Ana içeriğe atla

Hoca Ahmed Yesevi - On Birinci Hikmet (Bu Dünyayı Düşman Tutup Yürüdüm)

Ey dostlar temiz aşkını ele aldım

Bu dünyayı düşman tutup yürüdüm ben işte

Yakam tutup hazretine sığınıp geldim

Aşk kapısında Mansur gibi oldum ben işte


Aşk yolunda aşık olup Mansur geçti

Belini bağlayıp Hakk işini sıkı tuttu

Melametler ihanetler çok işitti

Ey müminler hem Mansur oldum ben işte


Aşık Mansur "Enel Hakk' i dile getirdi

Cebrail gelerek "Enel Hakk"ı beraber söyledi

Cebrail gelerek başın ver deyip yola saldı

Darağacına asılıp cemalini gördüm ben işte


Mansur gelince darağacı eğilip kendi aldı

Batın gözü açık olanlar hayran kaldı

Işık salıp Allah kendisi nazar eyledi

Ey sevgili deyip cemalini gördüm ben işte


Nida geldi o darağacına çok boğma" diye

"Sıkı dur her yan bakıp sen ağma"diye

Taşa dedi "Emrimi tutup sen değmeyesin"

Levh-i Mahfuz tahtasında gördüm ben işte


Üçyüz molla yığılıp yazdı çok rivayet

Şeriatdır ben de yazayım bir rivayet

Tarikatda hakikatda haktır himaye etmek

Başımı verip Hakk sırrını bildim ben işte


"Enel Hakk'ın manasını bilmez cahil

Bilge gerek bu yollarda mertlerin denizi

Akıllı kullar Hakk yadını dedi sevgili

Candan geçip Sevgili'yi sevdim ben işte


İma eyledim bilge olsa ibret alsın

Zahir ilminden yazıp söyledim işaret kalsın

İnci gevher sözlerimi gönlüne koysun

Halden deyip aşıklara verdim ben işte


Sahibsiz Mansur hor görülmekle oldu tam

Bir söz ile dostlardan oldu ayrı

Kalb halini hiç kimse bilmez Tanrım tanık

Kanlar yutup ben hem tanık oldum ben işte


Şeyh Mansur'un "Enel Hakk"ı yersiz değil

Yolu bulan bize benzer günahkar değil

Her soysuzlar bu sözlerden haberli değil

Haberli olup Hakk kokusu aldım ben işte


Bir gece seherde garip Mansur çok ağladı

Işık salıp Allah kendisi rahmeyledi

Ondan sonra kırklar bakarak şarap verdi

Bilgelere bu sözleri dedim ben işte


Cahillere essiz sözüm hayfı hikmet

İnsanım deyip belini bağlar hani himmet

Dünya için birbirine eylemez şefkat

Zalimlere esir olup öldüm ben işte


Zalimlerde had ne ola bizde günah

Dervişlerin huyu kötü, geçmez dua

O sebepten sultan kılar bize cefa

Ayet hadis anlamından söyledim ben işte


Zalim eğer cefa eylese Allah de

Elini açıp dua eyleyip boyun eğ

Hakk yardımına yetmez olsa endişe eyle

Hakk'dan işitip bu sözleri söyledim ben işte


Zalim eğer zulüm eylese bana ağla

Yaşını saçarak bana sığınıp belini bağla

Haram şüphe terk ederek yürek dağla

Zalimlere yüzbin bela verdim ben işte


Zalimlerin yakınlığı nedir ben yaratan

Yaradan'ı aklına getirmeden sen unutan

Benden vazgeçip zalimlerin elini tutan

Zalimlere kendim kıymet verdim ben işte


Sana ceza Yaradan'a yalvarmadın

Allah deyip geceleri kalkıp inlemedin

Gerçeklerden sözler söyledim işitmedin

Zalimlerin elini uzun kıldım ben


Ey habersiz Hakk'â gönül yürütmedin

Dünya haram ondan gönül soğutmadın

Nefsden geçib Allah'a doğru yönelmedin

Bu nefs için ağlamaklı ve şaşkın oldum ben işte


Zalimleri şikayet etme zalim kendin

Huyun riya etki etmez halka sözün

Dünya malını dolu verdim doymaz gözün

Harisleri "Siccin" içine saldım ben işte


Kızıl dudağı hareketlenip söyledi seni

Can ve kalbim ümmetlerinin gözünün aydınlığı

Hakk'a kul bana ümmet olan hani

Gerçek ümmetin sinesine koydum ben işte


Kul Hoca Ahmed Hakk sözünü söyleyip geçti

Aynel-yakin tarikatta bozlayıp geçti

İlmel-yakin Şeriatı gözleyip geçti

Hakkel-yakin hakikatından söyledim ben işte

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Ali Şir Nevai - Gazel (Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülrû kelmedi)

  Kiçe kelgümdür dibân ol serv-i gülr ū kelmedi Közlerimga kiçe ta ñ atkunçe uykū kelmedi. Lahza lahza çıktım ü çekdim yolıda intizâr Kildi cân ağzımga yu ol şâh-ı bedhū kelmedi. Ârazıdan aydın irkende ger etti ihtiyât Rūzgârım dek hem olganda karangū kelmedi. Ul perîveş hecridin kim yığladım divânevâr Kimse barmu kim anga körgende külgū kelmedi. Közleriñdin niçe suv kelgey deb öltürmeñ meni Kim, bârı kan irdi kilgen bu kiçe sū kelmedi. Tâlib-i sâdık tapılmes, yoksa kim koydı kadem, Yolga kim evvel kadem ma'şukı ötrū kelmedi. Ey Nevâî bâde birle hürrem et könglün üyin Ne uçun kim bâde kilgen üyge kaygū kelmedi.

Cengiz Dağcı - Korkunç Yıllar (Roman Özeti)

  ESERİN ADI: Korkunç Yıllar YAZARI: Cengiz Dağcı YAYINEVİ: Ötüken Yayınları, İstanbul, 2001 1.    ESERİN KONUSU:   İkinci Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin Çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi. 2.    ESERİN ÖZETİ: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor.Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kazak Türkü.Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor. Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.(1937) Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı.Önce camilerde ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Mikayıl Müşfiq - Yenə o bağ olaydı

Yenə o bağ olaydı, yenə yığışaraq siz O bağa köçəydiniz. Biz də muradımızca fələkdən kam alaydıq, Sizə qonşu olaydıq. Yenə o bağ olaydı, səni tez-tez görəydim, Qələmə söz verəydim. Hər gün bir yeni nəğmə, hər gün bir yeni ilham, Yazaydım səhər axşam. Arzuya bax sevgilim, tellərindən incəmi? Söylə, ürəyincəmi?

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Oyhan Hasan Bıldırki - Kaçak

     Gün, daha henüz ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı’nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce görünüyordu. Sabahın güzelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde sürüp giden renk dövüşünü kana kana görebilmek… Korkusuz olmak. Ne kadar güzelmiş değil mi?

Esat Mahmut Karakurt - Vahşi Bir Kız Sevdim (Roman Özeti)

Eserin Adı: Vahşi Bir Kız Sevdim Yazarı: Esat Mahmut Karakurt Yayınevi: İnkılap Ve Aka Kitabevleri   Koll.Şti. Ankara Cad. No :95 – İstanbul. Basım Yılı: 1967 ( İlk baskı   1926 ). Eserin Konusu : Balkan harbi yıllarında bir   Türk subayı ve Bulgar kızının aşkı. Eserin Ana Fikri : Gönül   ferman dinlemez. Eserin Özeti: Abdulhamid’in saltanatı sırasında Adil adında, otuz bir yaşında yakışıklı bir Türk subayı İstanbul’dan   Makedonya’ya Cisri Mustafa Paşa Tepesi’ni içine alan mıntıkada görevlendirilir. Burada başında güzel bir kızın bulunduğu Bulgar çetesinin saldırıları ile karşılaşır ve bu çetenin terör faaliyetlerine son vermek üzere görevlendirilir.

Tarık Buğra - Küçük Ağa (Roman Özeti)

  Küçük Ağa ,  Tarık Buğra ‘nın 1964 yılında yayınlanan romanıdır. Kurtuluş mücadelemizin  Akşehir'de yaşanan bölümünü konu edinir. Zamanla cepheye ve Ankara'ya dair hususlara da girilir. KONUSU: Birinci Dünya Savaşı (1914) ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür. Romanda, bir Anadolu kasabası olan Konya ilinin bir ilçesi olan Akşehir’den yola çıkılarak, bütün zor koşullar altında millî kurtuluş mücadesi veren Kuva-yı Milliye konu edilmiştir. Olaylar Anadolu'nun küçük bir kasabasında başlar ve gelişir. ÖZET: Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır.

Mehmed Akif Ersoy - Küfe (Safahat'tan - 5)

Beş-on gün oldu ki, mu’tada inkıyâd ile ben Sabahleyin çıkıvermiştim evden erkenden. Bizim mahalle de İstanbul’un kenârı demek: Sokaklarında gezilmez ki yüzme bilmeyerek! Adım başında derin bir buhayre dalgalanır, Sular karardı mı, artık gelen gelir dayanır! Bir elde olmalı kandil, bir elde iskandil , Selâmetin yolu insan için bu, başka değil! Elimde bir koca değnek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa basıp, yok, denizse atlayarak, Ayakta durmaya elbirliğiyle gayret eden, Lisân-ı hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde , harab evlerin saçaklarına, Sığınmış öyle giderken, hemen ayaklarına Delîlimin koca bir şey takıldı...

Halit Ziya Uşaklıgil - Mai ve Siyah (Roman Özeti)

  ESERİN ADI           :MAİ ve SİYAH ESERİN YAZARI    :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL YAYINEVİ                 :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ BASIMYILI              :1980 1.ESERİN KONUSU: Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. 2.ESERİN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.