Kayıtlar

Halit Fahri Ozansoy - Denizde Ay

Resim
  İndi solgun ve ılık Ay ışığı denize Bal rengi bir tatlılık Çöktü gözlerinize. Baktınız uzun uzun Bu sulara baktınız, Sulara ruhunuzun Tadını bıraktınız! Bu tatla aydınlanan enginlere aktınız!

Ahmet Haşim - Şafakta

Resim
  Dönsek mi bu aşkın şafağından Gitsek mi ekâlîm-i leyâle? Bizden daha evvel erişenler Ağlar bugün evvelki hayâle. Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek Düştüyse gönüller bu melâle? Bir eldir ufuklardan uzanmış Zulmet bizi çekmekte visale... ekâlîm: İklimler

Avni (Fatih Sultan Mehmed) - Gazel (İmtisâl-ü cahid-ü fillah olubdur niyyetüm)

Resim
  İmtisâl-ü cahid-ü fillah olubdur niyyetüm Din-i İslâm'ın mücerred gayretidir gayretüm Fazl-ı hakk u himmet-i cünd -i ricâlullah ile  Ehl-i küfrü serteser kahreylemekdür niyyetüm Enbiyâ vü evliyâya istimâdum var benüm Lûtf-i hakdandur heman ümmid-i feth ü nusretüm Nefs ü mal ile n'ola kılsam cihanda ictihad  Hamdülillah var  gazâya sad hezâran rağbetüm Ey Muhammed! Mucizât-ı Ahmed-i Muhtar ile  Umaram gâlib ola a'dâ-yı dine devletüm   

Avnî (Fatih Sultan Mehmed) - Gazel (Elden gider)

Resim
Sâkiyâ mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider  Erişir fasl-ı hazân bâğ u bahâr elden gider.  Her nice zühd ü salâha mail olur hâtırım  Gördüğümce ol nigârı ihtiyâr elden gider.  Şöyle hâk oldum ki âh etmeye havf eyler gönül  Lâcerem ba'd-ı sabâ ile gubâr elden gider.  Gırre olma dilberâ hüsn-i cemâle kıl vefâ Bâki kalmaz kimseye nakş ü nigâr elden gider.  Yâr içün ağyar ile merdane ceng etsem gerek  İt gibi murdar rakîb ölmezse yâr elden gider.

Servet-i Fünun Edebiyatı (1896 – 1901)

Resim
  1877 Osmanlı-Rus savaşı sırasında II. Abdülhamit, Meclis-i Mebusanı kapatır, idareci ve aydınların bir kısmını sürgüne, bir kısmını da değişik memuriyetlere gönderir. Böylece “İstibdat (Baskı) Dönemi” diye adlandırılan dönem başlamıştır.  Servet-i Fünun dergisi , Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkarılan, başta Batıdaki bilimsel ve teknolojik gelişmeleri işleyen bir dergidir. Recaizade Mahmut Ekrem , derginin yazı işleri müdürlüğüne öğrencisi  Tevfik Fikret ‘i getirtir. Recaizade, dönemin yetenekli sanatçıları olan Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Ahmet Hikmet ve Ahmet Şuayb gibi sanatçıların dergide yazmalarını teşvik etmiştir. Servet-i Fünun dergisi bu geçişlerden sonra güçlü bir edebiyat dergisi hüviyetini almıştır.

Fuzuli - Gazel (Dökdükçe kanımı okun ol âsitân içer)

Resim
Dökdükçe kanımı okun ol âsitân içer Bir yerdeyim esîr ki toprağı kan içer Ehl-i zamâne kanına çok teşnedir zemîn Kanın kimin dökerse felek ol zamân içer Mey içmeden açılmaz imiş bâb-i mağfiret Sevgendler bu bâbda pir-i muğan içer Ukbâda kevser istemesin rind-i mey-kede Dünyâda bes değil mi mey-i ergavan içer Gamzen görünmeyib göze kanlar içer müdâm Zâhid kimi ki bâdeni elden nihân içer Meyden eğerçi tevbe verir el Fuzûlî’ye Ey serv sen kadeh sunar olsan revân içer

Ömer Seyfeddin - Ant

Resim
  Ben Gönen'de doğdum. Yirmi yıldan beri görme­diğim bu kasaba hayalimde artık seraplaştı. Birçok yerleri unutulan eski, uzak bir rüya gibi oldu. O zaman genç bir yüzbaşı olan babamla her vakit önün­den geçtiğimiz Çarşı Camii'ni, karşısındaki küçük, harap şadırvanı, içinde binlerce kereste tomruğu yüzen nehirciği, bazen yıkanmaya gittiğimiz sıcak sulu hamamın derin havuzunu şimdi hatırlamaya çalışırım. Fakat beyaz bir unutkanlık dumanı önü­me yığılır. Renkleri siler, şekilleri kaybeder... Pek uzun gurbetlerden sonra vatanına dönen bir adam doğduğu yerin ufkunu koyu bir sis altında bulup da sevdiği şeyleri uzaktan bir an evvel göremediği için nasıl mahzun olursa, ben de tıpkı böyle meraka, sabırsızlığa benzer bir elem duyarım. O, her akşam sürülerle mandaların, ineklerin geçtiği tozlu, taşsız yollar; yosunlu siyah kiremitli çatılar; yıkılacakmış gibi duran büyük duvarlar; küçük, ahşap köprüler; nihayetsiz tarlalar; alçak çitler hep bu duman içinde erir... Yalnız, evimizle me...