Ana içeriğe atla

Fuzuli - Kaside (Kasîde-i der nât-ı hazret-i mevcûdât)

 


Ne kim sahife-i tedbîre akl eder mastûr
Sağınmam anı olur olmaz olmayan makdûr
Hevâ-yi dâr-i vefâ umma her hevâyîden
Kim ol makâmdadır ser-bülend olan Mansûr
Harif-i erre-i gam sanma her kuru ağacı
Ki yazılır Zekariyyâ adına ol menşur
Dil-i pür âteş-i âşıktır âh-i serd ile hoş
Olur bürûdete mâ’il tabâyi’-i mahrûr
Füsürde zâhid eger âşık-i ciğer-sûza
Refâkat etse yüz yıl zulmetine düşmez nûr
Sağınma bir arada ihtilât kılmak ilen
Tutar mizâc-i karanfil tabi’at-i kâfûr
Hoşum ki aşk ile rüsvâ-yi has ü amım ben
Felek bu şive ile eylemiş beni meşhûr
Müdâm nakd-i hevâ hâtırımdadır meknûn
Hemişe fikr-i mahabbet dilimdedir mezkûr
Niçin ki hân-i muhabbet meveddet-i şâhi
Ki halkadır sebeb-i feyz-i kirdigâr-i gafûr
Meh-i sipihr-i nübüvvet Muhammed-i Kureşi
Çerâğ-i şâm-i ebed âf-tâb-i subh-i nüşûr
Şeh-en-şehî ki Süleymân-i mülk-i ma’ni olup
Muti’ oldu ana ins ü cinn ü vahş ü tuyûr
Cihânı açmak için tapşuruldu hazretine
Kelîd-i mahzen-i mahrûsa-i vukûf ü şu’ûr
Yetirdi silsile târ-i hisâb-i hicretine
Üzülmesin diyüben rişte-i sinîn ü şuhûr
Şikest nukre-i halis-‘iyârıma koydu
İyâr-i nukre-i zâtında ihtimâl-i küsûr
Ruh u kadidir olan halvet-i cinân içre
Çerâğ-i meclis-i gılmân ü şem’-i mahfil-i hûr
Ne-'şek ki akdı bevâdide parmağından su
Bu şerhadır mutazammın hutût-i mevc-i buhur
Muhalif emrinedir bade kim ayağa düşer
Nakizdir ana kim gûş-mâl alır tanbûr
Eyâ Şehî ki gürûh-i peyem-ber-i mürsel
Behişte basmaz ayak senden almadan destur
Egerci hâmeye el urmadın elinde idi
Hat-ı betâlet-i İncil ü nesh-i harf-i Zebur
Ne söz ki anda senin yok rızâ-yı huddâmın
Kalır serây-i tabî'atta tâ ebed mahsur
Bırak hicâb nikâbın güzel cemâlinden
Ki tâ göre seni ortada görmeyen nice kür
Bu mesned içre nice mest-i hâb-i nâz olasın
Erişti subh gel aç imdi nerkis-i mahmur
Fesâd ehli cihâna bıraktılar feterât
Kıyamet oldu ne yatmak mecâlidir uru dur
Zamane muntazır-i .iktidâ-yi emrindir
Sözün ne ise yürüt buyruğun ne ise buyur
Fetahtü ayne ricâi bi-seyfike'l-kâhır
Kad istecertü bihi min aduvvike'İ-makhûr
Bi-ke'î-melâzu ve ente'l-me'âzu fi'd-dâreyn
Ale's-sırâti izâ hane li'l-enami ubûr
Recu'tu inneke takza'l-umûr fi-yevmin
Bi-emri rabbüke kad terteci'i ileyke umûr
Lezimtü zeylike ercü rizâke fi'd-dâreyn
Kefâ vüsûku bi-lutfike'I-mevfûr
Şehâ Fuzûlî-i dil-hasteyim bi-hamdi'IIâh
Reh-İ şeri'atine tâbi emrine rne'mur
Olup durur sözümün nazm ü nesri na'tinde
Hemişe gevher-i manzum ü lü'lü-i mensur
Fesahat ehli arasında i'tibârım var
Ne i'tibâr ger olduysa hey'etim mahkur
Özüm hakîr be-gâyet sözüm müfîd velî
Nicük; ki hükm misâlinde satrü beyne sutûr
Ümîd var ki tutdukça mülk râh-i nizâm
Ümid var ki taptıkça ahd-i ömr mürur
Mürur-i ömri senâ-yi Resul ile geçirem
Ölende edem anı armağan-i ehl-i kubur
(Mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün / fa’lün)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979