Kayıtlar

Eylül, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aşık Reyhani - İnsan Ömrü Kara Benzer

Resim
İnsan ömrü kara benzer Erimekten kurtulamaz Sona doğru azar azar Yürümekten kurtulamaz

Abdürrahim Karakoç - Kızıl & Kara

Resim
(Âşık Feymani’nin “Ne Tevir” şiirine) Bir dertten kurtulsak beşi geliyor; Hâl aynı hâl, amma, yara değişti. Kaptan yolculardan haraç alıyor; Yol aynı yol, amma, kira değişti.

Yavuz Bülent Bakiler - Şaşırdım Kaldım İşte Bilmem Ki Nemsin

Resim
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla

Vecdi Bingöl - Leyla Bir Özge Candır

Resim
  Söz: Vecdi Bingöl Beste: Sadettin Kaynak Makam: Segâh Leylâ bir özge candır Kara gözlü ceylândır Doyulmaz hüsnü andır Kanılmaz bir içim su

Abdülkadir Karahan* - Enderunlu Vasıf

Resim
  Asıl adı Osman Vâsıf olup bostancıbaşılıktan sadrazamlığa yükselen Elbasanlı Arnavut Halil Paşa’nın kardeşinin torunudur. İstanbul’da doğduğu bilinmekle beraber doğum tarihi hakkında kesin bir kayıt yoktur. Öğrenim yılları ve ilk görevlerinden hareketle yaklaşık 1771’de dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Kaynaklarda ailesi ve çocukluk yılları hakkında da yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak Türk kültür ve edebiyat tarihine birçok şair, hattat, mûsikişinas ve edip kazandırmış olan Enderun’dan yetiştiği bilinmektedir. Eğitim ve öğrenim gördüğü Enderun Saray Mektebi’nde yetiştiği için Enderunlu veya Enderûnî lakabıyla anılan Vâsıf III. Mustafa, I. Abdülhamid, III. Selim, IV. Mustafa ve II. Mahmud dönemlerinde yaşamıştır.

Yunus Emre - Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya (3)

Resim
  Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye

Köksal Cengiz (Niyâzkâr) - Seninle Ben

Resim
Ey sevgili muhabbetin bağında, Seninle ben yaprakla, gül olsaydık... Yandıkça tutuşan gönül dağında; Seninle ben ateşle, kül olsaydık...

Emine Işınsu - Ak Topraklar (Roman Özeti)

Resim
  ESERİN ADI :Ak Topraklar YAZARI :Emine Işınsu YAYIN EVİ ve ADRESİ :Ötüken Neşriyet A.Ş.-İstanbul BASIM YILI :1973 1.ESERİN KONUSU: Selçuklu Devleti’nin kuruluşundan Malazgirt Savaşı’na kadar olan savaşlar ve olaylar anlatılmaktadır.

Cenap Şahabettin - Riyâh-ı Leyâl

Resim
  Ey gizli kebuterlerin âheste sürûdu Ey mirvaha-i lâne-i mürgân Ey bâd-ı hırâmân Âfâka inince gecenin sütre-i dûdu Başlarsın ufuktan seyelâna Bâlîn-i cihâna! Ol dem ki olur, ey tarab-âmûz-ı hayâlât, Bir nây-ı zümürrüd gibi nâlân Destinde nihâlân… Ol dem ki olur dest-i bilûrunda semâvât, Bir çeng-i dil-âvîz-i müzehheb Bir ûd-ı mükevkeb… Ol dem getir ondan bana ey bâd-ı peyem-res, Ondan bana sen gizlice bir ses, Ey bâd-ı peyem-res, Ol dem getir ondan bana sen gizlice bir ses; Ol dem götür ey bâd-ı şebângâh, Benden ona bir âh! … Bir ninni ile rûh-ı leyâli uyutursun; Ervâha eder da’vet o ninni Bir hâb-ı muganni! Bir hâb-ı muganni ile rûhu avutursun; Bir hâb-ı mugannide gönüller Rü’yâları dinler! Ey bâd-ı muganni ki hadâıkda verirsin Her nağmeye, her saza muâdil Yapraklara bir dil… Ey bâd-ı muattar ki semâdan getirirsin Her zühreye bir nâme-i hoş-bû, Bir bûse-i dil-cû… Bir ses getir ondan bana ey bâd-ı peyem-res, Bir şeb getir ey bâd-ı peyem-res, Ondan bana bir ses! … Ey bâd-ı peyem-re...

Orhan Veli Kanık - Anlatamıyorum

Resim
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum.

Oyhan Hasan Bıldırki - Av İzinde Bir Şahin

Resim
Şiir bir ebemkuşağı Mavi, yeşil, sarı, kırmızı Ansızın hayâl ufkumuzu kuşatır Şiir henüz doğuma yatmış bir çiçek Gonca gonca sancılar içinde Hayata uzanır

Tenkid (Eleştiri) Yazı Türü ve Özellikleri

Resim
  Bir sanat ya da düşünce eserini tanıtırken zayıf ve güçlü yönlerini belirtme, bir yazarın gerçek değerini yansıtma amacıyla yazılan yazılara eleştiri (tenkid) denir. Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere de otokritik (özeleştiri) denir.

Cemal Süreya - Beni Öp Sonra Doğur Beni

Resim
  Şimdi utançtır tanelenen sarışın çocukların başaklarında

İlhan Berk - Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar

Resim
  Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner Çayırları büyürken görürüm

Berna Moran'ın "Edebiyat Kuramları ve Eleştiri" Kitabının Genel Bir Özeti (“Edebiyat Kuramları ve Eleştiri” Kitabına Genel Bir Bakış) [1]

Resim
  1.       Giriş Berna Moran’ın İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’ndeki “Eleştiri” derslerinin bir derlemesi niteliğinde olan "Edebiyat Kuramları ve Eleştiri"[2] isimli kitap, edebiyat üzerine üretilen fikirleri açıklığa kavuşturma amacını taşır. Günümüze kadar gelmiş çok sayıda kuram ve yöntem bulunduğu için eldeki kuram ve yöntemleri tasnif etmek de güçleşir. Bu kitapta yapılmış olan tasnif, sanat eserine etki eden dört unsura dayanır: Sanatçı, eser, okur ve toplum.

Abdurrahim Karakoç - İncitme

Resim
  Gölgesinde otur amma Yaprak senden incinmesin. Temizlen de gir mezara Toprak senden incinmesin.

Oyhan Hasan Bıldırki - Gemiler

Resim
Gel geç sevdalar kısa bir gün gibidir Yaşasan ne yazar, yaşamasan ne fark eder Anılara tutunup yaşamak çok zor be gülüm Karanfil kurusunda demlenmiş mektuplar Sensiz olduğum akşamlarda beni deli eder Muhteşem bir sevda hikâyesinin kanadıyız Avucumuzda yazılı kader alır götürür bizi Hüzünlü sonbahar derken, ilkbahardayız Sıralı yıldızlar gibi mısralarımız dizi dizi Güneş gitse bile bakıyorsun dolunaydayız Hikâyemiz desen bizden önce düşer yollara Çiçeğe böceğe, ağaca yaprağa yazılır Gözlerimizde gülden boyanmış gülücükler El eleyiz çılgın denizin gözü üstümüzde Geç mi kaldık? Nerde bizi alıp gidecek gemiler? 31 Ocak 2007

Transkripsiyon (Çeviriyazı) Nedir?

Resim
Transkripsiyon, bir alfabede mevcut seslerin/harflerin bazı özel işaretler kullanılarak başka bir alfabenin harflerine dönüştürülüp onlarla gösterilmesini ifade eder. "Çeviriyazı" şeklinde Türkçeleştirilmiştir. Arapça metinlerin, Arap alfabesinin kullanıldığı Farsça ve Urduca metinlerin ve aynı alfabeyle yazılmış Türkçe metinlerin Latin harflerine dönüştürülmesi şeklinde uygulanır. Bu tür metinlerin Latin harfleriyle yazılmasına “Latinizasyon”, bu duruma getirilmiş metinlere “Latinize” denilir.  Teoride yazı çevrimi karşılığında “transkripsiyon” ve “harf çevrimi” anlamında  transliterasyon  diye anılan iki usul söz konusudur. 

Gevheri - Ela Gözlü Nazlı Dilber

Resim
  Ela gözlü nazlı dilber Seni kandan sakınırım Kandan değil hey efendim Seni candan sakınırım O yana bu yana bakma Beni ateşlere yakma Elini koynuna sokma Seni senden sakınırım Gevheri der ben bir merdim Yüreğimden çıkmaz derdim Sen bir kuzu ben bir kurdum Seni benden sakınırım

Aşık Veysel - Güzelliğin On Para Etmez

Resim
  Güzelliğiñ on par'etmez Bu bendeki aşk olmasa Eğlenecek yer bulamañ Göñlümdeki köşk olmasa

Fuzuli - Gazel (Cilve-i aks-i ruhun âyinede ey reşk-i hûr)

Resim
Cilve-i aks-i ruhun âyinede ey reşk-i hûr Rûşen etmiş anı kim hurşîddendir aya nûr Berk-i âhım gök yüzün tutmuş sirişkim yer yüzün Sohbetimden hem vuhûş etmiş teneffür hem tuyâr Aşk resmi ger budur müşkil yeter dermâna derd Dert ehli bî-zeban bî-dertler mest-i gurûr Dâğ-i dil-sûzu firâkın kıldı gün günden füzûn Nûr-i mâh efzûn olur hur-şîdden oldukça dûr Va’de-i lûtfun çok ammâ baht yâr olmaz ne sûd Gül bitirmez âb-i şirin vermek ile hâk-i şûr Târ-i zülfündür mi ruhsârında canlar meskeni Yâ bırakmış bir reh-i pür piç ü ham gül-zâre mûr Ol ser-i kûy itleri içre Fuzûlî yok yerim Bes bana mâtem-serâ ben handan u handan sürûr

Bir Ataş Ver Cıgaramı Yakayım (Türkünün Hikayesi)

Resim
  Tarih 4 Nisan, 1953. Çanakkale boğazı Nağra burnu açıkları. Saat 02:15. Gece sessiz, soğuk ve karanlık. 

Osman Çeviksoy - Koşarak Yaşayan Adam: Yakup Ömeroğlu

Resim
Kuruluşundan bir süre sonra üyesi olduğum Türkiye Yazarlar Birliği’nin Genel Başkanıydı. Adını, çalışkanlığını duymuştum, ancak yüz yüze görüşmemiş, konuşmamıştık. Belki de cumartesi etkinlikleri dışında derneğe fazla uğramadığım için böyleydi. Onu, ilk kez derneğin 2006’da yapılan genel kurulunda uzunca bir süre dinleme imkânı buldum. Milli Kütüphane’nin büyük salonundaydık. Derneğin yeni yönetim kurulunu ve diğer kurullarını seçecektik. Sunucu tarafından sahneye davet edilen genç adamın soyadı dikkat çekiciydi. Üç kelimeden oluşuyor ve “deli” ile başlıyordu: Yakup Deliömeroğlu. Doğrusu ben soyadına ilk duyduğumda da hiç takılmamıştım. Anadolu’da mert, yiğit, cesur, gözü pek insanların “deli” diye anıldıklarını biliyordum. Dedem bunlardan biriydi. Mutlaka geçmişinde dedem gibi biri ya da birileri vardı ki böyle bir soyadı almışlardı. Yakup Deliömeroğlu, salonda hazır bulunanları selamladıktan sonra gösterişten uzak harika cümleler kurmaya başladı. Etkili, güzel konuşmasını, beniml...

Lütfü Şahsuvaroğlu - Son Konuşmamız

Resim
Yakup Deliömeroğlu kardeşimdi. Ömeroğlu yaptığında serzenişte bulunmuştum; "bize deli yürekler lâzım, niçin delilik gibi yüce ve akıncı bir makamı bıraktın" diye...

Özge Ömeroğlu - Selâm Babam

Resim
  Selamların en güzeliyle selam. Dünya bir penceredir bakıp geçmeye diyor Mevlâna. Sen o pencereye öyle güzel baktın ki Orta Asya’daki toprakları çiçeklendirdin, oradaki kardeşlerimize umut oldun, bu topraklara nimet oldun, yaz oldun. Şimdi o pencere kapandı buralar kış oldu, bitmeyen bir ateş oldu, sensizlik çok güç oldu. 

Havva Ömeroğlu - Adanmış Bir Nefes

Resim
Sana hiçbir zaman “gitme” demedim.  Biliyordum “Türk dünyası” deyince kalbinin başka attığını, oraların sana nefes olduğunu.  Şimdi daha iyi anlıyorum. Bana bunu söyletmeyenin seninle ilgili plânları bulunduğunu. Meğer yapman gereken ne çok iş varmış ömür çizgisine sığdırmak için.  Yesevi’nin şehri Türkistan’da başlayan evliliğimiz boyunca Türk Dünyası ile kurduğun bağın bir insanda, bir kitapta, bir dergide nasıl vücut bulduğuna şahitlik ettim.  

Hoca Dehhani - Gazel (Görmedi felek gözleyüben biŋ göz-ile hīç)

Resim
  Yine görürem bende saʿādet eseri var Kim şol gözelüŋ baŋa ʿināyet naẓarı var Beŋzer ki ḳatı göŋline āhum eser itmiş Her āh ki cāndan ḳopa ṭaşa eseri var Dīvāne anuŋ şemʿ-i cemāline naẓar ḳıl Tā rūşen ola dünyede kim saŋa perī var Görmedi felek gözleyüben biŋ göz-ile hīç Aġzı bigi bir ḥoḳka ki ṭolu güheri var Yalŋuz mı menem ʿāşıḳ u āvāre elinde Bu bābda biŋ bencileyin derbederi var ʿĀşıḳda ne var kim ide maʿşūḳına īsār Ger nesnesi yoḳsa hele āh-ı seḥeri var Dehhāni anuŋ bilini bilüŋ ki ḳuçamaz Ger ḳuçsa kemer ḳuça ki bilinde zeri var

Ahmet Haşim - Yarı Yol

Resim
  Nasıl istersen öyle dinle, bakın: Dalların zirvesindeyiz ancak, Yarı yoldan ziyâde yerden uzak, Yarı yoldan ziyâde mâha yakın.

Fuzuli - Gazel (Sâkiyâ câm tut ol âşıka kim kayguludur)

Resim
  Sâkiyâ câm tut ol âşıka kim kayguludur Kaygu çekmek ne için câm ile âlem doludur Telh güftârsız olmaz leb-i yâr ey âşık Çok heves eyleme ol şerbete kim ağuludur Koyalım başı hum-i bâde ayağına gelin Tutmamak olmaz anun hürmetini bir uludur Bunca kim kûh-sıfat başıma taşlar urulur Dîde-i bahtım uyanmaz ne ağır yuhuludur Dil-i pür-hûnuma yağdırma belâ peykânın Hazer et şîşeye nâ-geh zarar eyler doludur Gönlümün zahmına peykânını ettim merhem Genc-i gamdır n’ola ger böyle demir kapılıdır Nergisin fikri Fuzûlî göz ü gönlümde gezer Tutar âhu vatan ol yerde ki otlu suludur

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

Resim
  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Yunus Emre - Gül ü reyhânun kokusı ‘âşıkıla ma‘şûkadur

Resim
Bir kez yüzün gören senün ‘ömrince hîç unutmaya Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye

Ârif Nihat Asya - Câhide'nin Eli

Resim
"Bingöl'ün Hepsor köyünde geceleyin bir evden, sussun diye dışarıya attıkları beş ya­şındaki Cahide'yi almaya gidince bulamadı­lar. Sabaha kadar aradılar..  Sabahleyin uzak­larda bir el bulundu." G a z e t e l e r Sokaklarında kurtlar gezen köy... Karanlıklarında neon ışıkları değil, kurt gözleri parlayan gece ve kurtlar sofrasında tadımlık bir çocuk: Beş yaşındaki Cahide... Böyle bir sofradan artakalan minimini bir el; Cahide'nin eli.

Nef'i - Kaside (Der Medh-i Vezir-Azam Murad Paşa)

Resim
Gamzen ne dem ki tiğ çekip hûn-feşân olur Uşşâk-ı dil-figâra ecel mihribân olur

Neyzen Tevfik - Kime Sordumsa Seni

Resim
  Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler; Kimi "alçak", kimi "hırsız", kimi "deyyus" dediler... Künyeni almak için, partiye ettim telefon: Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler! ..

Yavuz Bülent Bakiler - Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Resim
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik, Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden. Martılar konuyor omuzlarıma, Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Yunus Emre - ‘Işk da‘vîsin kılan kişi hîç anmaya hırs u hevâ (2)

Resim
  ‘Işk da‘vîsin kılan kişi hîç anmaya hırs u hevâ ‘Işk evine girenlere ayruk ne meyl ü ne vefâ

Orhan Veli Kanık - Rahat

Resim
  Şu kavga bir bitse dersin, Acıkmasam dersin, Yorulmasam dersin; Çişim gelmese dersin, Uykum gelmese dersin; Ölsem desene!

Nedim - Kaside (Kasîde Der-Sitâyiş-i Ali Pâşâ)

Resim
Başlayup cûşişe tabʿımda mezâyâ-yı sühan Mevc-hîz oldu yine lücce-i deryâ-yı Aden Hüsn-i matlaʿda edüp çeşme-i mihri rîzân Eyledi hükmünü icrâ yine tabʿ-ı rûşen

Ahmet Kutsi Tecer - Nerdesin?

Resim
Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Oyhan Hasan Bıldırki - Güvercinler Kanada Kalktı

Resim
  Bir şiire takılmışım, peşi sıra sürükleniyorum. Gönlüm ve kafam, saç tellerimin en ucundan, ayak parmaklarımda biten bütün kılcal damarlarıma kadar bir tek hücremi atlamaksızın, o şiirin büyüleyici etkisiyle sarmaş dolaş. Dopdoluyum. Bıraksalar, taşacağım. Bu şiire, nerede, nasıl takıldım, bilmiyorum.

Fuzuli - Gazel (Menim kim bir leb-i handân için giryanlığım vardır)

Resim
Menim kim bir leb-i handân için giryanlığım vardır Perişan turralar devrinde ser-gerdanlığın vardır Yaşım taht-i revandır tâc-i zerrîn şu’le-i âhım Görün kim devlet-i aşk ile ne sultanlığım vardır Yumulmaz eşk tuğyânında ansuz çeşm-i hun-bârım Hâyâl-i sûret-i cânâna hoş hayranlığım vardır Sirişkim gör beni ey ebr özünden kem hâyâl etme Hevâ-yi aşk ile bin sence eşk-efşanlığım vardır Fuzûlî câm-i mey terkin kılıp zühd ile takvâdan Kamu dânâya rûşendir bu kim nâ-danlığım vardır

Modern Karga

Resim
Nereden yürütmüşse Karga, Ağzında büyük bir parça Beyaz peynir, dala konar, Yirmbirinci yüzyıl, bir bahar.

Orhan Veli Kanık - Karga ile Tilki

Resim
Bir dala konmuştu karga cenapları; Ağzında bir parça peynir vardı. Sayın tilki kokuyu almış olmalı; Ona nağme yapmaya başladı:

Fabl

Resim
  Fabl , b ir tür küçük hikayedir. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan küçücük kesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. 

Aşık Reyhani - Hele Gelin Görün Bizim Köyleri

Resim
Otuz ekim bin dokuz yüz seksen üç Hele gelin görün bizim köyleri Dünyadan ahrete başladı bir göç Hele gelin görün bizim köyleri

Oğuz Atay - Özge'ye Mektup

Resim
  Sevgili Özgeciğim, Mektubunu bu sabah aldım. Bana böyle uzun ve güzel bir mektup yazdığın için teşekkür ederim; Ahmet Mithat Efendi-Hüseyin Rahmi hikâyesini de çok beğendim.

Mektup

Resim
Mektup, kişi ve kurumların birbiriyle çeşitli maksatlarla haberleşmek için yazdıkları yazılardır. Bir haber vermek, haber almak, bir şey sormak, istemek, bir duyguyu ya da düşünceyi paylaşmak, bir konuyu tartışmak gibi maksatlarla yazılır. Mektup türünün ortaya çıkmasındaki temel düşünce ‘paylaşma isteği” dir.

Refik Halit Karay - Yezidin Kızı (Roman Özeti)

Resim
  Eserin Adı                   : Yezidin Kızı Yazarı                           : Refik Halid Karay Yayın Evi ve Adresi    : İnkılap ve Aka Kitabevleri Ankara Cad. No:95 İstanbul Basım Yılı                    : 1972 Konusu                : Bir adamın akıl hastası bir kadınla geçirdiği ilginç olaylar. Eserin Özeti       :  Hikmet Ali adlı bir mebus gemiyle seyahate çıkar. Seyahati esnasında bir kadın hem güzelliğiyle, hem de yanındaki uzun sakallı adamla Kürtçe konuşmasıyla ilgisini çeker. 

Fuzuli - Gazel (Müjem ser-çeşmeler menzil tutan âşüfte Mecnûn’dur)

Resim
  Müjem ser-çeşmeler menzil tutan âşüfte Mecnûn’dur Anunçün beste-i zencîr-i seyl-i eşk-i gül-gundur Sevâd-ı nokta-i gird-âba benzer merdüm-i çeşmim Ki dâ’im garka-i gird-âb-ieşk-i çeşm-i pür-hundur Hamide kâmetim kim dâğ-i dilden kana gark olmuş İçinde noktası gûyâ ki Kaf altındaki nundur İşit derd-i dilim efsâne-i Mecnûn’a meyl etme Kim ol efsâneden hem anlanan mutlak bu mazmundur Ferah-bahş-i dil-i ma’şuk olur şerh-i gam-i ‘aşık Sürûd-i bezm-i Şîrin nâle-i Ferhâd-i mahzundur Kemend-i çîn-i zülfün vehmi gitmez zâr gönlümden Bana ol rişteyi ejder kılan bilmen ne efsundur Fuzûlî vermedi ta’n okları göz yaşına teskîn Önün bend etmek olmaz hâr ü hâşâk ile Ceyhun’dur

Orhan Seyfi Orhon - Kurt Masalı

Resim
Kurt bir akşam acıkmıştı Dağlarda ava çıkmıştı Bakınarak sağa sola Geldi en işlek bir yola Dedi: ”Bu çok güzel bir yer, Bir kısmetim varsa eğer, Ayağıma gelir kendi.” Seçtiği yeri beğendi. Geçti öyle hayli zaman Bir katır çıktı uzaktan