Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hacıbey Özbay - Saray Yapacaklarmış

Resim
Yalan mı essah mı bilemiyorum, Teröriste saray yapacaklarmış, Şeyimden uydurup söylemiyorum, Teröriste saray yapacaklarmış.. Şaka sanma şaka; olur mu olur, Gün gelir elbette divan kurulur, Melundan, hainden hesap sorulur, Teröriste saray yapacaklarmış. Kimin parasıyla, kimin puluyla, Hesap soracağız kanun yoluyla, Haberleştin mi hiç Tirebolu’yla, Teröriste saray yapacaklarmış. Bu nasıl bir cüret, nasıl cesaret, Sizlere mi kaldı koca memleket, Şehitlerin evi akarken hayret, Teröriste saray yapacaklarmış. Hiç tepki vermedik “önder” dediler, İmralı’ya heyet gönder dediler, İki tane koltuk; minder dediler, Teröriste saray yapacaklarmış. Manda yoğurduyla besleyecekler, El bebek, gül bebek süsleyecekler, Belki de deyyus’u everecekler, Teröriste saray yapacaklarmış. Yeter artık yeter; vallahi taştım, Boşa emek verdim, boşa çalıştım, Şaşmıyorum artık ben de alıştım, Teröriste saray yapacaklarmış. Hacıbey Özbay 30.03.2026

Şâir Eşref - Kıt'a (Huzur)

Resim
Ne ekâbir, ne ricalde, ne de bizde var huzur, Künyemiz yoksa da ayan ile meb’usta bizim. Onların bâb-ı sarayda, ……ken anası, Anamız ağladı sürgün ile mahbusta bizim..

Yahya Kemal Beyatlı - Geçmiş Yaz

Resim
Rü'yâ gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle, Her ânını, her rengini, her şi'rini hazdan. Hâlâ doludur bahçeler en tatlı sesinle! Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinde; Mehtâb... iri güller... ve senin en güzel aksin... Velhasıl o rü'yâ duruyor yerli yerinde!

Ziya Gökalp - Cenk Türküsü

Resim
Düşman yine öz yurduna el attı, Mezarından ata'n kılıç uzattı, Yürü diyor, hakkı zulüm kanattı, Attilâ'nın oğlusun sen unutma! Medeniyet deme, duymaz o sağır; Taş üstünde taş kalmasın durma kır: Kafalarla düz yol olsun her bayır, Attilâ'nın oğlusun sen unutma! Koş, Pilevne yine al bayrak taksın, Gece gündüz Tuna suyu kan aksın, Yaksın kahrın, bütün Balkan'ı yaksın; Attilâ'nın oğlusun sen unutma!

Baki - Kaside (Der-İmzâ’-yı Dîvân-ı Sultân Süleymân Hân)

Resim
Cihân-ı ma’delet kân-ı mürüvvet Penâh-ı mülk ü millet nusratü’d-dîn Şeh-i ‘âdil Süleymân Hân-ı Gâzî Mu’izzü’d-devle sultânü’s-selâtîn Ne hoş kıldı görüñ âsâr-ı lutfı Cihân-ı sûret ü ma’nâyı tezyîn Virüp fazl u kemâli husrevâne Ma’ânî mülkine tertîb ü âyîn Yine nazm eylemiş bir ‘ıkd-ı gevher İder biñ kerre Hassân görse tahsîn Misâl-i hurde-i pîrûze hattı Mücellâ safhası bir levh-i sîmîn  Ya hod zîbâ ter ü tâze benefşe Der-âgûş eylemiş gül-berg-i nesrîn Beyâzı gurre-i subh-ı sa’âdet Sevâdı sürme-i çeşm-i cihân-bîn Sevâd-ı hatt içinde noktalardan Şeb-i târîk içinde şekl-i pervîn Egerçi noktadur sûretde anlar Velî ma’nâ yüzinde hâl-i müşgîn Edâsı Selsebîl-i bâg-ı Rıdvân Hurûfı ravzadan gelmiş reyâhîn Ne deryâdur bu şi’rüñ bahri yâ Rab Ki andan kâ’inât olmış güher-çîn Nice nâzükdür ol şi’r-i şeker-bâr Leb-i dil-ber gibi şîrîn ü rengîn Pes-i âyîne-i tab’ından itdi Yine tûtî-sıfat Bâkîye telkîn Şikâr itmek nedür ma’nâ hümâsın Bulınsa tab’-ı şâhî gibi şâhîn Kemâlin añlayup bir bir öñinde K...

Necdet Evliyagil - İstanbul

Resim
Bu şehrin akşamını seyrettik, Ufukta erirken güneş. Sahillerinde gezindik, Hayal ve baharla eş. "Moda Koyu" yanmada, Renklerin grubuyla, Karşıyakanın minareleri aksetmede suya, Bütün gururuyla. Sabahın ilk aydınlığını Yudumlarken deniz, Balıkçı tekneleri Yola çıkar sessiz ve kimsesiz. Fâni olmuş seneler Evlerde beklenir, "Üsküdar"ının servileri, "Eyüp" sırtlarına Ses verir. Kulak kabartır Allah da-kul da Bir tarih dinlenmede İstanbul'da. Ölümlü, gep geçici, kalımsız.

Ahmet Hamdi Tanpınar - Yağmur

Resim
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, Bir parça uzaklaş kederlerinden. Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, Mehtabın ördüğü saatler nerde? Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, Yağmur ince ince toprağa sinsin, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Dalmış gözlerinle pencerelerde.

Ötkir Haşimov - Aydınlık Geceler

Resim
            Ne zaman çocukluğumu hatırlasam aklıma ılık yaz geceleri gelir. Avlumuzda bir badem ağacı vardı. Baharın gelmesiyle birlikte çiçek açardı ama hiç meyve vermezdi. Annem: “Badem yalnız olduğu için meyve vermiyor” diye anlatırdı. O bademin alt tarafında bir seki vardı. Gün batarken annem avluya bolca su serperdi. Gün boyunca yakıcı güneşin altında ısınan toprağın kokusu, sekinin altındaki reyhanların kokusuna karışır, güzellik saçardı. Etraf sessizliğe bürünürdü. Sonra pırıl pırıl yıldızlarla dolan gökyüzünde incecik altın bir kaş gibi ay görünürdü. Annem ayakta, aya bakarak yavaşça fısıldardı: Ay anamız giyinmiş, Kanatları altın. Sübhanallah Rabbim size, Ömür veresin bize…   Böyle söyler ve başımı okşardı. Ay ana ise bu güzel şarkıyı yeniden işitmek ister gibi boşlukta durup beklerdi. Yıldızlar dalıp giden gözlerini bize dikmiş sevgiyle bakarken annem bana masal anlatırdı. Masalda, “taşların arasına girip ...

Айзат Рақыш - Көз байланғанда (хикаят)

Resim
«Телміріп алған теңгеден тер төгіп тапқан теңге жұғымды.»                                                                                   Халық мақалы -Мәссаған, мына бір әнші жиырма миллионның сағатын тағады екен.-Әділ телефонының экранына сілекейі шұбыра қарады.

Aşık Şenlik - 93 Harbi Koçaklaması

Resim
Ehli İslam olan işitsin bilsin Can sağ iken yurt vermeniz düşmana, İsterse Urusat ne ki var gelsin, Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Kuşanın kılıcı, giyinin donu, Kavga bulutları sardı her yanı Doğdu koç yiğidin şan almak günü Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Asker olan bölük bölük bölünür. Sandınız mı ki Kars kal?ası alınır, Boz-atlar üstünde kılıç çalınır Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Kavga günü namert sapa yer arar Er olan göğsünü düşmana gerer Cem?Ervah bizlen meydana girer Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Hele âl-Osmanın görmemiş zorun Din gayreti olan tedarik görün At tepin, baş kesin, Kazağın kırın Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Ben-Esverdir bilin Urus?un aslı Orman yabanisi,balıkçı- nesli Hınzır sürüsüne dalıp kurt misli Can sağ iken yurt vermeniz düşmana Şenlik , ne durursuz atları binin Sıyra kılınç düşman üstüne dönün, Artacaktır şanı bu âl-Osman'ın, Can sağ iken yurt vermeniz düşmana. ---- Urusat: Ruslar. âl-Osman: Osmanlı. vermeniz: Vermeyiz. Kazağ...

Hüseyin Nihal Atsız - Ayrılık

Resim
Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı, Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı. Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı, Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı... Ağaçların dalları saygılarla eğildi, İçimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi, Böceklerin sesleri birdenbire kesildi, Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı... Ayın on dördü gökte yavasça yükselince, Bir bağlama başladı önceden ince ince ... Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı, Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı. Birini inletirken bir kadının elleri, Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri... Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama, Çalkalanarak diyor ki: Boşunadır, ağlama! Kemençen, bağlamam ve ... Gönüllerimiz kırıktır; Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır... Gök onun kadar derin , o gök kadar berraktı, Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı... Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün, Beni hala yakıyor tadı en son öpüşün!?.. Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın, Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları. Söndürür n...

Dertli - Beni

Resim
Sakiya camında nedir bu esrar Kıldı bir katresi mestane beni Şarab-ı lalinde ne keyfiyet var Söyletir efsane efsane beni. Refet nikabını ey vech-i enver Zulmette gönlümüz olsun münevver Şarab-ı lalinin lezzeti dilber Gezdirir meyhane meyhane beni. Aşıkın çok bela gelir başına Tahammül gerektir adu taşına Şem -i ruhsarına aşk ateşine Yanmada seyretsin pervane beni. Bakmazlar Dertli'ye algındır deyu Hakikat bahrine dalgındır deyu Bir saçı Leyla 'ya mecnundur deyu Yazdılar deftere divane beni.

Nazım Hikmet - Tahirle Zühre Meselesi

Resim
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte Yani yürekte. Mesela bir barikatta dövüşerek Mesela kuzey kutbuna keşfe giderken Mesela denerken damarlarında bir serumu Ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin Ama o bunun farkında değildir Ayrılmak istemezsin dünyadan Ama o senden ayrılacak Yani sen elmayı seviyorsun diye Elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık Yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Hüseyin Câvid - Mesud

Resim
Ne söyleyim, ne düşündünse hepsi neşepezir?, Gözel, sevimli, feqet şairane bir tesvir... Bu bir heqiqete benzer xiyâl-i müzlimdir, Ki, pişgah-i nigâhmda böyle dalgalanır. "Xeyal içinde beşer daima seadet arar, Heqiqetin üzü lakin gülümsemez, ağlar' O servler ki, uzaqdan sana tebessüm eder, Biraz da yaklaşalım: bax hemen tecessüm eder. Önünde bir sürü dehşetli, sisli âbideler, Ki, daima saçar etrafa kirli râyiheler. O servlikde çayırdan, çiçekden iz yoxdur, Görürken anlayacaqsan ki, hep bataqlıqdır. Gözel, temiz su bulunmaz, cehennimi bir çöl, Ki, zift axır, birikir, her teref olur göl-göl. Bu "servlik" dediyin hep mülevvesiı ehramlar, Çamurlu, hisli buruqlardır öyle menzeredar. Yığm-yığm beşeriyyet o muzlim ormanda, Yaşar, qoşar, çalışar zift içinde her yanda. Heyatı güldürecek bir ümide bağlanarak,  İş arxasmca qoşuşmaqda hepsi çırpmaraq. Biraz da yaklaşalım, gör zavallı insanlar, Neler çekir yaşamaqçün? Nasıl yaşar onlar? Görünce tâb edemezsin, acırsın, ağlarsın, N...

Nabi - Gazel (Olmasa)

Resim
Vermezdi kimse kimseye nan minnet olmasa Bir maslahat görülmez idi rüşvet olmasa Halkın meyanesinde bulunmazdı ittihad Meşreblerine vasıta-i hisset olmasa Kendi vücudüne bile kıymazdı mâli halk Kasd-i nümayiş-i şeref ü şevket olmasa Yok bîgarez muamele ehl-i zemânede Kimse ibâdet etmez idi cennet olmasa Tahsil-i ilmin üstüne tercih eder mi nâs Tahsil-i mâl vasıta-i rif’at olmasa Gümyab idi miyan ile imandan imtizac Mabeynde alâka-i cinsiyyet olmasa Bad-i bürud ederdi füsürde bedenleri Nar-i tama’ müeddi-i germiyyet olmasa Etmez zuhur arsede bir kimseden kerem Zımnında kasd-i daiye-i şöhret olmasa Bakmazdı kimse ayine-i safa Nabiya Hodbînlik alâkasına âlet olmasa

Həcər Atakişiyeva - Azərbaycan Ədəbiyyatşünaslığında Birinci Türkoloji Qurultayın Rolu

XX əsrin əvvəlləri türk xalqlarının elmi və mədəni həyatında mühüm dəyişikliklər dövrü kimi xarakterizə olunur. Bu dövrdə türk xalqlarının dili, ədəbiyyatı, tarixi və mədəni irsinin sistemli şəkildə öyrənilməsi istiqamətində geniş elmi fəaliyyətlər başlanmışdır. Bu prosesin ən mühüm hadisələrindən biri 1926-cı ildə Bakıda keçirilmiş Birinci Türkoloji Qurultay olmuşdur. Qurultay türk dünyasının müxtəlif ölkələrindən olan alimləri bir araya gətirərək türk dillərinin, ədəbiyyatının və mədəniyyətinin elmi əsaslarla tədqiqinə yeni istiqamətlər vermişdir. Bu mühüm elmi toplantı Azərbaycan elminin, xüsusilə də ədəbiyyatşünaslığın inkişafında mühüm rol oynamışdır. Birinci Türkoloji Qurultay 1926-cı ilin fevral–mart aylarında Bakı şəhərində keçirilmişdir. Qurultayda Sovet İttifaqının müxtəlif bölgələrindən, eləcə də Türkiyə və Avropadan gəlmiş alimlər iştirak etmişdir. Qurultayın əsas məqsədi türk dillərinin inkişaf perspektivlərini müəyyənləşdirmək, türk xalqlarının ortaq elmi problemlərini ...

Mirze Feteli Âhunzâde - Müxemmes

Resim
Zîver ne sezadır sene ey düber-i zibâ, Bîneqs yaratmış seni ol Xâliq-i yekta. Deş bayrım dürdânelerin, boynuna asma. Et vesmeye sen qaş ü qabaq, ey qedi mîna, Yum gözünü hem sürmeden, ey gözleri şehlâ. Kirşan- senemâ, âyine-yi rûyun eder târ, Qoy hesret-i vechinde erisin onu zinhar. Ger qeza dexi meyl-i rühün eylese izhâr, Tok qanmı öz destin ile- ey büt-i eyyar, Axır necidir veslini o ede temenna? Hüsnün sözü her firqeyedir türfe fesâne, Salmış bu zaman mchr-i rühün şö'le cahâne, Dönderdi senin reşk-i lebin bedeni qâne, Düşsün tora, yâ Reb, gire ger zülfüne şâne, Onun ne revadır düşe başına bu sevda? En gii sterinin gözüne barmaq ola her dem, Ger meyi qila kim ola destinde mükerrem. Elbette, edersen kemerin qâmetini xem, Bundan sonra tâ ede miyânm hevesin kem, Lütf ü nazerin kesme vefâdârdan amma. Tiflis müsexxer sene, ey düxter-i tersâ, Âşiqlerİne me'bed olub deyr ü kelîsâ. Menden sene vesf istedi Şıxh Eli Ağa, Dedim: seni vesf etmeye mânend-î Mesıhâ, Ruhu'l-qüds imdadı g...

Qasım Bey Zâkir - Dost Yolunda Cefâ Çekdim, Can Üzdüm,

Resim
Dost yolunda cefâ çekdim, can üzdüm, Yetişmedim bir mekâne, ay meded. Ser-â-ser endâmım mumtek eridi, Eşq ateşi düşüb câne, ay meded. Murâdımız şükûfesi bitmedi, Belâlı serimden sövdâ getmedi, Yeter oldu ömür başa yetmedi, Elim zülf-i perişâne, ay meded. Qalmışam göz yolda, könül intizâr, Gem tutub yaxamı her yana dartar, Men bilmenem nece bağlanıb yollar, Bir gelen yox bu virane ay meded. Ayrı düşmek veteninden yamandı,  Diyâr-i gürbetde öldüm, amandı.  İtirmişem yarı xeyli zamandı,  Axtarıram yana-yana, ay meded. Bir kimsenin yoxdu menden xeberi, O qaşları yayı sevenden beri, Şikeste Zâkir'em, ahım eseri, Od salıbdı âsimâne, ay meded.

Yunus Emre - Niteligüm Soran İşit Hikâyet (19)

Resim
Niteligüm soran işit hikâyet Su vü toprak od u yil oldı sûret Dört muhâlif nesneden dört dîvârun Sâzikâr eyledi virdi kerâmet Yil ile toprağı kıldı mu'allak Su içinde odı dutdı selâmet Rızk-ı ‘ömri tamâm eyledi henüz Şeş cihet olmadın tutduğı kisvet Rûhumdan kimsene haber viremez Emrdür kâdırlığı virür hareket Bâkî tertîblerümi şerh ideyüm 'İnâyet mevcûdı sem' ü basâret  'Aklumun haberi bugünki degül Anı er dirisen evvelki âyet Su'âl cevâb kelecisi buna degindür Bundan böyle cihânum bî-nihâyet Yûnusıla buna denlü nasîbüm Gönül dost turagı dilüm şehâdet 

Ziya Gökalp - Çobanla Bülbül

Resim
Çoban kaval çaldı, sordu bülbüle: “Sürülerin hani, ovan nerede? ” Bülbül sordu, boynu bükük bir güle: “Şarkılarım hani, yavrum nerede? ” Ağla çoban ağla; ovan kalmadı. Göz yaşı dök bülbül, yuvan kalmadı. Çoban dedi: ”Ülkeler hep gitse de, Kopmaz bende Anadolu ülkesi,” Bülbül dedi:”Düşman haset etse de İstanbul'da şakıyacak Türk sesi” Çalış çoban kurtar öz yurdunu. Şairlerden topla, bülbül bir ordu. Çoban dedi: ”Edirne’den ta Van’a Erzurum’a kadar benim mülklerim.” Bülbül dedi: ”İzmir, Maraş, Adana, İskenderun, Kerkük en saf Türklerim” Sarıl çoban, sarıl, mülkü bırakma. Yad elinde, bülbül Türk’ü bırakma. Çoban dedi: Sürülerin hep kaçsa Benim sürüm var kaçmaz, adı Türk ili. Bülbül dedi: “Şarkı ölsün, yok tasa; Türkülerim yaşar söyler halk dili. Yalvar çoban, yalvar, ilin kurtulsun. Dile haktan bülbül, dilin kurtulsun.

Murat Çobanoğlu - Bir Dua Edim

Resim
Ben bir dua edim siz amin deyin Cümlemizi afeylesin yaradan İsyanımız fazla amelimiz yok Cümlemizi afeylesin yardan Her zaman huzurda duran aşkına Boynunu Mevla'ya buran aşkına Hakk kelamı güzel Kur'an aşkına Cümlemizi afeylesin yardan Hakk'a doğru zikir eden gözlere Selavat getiren nurlu yüzlere Afatını göstermesin bizlere Cümlemizi afeylesin yardan İsyan bizi götürüyor günaha Çalışanlar temiz gider dergaha Çobanoğlu el açıyor Allah'a Cümlemizi afeylesin yaradan

Nef'i - Musammat Bahar Kasidesi (Der Medh-i Sultân Murâd Hân Aleyhi'r-rahmeti Ve'l gufrân)

Resim
(NESİB) Esdi nesîm-i nev-bahâr açıldı güller subh-dem Açsın bizim de gönlümüz sâkî meded sun câm-ı Cem Erdi yine ürd-i behişt oldu havâ anber-sirişt Âlem behişt-ender-behişt her kûşe bir bâğ-ı İrem Gül devri ayş eyyâmıdır zevk u safâ hengâmıdır Âşıkların bayramıdır bu mevsim-i ferhunde-dem Dönsün yine peymâneler olsun tehî hum-hâneler Raks eylesin mestâneler mutrıbler etdikçe nagam Bu demde kim şâm u seher meyhâne bâğa reşk eder Mest olsa dilber sevse ger ma'zûrdur şeyhu'l-Harem Yâ neylesin bî-çâreler âlüfteler âvâreler Sâgar sunar meh-pâreler nûş etmemek olur sitem Yâr ola câm-ı Cem ola böyle dem-i hurrem ola Ârif odur bu dem ola ayş u tarabla mugtenem. (TEGAZZÜL) Zevkı o rind eyler tamâm kim tuta mest ü şâd kâm Bir elde câm-ı lâle-fâm bir elde zülf-i ham-be-ham Lutf eyle sâkî nâzı ko mey sun ki kalmaz böyle bu Dolsun sürâhî vü sebû boş durmasın peymâne hem Her nev-resîde şâh-ı gül aldı eline câm-ı mül Lutf et açıl dahi gül ey serv-i kadd-i gonca-fem Bu dürd ü bu sâfî deme ...