Ana içeriğe atla

Nahit Övünç - Esat Kurt’u Anlatmak...


sabahlar şımarık çocuk gibi,çıkar ya omuzlarıma
nerelerde,nelerleyken bıkmadan aradıklarım
yürüyen duvar,yüz-dönmüş pencere,dar merdivenler
birde o saksılar,karşı balkondaki,çelimsiz saplar içlerinde
kurumuş dallarına bakıp kiraz ağacının
göçüp-gitmişti öbür cumalar,yaşadıklarım
son yaşadığımdı bu,son cuması aralığın...

yağmur yağıyordu hızlıdan
olmayan mutluluğu taşımaya kalkmış bana esat kurt
koşarak çıkıp merdivenleri kapımı çalmıştı
bira şişelerinin cıvıltılı şangırtıları zembilinde
gözlerinde uçuşan kıvılcımlarla giriverdi kapıdan...

sırtında küçülmüş siyap paltosu,biraz yüzü solgun
yıllar boyu bir defacık bile
merhaba esat nasılsın,demedi mutluluk bana
bardağa dolan biranın dalıp altın sarısına uzun-uzun
iki mısra okumuştu bir şiirinde yine
sildi elinin tersiyle köpükleri bıyıklarından

duman sokak, levent akşamlarında öylesine yılgın
tavada patates,bir kağıt birde tükenmez kalem
acıların boy attığı tek nüfuslu dünyasında
yalan sevdalara kırgın,insanlara kırgın
söke'ye,günlere,yollara kırgın,kırgın üniversitelisine
bir yolcu yalnızlık koridorunda,aranmaz,özlenmez
uzak uzak yüreği,kinin zehrinden,cinayetlerinden hıncın...

bir avuç tuzlu fıstık,biraz cips,biraz hardal
üç yumurta kırdık sahandaki sucuk dilimlerine
kederler,hasretler,bekleyişler içli şarkılarda
dumanı üstünde...uçurumlarımıza düşen yaralı kartal
sonra "yarım kalmış akşamüstü"şiirlerinden okudu esat
alnında derin çizgiler gırtlak gırtlağa
ne bir tek yalan,ne bir tek fesat
yetipte-artarak gerçekleri anlatmağa...

yaban giresun ikintilerinde
ekşimiş deniz kokulu rüzgarlar göğüsleyip
en çocuksu sevdalardan,sevinçlerden yoksun yaşamış
fındık bahçelerinde kahırlar süsleyip
kor düşürmüş ciğerlerine,bakışlarında ıslak mavi
tahtaya yapıştırılmış japon kağıtlarına
çizmemiş mahsun yüzünü onun luciana pelizzari
kendini kendi resimlemiş kaskatı toprağa,kurak
elindeki çubukla üstü budak budak...

nice yıllar ihtiyarlamış gencecik bedeninde
akmış çamurlu sular gibi özlem,sessiz ve derinden
bir ses,bir esinti beklemiş
söke'nin kapkara gürgenlerinden...

insan yutan caddelerde zamanlar uzatıp yürümüş
mektuplar,öyküler yazmış,aşk göklerce büyümüş
aç çocuğu,tarlayı,tohumu,toprağı,taşı
hatıralar anlatmış dağılan,kanayan,bitmiş,çürümüş
vahalar taşımış serapları silip yaldızsız imgelerle
çöl olmuş duyguların ateşten kumlarına
"bir gin olsun,merhaba esat nasılsın dememiş mutluluk"
bulmamış bir gülücük,eylül parklarında,kırlarda,çiçeklerde...

Nahit ÖVÜNÇ
Aralık'ın son cuması 1986-Kuzguncuk

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cho'lpon - Go'zal

Qorong‘u kechada ko‘kka ko‘z tikib, Eng yorug‘ yulduzdan seni so‘raymen. Ul yulduz uyalib, boshini bukib, Aytadir: men uni tushda ko‘ramen. Tushimda ko‘ramen – shunchalar go‘zal, Bizdan-da go‘zaldir, oydan-da go‘zal!

Peyami Safa - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Roman Özeti)

  Eserin Adı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Yazarı: Peyami Safa Yayınevi: Ötüken Yayınları Basım Tarihi: 1999 Eserin Konusu:  15 yaşındaki bir gencin kemik veremi hastalığa yakalanması sonucu hayata tutunma çabası. Romanın Özeti: Romanın 15 yaşındaki kahramanı 7 yaşından beri dizindeki tam olarak teşhis edilemeyen bir hastalıktan dolayı sıkıntılar çekmektedir. Hayatı hastane kapılarında, doktor önlerinde geçmiştir. Son olarak yapılan tetkikler sonucunda dizindeki rahatsızlığın “Kemik Veremi” olduğu anlaşılır. Bu hastalık hayatına veya bir bacağına mal olabilecek bir hastalıktır. Hal böyle iken doktorlar, eğer beslenmesine dikkat eder, heyecansız, sakin bir yaşam sürdürür, moralini yüksek tutarsa iyileşme ihtimalinin olduğunu söylerler.

Omon Matjon - Umr o'tar

Umr o'tar, vaqt o'tar, Xonlar o'tar, taxt o'tar, Omad o'tar, baxt o'tar, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sening yurishlaring, sening kulishlaring. Bahorda bog' na go'zal, Qor tushsa tog' na go'zal, Bu yoshlik chog' na go'zal, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan So'zsiz qarashlaring, holim so'rashlaring. Oy chiqar goh zaholi, Do'stlar ko'pdir vafoli, Hayot shundan safoli, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan Sokin so'zlashlaring, pinhon izlashlaring. Umr - yo'l, qayrilish ko'p, Uchrashish, ayrilish ko'p, Unutish, aytilish ko'p, Lekin hech qachon chiqmas yodimdan O'sha kulishlaring, o'sha kelishlaring... 1979