Ana içeriğe atla

Yorgansız Hakkı - Kastamonu Destanı


Ormanı mubandır, suları berrak,

Lâtiftir havası Kastamonu’nun.

Yeşillik, çemenlik def eder merak

Bağ, bahçe safası Kastamonu’nun.


Tepeler arası mevkii vardır;

Asâr-ı atika kalesi vardır,

Civarı fabrika, değirmen, hızardır

Münbittir ovası Kastamonu’nun


Meşhurdur elması, üryani erik

Arpa, buğday, mısır, kendir ve çeltik

Yumurta, pastırma, kereste, tiftik

Biçilmez pahası Kastamonu’nun.


Mantar, çilek, kiren salep de biter

Ahalinin çoğu rençberlik eder

Yaz çalışır, eker, kışın da yatar,

Zükûr ve üna’sı Kastamonu’nun.


Tavşan, tilki,porsuk, keklikle sansar,

Zerdavayla kunduz, geyik, canavar

Bir haftada dört gün pazarı durar

Fazladır kurası Kastamonu’nun.


Ilgaz, Yaralıgöz ve Ballıdağlar

Her birinde ayrı ırmaklar çağlar

Elekdağlı kasnak, süpürge bağlar,

Vâsidir merası Kastamonu’nun


Balında, yağında hep kekik kokar,

Ortasından ufak bir de çay akar

Dörtte biri ise hep urgan yapar

Azdır avaresi Kastamonu’nun.


Ersil ile Toklu, İnci, Temeli

Yollarında söğüt, kavakla servi  

Çokları da çalar on iki telli

Bulunur efesi Kastamonu’nun.


Üç yazı, üç kışı, altı muhtelif,

Evleri sıkışık, üst üste girif

Odunu, kömürü olunmaz tarif

Bolcadır çırası Kastamonu’nun.


Çifte havuzlarla kayada evler

İsfendiyar, Sinan, Koçhisar Beyler

Cami kapıları hünerli derler

Yaptırmıştır ustası Kastamonu’nun.


Devrekâni’de bez, Germeç’te urgan

Daday’da yağ, yoğurt, Araç’ta soğan,

Tosya’nın ipliği şehrin sahtiyan

Yedidir kazası Kastamonu’nun.


Haddimce dolaştım Mısır’ı, Şam’ı

Dokuz tek, iki de çifte hamamı

Söylesin dillerde şöhreti, nâmı

Olunsun senâsı Kastamonu’nun.


Altı yüz on beştir tarih-i fethi

Vatan olduğundan değildir methi,

Sekiz yüz elli mesâha-i sathı

Şirindir yaylası Kastamonu’nun.


Bir hatıra olsun benim destanım

Okusun dinlesin ahbab, yâranım,

Doğdum ve büyüdüm anavatanım

Eğrek art yakası Kastamonu’nun.


Ahalisi sahi hem gözü toktur,

Zengini, ağası esnafı çoktur,

Benden başka da avanağı yoktur

HAKKI budalası Kastamonu’nun.


Hakkı BAYRAKTAR

(Derleyen: Mustafa Eski, Kastamonu Halk Şairi

Âşık Yorgansız Hakkı Bayraktar, s. 117-118-119)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Qaçaq Nəbi

Azərbaycanın xalq qəhrəmanı Qaçaq Nəbi 1854-cü ildə Gəncə quberniyasının Zəngəzur qəzasının Aşağı Mollu kəndində (indiki Qubadlı rayonunda) anadan olub. Onun qaçaqçılıq etməsinin maraqlı tarixçəsi var.

Divan Edebiyatı (Türk Klasik Edebiyatı)

  “ Türk  Klasik   Edebiyatı ” olarak da tanımlanan Divan edebiyatı, Türklerin İslam kültüründen etkilenmeleri sonucu oluşturdukları bir edebiyattır. Bu edebiyat, bazı kaynaklarda “ Havas Edebiyatı “, “ Yüksek Zümre Edebiyatı “, “ Saray Edebiyatı ”  “Eski Türk Edebiyatı ” gibi adlarla da anılmaktadır. Ancak belli ilkeler çevresinde gelişen bu edebiyat, şairlerin şiirlerini “ Divan ” denilen yazma kitaplarda toplamalarından dolayı daha çok “ Divan edebiyatı ” adıyla ifade edilmektedir.

Abdulla Oripov - Birinchi muhabbatim

Kecha oqshom falakda oy bo‘zarib botganda, Zuhro yulduz miltirab, xira xanda otganda, Ruhimda bir ma’yuslik sokinlik uyg‘otganda, Men seni esga oldim, birinchi muhabbatim, Eslab xayolga toldim, birinchi muhabbatim.

Erkin Vohidov - O'zbegim

  Tarixingdir ming asrlar Ichra pinhon, o‘zbegim, Senga tengdosh Pomiru Oqsoch Tiyonshon, o‘zbegim.

Munis Faik Ozansoy - Dilek

Yurdumda bir evlik toprak isterim Yayla olsun, yamaç olsun, düz olsun Orada bir ömür kalmak isterim Yaz, kış olsun, bahar olsun, güz olsun. Bir dam altı gece barındıracak Daldan, sazdan yapma bir çardak olsun İçinde kütükler yanan bir ocak, Yünden veya ottan bir yatak olsun. Çardağı sarmalı bir çiçek dalı, Salkım olsun, gül olsun, leylâk olsun. Yakınlarda bir de su bulunmalı Deniz olsun, göl olsun, ırmak olsun. Ekmeğim topraktan, suyum ırmaktan Katığım kâh zeytin, kâh peynir olsun Mutluluk duyayım nefes almaktan Dost güvenilir, düşman bilinir olsun. Tanrım, başka bir şey ister değilim İçimde ne bir hırs, ne bir kin olsun Yolumu beklesin, akşam sevgilim Bence güzel, ellerce çirkin olsun.

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Fuzuli - Gazel (Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar)

  Mukavves kaşların kim vesme birle reng tutmuşlar Kılıçlardır ki kanlar dökmek ile jeng tutmuşlar

Zafer Bayramımız Kutlu Olsun

Milletin hürriyeti, dini, namusu ve şerefi, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı  için şehid ve gazi olan kahramanlarımızın ruhları şad, Türk Milletinin  Zafer Bayramı  kutlu olsun ...

Faruk Nafiz Çamlıbel - Mehmetçik'e Kaside

Ey milletimin lâhzada halkettiği ordu! Baktın ki bütün bir vatan elden gidiyordu, Boğdun coşarak düşmanının gayzını kanda Derler ki, esaret denilen halka cihanda Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin; Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin Dünyâ seni sehpâya çekerken gözü bağlı; Mağlûbu o gün gördü cihan gâlip edalı... Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından. Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla; Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla! Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda; Mademki cihan neş'eli, mademki bu anda Seyretmede bir kâfile Türk ordularından Şarkın ebedî fecrini İzmir sularından!