraber temsilcisi olduğunu, dil çalışmalarında da Karluk grubu Türkçesi sınıfında yer aldığını söylememize engel değil.

Nesibe Abdullayeva - Ninni

Resim
  "Babayar askerlik dönüşü Rus kadın getirmiş." sözü o daha kapıdan girmeden köye yayılmıştı… Kimi şaşırmış, kimi inanamamıştı. Köyün kadınları Selime hanımefendiye sabır dilerken yaşlı erkekler de Şirmurad Molla'ya acıyarak sakallarını sıvazlıyorlardı.

Sabahattin Ali - Gecenin Kemanı

Resim
  Yüzü parladı ayın, Bir ses geldi uzaktan: Hasta yorgun bir kadın Şimdi çalıyor keman...

Bobur - G'azal (Kim ko‘rubdur, ey ko‘ngul, ahli jahondin yaxshilig‘)

Resim
Kim ko‘rubtur, ey ko‘ngul, ahli jahondin yaxshilig‘, Kimki ondin yaxshi yo‘q, ko‘z tutma ondin yaxshilig‘. Bu zamonni naf’i qilsam ayb qilma, ey rafiq, Ko‘rmadim hargiz, netayin, bu zamondin yaxshilig‘. Dilrabolardin yomonliq keldi mahzun ko‘ngluma, Kelmadi jonimg‘a hech oromi jondin yaxshilig‘. Ey ko‘ngul, chun yaxshidin ko‘rdung yomonlig‘ asru ko‘p, Emdi ko‘z tutmoq ne ya’ni har yomondin yaxshilig‘. Bori elga yaxhshilig‘ qilg‘ilki, mundin yaxshi yo‘q Kim, degaylar dahr aro qoldi falondin yaxshilig‘. Yaxshilig‘ ahli jahonda istama Bobur kibi, Kim ko‘rubtur, ey ko‘ngul, ahli jahondin yaxshilig‘.

Orhan Seyfi Şirin - Omuz Omuza

Resim
Yolda beyazlar allar Kınalıdır ak eller Hanımlar mendil sallar Beyler omuz omuza. Burası Anadolu Dağlar omuz omuza Gidenler toprak oldu Sağlar omuz omuza.

Cumhuriyet Dönemi Türk Nesri - 6 (Biyografi)

Resim
“Biyografi”, otobiyografi ve monografiyi de içinde barındıran bir üst kavram olarak; sanat, edebiyat, tarih, politika vs. alanlarda tanınmış, sevilmiş; ülkesine ve bütün insanlığa veya belli bir sanat bilim alanına önemli katkılarda bulunmuş kişilerin hayat hikayelerinin yazılmasıyla ortaya çıkan edebiyat türüdür.