Kayıtlar

Cahit Sıtkı Tarancı - Desem ki

Resim
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim Senden kopardım çiçeklerin en solmazını Toprakların en bereketlisini sende sürdüm Sende tattım yemişlerin cümlesini Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin. Desem ki... İnan bana sevgilim inan Evimde şenliksin bahçemde bahar Ve soframda en eski şarap Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme müsterih ol Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.

Nedim - Kaside (Iydıyye Der-Teşekkür-i Dâmen-bûs-ı Hazret-i Sultân Ahmed Be-Emr-i Hümâyûn)

Resim
Sabâh-ı ıyd kim âlem olup feyziyle nûrânî Sadâ-yı kûs u şevket eyledi pür-çarh-ı gerdânı Sarây-ı şehriyâr-ı âlem oldu maşrık-ı ikbâl Gelüp hep hâk-bûsa devlet-i ulyânın erkânı Kuruldu taht-ı âlî-baht tarz-ı dil-pesend üzre Döşendi pîşgâha ol murassaʿ ferş-i hâkânî Hezâran zîb ü ziynet sad hezâran ferr ü şevketle Cülûs etdi çıkup dehrin şehenşâh-ı cihânbânı Yesârında durup şehzâdegân izz ü saʿâdetle Sipihr-i haşmetin her biri oldu mihr-i tâbânı Denür sâhib-kırânın çârdır yanında şemşîri Görüp şehzâdegânı anladım bu râz-ı pinhânı Muʿammer eylesin yavuz nazardan saklasın Mevlâ Ki onlardır binâ-yı izz ü şânın çâr erkânı Yemîninde dururdu hâtem-âsâ âsaf-ı ekrem Olup rûh-ı mücessem âlemin gûyâ nigehbânı Vezîr-i pür-himem Dâmâd İbrahîm Pâşâ kim Eder İbnü'l-Amîdi dergeh-i cûdunda derbânı Cenâb-ı sadr-ı aʿzam gûyiyâ tefsîridir onun Şehenşâh-ı cihân bir mushaf ammâ resm-i Osmânî Erişmiş olsa bu vakte Alî Şîr-i Nevâyî ger Olurdu ol hidîv-i ekremin bî-şübhe sekbânı Vezîr-i aʿzamın da izz ü dev...

Abdurrahim Karakoç - Bayramlar Bayram Ola - 1

Resim
Güneş yükselmeden kuşluk yerine Bir adam camiden döndü evine Oturdu sessizce yer minderine Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı... Eli öpüldükçe içi burkuldu Konuşmak istedi, dili tutuldu Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı Adam “he ya” dedi, gözü kapalı... Düşündü kış yakın, evde odun yok Tenekede yağ yok, çuvalda un yok Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını Adam “evet” dedi, sıktı dişini... Çalışsa ne iş var, ne cepte para Dağ oldu içinde büyüyen yara Dikti gözlerini karşı duvara Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı Adam “öyle” dedi, bağrında sızı... Döndürse yönünü herhangi dosta Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta Yıllar, aylar, günler erirken yasta Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı!..

Gültekin Samanoğlu - Her Şeyde Sen Vardın

Resim
Bir karanfil, bir yâsemin, bir ıtır; Bir yaprak üstünde parlayan damla, Velhâsıl, her şiir seni anlatır. İçim burkulur da o eski gamla, Dudaklarım titrer, gözlerim dolar; Ruha kurşun gibi çöken akşamla. Sanırım ki bahçelerde sesin var, Mehtap yine senin için doğacak, Seni anlatacak bütün şarkılar... Halbuki sen bir köşede en uzak Hayâllere dalıp kalmışsın öyle, Gözlerini kaldır, gözlerime bak: Seni fazla sevmek günah mı söyle! ...

Mithat Cemal Kuntay - Yurt Duyguları

Resim
I Düşmez yere hâşâ o, bizim bayrağımızdır. Bir fecr olarak doğmadadır her dağımızdan. Ay yıldız o mâzîdeki bir süstür, emîn ol, Âtîde güneşler doğacak bayrağımızdan. Altında yatarken de bizimdir yerin üstü, Bir kal’a olur toprağımız vecde gelir de, Dağlar, kayalar göğsümüz üstünde tepinse, Düşmanları biz râm ederiz kan kesilir de Deryaları kan, taşları bitmez kemik olsa. Bir son nefesin aynı olup bitse nesîmî. Ölmez bu vatan, farz-ı muhal, ölse de hattâ. Çekmez kürenin sırtı o tâbût-ı cesîmî. II Dedemiz kolları, biz taşları ettik teshîr, Kopdu mâzî, o karanlıktan örülmüş zincîr, Öyle hürrüz ki ne bir kavme, ne bir ferde esîr; Hürr olan başlara gök tâc oluyor, yer de serîr, Açtı târihi aşan, asrı geçen şanlı yolu Irkımın titremeyen tunç eli, âzâde kolu; Toprağın üstü de uğrunda ölenlerle dolu... Koptu mâzî, o mezarlardan örülmüş zincîr; Biz o kavmiz ki, ne bir kavma, ne bir ferde esîr! Gölgemiz sırtını asrın ezer, edvâra ...

Oyhan Hasan Bıldırki - Çanakkale Zaferi

Resim
Koca Seyit Seyit başka bir can Kahramanlık katına yükselmiş bir civan Bu topraklar üstünde gün batmasın diye Adı doğmadan deftere yazılmış bir kahraman Bebeler yetim kalmasın diye Yola düşmüş daha gün ağarmadan Seyit olmak, üstelik Koca Seyit olmak kolay mı? Önce yedi düvelin sırtını yere getireceksin Sonra adın deftere yazılacak Tarihe altın harflerle kazılacak Sayısız yiğitler arasında ünleneceksin Seyit olmak, üstelik Koca Seyit olmak kolay mı? Kınalı kuzuların eli tetikte Şükür hiçbirisi de umutsuz değil Analarının duası karışmış bülbül seslerine Düşman, adam görsün diye Vatan, vatan olur kahramanlarla Yükselir onların bıraktığı şanlarla Şafaktan önce gökte yıldız yıldız umutlar Zafer denilen şey bu kadar uzak mı? Ya da hangi dağın ardında saklı “Bismillah!” dedi Seyit önce, “Bismillah!” Zafer davulları güm güm yüreğinde Düşman karasığırcık alayları gibi gelsin isterse Yardımcımız Allah! Şafaktan önce gökte yıldız yıldız umutlar Şafaktan rengini almış bayraklar. Çamlıklı Seyit, sad...

Baki - Gazel (Hûrşîd-i ruhuñ kendüyi kim göstere cânâ)

Resim
Hûrşîd-i ruhuñ kendüyi kim göstere cânâ Minnet mi kalur mihr-i ziyâ-güstere cânâ Bir yirde ki pertev sala envâr-ı tecellî Hâcet mi kalur mihr ü meh-i envere cânâ Haşr ide mi bir yirde senüñle beni devrân Hasret kala mı yogsa dem-i mahşere cânâ Sen seng-dilüñ şol ki derûnında yir eyler  ‘Âlemde hemân sikke kazar mermere cânâ Zer saklamaya gonca-sıfat ‘âkil odur kim Gül gibi olan nakdi koya sâgare cânâ Ben şâh-nazar rind-i cihân aña direm kim Nergis gibi göz dikmeye sîm ü zere cânâ Tûtî gibi hoş nükteler ögretdi dehânuñ Bâkî gibi üstâd-ı suhan-pervere cânâ Redd olmaz o leblerden olan turma du’â kıl Dârâ-yı cihân Şâh-ı Ferîdün-fere cânâ  ---------- Mef'ûlü / mefâ’îlü / mefâ’îlü / fa’ûlün