Ana içeriğe atla

Oyhan Hasan Bıldırki - Niçin Haşim?


Son asır Türk Edebiyatı; Tanzimat döneminden sonra (1839) çeşitli devrelerden geçerek, evrensel bir soluğa erişebilmek için, Avrupa’ya özellikle Fransız Edebiyatı’na yöneldi. Aydınlar arasında, Osmanlı sarayının himayesi altında gelişen, Necati Bey, Baki, Fuzulî, Nedim ve Şeyh Galip gibi büyük ustalar yetiştiren Divan Edebiyatı, sınırlı bir edebiyat anlayışına sahipti. İslamî tesirler altında gelişen bu edebiyat, belli şekiller ve türler dışına çıkamıyordu. Ayrıca Osmanlıca ile yazılması, bu edebiyat anlayışının ve zevkinin halk tarafından anlaşılmamasına yol açmıştı.

Daha çok halka inmek, 1839 Tanzimat Fermanı’nın getirdiği hürriyet havasından faydalanarak, halka bir şeyler vermek isteyen Tanzimat aydınları, haklı olarak Divan Edebiyatı’na karşı harekete geçtiler ve bu sınırlı edebiyat anlayışını yıktılar. Avrupa’dan yeni nazım şekilleri, yeni edebiyat türleri getirerek, Türk Edebiyatı’na bir genişlik verdiler.

Şairler ve yazarlar yavaş yavaş dilin sadeleşmesine çalıştılar. Fakat ister Tanzimatçılar olsun, ister Servetifünuncular olsun, yine de eski dil zevkinden vazgeçemediler. Edebiyatımızda ilk defa Fecr-i Aticiler içinde gözüken Haşim bile bu dil zevkinden yakasını kurtaramadı. Zira devrin eğitim kurumları Osmanlıca ile eğitim yapıyor, Türk Edebiyatı aydınlar kesiminin malı oluyor, geniş halk kitlelerinin cahil oluşu yüzünden yaygınlaşamıyordu.

Ayrıca Haşim’in Sembolist akıma bağlı kalışı, duygularını birtakım sembollerle anlatmak isteyişi, onu Farsça veya Arapça’dan yeni kelimeler almaya, ağır bir dille yazmaya zorluyordu. İşte bu yüzden saf şiiri yakalayan ve gerçek şiire varan Haşim, büyük kitlelerce anlaşılamaz oldu.

Oysa Türk şiirine büyük emeği geçen, yeni bir anlayış getiren Haşim’in türlü yönlerinin incelenmesi, gerçek değerinin ortaya çıkarılması gerekir. Ancak bu incelemeler sonucu Haşim’in değeri ortaya çıkacak ve büyüklüğü, aşılmaz bir usta oluşu anlaşılacaktır. Sonra Haşim’in ruh dünyasına inerek, sembollerinin altında yatan ruh halini yakalamak, bu hüznün ve akşamın büyük şairinin büyüleyici dünyasını tanımak, bize şiirin ne demek olduğunu öğretecektir.

Biz, bu küçük incelememizle Haşim’in şiirlerinde gördüğümüz kaçış “tema”sının sebeplerini ortaya koymak, büyük ustanın bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmak istedik. Bu tip çalışmalar ilerledikçe, Türk Edebiyatı gerçek yörüngesine oturacak, okuyucuya yeni duygular ve görüşler ilham edecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979