Âşıka ta'n etmek olmaz mübtelâdır n'eylesin Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n'eylesin Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n'eylesin N'ola ta'yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n'eylesin Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n'eylesin N'ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n'eylesin Olmasa Nef'î n'ola dil-beste zülf-i dilbere Tab'-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n'eylesin
Geldikti bir zaman Sarı Saltık'la Asya' dan, Bir bir Diyâr-ı Rûm'a dağıldık Sakarya'dan. Seyrindeyiz atıldığı sahilsiz enginin, Atmeydanı' nda ölmüş “enelhak” şehîdinin. Merhûm Edirne Şeyhi Neşâtî diyor ki: “Biz Saf aynalarda sırroluruz öyle gâibiz.” Zâhid hayâl eder bizi meyhane zındığı, Bilmez ki sen ve ben hepimizdir tapındığı. Gâibde bir muhâvere geçmiş de pek hafî, Gaybî’ye söylemiş bunu İdris-i Muhtefî Etdik o kadar ref-i teayün ki Neşâtî Ayine-i pür-tâb-ı mücellâda nihânız